Türkiye’de ”Petrol Yok” İle Başlayan Hikaye
Kasım 9, 2015

Enerji Bağımsızlığına Giden Yolda Enerji Verimliliği

Ertan SULAYICI, Emre YILDIZ

 “Günümüzde üretim ve gelişimin temel taşı Enerjidir. Her alanda ihtiyaç duyulan Enerji artık gelişmişliğin, ekonomik ve sosyal kalkınmanın temel göstergesidir”

 

 

Günümüzde üretim ve gelişimin temel taşı Enerjidir. Her alanda ihtiyaç duyulan Enerji artık gelişmişliğin, ekonomik ve sosyal kalkınmanın temel göstergesidir. Ülkemiz bilinen Enerji kaynakları açısından, özellikle de en çok tüketilen petrol & gaz kaynakları açısından yoksun bir ülkedir. Enerji konusunda % 75 oranında dışa bağımlı olan ülkemiz için bu konu son derece önemlidir. Dünyada olduğu gibi Türkiyede de Enerji kaynakları çeşitlerinin başında Petrol, doğalgaz ve kömür gelmektedir. Bu fosil yakıtların kullanımı sonrasında ortaya çıkan çevre kirliliği ise gitgide önemli bir sorun haline gelmiştir. Fosil yakıtlar konusunda dışa bağımlılığımız, bu kaynakların zamanla tükenecek olması, en önemlisi de çevresel etkilerin korkunç boyutlara ulaşması yeni kaynak arayışlarını hızlandırmıştır.

Enerjisiz bir dünya düşünülebilir mi? Çalışmayan arabalar, ısınmayan evler, soğumayan bir buzdolabı. Hayat neredeyse yaşanmaz hale gelir. Yenilenebilir diye isimlendirilen tükenmeyen ve çevreye olumsuz etkileri oldukça küçük olan Su, Rüzgâr, Güneş ve Hidrojen gibi enerjii kaynakları, teknolojilerinin yeni olması sebebiyle pahalı yatırımlar olması ve emre amade enerji kaynağı olmadıkları gibi önemli eksiklikler içermektedirler. Bağımsızlık, bir milletin veya bir devletin, kendi vatandaşları veya nüfusu tarafından özgürce yönetilebilmesidir. Yani egemenlik haklarının başkasının elinde olmamasıdır. Günümüzde Ülkelerin Ekonomik yönden dışa bağımlı olmaları aynı zamanda hükümetlerinin de dışa bağımlı olmasını gerektirmektedir. Borçlu olunması; borçlu olunan ülkenin aleyhine kararların karşısında olmayı ve o ülkenin istediği gibi davranmayı gerektirmektedir. Böylece eskiden savaşlarla kazanılan egemenlik hakları, şimdilerde ise borç para karşılığı feda edilebilmektedir.

Ülkemizin bu yönden en önemli engeli Enerjide dışa bağımlılığıdır. Her yıl yaklaşık olarak 40-50 milyar dolar paramız enerji ithalatına ödenmektedir. Görünür gelecekte de bu durumdan kurtulmak pek imkan dahilinde olduğu söylenemez. Eğer Enerji tüketiminizi karşılayacak miktarda Üretiminiz yoksa ve enerjinizi ithal etmek zorundaysanız, bu durumdan kurtulmak için geriye bir tek yol kalmaktadır, o da enerji verimliliğidir.

Yani enerji verimliliği, Ülkemizin küresel ısınmaya ve enerjide dışa bağımlılığa karşı aldığı, önemli bir karardır. Enerji verimliliği deyince ne anlaşılmalı? Birçok tanımı var elbet. En basitinden “ Enerjinin tamamının faydaya dönüştürülmesidir.” denilebilir Etkin bir enerji verimliği programının başlatılması ve yürütülmesi, ülkenin tüm ileri gelenlerinin bu konudaki kesin kararı ile doğrudan ilgilidir. Bu karar olmaksızın etkin bir enerji verimliliği programı başlatılamayacağı gibi başlatılsa bile mevcut programlar da zaman içinde başarısızlığa uğrar. Toplumun farkındalığının artırılması için sürekli olarak etkinlikler yapılmalı ve afişlerle, reklamlarla konu toplum hafızasında canlı tutulmalıdır. Son dönemlerde tüm dünyada, yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarının araştırılması, alternatif enerji seçeneklerinin uygulanabilirliği üzerine çalışmalar yapılmaktadır.

Dünya gündeminde en az bunlar kadar önemli bir diğer konu ise, enerji verimliliği ve uygulamalarıdır. Hem sürdürülebilir kalkınma, hem alternatif yakıtlar, hem yenilenebilir kaynaklar ve hem de çevre duyarlılığı ile doğrudan ilgili olan bu kavramın enerji verimli ürünlerin üretilmesi, tüketilmesi ve yaygınlaştırılması ile doğrudan sıkı bir ilişkisi vardır. İçinde bulunduğumuz dönemde, ülkemizin yaşadığı enerji sıkıntısı, “enerjinin verimli kullanılması”nın Türkiye’de de somut projelerle desteklenmesi gereğini ortaya koymaktadır. Bu projeler gerçekleştiğinde Kyoto hedeflerine de ulaşılmasında büyük katkılar sağlanacaktır. Yoğun Enerji kullanımının yol açtığı enerji kıtlığı ve buna bağlı olarak enerjinin pahalılaşmasının yanında en dikkat edilmesi gereken sorun ise karbondioksit emisyonlarının yol açtığı küresel ısınmadır. Bugün özellikle gelişmiş iskandinav ülkeleri başta olmak üzere kutuplardaki tahribatı yavaşlatmak adına son derece önem arz eden tedbirlere başvurulmakta, toplumun bilinçlenmesi için önemli çabalar sarfetmektedir. Enerjinin verimli kullanımı için bilinçlendirme ve teşvik çalışmalarına önemli miktarda fonlar ayrılmaktadır. Ayrıca Yenilenebilir enerji kaynakları için çok ciddi teşvikler verilmektedir. Fakat bütün bu tedbirleri bazı ülkelerin uygulaması yeterli değildir. Dünya ülkelerinin tamamının bu seferberliğe katılması gerekmektedir. Burada Ülkemizde başlatılan enerji verimliliği hareketinden bahsetmemiz gerekmektedir. 2007 yılında kanunlaşarak yürürlüğe giren enerji verimliliği kanunu ülkemizde önemli bir hareketin başlangıcı olmuştur. Yıllardır teknik elemanların bilgi, görgü ve vicdanlarına emanet edilmiş bir konu olan enerji verimliliği, bu kanunla birlikte, zorunlu uygulamaları ve belirlenmiş formatlara uygun olarak alınması gereken tedbirleri kapsamaktadır. Yinede mevzuatları uygulayacak olan insanımızdır.

Enerji verimliliği kavramını daha iyi anlayabilmek için dünyadaki uygulamalara bakmak gerekir. Enerji yoğunluğu kavramı iyi anlaşılabilirse bu kavramda daha iyi anlaşılmış olacaktır. Bilinen bir tabirle tüketilen enerjinin, gayrisafi milli hâsılaya oranı o ülkenin enerji yoğunluğunu verir. (Gayri Safi Milli Hâsıla başına tüketilen birincil enerji miktarını temsil eden ve tüm dünyada kullanılan bir göstergedir) Enerji verimliliği ile Enerji yoğunluğu ters yönlüdür. Bir ülkede veya bir sektörde hesaplanan enerji yoğunluğu ne kadar düşükse, enerji verimliliği o kadar yüksektir. Ülkemizin enerji yoğunluğu 0,38 civarındadır. Buna yoğun sanayimizin, özellikle çimento sanayimizin yol açtığı söylenebilse de gerçek neden enerjiyi tüketme noktalarındaki bilinçsiz tüketimlerimiz daha önemli bir sebeptir. Bu rakam bize hem fakir olduğumuzu hemde enerjiyi fazla tükettiğimizi göstermektedir. Bu rakamın gelişmiş ülkelerde 0,20 ler civarında olduğu düşünülürse ülkemizin bu konuda daha katedilebilecek epey bir mesafe alması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu rakamlardan şu anlaşılmalıdır: Yapılacak enerji verimliliği çalışmaları sonucunda % 40 lık bir Enerji tasarrufu sağlanabilir. Bu dünya ölçeğinde korkunç bir rakamdır. Yıllık 100 milyon TEP toplam enerji tüketimimiz olduğu düşünülürse bu tasarruf potansiyelinin parasal karşılığı da petrolün tonu 500 dolar alındığında 20 milyar dolar etmektedir. Türkiyenin elektrik kurulu gücü 44.000 MW tır. Burada da yapılacak % 40 lık tasarruf 17.500 MW demektir. Ülkemizin en büyük elektrik santrali olan afşin-elbistan termik santralinin toplam kurulu, gücünün şu anda 2.800 MW olduğu düşünülürse bu tasarrufun karşılığı 6 adet afşin-elbistan santrali demektir. Verimlilik üzerine yapabileceklerimize genel olarak baktığımızda; Enerji verimliliği iki ana başlık altında değerlendirilmektedir: 1. Sanayide enerji verimliliği, 2. Konutlarda (binalarda) enerji verimliliği, Enerjinin en yoğun kullanıldığı alan şüphesiz % 40 gibi bir değerle sanayidir. Ve bu değer gittikçede artmaktadır. Sanayi de alınacak tedbirlerin başında her alanda kullanılan motorların verimli çalışır duruma getirilmesi gelmektedir. Elektirik motorları sanayide tüketilen enerjinin % 60’ına yakınını tüketiyor. İşte o yüzdende motorlarda verimlilik artırıcı çalışmalar önem kazanıyor. Motorlarda neler yapılabilir? Motorlarda LCC denen “ömür boyu maliyet” değeri çok önemlidir. Buna göre motorların satın alma maliyeti toplam ömür boyu maliyet içinde %3 ü geçmemektedir. %97 si enerji tüketim maliyeti olan motorlarda neden enerji verimli motorların tercih edilmesi gerektiği daha iyi anlaşılabilir. Birde arızalanan motorların sarım yaptırılarak yeniden kullanımı meselesi var tabi. Bu sanki ekonomik bir yöntem gibi görünmekle birlikte, zaten düşük verimli olan motor birde sarım yaptırılarak iyice standart dışına çıkıyor ki artık böyle bir motorda verimliliğin kaça düşeceğini tahmin etmek bile zorlaşıyor. Böylece kar edelim derken çok büyük zararlara yol açılıyor. Değişken debi ile çalışan motorlarda ise frekans değiştirici kullanılarak devir sayısının düşürülmesi pompa gücünün hızın küpü ile orantılı olması sebebiyle büyük yarar sağlamaktadır. Motorlar; enerjinin bir kısmını ısıya, bir kısmına gereksiz manyetik alan oluşturmaya, diğer kısmını da mekanik enerjiye dönüştürür. Örneğin 20 HP gücündeki düşük verimli bir motor %88 verimli ise; aldığı elektrik enerjisinin %88 ini kullanılan mekanik enerjiye kalan %12 sini ise atık ısıya dönüştürmektedir. Bu atık ısı çevreye yayılırken aynı zaman da motorun ısınmasına sebep olup motorun ömrünününde kısalmasına sebep olmaktadır. Bu motor yüksek verimli seçilseydi %93 verimli olacaktı ve daha az enerji ile aynı işi yaptığı gibi daha serin ortamda çalışacağından motorun ömrünü uzatmaktadır. Avrupa motor üreticileri ve elektromekanik sanayicileri derneği CEMEP tarafından belirlenen verimlilik kriterlerine göre 1,1 kw ile 90 kw arası 1500 ve 3000 devirli motorlar, eff2 verimliliği artırılmış, eff1 yüksek verimli olarak motor üretimi yapılmaktadır. Birçok ülke çok kısa zaman zarfında bu verimlilik sınıfları için zorunluluk getirmektedir. Hatta Çin bile 2009 yılı sonunu zorunluluk için hedef belirlemiştir. Ayrıca hem konut-hem sanayi alanındaki enerji verimliliği açısından da değerlendirilebilecek olan, herkesi ilgilendiren bir konu: Aydınlatmada enerji verimliliği; Bu enerji verimliliği Hiç şüphesiz küçüğünden büyüğüne herkesin sorumlu olduğu bir konudur. Burada; mevcut akkor flamanlı dediğimiz şeffaf ve beyaz cam yuvarlak gövdeli kırmızıya yakın sarı ışığı olan ve yandığında çok ısınarak elle dokunulamayacak hale gelen, ürettiği ışıktan çok, ısı üreten verimsiz ampullerin gaz deşarjlı “kompakt fluoresant ampullerle” diğer bir değişle tasarruflu ampullerle değiştirilmesi gerekmektedir. Burada bir konuya daha değinmek gerekirse: ETK Bakanlığı 10 milyon tasarruflu ampulün yurdun her tarafında valilikler eliyle ve okullarda öğrencilere verilmek suretiyle dağıtılması için bir kampanya düzenledi. Çeşitli kamu kuruluşlarının desteklediği bu kampanya sonucunda %80 tasarruflu ampuller tanesi 1,35 euro ya satın alındı yani 2,8 lira. İlk etapta 2 milyon adet alınıp dağıtılmaya başlanan ampuller günde 6 saat yandığı varsayılırsa ve saatte 80 watt tasarruf sağlayacağı varsayılırsa; günde; 2milyonx 6 saat x 80 watt = 960 bin kilo watt saat tasarruf sağlayacaktır. Toplam satın alma maliyeti 5,6 milyon lira olan bu ampuller günde 800–900 bin kwh yani 180 bin liralık tasarrufa neden olacağına göre maliyetini 1 ayda karşılamaktadır. Konutlarda enerji verimliliğine baktığımızda; yalıtımda da çok önemli bir verimlilik potansiyeli mevcuttur. Yalıtım yapılması gereken en önemli kesimde binalardır. Ülkemizde 17-18 milyon konut vardır. Yani 8 milyon bina. Bunların çoğu “TSE 825: binalarda ısı yalıtımı esasları” hakkındaki standart yayınlanmadan yapıldı. Bu binaların sadece 2 milyonu bu standarda uygun kaldı ki bu standart bile bugün yetersiz olduğu tartışılıyor. Özellikle konutlarda tüketilen enerjinin %80’i ısınma için kullanıldığından yalıtım önlemleri enerji verimliliğinde en önemli unsur olmaktadır. Yalıtımda en önemli ölçüt ısı köprüleridir. Binalarda ise ısı köprülerini önlemenin en etkili yolu mantolama yani bina yı dış etkilerden çepeçevre yalıtarak korumaktır. Günümüzde çok uygun fiyatlarla ve estetik görünümlere sahip mantolama malzemeleri üretilmektedir. Ayrıca binanın dışı taş yünü ile sarılarak üstüne mekanik montajlı granit, baskı tuğla, mermer gibi malzemeler kaplanabilmektedir. Bu tür yatırımlar, çok kısa sürelerde kendini amorti ettiği gibi yaşam alanlarında ki konforu ve bina dayanıklılığını artırıcı etkileri de önemli kazançları sayılabilir. Tabi yalıtım konusu sadece binaların yalıtımı ile sınırlı değildir. Isıyı üreten, saklayan ve taşıyan elemanların yalıtımı da çok önemli tasarruf potansiyeline sahiptir. Burada bir şeye daha dikkat çekmek istiyoruz: Yalıtım malzemeleri yerli; buna rağmen enerjiyi ithal ediyoruz.

 

“Yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları TESPAM’a aittir. Tekrar yayınlanması halinde kaynak gösterilerek bu sayfaya aktif bağlantı sağlanması zorunludur.”

TESPAM

“Türkiye’deki enerji politikaları odaklı ilk ve tek sivil yapılanma…” 

“Enerji politikaları alanında gündemi uzaktan takip etmeye çalışan bir Türkiye yerine, gündem belirleyen bir Türkiye’ye ulaşma idealiyle…”

TESPAM-Türkiye Enerji Politikaları ve Araştırmaları Merkezi

TESPAM, Uluslararası Enerji Politikaları Araştırma Derneğinin Bir Kuruluşudur

Bir cevap yazın

%d blogcu bunu beğendi: