Türkiye Jeolojik Bilimler Veri Tabanı
Mart 24, 2016
Yenilenebilir Katılım Bankacılığı
Nisan 1, 2016

Düşük Enerji Fiyatları Enerji Verimliliğini Ve Teknolojik Gelişimi Olumsuz Mu Etkiliyor

TESPAM Yenilenebilir Enerji Uzmanları

15 Ekim 1973’te, Arap-İsrail çekişmelerini sebep göstererek, Petrol İhraç Eden Arap Ülkeleri Birliği’nin (OAPEC) petrol ambargosu ilan etmesiyle birinci petrol krizi ortaya çıktı ve ambargo öncesi 20 Dolar altında seyreden ham petrol fiyatları kısa sürede ikiye katlandı. Yaklaşık 7 yıl sonra Petrol İhraç Eden Ülkeler Birliğinin (OPEC) ham petrol fiyatlarını iki katına çıkarma kararı almasıyla ikinci petrol krizi kendini gösterdi ve Nisan 1980’de 104 Dolar ile ham petrol tarihi zirvesini gördü.

Bu durum büyük makroekonomik etkileri de beraberinde getirdi. Başta Amerika, Japonya ve Batı Avrupa ülkelerinde olmak üzere enerji verimliliğine yönelik çalışmalar ön plana çıktı, fosil yakıtların alternatif enerji kaynaklar ile ikame edilmesi üzerine çalışmalar ve Ar-Ge programları hız kazandı. Fakat, petrol fiyatları ancak 30 yıl sonra zirveyi bıraktı.

Temmuz 2008’de ham petrol fiyatlarının 144 Dolar seviyesini görmesinin ardından kaya petrolü üretimindeki artış, Irak ve Libya’da petrol üretiminin azalması, siyasi konjonktür ve OPEC’in üretim kotasını artırmama kararı alması sonucunda 2014’te fiyatlar yarı yarıya azaldı ve günümüzdeki 35-40 Dolar bandına kadar geriledi. Peki, fiyatlardaki bu düşüşün enerji verimliliğine ve teknolojik gelişime etkisi nasıl oldu?

Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) “Dünya Enerji Görünümü 2015” adlı raporunda, düşük petrol fiyatlarının toplamda 0,8 trilyon Dolar enerji verimliliği yatırımının önünü keseceği ve verimlilik nedeniyle sağlanacak tasarrufun yüzde 14’ünün iptal olmasına neden olacağı belirtiliyor[1].

Enerji fiyatlarının öncelikle direkt etki ettiği ulaştırma sektörünü ele aldığımızda, sektördeki ilk düzenlemelerin birinci petrol krizi sonrası getirildiği görülmektedir. 1973 sonrası bir taraftan yük ve yolcu taşımacılığının daha verimli ulaşım modlarına kaydırılmasına yönelik politikalar geliştirilirken, diğer taraftan da araba üreticilerine taşıtların enerji tüketimlerine ilişkin sınırlamalar getirildi. Düşük hacimli ve yüksek güçlü motorların üretimi üzerine Ar-Ge çalışmaları yoğunlaştı. 2000li yıllarda petrol fiyatlarının yüksek seyretmesi elektrikli ve hibrit araçları daha maliyet etkin bir konuma getirirken, 2014’teki petrol fiyatlarının düşmesine neden gelişmelerle sektöre olan ilgi ve yatırımlar azaldı. Amerika’daki 2015’te araç satışlarının yüzde 6 oranında artmasına rağmen elektrikli araç satışlarının yüzde 6 oranında düşüş göstermesi[2] bu duruma çarpıcı bir örnektir.

Diğer taraftan, başta elektrik fiyatları olmak üzere enerji fiyatlarında değişim hane halkının enerji tüketim alışkanlıklarını doğrudan etkilemektedir. Araştırma sonuçları müşterilerin yüzde 85’inin karar alma aşamasında enerji etiketlerini göz önünde bulundurduğunu göstermiştir[3]. A+++ sınıfı bir buzdolabının E sınıfına göre yüzde 83, A+++  sınıfı bir bulaşık makinasının D sınıfına göre yüzde 45 daha az enerji tükettiği dikkate alındığında daha verimli ürünlere olan talebin teknolojik gelişimi ne denli destekleyerek üreticileri verimli ürünler üretmeye zorladığını çarpıcı bir biçimde göstermektedir[4].

Küresel rekabet ortamında düşük kâr payı ile çalışmaya maruz kalan endüstriyel işletmelerin üretim maliyetleri içerisinde enerji maliyetlerinin düşürülmesi büyük öneme sahiptir. Sanayi alt sektörlerinde enerji maliyetlerinin toplam maliyetlere oranı çimento sektöründe yüzde 50’lerdeyken, demir-çelik ve cam sektöründe bu oran yüzde 30’lara ulaşmaktadır[5]. Dolayısıyla, enerji fiyatlarındaki değişimin özellikle enerji yoğun sektörlerin rekabetçiliğini doğrudan etkileyeceği ve fiyatlardaki olası bir artışın bu sektörlerde verimlilik ve Ar-Ge çalışmalarını hızlandırıcı etki edeceği düşünülebilir. Tabii ki enerji fiyatlarındaki aşırı veya orantısız bir artışın da işletmelerin küresel rekabetçiliğini sonlandırabileceği gerçeği göz ardı edilmemelidir.

Kısacası, enerji fiyatları gerek enerji verimliliği gerekse Ar-Ge çalışmaları üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Minimum çabayla maksimum faydanın sağlanması üzerine kurulu bir dünya düzeni için enerji fiyatlarının düşük seyrettiği bir dönemde önemli teknolojik gelişmelerin ve büyük atılımların olması pek olası görülmemektedir.

[1] Yeni Politikalar senaryosu baz alınmıştır. Daha ayrıntılı bilgi için bk. International Energy Agency, “World Energy Outlook 2015, Paris, s. 387.

[2] Vikas SHUKLA, “Tesla Model 3: How Will Low Oil Prices Affect The New Car?”, 28 Ocak 2016. Daha ayrıntılı  bilgi için bk. http://www.valuewalk.com/2016/01/tesla-model-3-low-oil-prices/

[3] David MORGADO, “Tracking Progress and Assessing the Multiple Benefits”, Energy Efficiency Training Week 2015,  International Energy Agency, 2015.

[4] Elektrikli ev aletlerinin verimliliğindeki bu artışta mevzuat düzenlemeleri de çok önemli bir rol oynamıştır.

[5] Bilal DÜZGÜN, “Türkiye’nin Enerji Verimliliğinin Değerlendirilmesi: Beyaz Sertifikalar Sisteminin Türkiye’ye Uygulanabilirliğinin İncelenmesi”, Ocak 2014, s. 11.

Bilal Düzgün, 28.03.2016

 

“Yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları TESPAM’a aittir. Tekrar yayınlanması halinde kaynak gösterilerek bu sayfaya aktif bağlantı sağlanması zorunludur.”

“Türkiye’deki enerji politikaları odaklı ilk ve tek sivil yapılanma…” 

“Enerji politikaları alanında gündemi uzaktan takip etmeye çalışan bir Türkiye yerine, gündem belirleyen bir Türkiye’ye ulaşma idealiyle…”

TESPAM-Türkiye Enerji Politikaları ve Araştırmaları Merkezi

TESPAM, Uluslararası Enerji Politikaları Araştırma Derneğinin Bir Kuruluşudur

Bir cevap yazın

%d blogcu bunu beğendi: