FEDERASYON GÖRÜNÜMLÜ OTONOMİ/ÜNİTER DEVLET!
Kasım 12, 2018
TEŞEKKÜRLER TÜRKPA
Kasım 27, 2018

DOĞU AKDENİZ’DEKİ GELİŞMELER

Cumartesi günü Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Exxon Mobile Şirketinin operatörlük yaptığı (sözde) 10 numaralı ruhsatta tespit edilen Delphini olarak adlandırılan yapıyı test etmek için Stena IceMax isimli geminin sondaj için lokasyon alacağına dair NAVTEX (navigational telex) yayınlamıştır.

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)’nin deniz alanlarını ihlal eden bu süreç dahilinde, ilgili 10 numaralı arama ruhsatında, Exxon’un ortağı olarak, Eni, Total, Katar Petroleum ve Statoil de yer almaktadır.

 

Geminin bu günlerde lokasyona ulaştığı varsayılırsa, 2 yada 3 hafta içerisinde sondaja başlayacağı tahmin edilmektedir. KKTC’nin haklarını ihlal eden bu adımı engellemek yada en azından sabote etmek Türkiye için hiç de zor değildir. Fakat bunun yanı sıra, bölge ile ilgili daha fazla veriye bedavadan sahip olma imkanları da değerlendirildiğinde, süreci çok daha diplomatik bir şekilde yönetmek ve idare etmek de uygulanabilecek seçenekler arasındadır. Yine de Türkiye uzun vadede bölgede kendi onayı olmayan hamlelere izin vermeyeceğini göstermektedir. Zaten süregelen koşullar da, Doğu Akdeniz’deki dengeleri sürekli Türkiye lehine doğru yöneltmektedir.

 

Güney Kıbrıs, Mısır, İsrail ve Yunanistan’ın Türkiye’ye karşı siyasi ve diplomatik girişimleri, tehditleri ve gayretleri; bölgedeki enerji denkleminde Türkiye’ye muhtaç oldukları gerçeğini değiştirmemektedir. Çünkü teknik açıdan bakıldığında, Mısır’ın 2022 – 2042 yılları arasında sahip olacağı beklenilen ihraç potansiyeli ancak mevcut durumda atıl olarak duran LNG tesislerini dolduracak kadardır. Yani, Mısır ihracat politikalarında bu seçeneği kullanacaktır. Bununla da birlikte, Mısır’ın Güney Kıbrıs ve İsrail için pek de yeterli boş LNG ihracat kapasitesi kalacak gibi görülmemektedir. Yani İsrail ve Güney Kıbrıs mevcut koşullarda, şayet kaynaklarını geliştirebilmek ve bir pazara erişebilmek istiyorlarsa, Türkiye’nin kapısını çalmak zorundadır.

 

Bu noktada İsrail ve Güney Kıbrıs’ın toplam ihracat potansiyeli 10 milyar m3/yıl civarında olacaktır.

 

Tüm bunların yanı sıra, bölgede Lübnan ve Suriye açıklarında ciddi anlamda potansiyel beklentileri bulunmaktadır. Çünkü mevcut sismik veriler, kaynak potansiyelinin İsrail’den Lübnan ve Suriye’ye doğru arttığını göstermektedir.

 

Rusya’nın Suriye açıklarında bu bağlamda çok ciddi çalışmaları bulunmaktadır.

 

Ayrıca değişen dünya düzeni, çatırdayan Batı ittifakına karşın, güçlenen Doğu perspektifinden bakıldığında, Doğu Akdeniz bütün dünya için askeri-ticari-güvenlik gibi farklı alanlar nezdinde de çok daha önemli bir pozisyona gelmiştir.

 

Pentagon’un oluşturmaya çalıştığı Arap Nato’su da, Almanya – Fransa – İtalya – İspanya gibi ülkelerin liderdiğinde oluşturulan yeni Avrupa Ordusu da, İngiltere de, Çin de, Rusya da hep bu minvalde bölgede etkinliklerini arttırmak için çaba göstermektedir.

 

Enerji her ne kadar bu denklemin merkezinde olmasa da, önemli bir etkendir. Fakat “enerjinin ehemmiyetine” ve “küresel dengeleri değiştirecek ölçüde kaynak bulunduğuna” dair söylemler, İsrail tarafından uluslararası kamuoyunun dikkatini celbetmek ve tüm bu dengelerde kilit rolü olan Türkiye karşı bir ittifak oluşturabilmek için kullanılmaktadır. Yoksa, ilgili kaynaklarının geliştirilebilmesi için Türkiye’ye ne derece muhtaç olduklarını kendileri de bilmektedir.

 

Türkiye bundan sonraki hamlelerinde Kıbrıs’taki askeri varlığını daha da arttıracak, etkin diplomasi kabiliyeti ile bölgedeki küresel güçlerin aralarındaki kırılma noktalarını lehine kullanacak, yeni aramacılık hamleleri ile farklı bir perspektiften çözümler geliştirecek ve etkinlik alanını genişletecektir.

 

Ayrıca deniz alanlarında petrol ve gaz aramacılığı konusunda güçlenen altyapısı ile de Suriye ve Lübnan gibi coğrafyalarda enerji hususundaki dengelerde de daha fazla söz sahibi olmanın yollarını arayacaktır.

 

Çünkü hali hazırda bütün Doğu Akdeniz’deki keşfedilmiş gaz rezervi Rusya’nın %10’u kadar iken, bu dengeleri değiştirmesi beklenen yegane alanların Suriye ve Lübnan’da olacağı düşünülmektedir. Türkiye bu coğrafyalarda da söz sahibi olmak zorundadır!

 

 

 

Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan Akyener 1983 yılında Gönen’de doğmuştur. Eğitim hayatına Gönen Şehit Rahmi İlkokulunda başlamış ve orta okuldan itibaren, Gönen Anadolu Lisesi’nde devam etmiştir. 2001 yılında buradan mezun olduktan sonra, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)’nde Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği’nde lisans eğitimine başlamıştır. ODTÜ’de öğrenim gördüğü dönemde çok aktif bir öğrencilik hayatı geçiren Akyener, birçok sosyal projede görev almış, TESPAM’ı bir öğrenci kulübü olarak hayata geçirmiş, eş zamanlı olarak Anadolu Üniversitesi’nde İşletme alanında eğitim almaya başlamış, Gönen Jeotermal Kaynakları ile ilgili projeler hazırlamış ve birçok uluslararası ortamda konuşmacı olarak ülkesini ve kurucusu olduğu öğrenci kulüplerini temsil etmiştir. 2006 yılında ODTÜ Petrol ve Doğalgaz Mühendisliğinden, 2008 yılında ise Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun olmuştur. Aynı zamanda ODTÜ mezuniyeti sonrasında, Gönen Belediyesi’ne “Jeotermal Rezervuar Yönetimi” ve yüzey tesisleri alanında bir yıl boyunca danışmanlık hizmeti vermiştir. Bu süreçte de eş zamanlı olarak bir dış ticaret firmasında iş hayatına başlamıştır. 2006 yılı sonunda TPAO Yurtdışı Projeler Dairesi’nde Rezervuar Mühendisi olarak göreve başlayan Akyener, kurumun Azerbaycan, Libya, İran, Cezayir, Irak, Tunus, Kazakistan, Brezilya, Ukrayna, Suriye, Özbekistan, Türkmenistan, İngiltere, Rusya gibi birçok projesinde aktif görev almıştır. Ayrıca 2007 yılında ODTÜ Jeodezi ve Coğrafi Bilgi Sistemleri Bölümünde, uzaktan algılama ve CBS tabanlı sistemler alanında akademik çalışmalar yapmıştır. 2007 – 2009 yılları arasında TPAO’nun Libya Ofisinde teknik ihalelerin değerlendirilmesi kapsamında dönüşümlü olarak görev almıştır. 2010 – 2011 yılları arasında Ağrı Doğubayazıt İlçesinde (kısa dönem olarak) askerlik görevini tamamlamıştır. Askerlik sürecinde de, “Bölük İçi Kalite Çemberi” gibi bazı yeni uygulamaların hayata geçmesine vesile olmuştur. 2011 – 2014 yılları arasında TPAO’nun Azerbaycan ofisine, ilgili bütün projelerden sorumlu Teknik Müdür olarak atanmış ve TPAO’yu ilgili uluslararası ortamlarda temsil etmiştir. 2014 – 2018 yılları arasında, TPAO’nun Merkez Ofisinde Yurtdışı Projeler ve İş Geliştirme alanında danışmanlık görevini sürdürmüştür. Ayrıca Azerbaycan’dan Türkiye’ye dönüş yaptıktan sonra, 2015 yılında, bir öğrenci kulübü olarak başlattığı TESPAM’ı bir düşünce kuruluşu olarak yeniden aktive etmiş ve TESPAM bünyesinde birçok uluslararası çalışma ve projeye imza atmıştır. 50’den fazla makalesi, yüzlerce köşe yazısı, onlarca röportajı farklı ortamlarda yayınlanmış ve ulusal, uluslararası arenada beğeni kazanmıştır. TESPAM bünyesinde çıkartılan “Energy Policy Turkey” ve “Turkish Journal of Energy Policy” dergilerinin yazarı ve imtiyaz sahibidir. “Enerji Panorama” ve “Yerli Düşünce” dergilerinde de köşe yazarlığı yapmakta, TESPAM’ın başkanlığını, TENVA’nın yönetim kurulu üyeliğini ve Kıbrıs Bahçeşehir Üniversitesi Deniz Hukuku Uygulamaları Araştırma Merkezi’nin de danışmanlar kurulu üyeliğini sürdürmektedir. Köklerine bağlı, şehirlileşme üzerine kurulan bir medeniyet tasavvurunu hayata geçirme gayesiyle faaliyet gösteren; “Cuma Ağacı” derneğinin ise kurucu başkanıdır. Farklı alanlarda kaleme aldığı (“Peygamber Ordusunda Askerlik”, “Cuma Rüzgarı”, “Bizim Halep: Enerji Harekatı”, “Doğu Akdeniz Gaz Politikaları”, “Enerji-Güvenlik-Siyaset Boyutlarıyla Suriye İç Savaşı”, “Türk-İslam Dünyasında Enerji Birliği” ve “Yeni Türkiye Vizyonunu Taşıyan Örnek Bir Belediyecilik Anlayışı” isimlerinde) 7 adet kitabı bulunan Akyener, 2016 yılında Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde İşletme alanında yüksek lisans programını tamamlamıştır. 2017 yılında ise Polis Akademisi’nde Uluslararası Güvenlik alanında başladığı ve tamamlanmak üzere olan akademik çalışmalarına ek olarak, hukuk ve uluslararası ilişkiler alanlarında da farklı üniversitelerde eğitimine devam etmektedir. Bugüne kadar birçok uluslararası ortamda ülkesini temsil eden, ulusal ve uluslararası basın kuruluşlarına mülakatlar veren, yerine göre manşetlerde yer alan ve ülkesinin enerji politikalarının belirlenmesinde önemli katkılar ortaya koyan Akyener, Cumhurbaşkanlığı makamına özel olarak hazırlanan “Ulusal Güvenlik Yapılanması” ve “Devlet E-Hafıza” gibi proje gruplarında da yer almıştır. Çok iyi derece İngilizce bilen Akyener, evli ve üç çocuk babasıdır.

Bir cevap yazın

%d blogcu bunu beğendi: