Bir Akademisyenimizin İfadeleri Üzerine…
Temmuz 29, 2017
Dünyanın En Büyük On Kömür Üretici Ülkesi
Ağustos 3, 2017

15 Haziran’da ABD Senatosu, İran’a yönelik yaptırımları içeren 722 numaralı ambargo planı içeriğindeki güncellemeleri %98’lik bir çoğunlukla onayladı.

Senatodan onay alan bu güncellemeler, özellikle Rusya’ya karşı yeni yaptırımları içerdiği gibi, aynı zamanda ABD başkanının ilgili yaptırımları esnetme imkanlarını da kısıtlıyor.

 

***

 

Bu güncelleme sayesinde ilgili yaptırımların kaldırılması yada ABD dış politikası ile ilgili bazı hamleler kapsamında talep edilecek bazı değişiklikler ancak kongre tarafından detaylı inceleme yapıldıktan sonra yürürlüğe girebiliyor. Ayrıca öncekilerden farklı olarak, yaptırım ve kısıtlamalar artık sadece Rusya sınırları içerisindeki faaliyetleri değil, Rusya’nın ilgili yurtdışı girişimlerini de kapsıyor. Yani bu kapsamda Rusya’nın uluslararası arenada %33 ortaklıktan fazla bir oranla yürüttüğü projelerdeki ticari mal transferleri, finansman desteği ve derin deniz – Arctic – ankonvansiyonel projeleri gibi yüksek teknolojik destek isteyen projeler nezdinde talep edebileceği hizmet alımları da sıkıntıya giriyor.

Peki bu gelişmeleri kısaca nasıl yorumlamak lazım?

  • Örneğin ABD’nin böyle bir aksiyon almasındaki neden ne olabilir?Cari açığını azaltmak için Katar Krizini tetikleyerek, silah satışını hızlandırmaya kadar varan hamleler yapan ABD, orta vadede dünyadaki en büyük LNG tedarikçisi olmanın planlarını yapıyor. Bu noktada hedeflediği en önemli pazar olan Avrupa’daki fiyat rekabetine kesinlikle giremeyeceği en büyük rakibi de tabiki Rusya! (Not: LNG’deki en büyük rakibi de KATAR!)
  • ABD bu hamlesi ile özellikle finansal ve teknik yaptırımlar ile Rusya’nın uzun vadede yeni projelerini geliştirememesini, finasal sıkıntılar yaşamasını, yatırımcı çekememesini, geliştirilmesi zor sahaları üretime alabilmek için teknoloji desteği bulamamasını hedefliyor. Bu sayede Rusya’nın üretiminin ve arz kapasitesinin doğal olarak düşeceğini öngörebiliyor.
  • Ayrıca Rusya’nın ulusararası arenada artan etkinliğinin, yeni yatırımlarının, askeri hamlelerinin, ABD’nin özellikle finansal sebeplerle etkinliğini azalttığı bölgelerdeki boşluğu doldurma girişimlerinin de bu sayede önüne geçebileceğini düşünüyor.
  • Özetle alınan bu aksiyonun arkasındaki en önemli nedenler olarak; ABD’nin Avrupa gaz piyasalarında Rusya ile rekabet etmek istemesi ve Rusya’nın artan bölgesel hakimiyetinin kırılması olarak görülebiliyor.

Bu gelişmelere AB nasıl yaklaşıyor?

  • Bu tarz bir yaptırım, AB için en ucuz gaz olan Rus gazının tedariğini orta ve uzun vadede etkileyeceğinden, (Ki kimse ucuzu varken, daha pahalıya gaz almak istemez.) AB bu girişimlere realitede sıcak bakmıyor. Negatif yaklaşımların ise arkasından genelde ABD çıkıyor
  • Ayrıca ABD’nin Rusya ile olan güç mücadelesinde sürekli AB’yi sıkıştıran politikalar izlemesi, devam eden ve AB’ye negatif etkilere sebep olan Ukrayna müdehalesi de AB’yi rahatsız ediyor.

Gaz ticaretinde hemen ciddi bir etki beklenebilir mi?

  • Mevcut gaz ticaretine hemen yansıyacak ciddi bir beklenti olacağı düşünülmüyor. Çünkü yaptırımlar mevcut gaz ticaretlerini içerimiyor. Zaten ABD’nin mevcut LNG tedarik kapasitesinin de çok düşük olduğu farkedilebiliyor. Bu paket özellikle Rusya’yı yavaş yavaş zayıflatmayı hedeflediğinden, ABD’nin gaz ihracat kapasitesi yükseldiğinde, yani daha uzun vadede sonuçlarını aşikar edecek gibi görülüyor.

Yakın gelecekte AB’ye gaz sağlayacak iki büyük proje olan Nord Stream2 ve Türk Akımı bu yaptırımlardan nasıl etkilenir?

  • Aslında iki projenin de finansman, hizmet tedariği, sigortalanma işlemleri gibi konularda biraz sıkıntı yaşayabileceği aşikardır.
  • Fakat özellikle Almanya piyasalarının vazgeçemeyeceği Nord Stream 2 ve 2. Fazı ile Balkanlar ve/veya İtalya piyasasını beslemesi düşünülen Türk Akımı projelerinin tedarik noktasında yerleri ivedilikle, aynı ekonomik koşullarla doldurulamayacağından, iki projenin de bir şekilde hayata geçeceği beklenmektedir.
  • Yani bazı aksaklıklara rağmen adımlar engellenemeyecektir.
  • Belki sadece Türk Akımı’nın 3. ve 4. Fazları bu yaptırımlardan etkilenebilecektir
  • Bu arada Rusya gerekli finansman ve sigorta desteği konusunda Çin gibi ülkeler ile daha da yakınlaşacaktır.

O zaman Türk Akımı İptal Olmayacak mı?

  • Türk Akımı’nın 1. Fazı zaten Türkiye’yi hedefliyor.
  • 2. Fazın Avrupa’ya gitmesi planlanıyor.
  • İlk fazının hatta ikinci fazının da iptal olmasının söz konusu olacağı pek muhtemel görülmüyor.
  • Boru hattı inşasında kullanılan bazı teşaronlar hizmet vermekten vazgeçse dahi her zaman başkaları bulunabiliyor.
  • Finansman desteği de Çin yada Katar gibi ülkelerden dahi sağlanabilir.
  • Yani boru Türk Akımı iptal olmayacak ve bir şekilde (aksamalar yaşanabilse de) inşasına devam edilecek gibi görülüyor
  • Sadece mevcut yaptırımlar istenilen düzeyde başarı ile uygulanabilir de, Rusya farklı önlemler ile üretimini istediği seviyelerde tutamaz ise, uzun vadede arz sıkıntısı yaşanabileceği öngörülebiliyor. Türk Akımı yada diğer projelerden yapılan tedariklerde ancak bu tarz bir sebepten kaynaklanan bir aksama uzun vadede gündeme gelebiliyor. Fakat bu kapsamda da alınabilecek birçok önlem olduğu tahmin edilebiliyor.

Bu süreç hangi global beklentileri doğuruyor?

  • Dünya ciddi bir dönüşüm ve yeni soğuk savaşlar yaşıyor. Ve mücadele daha uzun süre devam edeceğe benziyor.
  • Rusya’ya yatırımların azalması ve finansal yaptırımlar, gaz arzını etkileyebileceğinden; buna karşılık olarak, Rusya’nın Çin’e ve Şangay üyelerine daha fazla yakınlaşacağı öngörülebiliyor. Bu durumda güvenlik gerekçeleri ile de mecburen AB’nin ABD’ye daha fazla yanaşması bekleniyor.
  • Kısacası dünyayı daha fazla kutuplaşma ve kaos bekliyor.

Peki Türkiye bu durumda neler yapmalıdır?

  • Uzun vadede Rus gaz tedariğinde bazı sıkıntılar yaşanabileceği zaten önceden de bekleniyordu. Bu noktada; Rus gazına bağımlılığı azaltma noktasında başlanılan önlemlere devam edilmesi gerekmektedir.
  • Bu hamlede Türkiye’nin Rusya ile yakınlaşması ve S-400 füze sistemlerinin alınması gibi konularda da Türkiye’ye karşı bir hamle söz konusu. Türkiye’nin bunları dikkate alıp, yeni kaoslarda ortaya çıkabilecek fırsatları iyi değerlendirmesi önemlidir
  • Kutuplaşan dünyada iki kutbun da küresel hakimiyetinin anahtarı olan Türkiye’nin bu süreci çok iyi değerlendirmesi gerekiyor. (Bu konuda bknz: https://www.tespam.org/4157-2/)

Artan huzursuzluk, yeni yaptırımlar, gerilen ilişkiler ve gittikçe şekillenen Batı-Doğu kutuplaşması değişen dünya düzeni yaklaşımının ne kadar tutarlı olduğunu gözler önüne seriyor. Bazı açılardan olumsuz olarak etkilense de, cihanşümul hedeflere kenetlenen Türkiye’nin bu tarz geçiş süreçlerini iyi takip edip, doğru adımlarla kaosu lehine bir fırsat olarak çevirmesi gerekiyor.

Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan Akyener 1983 yılında Gönen’de doğmuştur. Eğitim hayatına Gönen Şehit Rahmi İlkokulunda başlamış ve orta okuldan itibaren, Gönen Anadolu Lisesi’nde devam etmiştir. 2001 yılında buradan mezun olduktan sonra, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)’nde Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği’nde lisans eğitimine başlamıştır. ODTÜ’de öğrenim gördüğü dönemde çok aktif bir öğrencilik hayatı geçiren Akyener, birçok sosyal projede görev almış, TESPAM’ı bir öğrenci kulübü olarak hayata geçirmiş, eş zamanlı olarak Anadolu Üniversitesi’nde İşletme alanında eğitim almaya başlamış, Gönen Jeotermal Kaynakları ile ilgili projeler hazırlamış ve birçok uluslararası ortamda konuşmacı olarak ülkesini ve kurucusu olduğu öğrenci kulüplerini temsil etmiştir. 2006 yılında ODTÜ Petrol ve Doğalgaz Mühendisliğinden, 2008 yılında ise Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun olmuştur. Aynı zamanda ODTÜ mezuniyeti sonrasında, Gönen Belediyesi’ne “Jeotermal Rezervuar Yönetimi” ve yüzey tesisleri alanında bir yıl boyunca danışmanlık hizmeti vermiştir. Bu süreçte de eş zamanlı olarak bir dış ticaret firmasında iş hayatına başlamıştır. 2006 yılı sonunda TPAO Yurtdışı Projeler Dairesi’nde Rezervuar Mühendisi olarak göreve başlayan Akyener, kurumun Azerbaycan, Libya, İran, Cezayir, Irak, Tunus, Kazakistan, Brezilya, Ukrayna, Suriye, Özbekistan, Türkmenistan, İngiltere, Rusya gibi birçok projesinde aktif görev almıştır. Ayrıca 2007 yılında ODTÜ Jeodezi ve Coğrafi Bilgi Sistemleri Bölümünde, uzaktan algılama ve CBS tabanlı sistemler alanında akademik çalışmalar yapmıştır. 2007 – 2009 yılları arasında TPAO’nun Libya Ofisinde teknik ihalelerin değerlendirilmesi kapsamında dönüşümlü olarak görev almıştır. 2010 – 2011 yılları arasında Ağrı Doğubayazıt İlçesinde (kısa dönem olarak) askerlik görevini tamamlamıştır. Askerlik sürecinde de, “Bölük İçi Kalite Çemberi” gibi bazı yeni uygulamaların hayata geçmesine vesile olmuştur. 2011 – 2014 yılları arasında TPAO’nun Azerbaycan ofisine, ilgili bütün projelerden sorumlu Teknik Müdür olarak atanmış ve TPAO’yu ilgili uluslararası ortamlarda temsil etmiştir. 2014 – 2018 yılları arasında, TPAO’nun Merkez Ofisinde Yurtdışı Projeler ve İş Geliştirme alanında danışmanlık görevini sürdürmüştür. Ayrıca Azerbaycan’dan Türkiye’ye dönüş yaptıktan sonra, 2015 yılında, bir öğrenci kulübü olarak başlattığı TESPAM’ı bir düşünce kuruluşu olarak yeniden aktive etmiş ve TESPAM bünyesinde birçok uluslararası çalışma ve projeye imza atmıştır. 50’den fazla makalesi, yüzlerce köşe yazısı, onlarca röportajı farklı ortamlarda yayınlanmış ve ulusal, uluslararası arenada beğeni kazanmıştır. TESPAM bünyesinde çıkartılan “Energy Policy Turkey” ve “Turkish Journal of Energy Policy” dergilerinin yazarı ve imtiyaz sahibidir. “Enerji Panorama” ve “Yerli Düşünce” dergilerinde de köşe yazarlığı yapmakta, TESPAM’ın başkanlığını, TENVA’nın yönetim kurulu üyeliğini ve Kıbrıs Bahçeşehir Üniversitesi Deniz Hukuku Uygulamaları Araştırma Merkezi’nin de danışmanlar kurulu üyeliğini sürdürmektedir. Köklerine bağlı, şehirlileşme üzerine kurulan bir medeniyet tasavvurunu hayata geçirme gayesiyle faaliyet gösteren; “Cuma Ağacı” derneğinin ise kurucu başkanıdır. Farklı alanlarda kaleme aldığı (“Peygamber Ordusunda Askerlik”, “Cuma Rüzgarı”, “Bizim Halep: Enerji Harekatı”, “Doğu Akdeniz Gaz Politikaları”, “Enerji-Güvenlik-Siyaset Boyutlarıyla Suriye İç Savaşı”, “Türk-İslam Dünyasında Enerji Birliği” ve “Yeni Türkiye Vizyonunu Taşıyan Örnek Bir Belediyecilik Anlayışı” isimlerinde) 7 adet kitabı bulunan Akyener, 2016 yılında Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde İşletme alanında yüksek lisans programını tamamlamıştır. 2017 yılında ise Polis Akademisi’nde Uluslararası Güvenlik alanında başladığı ve tamamlanmak üzere olan akademik çalışmalarına ek olarak, hukuk ve uluslararası ilişkiler alanlarında da farklı üniversitelerde eğitimine devam etmektedir. Bugüne kadar birçok uluslararası ortamda ülkesini temsil eden, ulusal ve uluslararası basın kuruluşlarına mülakatlar veren, yerine göre manşetlerde yer alan ve ülkesinin enerji politikalarının belirlenmesinde önemli katkılar ortaya koyan Akyener, Cumhurbaşkanlığı makamına özel olarak hazırlanan “Ulusal Güvenlik Yapılanması” ve “Devlet E-Hafıza” gibi proje gruplarında da yer almıştır. Çok iyi derece İngilizce bilen Akyener, evli ve üç çocuk babasıdır.

Bir cevap yazın

%d blogcu bunu beğendi: