Yüksek Verimle Yanan Kömürün Gücü
Şubat 3, 2017
Doğu Akdeniz (EASTMED) Boru Hattı Projesi
Şubat 7, 2017

Enerji Alanında Trump’ın İlk Adımları

 

20 Ocak 2017 tarihinde gerçekleştirilen yemin töreni sonrasında, seçim öncesindeki vaatlerini büyük bir hızla hayata geçirmek için düğmeye basan ABD’nin 45. başkanı Trump, enerji alanında da ekibi ile hazırladığı bir ön enerji planını Beyaz Saray’ın resmi internet sitesinden duyurdu.

ABD’nin ulusal ve uluslararası politikalarını da etkileyecek olan bu planın içeriğindeki önemli ip uçları incelendiğinde;

  • ABD’nin yeni döneminde enerji politikalarının 3 ana hedefi olacaktır. Bunlar:
    • Ucuz enerji üretimi gerçekleştirilecektir.
    • Bu kapsamda, yerli (fosil) kaynaklara odaklanılacaktır.
    • Bu sayede, ABD’yi dışa bağımlı hale getiren enerji ithalatından (mümkün olduğunca) kurtulunacaktır.
  • Yukarıdaki hedefler doğrultusunda ana stratejiler olarak:
    • Kaya petrolü ve kaya gazı gibi ankonvansiyonel kaynakların üretimine destekler sağlanacak ve sektörlerin önündeki yasal engeller kaldırılacaktır.
    • Yerli konvansiyonel petrol ve doğalgaz kaynaklarının aranması ve geliştirilmesi konusunda da destekler arttırılacaktır.
    • Temiz kömür teknolojisinin geliştirilmesi ve uygulanması sağlanarak, yerli kömür sektörü canlandırılacaktır.
    • Raporda net olarak ifade edilmese de, anlaşılacağı üzere; kullanım oranı düşük, birim yatırım miktarı yüksek ve yatırım geri dönüş süresi uzun olan yenilenebilir kaynaklar ikinci planda kalacaktır.
  • Ekonomiye zarar veren ve gereksiz olarak görülen; iklim değişikliği ve çevresel mevzuatların uygulanmasına son verilecektir.

Özetle yeni dönemde ABD’nin enerji politikaları: “yerli, kendine yeterli ve ucuz” hedefleri odaklı olarak belirlenecektir.

Bunun yanı sıra, başkanlık yemini sonrası ilk resmi ziyaretini CIA Merkezi’ne gerçekleştiren Trump’ın ziyaret esnasında yaptığı konuşmada dile getirdiği “Irak petrollerini biz alsaydık DAEŞ olmazdı. Belki yeni bir şansımız vardır.” tarzındaki cümle de, ABD’nin yeni uluslararası politikalarının nasıl direk olarak enerji kaynaklarını elde etme merkezli kurgulanabileceği konusunda önemli ip uçları vermekte ve derin kaygı uyandırmaktadır.

Aslında buna benzer, bencil ve ruhsuz yorumları Trump, seçim öncesinde de yapmıştır. Fakat başkanlığı sonrasında da böylesi keskin ifadeler kullanabilmesi ve oluşturmaya başladığı kabinesinde görev vereceği ekibin nitelikleri bu kaygıların haklılığını göstermektedir.

Peki şu kısa başkanlık dönemi boyunca, yeni ABD başkanı tarafından enerji politikaları alanında atılan adımlar nasıl yorumlanmalıdır?

Not: Bu yorumlara maddeler halinde kısaca değinmeden, 14 Kasım 2016 tarihli TESPAM internet sitesinde kamu oyu ile paylaşılan analizin incelenmesi faydalı olacaktır. Çünkü seçim öncesindeki öngörülerde önemli bir değişiklik gerçekleşmemiştir. İlgili analize ulaşmak için: (https://www.tespam.org/trump-ile-enerjide-degisen-dengeler-petrol-kartelleri/)

Öncelikle yayınlanan ABD’nin ön enerji planı kapsamında alınan kararlar incelendiğinde:

  • Ortaya koyulan üç ana hedef yerinde ve mantıklıdır.
  • Bu hedefler kapsamında,
    • çevresel konuların ikinci plana atılması,
    • fosil kaynaklara sahip iken, daha verimsiz ve az ekonomik olan yenilenebilir kaynaklara öncelik verilmemesi,
    • bunların aksine fosil kaynaklara (özellikle ankonvansiyonel petrol & gaz ve kömür) destek sağlanması görüşleri de yerinde ve mantıklıdır.

Ayrıca, bir ABD başkanının geleceğin en büyük ekonomisi olacağı beklenen Çin’in karbon salınımı ve çevre duyarlılığını çok geri planda tutan enerji politikalarını görüp, ucuza üretebileceği zengin ve yerli hidrokarbon enerji kaynakları varken, kaynak fakiri AB’nin peşinden çevreci politikalar izlemesi hiç de tutarlı görülmemektedir. Yani Trump gerçekten bu politikalarında haklı ve mantıklıdır.

Peki haklı görülen bu politikalar, ABD’ye yerli, kendine yetebilen ve ucuz enerjiyi sağlaması durumunda, uluslararası piyasalar nasıl etkilenecektir?

Haliyle dünyanın en büyük enerji ithalatçısı konumunda olan ABD’nin ithalat oranını azaltması, orta vadede sıfıra indirmesi, hatta LNG gibi piyasalarda tedarikçi konumuna geçmesi küresel arz talep dengelerinin alt üst olması anlamına gelecektir. Tüm bu dengelerin daha iyi analiz edilebilmesi için ise uzun dönemli projeksiyonlar ile rekabet olasılıklarının da dikkate alınırak incelenmesi gerekmektedir. Yine de, yukarıda ifade eden durumlar göz ardı edildiğinde, özellikle petrol ve gaz fiyatlarında azalma (yada düşük seviyede seyretme) gibi bir eğilim söz konusu olacaktır. Tabii bu fiyat bandının ABD iç üretimine de sekte vurmamasına dikkat edilmek zorunluluğu söz konusu olacaktır. Fiyat beklentilerinin yanı sıra, özellikle kaya gazı üretimi sayesinde, ABD’nin Asya pazarları için Avustralya gibi bazı LNG tedarikçileri nezdinde de potansiyel rakip olacağı beklenilmektedir.

Bunun yanında, Trump’ın CIA merkezini yaptığı ziyarette sarf ettiği sözler ve seçim öncesi; Obama’nın ABD’ye bir milyar dolar civarında bir harcamaya mal olan Libya operasyonunu örnek vererek, böyle bir operasyonun ancak Libya’nın petrol kaynaklarının en azından yarısının 25 yıllığına alınması karşılığında yapılabileceğinden bahsetmesi gibi yaklaşımlar, petrol zengini mazlum ve bölünmüş İslam ülkelerinin çok daha fazla endişe etmeleri gerektiğini akla getirmektedir.

Bu yaklaşım yakın tarihteki önemli olaylara dair önemli çağrışımlar yaptığından, direk olarak sömürgeci, zalim, bencil ve ruhsuz batı zihniyetinin genetik reaksiyonu gibi algılanabilmektedir. Yüzyıllardır enerji kaynaklarına sahip olma gayeli süregelen zulüm hastalığının tepkimelerine benzemektedir.

Dünyanın en büyük petrol şirketi olmasının yanı sıra, en karanlık ilişkilerin de içerisinde yer alan Exxon Mobil’e, CEO’luk yapan birinin ABD’nin dış politikalarını belirleyecek olması da kurgulanan senaryoları daha karanlık bir hale getirmektedir.

Hatta en son açıklanan 7 Müslüman ülkeye (İran, Irak, Suriye, Libya, Somali, Yemen, Sudan) uygulanacak olan vize yasağı konusu, yukarıdaki Irak petrolleri ile ilgili ifade ile birlikte düşünüldüğünde, akla çok daha büyük tehtid senaryoları gelebilmektedir.

Sonuçta Obama yönetimine nazaran, daha agresif, daha net, daha keskin kararlar alarak uygulamaya geçirebilme niteliklerine sahip görülen Trump ve yönetimi kendilerini destekleyen petrol kartelleri tarafından, dünya düzenindeki önemli değişimler de dikkate alındığında, boşuna desteklenmemiştir.

Tüm dünyayı enerji merkezli önemli değişimler ve gelişmeler beklemekte gibi görülmektedir. Trump yönetiminin de enerji ile bu derece içli dışlı olması ve enerji konusundaki görüşlerinin ilk açıklamalar arasında yer alması bunun en basit göstergelerindedir.

Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan Akyener 1983 yılında Gönen’de doğmuştur. Eğitim hayatına Gönen Şehit Rahmi İlkokulunda başlamış ve orta okuldan itibaren, Gönen Anadolu Lisesi’nde devam etmiştir. 2001 yılında buradan mezun olduktan sonra, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)’nde Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği’nde lisans eğitimine başlamıştır. ODTÜ’de öğrenim gördüğü dönemde çok aktif bir öğrencilik hayatı geçiren Akyener, birçok sosyal projede görev almış, TESPAM’ı bir öğrenci kulübü olarak hayata geçirmiş, eş zamanlı olarak Anadolu Üniversitesi’nde İşletme alanında eğitim almaya başlamış, Gönen Jeotermal Kaynakları ile ilgili projeler hazırlamış ve birçok uluslararası ortamda konuşmacı olarak ülkesini ve kurucusu olduğu öğrenci kulüplerini temsil etmiştir. 2006 yılında ODTÜ Petrol ve Doğalgaz Mühendisliğinden, 2008 yılında ise Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun olmuştur. Aynı zamanda ODTÜ mezuniyeti sonrasında, Gönen Belediyesi’ne “Jeotermal Rezervuar Yönetimi” ve yüzey tesisleri alanında bir yıl boyunca danışmanlık hizmeti vermiştir. Bu süreçte de eş zamanlı olarak bir dış ticaret firmasında iş hayatına başlamıştır. 2006 yılı sonunda TPAO Yurtdışı Projeler Dairesi’nde Rezervuar Mühendisi olarak göreve başlayan Akyener, kurumun Azerbaycan, Libya, İran, Cezayir, Irak, Tunus, Kazakistan, Brezilya, Ukrayna, Suriye, Özbekistan, Türkmenistan, İngiltere, Rusya gibi birçok projesinde aktif görev almıştır. Ayrıca 2007 yılında ODTÜ Jeodezi ve Coğrafi Bilgi Sistemleri Bölümünde, uzaktan algılama ve CBS tabanlı sistemler alanında akademik çalışmalar yapmıştır. 2007 – 2009 yılları arasında TPAO’nun Libya Ofisinde teknik ihalelerin değerlendirilmesi kapsamında dönüşümlü olarak görev almıştır. 2010 – 2011 yılları arasında Ağrı Doğubayazıt İlçesinde (kısa dönem olarak) askerlik görevini tamamlamıştır. Askerlik sürecinde de, “Bölük İçi Kalite Çemberi” gibi bazı yeni uygulamaların hayata geçmesine vesile olmuştur. 2011 – 2014 yılları arasında TPAO’nun Azerbaycan ofisine, ilgili bütün projelerden sorumlu Teknik Müdür olarak atanmış ve TPAO’yu ilgili uluslararası ortamlarda temsil etmiştir. 2014 – 2018 yılları arasında, TPAO’nun Merkez Ofisinde Yurtdışı Projeler ve İş Geliştirme alanında danışmanlık görevini sürdürmüştür. Ayrıca Azerbaycan’dan Türkiye’ye dönüş yaptıktan sonra, 2015 yılında, bir öğrenci kulübü olarak başlattığı TESPAM’ı bir düşünce kuruluşu olarak yeniden aktive etmiş ve TESPAM bünyesinde birçok uluslararası çalışma ve projeye imza atmıştır. 50’den fazla makalesi, yüzlerce köşe yazısı, onlarca röportajı farklı ortamlarda yayınlanmış ve ulusal, uluslararası arenada beğeni kazanmıştır. TESPAM bünyesinde çıkartılan “Energy Policy Turkey” ve “Turkish Journal of Energy Policy” dergilerinin yazarı ve imtiyaz sahibidir. “Enerji Panorama” ve “Yerli Düşünce” dergilerinde de köşe yazarlığı yapmakta, TESPAM’ın başkanlığını, TENVA’nın yönetim kurulu üyeliğini ve Kıbrıs Bahçeşehir Üniversitesi Deniz Hukuku Uygulamaları Araştırma Merkezi’nin de danışmanlar kurulu üyeliğini sürdürmektedir. Köklerine bağlı, şehirlileşme üzerine kurulan bir medeniyet tasavvurunu hayata geçirme gayesiyle faaliyet gösteren; “Cuma Ağacı” derneğinin ise kurucu başkanıdır. Farklı alanlarda kaleme aldığı (“Peygamber Ordusunda Askerlik”, “Cuma Rüzgarı”, “Bizim Halep: Enerji Harekatı”, “Doğu Akdeniz Gaz Politikaları”, “Enerji-Güvenlik-Siyaset Boyutlarıyla Suriye İç Savaşı”, “Türk-İslam Dünyasında Enerji Birliği” ve “Yeni Türkiye Vizyonunu Taşıyan Örnek Bir Belediyecilik Anlayışı” isimlerinde) 7 adet kitabı bulunan Akyener, 2016 yılında Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde İşletme alanında yüksek lisans programını tamamlamıştır. 2017 yılında ise Polis Akademisi’nde Uluslararası Güvenlik alanında başladığı ve tamamlanmak üzere olan akademik çalışmalarına ek olarak, hukuk ve uluslararası ilişkiler alanlarında da farklı üniversitelerde eğitimine devam etmektedir. Bugüne kadar birçok uluslararası ortamda ülkesini temsil eden, ulusal ve uluslararası basın kuruluşlarına mülakatlar veren, yerine göre manşetlerde yer alan ve ülkesinin enerji politikalarının belirlenmesinde önemli katkılar ortaya koyan Akyener, Cumhurbaşkanlığı makamına özel olarak hazırlanan “Ulusal Güvenlik Yapılanması” ve “Devlet E-Hafıza” gibi proje gruplarında da yer almıştır. Çok iyi derece İngilizce bilen Akyener, evli ve üç çocuk babasıdır.

Bir cevap yazın

%d blogcu bunu beğendi: