“Bizim Kıbrıs” İçin Yeni Bir Çözüm Önerisi
Ocak 15, 2017
Kömür, Gelişmekte Olan Ülkelerde Yoksullukla Mücadele Etminin Tek Yolu Mu?
Ocak 17, 2017

Cenevre Bitti & Tehlike Devam Ediyor

Oğuzhan AKYENER

TESPAM Başkanı

Cenevre’de başlayan Kıbrıs müzakereleri, (her ne kadar bazı kurumlarca aksi iddia edilse de) Rum tarafının arsız toprak talepleri neticesinde, beklenildiğinin aksine net bir çözüm ortamı yakalanamadan tamamlandı. Diğer bir açıdan bakıldığında ise, müzakere edilmesi gereken konular 6 ana başlık altında toplanarak, oluşturulan 5 adet alt çalışma grubuna devredildi. Ve 18 Ocak’a kadar belli bir noktaya gelinmesi beklenen ihtilaflı konuların, Ocak sonunda yeniden üst düzey katılım sağlanması ile değerlendirilerek, çözüme kavuşması konusunda temenniler ile program sonlandırıldı.

Cenevre’de yaşanan müzakere sürecinin başından sonuna kadar, KKTC’ni temsilen masada yer alan Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, dün akşam saatlerinde Kıbrıs’a döndüğünde şu açıklamalarda bulundu:

  • Süreç özellikle Kıbrıs’lı Türklerin katkısı ile bugünlere gelmiştir.
  • Diyalog ve işbirliği bundan sonra da devam edecektir.
  • Türkiye’nin süreci desteklemesi büyük önem taşımaktadır.
  • Cenevre’de alınan karar üzerine oluşturulan 5 adet çalışma grubu 18 Ocak’ta İsviçre’nin Mont Pelerin kasabasında toplanacaktır.
  • Mont Pelerin’de KKTC’ni müzakereci Özdil Nami temsil edecektir.
  • AB bundan sonraki süreçte görüşmelerde gözlemci olarak yer alacaktır.
  • Çalışma grupları görevlerini tamamladıktan sonra, tahminen Ocak sonunda üst düzey görüşmeler yeniden başlayacaktır.
  • KKTC’nin olmazsa olmazları dönüşümlü başkanlık ve tüm karar alma süreçlerine etkin katılımdır.
  • Bunların yanında, Kıbrıs Türk halkı açık ve net şekilde Türkiye’nin güvencesinin devamını istemektedir. Fakat bu konuların da güncellenmesi ve karşı taraf için de tehdit unsuru olmaması gereklidir.

Kıbrıslı Türklerin lideri ifadesi yerine, KKTC Cumhurbaşkanı olarak nitelendirdiğimiz Akıncı’nın yukarıda özetlenen ifadelerine bakıldığında (özellikle son iki maddeye):

  • Türkiye Cumhuriyeti’nin varisi olduğu, bu uğurda ciddi bedeller ödediği Kıbrıs ve Kıbrıs topraklarındaki varlığı artık KKTC’nin olmazsa olmazları arasında yer almamaktadır.
  • Kıbrıs Türk Halkı (KKTC vatandaşları değil!) Türkiye’nin güvencesini istemeye devam etse de, bu durum Rumlar için bir tehdit unsuru olduğundan, yeniden değerlendirilebilecektir.

Yani, Türkiye için büyük tehlike devam etmektedir!

Her ne kadar Rumların arsız toprak talepleri hususu ve kamu oyuna sızdırılan haritalar ile ilgili net bilgiler olmasa da (hatta aksi iddia edilse de), bu konuların da artık KKTC Cumhurbaşkanı’nın olmazsa olmazları arasında dillendirilmemesi düşündürücüdür.

Demek ki, Türkiye’nin garantörlüğü ve adadaki askeri varlığı da, büyük bedeller ödenerek (kan ile) alınan toprak bütünlüğünün devamı da sorgulama sürecine girmiştir.

Kıbrıs’ın sahibi olan, Kıbrıs’daki varlığı ülke güvenliği için olmazsa olmazlarından olan yeni Türkiye’nin öncelikle bu konulara açıklık getirilmesini sağlaması ve aleyhine olacak hiçbir çözüm önerisine müsade etmemesi gerekmektedir.

Hatta Türkiye’nin kıta sahanlığı ve resmi etki alanını kısıtlayacak olan, AB üyesi ayrı bir Kıbrıs Cumhuriyetçiğine dahi izin vermemesi önemlidir.

Aksi halde;

  • kısa vadede Türkiye’nin adadaki askeri varlığı kabul edilse de,
  • Rumlara toprak verilmese de,
  • hatta yeni (AB üyesi) devletçiğin başkanlığı dahi Türklerin elinde olsa da;

süreç orta vadede Türkiye’nin aleyhine dönecek gibi görülmektedir.

KKTC Cumhurbaşkanı’nın ifadeleri böyle bir tahminde bulunmak için yeterlidir.

Çünkü AB üyesi olan bir Kıbrıs Cumhuriyeti, yapılacak asimülasyon ve etnik müdahaleler neticesinde orta vadede bünyesinde Türk askerlerini istemeyecektir. Çünkü bütün Kıbrıs Türkiye’nin kontrolünden çıkıp, tamamı ile AB’nin resmi kontrolü altına girecektir. Böyle bir sürece girildiğinde ise, zenginliği ve rahatı için müslüman aileden hıristiyan bir aileye gelin giden bir kızdan nasıl ümit kesilecekse, Kıbrıs’tan da ümit kesilecektir.

Medeniyet coğrafyasında büyük adımlar atmak ve etkin olmak isteyen bir Türkiye’nin olaylara şimdiden müdahale etmesi gerekmektedir.

Enerji konusunda da önüne konan tutarsız yönlendirmelere de kulak asmadan, yoluna devam etmesi önemlidir.

Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan Akyener 1983 yılında Gönen’de doğmuştur. Eğitim hayatına Gönen Şehit Rahmi İlkokulunda başlamış ve orta okuldan itibaren, Gönen Anadolu Lisesi’nde devam etmiştir. 2001 yılında buradan mezun olduktan sonra, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)’nde Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği’nde lisans eğitimine başlamıştır. ODTÜ’de öğrenim gördüğü dönemde çok aktif bir öğrencilik hayatı geçiren Akyener, birçok sosyal projede görev almış, TESPAM’ı bir öğrenci kulübü olarak hayata geçirmiş, eş zamanlı olarak Anadolu Üniversitesi’nde İşletme alanında eğitim almaya başlamış, Gönen Jeotermal Kaynakları ile ilgili projeler hazırlamış ve birçok uluslararası ortamda konuşmacı olarak ülkesini ve kurucusu olduğu öğrenci kulüplerini temsil etmiştir. 2006 yılında ODTÜ Petrol ve Doğalgaz Mühendisliğinden, 2008 yılında ise Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun olmuştur. Aynı zamanda ODTÜ mezuniyeti sonrasında, Gönen Belediyesi’ne “Jeotermal Rezervuar Yönetimi” ve yüzey tesisleri alanında bir yıl boyunca danışmanlık hizmeti vermiştir. Bu süreçte de eş zamanlı olarak bir dış ticaret firmasında iş hayatına başlamıştır. 2006 yılı sonunda TPAO Yurtdışı Projeler Dairesi’nde Rezervuar Mühendisi olarak göreve başlayan Akyener, kurumun Azerbaycan, Libya, İran, Cezayir, Irak, Tunus, Kazakistan, Brezilya, Ukrayna, Suriye, Özbekistan, Türkmenistan, İngiltere, Rusya gibi birçok projesinde aktif görev almıştır. Ayrıca 2007 yılında ODTÜ Jeodezi ve Coğrafi Bilgi Sistemleri Bölümünde, uzaktan algılama ve CBS tabanlı sistemler alanında akademik çalışmalar yapmıştır. 2007 – 2009 yılları arasında TPAO’nun Libya Ofisinde teknik ihalelerin değerlendirilmesi kapsamında dönüşümlü olarak görev almıştır. 2010 – 2011 yılları arasında Ağrı Doğubayazıt İlçesinde (kısa dönem olarak) askerlik görevini tamamlamıştır. Askerlik sürecinde de, “Bölük İçi Kalite Çemberi” gibi bazı yeni uygulamaların hayata geçmesine vesile olmuştur. 2011 – 2014 yılları arasında TPAO’nun Azerbaycan ofisine, ilgili bütün projelerden sorumlu Teknik Müdür olarak atanmış ve TPAO’yu ilgili uluslararası ortamlarda temsil etmiştir. 2014 – 2018 yılları arasında, TPAO’nun Merkez Ofisinde Yurtdışı Projeler ve İş Geliştirme alanında danışmanlık görevini sürdürmüştür. Ayrıca Azerbaycan’dan Türkiye’ye dönüş yaptıktan sonra, 2015 yılında, bir öğrenci kulübü olarak başlattığı TESPAM’ı bir düşünce kuruluşu olarak yeniden aktive etmiş ve TESPAM bünyesinde birçok uluslararası çalışma ve projeye imza atmıştır. 50’den fazla makalesi, yüzlerce köşe yazısı, onlarca röportajı farklı ortamlarda yayınlanmış ve ulusal, uluslararası arenada beğeni kazanmıştır. TESPAM bünyesinde çıkartılan “Energy Policy Turkey” ve “Turkish Journal of Energy Policy” dergilerinin yazarı ve imtiyaz sahibidir. “Enerji Panorama” ve “Yerli Düşünce” dergilerinde de köşe yazarlığı yapmakta, TESPAM’ın başkanlığını, TENVA’nın yönetim kurulu üyeliğini ve Kıbrıs Bahçeşehir Üniversitesi Deniz Hukuku Uygulamaları Araştırma Merkezi’nin de danışmanlar kurulu üyeliğini sürdürmektedir. Köklerine bağlı, şehirlileşme üzerine kurulan bir medeniyet tasavvurunu hayata geçirme gayesiyle faaliyet gösteren; “Cuma Ağacı” derneğinin ise kurucu başkanıdır. Farklı alanlarda kaleme aldığı (“Peygamber Ordusunda Askerlik”, “Cuma Rüzgarı”, “Bizim Halep: Enerji Harekatı”, “Doğu Akdeniz Gaz Politikaları”, “Enerji-Güvenlik-Siyaset Boyutlarıyla Suriye İç Savaşı”, “Türk-İslam Dünyasında Enerji Birliği” ve “Yeni Türkiye Vizyonunu Taşıyan Örnek Bir Belediyecilik Anlayışı” isimlerinde) 7 adet kitabı bulunan Akyener, 2016 yılında Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde İşletme alanında yüksek lisans programını tamamlamıştır. 2017 yılında ise Polis Akademisi’nde Uluslararası Güvenlik alanında başladığı ve tamamlanmak üzere olan akademik çalışmalarına ek olarak, hukuk ve uluslararası ilişkiler alanlarında da farklı üniversitelerde eğitimine devam etmektedir. Bugüne kadar birçok uluslararası ortamda ülkesini temsil eden, ulusal ve uluslararası basın kuruluşlarına mülakatlar veren, yerine göre manşetlerde yer alan ve ülkesinin enerji politikalarının belirlenmesinde önemli katkılar ortaya koyan Akyener, Cumhurbaşkanlığı makamına özel olarak hazırlanan “Ulusal Güvenlik Yapılanması” ve “Devlet E-Hafıza” gibi proje gruplarında da yer almıştır. Çok iyi derece İngilizce bilen Akyener, evli ve üç çocuk babasıdır.

Bir cevap yazın

%d blogcu bunu beğendi: