Müzakere Edilen ”Bizim Kıbrıs” & Enerji
Ocak 13, 2017
Cenevre Bitti & Tehlike Devam Ediyor
Ocak 17, 2017

“Bizim Kıbrıs” İçin Yeni Bir Çözüm Önerisi

Cenevre’de Kıbrıs müzakereleri sürerken, tabii bu arada Rumların arsız toprak taleplerinin, şükür ki Türk tarafınca kabul edilmediği haberleri gelirken, bir çözüm önerisi de biz ortaya koyalım istedik.

Lütfen okuyalım!

Bilindiği gibi biz dostluğu samimi ve düşmanlığı şiddetli bir milletiz. Bununla birlikte düsturumuz gereği barışı destekleriz.

Peki barış olsun!

Barış noktasında Batı bloğunun öncelikli istekleri nelerdir?

  • Rusya’nın Akdeniz’de artan hakimiyeti engellensin.
  • Türkiye’nin hakkı olan fakat Güney Kıbrıs Rum Kesimi tarafından bu hak gasp edilerek, kağıt üzerinde ABD’li, İtalyan, Fransız ve Norveç’li şirketlere verilen ruhsat alanlarında, bu şirketler faaliyetlerine devam etsin.
  • Türkiye NATO, ABD, AB ile ilişkilerini düzeltsin.
  • Kıbrıs adasında Batı Bloğu için bir güvenlik riski olmasın.
  • Kıbrıs civarında keşfedilecek yada Afrodit gibi keşfedilmiş potansiyel yapılar üretime alınarak, sorunsuz bir şekilde Türkiye’ye, oradan da AB’ye nakledilsin.
  • Bölge kendilerinin askeri kontrolü altında olsun.
  • Belki son olarak da; adadaki şımarık din kardeşleri olan Rumlara yönelik bir tehtid oluşmasın.

Hepsine tamam! Fakat onların istedikleri şekilde değil!

Peki Nasıl?

  • Bütün Kıbrıs Türkiye’ye bağlanacak.
  • Orada yaşayan bütün halkın huzurunu-refahını-sıkıntılarını Türkiye üstlenecek.
  • Orada haliyle sadece Türkiye’nin askerleri bulunabilecek.
  • Çok istenirse, Türkiye kendi bünyesinde askeri üsler kurmasına izin verdiği gibi, NATO ve ABD’ye de Kıbrıs’da askeri üsler kurma izni verebilecek.
  • Çok arzu edilirse, oradaki Rum kardeşlerini mağdur etmemek için, Türkiye de AB’ye alınabilecek.

Tabii!

Madem bir barış yapıyoruz ve müttefik olmaktan bahsediyoruz:

  • Bütün Batı bloğu (ABD, İngiltere, AB, İsrail) öncelikle Türkiye’yi tehdit eden FETÖ-YPG-PYD-PKK-DAEŞ gibi terör örgütlerine verdikleri desteği kesecek.
  • FETÖ elebaşısını derhal Türkiye’ye iade edecek.
  • Türkiye’nin medeniyet coğrafyasında atacağı adımlarda Türkiye’ye de danışacak.
  • Sürekli uyguladığı psikolojik ve ekonomik tacizlerden vazgeçecek.
  • NATO, BM gibi gruplarda Türkiye’nin, bütün medeniyet coğrafyasını temsil etmesini ve sürekli daimi üyelerden olmasını kabul edecek.

Bu durumda Türkiye’nin Kıbrıs’ı da kendisine almasından sonra yeni kıta sahanlığı aşağıdaki haritadaki gibi olacak:

Harita1: Kıbrıs Türkiye’nin Olduktan Sonra Yeni Kıta Sahanlığı

Not: Kıbrıs Türkiye’ye katıldıktan sonra, yukarıdaki haritadaki tüm kırmızı alanlar Türkiye’nin kıta sahanlığına girmiş olacaktır. İlgili alanın güney ucundaki turuncu gibi alanlar ise GKRK’nin yukarıda bahsedilen yabancı şirketlere haksız olarak kağıt üzerinde pertol&gaz aramacılığı için tahsis ettiği alanlardır.

Bunlar yapıldıktan sonra, gelelim yeniden Kıbrıs barış süreciyle ilgili yukarıda tamam dediğimiz hususlara:

  1. Böyle bir kurgu da zaten Rusya’nın Akdeniz’deki etkisi zayıflayacak. Hatta Orta Doğu’da dahi etkinliği kalmayacak.
  2. Yeni kıta sahanlığı dikkate alınınca, Türkiye Rumların verdiği lisansların hiçbirini iptal etmeyecek. Sadece aynı şirketlerle anlaşmaları kendi adına yenileyecek. Hatta bunun da ötesinde batılı petrol şirketlerine (özellikle Trump’ın yeni dış işleri bakanının CEO’su olduğu EXXON gibi firmalara) yeni haritada görülen Türkiye’ye ait neresi varsa, istedikleri alanlarda arama ruhsatı verebilecek. (Yeterki gelsinler, yatırım yapsınlar, bulsunlar, üretsinler, hem kendilerine hem de bize kazandırsınlar.)
  3. ABD, NATO, AB, BM gibi batılı ülke ve birlikler ile zaten Türkiye’nin arası düzelmiş olacak.
  4. Ada kendi halinde zayıf ve içten ihtilaflı bir cumhuriyetçik olacağına, güçlü ve müttefik Türkiye’nin bir parçası olduğunda Batı bloğu için daha az riskli bir yer haline gelecek.
  5. Afrodit’in yanı sıra, diğer tüm keşiflerin, hatta az da olsa İsrail’in kalan gazının boru hatlarıyla Türkiye’ye oradan da AB’ye sevk edilmesinde hiçbir sıkıntı yaşanmayacak. Hatta ilgili boru hatlarını dahi Türkiye finanse edecek. (Bu güzellik de bizden olsun!)
  6. Bölge zaten müttefikleri olan Türkiye’nin askeri kontrolünde kaldığı için, kendi kontrollerindeymiş gibi olacak. (Tabii bizi içten içe en büyük düşmanları olarak kabul etmiyorlarsa!) Hatta, yukarıda ifade edildiği gibi çok istenirse, kendilerine üs açma izni de verilebilecek.
  7. Bünyesinde barınan farklı dini ve etnik gruplara nasıl en iyi şekilde muamele edebildiğini Türkiye tarihi mirası ile kanıtlamıştır. Bunun yanında Kıbrıs’da bir iç savaşın başlamaması için Türkiye’nin varlığı gerekli ve yeterlidir.

Nasıl çözüm ama?

Bütün taraflar için BM’nin ortaya koyduğundan ve AB-ABD-İngiltere & İsrail’in ısrar ettiğinden daha makul değil mi?

Hadi şimdi Kıbrıs’ta barış olsun…

Oğuzhan AKYENER

TESPAM Başkanı

Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan Akyener 1983 yılında Gönen’de doğmuştur. Eğitim hayatına Gönen Şehit Rahmi İlkokulunda başlamış ve orta okuldan itibaren, Gönen Anadolu Lisesi’nde devam etmiştir. 2001 yılında buradan mezun olduktan sonra, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)’nde Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği’nde lisans eğitimine başlamıştır. ODTÜ’de öğrenim gördüğü dönemde çok aktif bir öğrencilik hayatı geçiren Akyener, birçok sosyal projede görev almış, TESPAM’ı bir öğrenci kulübü olarak hayata geçirmiş, eş zamanlı olarak Anadolu Üniversitesi’nde İşletme alanında eğitim almaya başlamış, Gönen Jeotermal Kaynakları ile ilgili projeler hazırlamış ve birçok uluslararası ortamda konuşmacı olarak ülkesini ve kurucusu olduğu öğrenci kulüplerini temsil etmiştir. 2006 yılında ODTÜ Petrol ve Doğalgaz Mühendisliğinden, 2008 yılında ise Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun olmuştur. Aynı zamanda ODTÜ mezuniyeti sonrasında, Gönen Belediyesi’ne “Jeotermal Rezervuar Yönetimi” ve yüzey tesisleri alanında bir yıl boyunca danışmanlık hizmeti vermiştir. Bu süreçte de eş zamanlı olarak bir dış ticaret firmasında iş hayatına başlamıştır. 2006 yılı sonunda TPAO Yurtdışı Projeler Dairesi’nde Rezervuar Mühendisi olarak göreve başlayan Akyener, kurumun Azerbaycan, Libya, İran, Cezayir, Irak, Tunus, Kazakistan, Brezilya, Ukrayna, Suriye, Özbekistan, Türkmenistan, İngiltere, Rusya gibi birçok projesinde aktif görev almıştır. Ayrıca 2007 yılında ODTÜ Jeodezi ve Coğrafi Bilgi Sistemleri Bölümünde, uzaktan algılama ve CBS tabanlı sistemler alanında akademik çalışmalar yapmıştır. 2007 – 2009 yılları arasında TPAO’nun Libya Ofisinde teknik ihalelerin değerlendirilmesi kapsamında dönüşümlü olarak görev almıştır. 2010 – 2011 yılları arasında Ağrı Doğubayazıt İlçesinde (kısa dönem olarak) askerlik görevini tamamlamıştır. Askerlik sürecinde de, “Bölük İçi Kalite Çemberi” gibi bazı yeni uygulamaların hayata geçmesine vesile olmuştur. 2011 – 2014 yılları arasında TPAO’nun Azerbaycan ofisine, ilgili bütün projelerden sorumlu Teknik Müdür olarak atanmış ve TPAO’yu ilgili uluslararası ortamlarda temsil etmiştir. 2014 – 2018 yılları arasında, TPAO’nun Merkez Ofisinde Yurtdışı Projeler ve İş Geliştirme alanında danışmanlık görevini sürdürmüştür. Ayrıca Azerbaycan’dan Türkiye’ye dönüş yaptıktan sonra, 2015 yılında, bir öğrenci kulübü olarak başlattığı TESPAM’ı bir düşünce kuruluşu olarak yeniden aktive etmiş ve TESPAM bünyesinde birçok uluslararası çalışma ve projeye imza atmıştır. 50’den fazla makalesi, yüzlerce köşe yazısı, onlarca röportajı farklı ortamlarda yayınlanmış ve ulusal, uluslararası arenada beğeni kazanmıştır. TESPAM bünyesinde çıkartılan “Energy Policy Turkey” ve “Turkish Journal of Energy Policy” dergilerinin yazarı ve imtiyaz sahibidir. “Enerji Panorama” ve “Yerli Düşünce” dergilerinde de köşe yazarlığı yapmakta, TESPAM’ın başkanlığını, TENVA’nın yönetim kurulu üyeliğini ve Kıbrıs Bahçeşehir Üniversitesi Deniz Hukuku Uygulamaları Araştırma Merkezi’nin de danışmanlar kurulu üyeliğini sürdürmektedir. Köklerine bağlı, şehirlileşme üzerine kurulan bir medeniyet tasavvurunu hayata geçirme gayesiyle faaliyet gösteren; “Cuma Ağacı” derneğinin ise kurucu başkanıdır. Farklı alanlarda kaleme aldığı (“Peygamber Ordusunda Askerlik”, “Cuma Rüzgarı”, “Bizim Halep: Enerji Harekatı”, “Doğu Akdeniz Gaz Politikaları”, “Enerji-Güvenlik-Siyaset Boyutlarıyla Suriye İç Savaşı”, “Türk-İslam Dünyasında Enerji Birliği” ve “Yeni Türkiye Vizyonunu Taşıyan Örnek Bir Belediyecilik Anlayışı” isimlerinde) 7 adet kitabı bulunan Akyener, 2016 yılında Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde İşletme alanında yüksek lisans programını tamamlamıştır. 2017 yılında ise Polis Akademisi’nde Uluslararası Güvenlik alanında başladığı ve tamamlanmak üzere olan akademik çalışmalarına ek olarak, hukuk ve uluslararası ilişkiler alanlarında da farklı üniversitelerde eğitimine devam etmektedir. Bugüne kadar birçok uluslararası ortamda ülkesini temsil eden, ulusal ve uluslararası basın kuruluşlarına mülakatlar veren, yerine göre manşetlerde yer alan ve ülkesinin enerji politikalarının belirlenmesinde önemli katkılar ortaya koyan Akyener, Cumhurbaşkanlığı makamına özel olarak hazırlanan “Ulusal Güvenlik Yapılanması” ve “Devlet E-Hafıza” gibi proje gruplarında da yer almıştır. Çok iyi derece İngilizce bilen Akyener, evli ve üç çocuk babasıdır.

Bir cevap yazın

%d blogcu bunu beğendi: