İsrail’in Dillendirilmeyen Planı
Mayıs 9, 2017
Akdeniz – Karadeniz Petrol Aramacılığı Üzerine
Mayıs 9, 2017

Bir İsrail Yetkilisinin Açıklamaları Üzerine

Türkiye’nin Akdeniz’de hidrokarbon aramacılığı hamlesinin uluslararası yankıları halen devam etmektedir. Bu yankılara bir de bu hamleyi gayet yerinde ve olumlu karşıladığını ifade eden İsrail’li yetkililerin de yaptıkları açıklamalar eklenmiştir.

İsrail Enerji Bakanlığı direktörü Shaul Meridor’un yaptığı açılamada,

  • Türkiye’nin Akdeniz’deki aramacılık faaliyetlerini desteklediklerini,
  • Bu sayede bölgenin öneminin ve teknik açıdan bilinirliğinin artacağını,
  • Teknik bilinirliğinin artamasının kendileri açısından da faydalı olacağını,
  • Türkiye’nin olası bir keşif yapması durumunda, kendi tecrübeleri ile yanlarında olacaklarını,
  • İsrail’den Türkiye’ye gaz ihracatı konusunda da fiyat ve miktarlar üzerinde görüştüklerini,
  • EastMed ya da Mısır’a gaz sevkiyatı ile ilgili fikirlerin Türkiye opsiyonuna bir rakip olmadığını

ifade etmiştir.

Peki bu söylemlerin arkasındaki hakikat nedir? Maddeler halinde değerlendirilirse;

  • Türkiye’nin Güney Kıbrıs tarafından Kuzey Kıbrıs’ın ihlal edilen deniz alanlarını savunmak için birkaç yıl önce yaptığı hamlelerde askeri olarak karşı karşıya geldiği taraf İsrail’di. Sonraki süreçte hem İsrail hem de Türkiye için bölgede hiçbir şey değişmedi. Türkiye bundan sonraki süreçte de Kuzey Kıbrıs’ın deniz alanlarını müdafaa etmekten geri durmayacağına göre, acaba İsrail Güney Kıbrıs’ı müdafaa etmekten mi vazgeçti?
  • Türkiye’nin ilgili çalışmaları bölgenin jeolojik ve jeofizik altyapısının bilinirliğinin arttırılması için faydalı olacaktır. Fakat bu bilgiler hem ticari olarak gizli bilgi statüsünde olacak, hem de İsrail’in ilgilendiği kendi deniz alanlarının dışında olacaktır. Yani bu bilgiler farklı bir havzada yer alan İsrail deniz alanları için çok da fazla bir anlam ifade etmeyecektir. Türkiye’nin çalışmalarının ve olası bir keşfin, bölgenin önemini arttıracağı ve bunu İsrail’in de istediği konusuna gelince: Türkiye’nin olası bir keşfi ile gaz ithalat talebi azalacak ve bu belki de orta vadede ilgili bütün Doğu Akdeniz kaynakları ile Türkiye’nin bir market olarak ilgilenmemesi anlamına gelecektir. Yani bu durumu da sürekli Türkiye’ye gaz satacaklarını vurgulayan İsrail istemeyecektir.
  • Türkiye’nin olası bir keşif yapması durumunda, muhtemelen farklı bir havzada ve farklı koşullarda olabilecek bir yapı için, pek de fazla ilişkili olmayan İsrail’in sahalarından alacağı detay bilgiye ya da İsrail’in pek de yeterli olmayan deniz tecrübesinden faydalanmaya ihtiyacı bulunmamaktadır. Ayrıca böyle bir tecrübe paylaşımında, tecrübe aktarmaya hevesli olan tarafın da karşı tarafın verilerine ulaşacağı gerçeği, zaten çok da ihtiyaç duyulmayan bu paylaşımı ticari ve siyasi olarak da mantıksız hale getirecektir. Bu durum sadece Kuzey Kıbrıs’ın deniz alanları içerisinde olan Afrodit sahasını Türkiye’nin işletmesi durumu söz konusu olur ise mantıklıdır. Bu seçeneğe de İsrail’li yetkililerin sıcak bakacağı şüphelidir.
  • Uzun süredir TESPAM bünyesinde dillendirilen, İsrail’in tüketim ve keşfedilen sahalarının üretim projeksiyonları karşılaştırıldığında, ciddi miktarda bir ihracat potansiyeli bulunmamaktadır. Bu dengeleri ancak yeni büyük keşifler ya da ithalat yaparak, ihracat kapasitesi oluşturmak değiştirecektir. Bu noktada en olası seçenek; Afrodit sahasının İsrail tarafından geliştirilerek, Leviathan sahası tesislerinden İsrail’e satılması ve bu sayede fazladan ihraç kapasitesi elde edilebilmesidir. Bu durumda sadece belli bir dönem için 3 milyar m3/yıl civarında sabit olabilen İsrail gaz ihraç potansiyelinin 10 milyar m3’ler seviyelerine çıkabileceği öngörülebilmektedir. Aksi taktirde sadece 3 milyar m3/yıl’lık bir kapasite için Türkiye’ye bir deniz boru hattı inşa etmek pek de tutarlı gözükmemektedir. Yani yapılan kurguların arkasında farklı planların olduğu anlaşılabilmektedir. Diğer opsiyonlar da dikkate alınırsa, İsrail’in fark edilebilen en somut hedefi;
    • Kuzey Kıbrıs’ın da hakkı olan Afrodit sahasını illegal olarak geliştirerek, Leviathan sahası üzerinden üretime almak,
    • Buradan üreteceği gazı gayet makul fiyatlara satın almak,
    • Satın aldığı gaz ile kendi iç piyasasını beslemek,
    • Bu sayede ihraç potansiyelinde plato seviyesinde 7 milyar m3/yıl’lık bir artış elde ederek, bu hacmi de Türkiye’ye satmak

olduğu fark edilebilmektedir.

Bu seçenek her ne kadar hem Türkiye, hem İsrail, hem de Güney Kıbrıs tarafından faydalı gözükse de, genel anlamda Türkiye’nin bölgedeki ali menfaatleri ile çelişmektedir. Yani elindeki imkanlar, Türkiye’nin ilgili pazarlık süreçlerini çok daha fazla uzatarak, istediğini almasını sağlaması için yeterlidir. Çünkü dolaylı olarak Türkiye olmadan, Afrodit zaten geliştirilemeyecektir. Bu konuda algı oluşturulmak amaçlı dillendirilen Mısır ve EastMed opsiyonları ise tutarlı değildir.

  • İlgili yetkilinin söylemlerinden sadece EastMed ya da Mısır opsiyonlarının Türkiye seçeneğine rakip olmadığı hususu gerçekçidir. Çünkü EastMed’de Mısır opsiyonu da uygulanabilir gözükmemektedir. Mısır opsiyonu çerçevesinde; Mısır’da İsrail’den gelecek fazla gazı ihraç edecek boş LNG kapasitesi bulunmayacaktır. EastMed boru hattı da, üretim & taşıma maliyetleri karşısında Avrupa piyasa fiyatları dikkate alındığında ekonomik olarak uygulanabilecek bir proje değildir. Yani bu iki seçenek de algı oluşturmak ve İsrail’in pazarlık süreçlerinde elini güçlendirmek için kullanılmaktadır.

Sonuç olarak İsrail algı operasyonlarına devam etmektedir. TESPAM bünyesindeki çalışmalarda yukarıda bahsedilen yorumların hepsinin teknik detay ve sebeplerine ulaşılabilecektir.

Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan Akyener 1983 yılında Gönen’de doğmuştur. Eğitim hayatına Gönen Şehit Rahmi İlkokulunda başlamış ve orta okuldan itibaren, Gönen Anadolu Lisesi’nde devam etmiştir. 2001 yılında buradan mezun olduktan sonra, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)’nde Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği’nde lisans eğitimine başlamıştır. ODTÜ’de öğrenim gördüğü dönemde çok aktif bir öğrencilik hayatı geçiren Akyener, birçok sosyal projede görev almış, TESPAM’ı bir öğrenci kulübü olarak hayata geçirmiş, eş zamanlı olarak Anadolu Üniversitesi’nde İşletme alanında eğitim almaya başlamış, Gönen Jeotermal Kaynakları ile ilgili projeler hazırlamış ve birçok uluslararası ortamda konuşmacı olarak ülkesini ve kurucusu olduğu öğrenci kulüplerini temsil etmiştir. 2006 yılında ODTÜ Petrol ve Doğalgaz Mühendisliğinden, 2008 yılında ise Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun olmuştur. Aynı zamanda ODTÜ mezuniyeti sonrasında, Gönen Belediyesi’ne “Jeotermal Rezervuar Yönetimi” ve yüzey tesisleri alanında bir yıl boyunca danışmanlık hizmeti vermiştir. Bu süreçte de eş zamanlı olarak bir dış ticaret firmasında iş hayatına başlamıştır. 2006 yılı sonunda TPAO Yurtdışı Projeler Dairesi’nde Rezervuar Mühendisi olarak göreve başlayan Akyener, kurumun Azerbaycan, Libya, İran, Cezayir, Irak, Tunus, Kazakistan, Brezilya, Ukrayna, Suriye, Özbekistan, Türkmenistan, İngiltere, Rusya gibi birçok projesinde aktif görev almıştır. Ayrıca 2007 yılında ODTÜ Jeodezi ve Coğrafi Bilgi Sistemleri Bölümünde, uzaktan algılama ve CBS tabanlı sistemler alanında akademik çalışmalar yapmıştır. 2007 – 2009 yılları arasında TPAO’nun Libya Ofisinde teknik ihalelerin değerlendirilmesi kapsamında dönüşümlü olarak görev almıştır. 2010 – 2011 yılları arasında Ağrı Doğubayazıt İlçesinde (kısa dönem olarak) askerlik görevini tamamlamıştır. Askerlik sürecinde de, “Bölük İçi Kalite Çemberi” gibi bazı yeni uygulamaların hayata geçmesine vesile olmuştur. 2011 – 2014 yılları arasında TPAO’nun Azerbaycan ofisine, ilgili bütün projelerden sorumlu Teknik Müdür olarak atanmış ve TPAO’yu ilgili uluslararası ortamlarda temsil etmiştir. 2014 – 2018 yılları arasında, TPAO’nun Merkez Ofisinde Yurtdışı Projeler ve İş Geliştirme alanında danışmanlık görevini sürdürmüştür. Ayrıca Azerbaycan’dan Türkiye’ye dönüş yaptıktan sonra, 2015 yılında, bir öğrenci kulübü olarak başlattığı TESPAM’ı bir düşünce kuruluşu olarak yeniden aktive etmiş ve TESPAM bünyesinde birçok uluslararası çalışma ve projeye imza atmıştır. 50’den fazla makalesi, yüzlerce köşe yazısı, onlarca röportajı farklı ortamlarda yayınlanmış ve ulusal, uluslararası arenada beğeni kazanmıştır. TESPAM bünyesinde çıkartılan “Energy Policy Turkey” ve “Turkish Journal of Energy Policy” dergilerinin yazarı ve imtiyaz sahibidir. “Enerji Panorama” ve “Yerli Düşünce” dergilerinde de köşe yazarlığı yapmakta, TESPAM’ın başkanlığını, TENVA’nın yönetim kurulu üyeliğini ve Kıbrıs Bahçeşehir Üniversitesi Deniz Hukuku Uygulamaları Araştırma Merkezi’nin de danışmanlar kurulu üyeliğini sürdürmektedir. Köklerine bağlı, şehirlileşme üzerine kurulan bir medeniyet tasavvurunu hayata geçirme gayesiyle faaliyet gösteren; “Cuma Ağacı” derneğinin ise kurucu başkanıdır. Farklı alanlarda kaleme aldığı (“Peygamber Ordusunda Askerlik”, “Cuma Rüzgarı”, “Bizim Halep: Enerji Harekatı”, “Doğu Akdeniz Gaz Politikaları”, “Enerji-Güvenlik-Siyaset Boyutlarıyla Suriye İç Savaşı”, “Türk-İslam Dünyasında Enerji Birliği” ve “Yeni Türkiye Vizyonunu Taşıyan Örnek Bir Belediyecilik Anlayışı” isimlerinde) 7 adet kitabı bulunan Akyener, 2016 yılında Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde İşletme alanında yüksek lisans programını tamamlamıştır. 2017 yılında ise Polis Akademisi’nde Uluslararası Güvenlik alanında başladığı ve tamamlanmak üzere olan akademik çalışmalarına ek olarak, hukuk ve uluslararası ilişkiler alanlarında da farklı üniversitelerde eğitimine devam etmektedir. Bugüne kadar birçok uluslararası ortamda ülkesini temsil eden, ulusal ve uluslararası basın kuruluşlarına mülakatlar veren, yerine göre manşetlerde yer alan ve ülkesinin enerji politikalarının belirlenmesinde önemli katkılar ortaya koyan Akyener, Cumhurbaşkanlığı makamına özel olarak hazırlanan “Ulusal Güvenlik Yapılanması” ve “Devlet E-Hafıza” gibi proje gruplarında da yer almıştır. Çok iyi derece İngilizce bilen Akyener, evli ve üç çocuk babasıdır.

Bir cevap yazın

%d blogcu bunu beğendi: