Akdeniz & Karadeniz’de Petrol Aramak Ne Anlama Gelir?-2
Mart 12, 2017
Uzay’a Enerjiden Bakmak
Mart 16, 2017

Akdeniz & Karadeniz’de Petrol Aramak Ne Anlama Gelir?-3

AKDENİZ & KARADENİZ’DE PETROL ARAMAK (SÖYLEMİN İÇİNİ DOLDURMAK)

Oğuzhan AKYENER

Rumlar ve bazı Batı sevici Türkler tarafından, Sn. Berat Albayrak’ın ilgili söyleminin nasıl anlaşıldığı ve yorumlandığı daha önceki köşe yazılarında ifade edilmişti.

Peki, bahsi geçen söylemin içi milli bir bakış açısıyla nasıl doldurulmalıdır?

Yani Türkiye bu söylemi bir enerji politikası olarak değerlendirir ise, hangi adımları atmalıdır?

İlgili Adımları Atmadan Önce Sahip Olmamız Gerekenler:

Öncelikle söylemin içeriğini dolduracak adımları atmadan, derin deniz petrol&gaz arama projelerini yürütebilmek için bazı imkanlara sahip olmak gerekmektedir. Bunlar başlıca:

  • İlgili operasyonları yürütebilecek altyapı ve tecrübeye sahip kurumlar,
  • Sismik, sondaj, test vb. işlevleri yapabilecek ekipmanlar,
  • Finansal imkanlar,
  • Kendi deniz alanlarımız içerisinde yer alan faaliyetler için uygun mevzuatlar,
  • Diğer ülkelerin deniz alanlarında varlık göstermek için, ilgili ülkelerin talep ettiği şartları taşıyabilmektir.

Bu imkanlara sahip olma noktasında, sismik gemiler dışındaki tüm maddelerde eksikliklerimiz olduğu bilinmektedir. Fakat yine de, uygun hamleler neticesinde kurulabilecek yabancı ortaklıklar ile bu eksiklikler giderilebilecektir.

Bu kapsamda, ilgili batılı şirketler ile olduğu gibi, Çin ve Rus menşeili şirketler ile de ortaklıklar yapılması mümkün olabilecektir. Ayrıca bu ortaklıklar yapılırken, Türkiye’nin Suriye ya da diğer coğrafyalardaki çıkarları da müzakere masalarında gündeme getirilebilecektir. Yani Türkiye bu alanda attığı adımları ve yaptığı ortaklıkları, diğer alanlardaki çıkarları için de kullanabilecektir.

Akdeniz’e Odaklanırsak:

Akdeniz’de öncelikli hedefimiz haliyle kendi deniz alanlarımız olmalıdır. Bu alanlardan da ilk odaklanılması gereken kısımlar, Rumlar tarafından gasp edilerek, yabancı şirketlere verilen ruhsat alanları olmalıdır. Böyle bir hamle birçok dengeyi değiştirecektir.

Sonraki adımlarda da sırası ile,

  • ihale sürecine giren Lübnan deniz alanlarındaki arama ruhsatlarına, kurulacak yabancı ortaklıklar ile girilmesi,
  • diğer potansiyel deniz alanlarımızda da aramacılık faaliyetlerine girilmesi,
  • Filistin’deki Gazze Deniz Sahasının geliştirilmesi,
  • Libya – Tunus ve Cezayir’de bazı projelerin değerlendirilmesi söz konusu olabilecektir.

Karadeniz’e Odaklanırsak:

Karadeniz’de her ne kadar önemli yatırımlar yapılarak, bazı arama projeleri yürütülmüş ise de, Bulgaristan ve Romanya’daki keşifler ve ilgili bölgelerde yapılan sismik çalışmalardaki farklı yorumlar göstermektedir ki, halen ümitler tükenmemiştir. Potansiyel ihtiva eden alanlar mevcuttur.

Her ne kadar bu alanlardaki derin sularda yapılacak aramacılık faaliyetleri yüksek maliyetli olsa da, kurulabilecek ortaklıklar ile risk paylaştırılabilecek ve aramacılık hız kazanacaktır. Ayrıca Türkiye’nin sürekli işletebileceği bir yüzer sondaj platfomuna sahip olması, hem maliyetleri düşürerek, platformun yatırım maliyetini bedavaya getirmesini hem de bu alandaki tecrübesini arttırmasını sağlayacaktır. Yani Akdeniz ve Karadeniz’de bir aramacılık hamlesine giriliyor ise, artık bir yüzer sondaj platformunun satın alınması gerekmektedir.

Tüm bunların yanı sıra, Karadeniz’de yer alan metan-hidrat kaynaklarının da değerlendirilmesi alanında çalışmalar, ülkeye yeni bir bakış açısı ve prestij kazandırabilecektir.

Sonuç olarak, Karadeniz ve Akdeniz’de petrol & gaz aramacılığına girilmesi söylemi yerinde ve önemli bir yaklaşımı ifade etmektedir. İçi doldurulduğunda, Türkiye’nin bölgesel hamlelerini şekillendirebilecek bir pozisyonun yakalanmasına ön ayak olabilecek bir girişimdir. Bu konuda her ne kadar eksiklerimiz olsa da, bu eksikliklerimiz bazı ortaklıklar ile giderilebilecektir. Bu ortaklıklar da hem ülkemizin etkinliğini arttıracak hem de ilgili kurumlarımızın güçlenmesini sağlayacaktır.

Türkiye’nin nihayet uzak tutulmaya çalışıldığı, petrol ve gaz alanına eğileceğini ifade eden bu gibi söylemler akıbetimiz açısından çok önemlidir.

Çünkü dünyada hakim olmak isteyen Yeni Türkiye’nin, bu niyetini gerçekleştirebilmesinin anahtarı öncelikle medeniyet coğrafyasında etkin olmasıdır. Medeniyet coğrafyasındaki etkinliğinin anahtarı da, petrol ve doğalgazdır.

Enerji Bakanlığımızın;

  • yerli enerjinin genel denklemdeki payının arttırılması,
  • kömür & yenilenebilir enerji alanlarındaki destek ve girişimleri,
  • doğalgaz depolama alanındaki hamleleri akabinde;

aslında en önemli gündem maddemiz olması gereken petrol & gaz konularına da odaklanmaya başlaması, Yeni Türkiye’nin parlak akıbeti konusunda ümitlerin daha fazla yeşermesine vesile olmaktadır.

Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan Akyener 1983 yılında Gönen’de doğmuştur. Eğitim hayatına Gönen Şehit Rahmi İlkokulunda başlamış ve orta okuldan itibaren, Gönen Anadolu Lisesi’nde devam etmiştir. 2001 yılında buradan mezun olduktan sonra, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)’nde Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği’nde lisans eğitimine başlamıştır. ODTÜ’de öğrenim gördüğü dönemde çok aktif bir öğrencilik hayatı geçiren Akyener, birçok sosyal projede görev almış, TESPAM’ı bir öğrenci kulübü olarak hayata geçirmiş, eş zamanlı olarak Anadolu Üniversitesi’nde İşletme alanında eğitim almaya başlamış, Gönen Jeotermal Kaynakları ile ilgili projeler hazırlamış ve birçok uluslararası ortamda konuşmacı olarak ülkesini ve kurucusu olduğu öğrenci kulüplerini temsil etmiştir. 2006 yılında ODTÜ Petrol ve Doğalgaz Mühendisliğinden, 2008 yılında ise Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun olmuştur. Aynı zamanda ODTÜ mezuniyeti sonrasında, Gönen Belediyesi’ne “Jeotermal Rezervuar Yönetimi” ve yüzey tesisleri alanında bir yıl boyunca danışmanlık hizmeti vermiştir. Bu süreçte de eş zamanlı olarak bir dış ticaret firmasında iş hayatına başlamıştır. 2006 yılı sonunda TPAO Yurtdışı Projeler Dairesi’nde Rezervuar Mühendisi olarak göreve başlayan Akyener, kurumun Azerbaycan, Libya, İran, Cezayir, Irak, Tunus, Kazakistan, Brezilya, Ukrayna, Suriye, Özbekistan, Türkmenistan, İngiltere, Rusya gibi birçok projesinde aktif görev almıştır. Ayrıca 2007 yılında ODTÜ Jeodezi ve Coğrafi Bilgi Sistemleri Bölümünde, uzaktan algılama ve CBS tabanlı sistemler alanında akademik çalışmalar yapmıştır. 2007 – 2009 yılları arasında TPAO’nun Libya Ofisinde teknik ihalelerin değerlendirilmesi kapsamında dönüşümlü olarak görev almıştır. 2010 – 2011 yılları arasında Ağrı Doğubayazıt İlçesinde (kısa dönem olarak) askerlik görevini tamamlamıştır. Askerlik sürecinde de, “Bölük İçi Kalite Çemberi” gibi bazı yeni uygulamaların hayata geçmesine vesile olmuştur. 2011 – 2014 yılları arasında TPAO’nun Azerbaycan ofisine, ilgili bütün projelerden sorumlu Teknik Müdür olarak atanmış ve TPAO’yu ilgili uluslararası ortamlarda temsil etmiştir. 2014 – 2018 yılları arasında, TPAO’nun Merkez Ofisinde Yurtdışı Projeler ve İş Geliştirme alanında danışmanlık görevini sürdürmüştür. Ayrıca Azerbaycan’dan Türkiye’ye dönüş yaptıktan sonra, 2015 yılında, bir öğrenci kulübü olarak başlattığı TESPAM’ı bir düşünce kuruluşu olarak yeniden aktive etmiş ve TESPAM bünyesinde birçok uluslararası çalışma ve projeye imza atmıştır. 50’den fazla makalesi, yüzlerce köşe yazısı, onlarca röportajı farklı ortamlarda yayınlanmış ve ulusal, uluslararası arenada beğeni kazanmıştır. TESPAM bünyesinde çıkartılan “Energy Policy Turkey” ve “Turkish Journal of Energy Policy” dergilerinin yazarı ve imtiyaz sahibidir. “Enerji Panorama” ve “Yerli Düşünce” dergilerinde de köşe yazarlığı yapmakta, TESPAM’ın başkanlığını, TENVA’nın yönetim kurulu üyeliğini ve Kıbrıs Bahçeşehir Üniversitesi Deniz Hukuku Uygulamaları Araştırma Merkezi’nin de danışmanlar kurulu üyeliğini sürdürmektedir. Köklerine bağlı, şehirlileşme üzerine kurulan bir medeniyet tasavvurunu hayata geçirme gayesiyle faaliyet gösteren; “Cuma Ağacı” derneğinin ise kurucu başkanıdır. Farklı alanlarda kaleme aldığı (“Peygamber Ordusunda Askerlik”, “Cuma Rüzgarı”, “Bizim Halep: Enerji Harekatı”, “Doğu Akdeniz Gaz Politikaları”, “Enerji-Güvenlik-Siyaset Boyutlarıyla Suriye İç Savaşı”, “Türk-İslam Dünyasında Enerji Birliği” ve “Yeni Türkiye Vizyonunu Taşıyan Örnek Bir Belediyecilik Anlayışı” isimlerinde) 7 adet kitabı bulunan Akyener, 2016 yılında Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde İşletme alanında yüksek lisans programını tamamlamıştır. 2017 yılında ise Polis Akademisi’nde Uluslararası Güvenlik alanında başladığı ve tamamlanmak üzere olan akademik çalışmalarına ek olarak, hukuk ve uluslararası ilişkiler alanlarında da farklı üniversitelerde eğitimine devam etmektedir. Bugüne kadar birçok uluslararası ortamda ülkesini temsil eden, ulusal ve uluslararası basın kuruluşlarına mülakatlar veren, yerine göre manşetlerde yer alan ve ülkesinin enerji politikalarının belirlenmesinde önemli katkılar ortaya koyan Akyener, Cumhurbaşkanlığı makamına özel olarak hazırlanan “Ulusal Güvenlik Yapılanması” ve “Devlet E-Hafıza” gibi proje gruplarında da yer almıştır. Çok iyi derece İngilizce bilen Akyener, evli ve üç çocuk babasıdır.

Bir cevap yazın

%d blogcu bunu beğendi: