Important Parameters of Underground Hydrogen Storage
Mart 8, 2022
Nadir toprak elementleri: Temiz enerjiye geçişi nasıl sınırlanır?
Mayıs 12, 2022

ENERJİ DÖNÜŞÜMÜNÜN MALİYETLERİ VE BU SÜRECİN ÜLKELERİN BÜYÜME HEDEFLERİNE ETKİLERİ

BÜŞRA DOĞAN[1]

 

  1. GİRİŞ

Günlük yaşantımızın her aşamasında kullandığımız enerji, ekonomik büyümenin temelini oluşturmakta ayrıca su ve gıda ile birlikte tüm insanlığın en temel ihtiyaçlarından biri olma konumundadır. İnsanlığın varoluşundan bu yana gelişmişlik düzeyi göstergesi olan ve teknolojik gelişmelerin devamlılığını sağlayan enerji, en önemli tüketim maddelerinden birisi olarak görülmüştür.

Enerji kaynakları, ekonomik olarak farklı metotlarla elde edilmektedir. Kullanılabilirliklerine veya dönüştürülebilirliklerine göre farklı şekillerde sınıflandırılmaktadır. Kullanılabilirliklerine göre enerji kaynaklarını yenilenebilir (güneş, rüzgâr,, jeotermal, hidrolik, hidrojen, biokütle, dalga ve gelgit) ve yenilenemeyen kaynaklar oluşturmaktadır. Yenilenemeyenler kaynaklar çekirdek kaynaklı (uranyum ve toryum) ve fosil kaynaklı (doğalgaz, petrol ve kömür) enerjilerdir. Dönüştürülebilirliklerine göre bakacak olursak birincil kaynaklar (nükleer, rüzgâr, güneş, doğalgaz, petrol, biokütle, dalga, kömür, hidrolik ve gelgit) ve ikincil kaynaklar (ikincil kömür, petrokok, havagazı, elektrik, benzin, LPG, motorin ve mazot) olarak ele alabiliriz (Koç ve Şenel, 2013: 1).

Temiz kaynaklardan elde etmiş olduğumuz enerji, ihtiyaçlarımızı karşılayamadığı için yeni enerji kaynaklarına gereksinim duyulmuştur (Bkz. Grafik 1). Bu minvalde fosil ve nükleer enerji kaynakları aracılığıyla geçmişe oranla daha çok enerji üretilmiştir. Fakat yine de bu durum artan nüfus miktarı ve yaşam kalitesini karşılayamamıştır. Üstelik fosil ve nükleer enerji kaynakları ekolojik dengeyi bozmakta ve günümüzde iklim değişikliği en mühim problemlerden birisi haline gelmektedir. Bu sebeple bu kaynakların kullanımın azaltılması ve YEK’nın (yenilenebilir enerji kaynakları) kullanılması çözümüne ulaşılmıştır. Yenilenebilir enerji kaynaklarının (YEK) etkin olarak kullanılması beraberinde yeni iş kollarını ortaya çıkaracak dolayısıyla istihdam artacak, yerli kaynaklara öncelik verilecek bu sayede ithal edilen kaynaklara bağımlılık azalacak, enerji arz güvenliği ile enerji yatırımları artacak, ekonomide refah ve istikrar artacak, tüm bunların sayesinde, sürdürülebilir ekonomik büyüme sağlanacak ve teknolojinin gelişmesine ivme kazandırılacaktır.

Yenilenebilir enerji, iklim hedeflerine ulaşılması, enerji sektöründen karbonun çıkarılması ve enerji erişiminin genişletilebilmesi için uygulanabilir seçenekler sunmaktadır. Fosil yakıt fiyatlarındaki dalgalanmalar ve ithal yakıtlara olan bağımlılığa hassasiyeti azaltacak olan yenilenebilir enerjinin gelişmesinde doğru politikalar ile özel sektör yatırımları mühim bir rol oynamaktadır. Yenilenebilir enerji kaynakları, hava kalitesinin iyileştirilmesine katkıda bulunmaktadır. Enerji üretimi için gereken suya olan bağımlılığı azaltmaktadır. Ayrıca yenilenebilir enerjide teknoloji ve tedarik sisteme yapılan yatırımlar, ekonomik fırsatlar yaratmakta ve istihdamı artırmaktadır (www.pwc.com.tr).

Enerji dönüşümü, enerji sisteminin daha ekonomik, güvenli ve sürdürülebilir hale gelmesi anlamına gelmektedir. Enerji dönüşümünün merkezinde yenilenebilir enerji, enerji verimliliği teknolojileri, dağıtık üretim, akıllı şebekeler gibi yenilikçi çözümler bulunmaktadır. Bu çözümlerin yaygınlaştırılması sayesinde iklim değişikliği hususunda büyük yer kaplayan düşük karbonlu enerji sistemine geçiş sağlanmış olacaktır (https://www.shura.org.tr/).Modern ve temiz enerji teknolojilerini tercih etmek, enerji üretiminde yenilenen kaynakları tercih etmek ve enerjinin üretim ile tüketim süreçlerinde verimlilik potansiyelini tam ve etkin kullanmak enerji dönüşümü konusunun temel yapıtaşlarını oluşturmaktadır. Bu yaklaşım, Birleşmiş Milletler’in (BM) 2015 senesinde açıkladığı Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin de merkezinde yer almaktadır.

Grafik 1: Enerji Kaynaklarının Evrimi

Kaynak:http://www.people.hofstra.edu/geotrans/eng/ch8en/conc8en/evolenergy.html

Yenilenebilir enerji kaynakları aslında çok eskilerden beri kullanılmaktadır. Örneğin, milattan önce beş bin yıllarında rüzgâr enerjisi kullanılarak yelkenler hareket ettirilmiş ve bu sayede buğday ile mısır öğütülmüştür. Yine aynı teknikle tarım arazileri sulanmıştır. Eski Romalıların jeotermal enerji kaynaklarını ısıtmada kullandığı bilinmektedir. Ancak yenilenebilir enerji kaynakları kullanımının hız kazanması 1973 Petrol Krizi’ne dayanmaktadır. Krizin ardından petrol fiyatları yükselmiş, arzda yaşanan sıkıntılar petrol talep eden ülkeleri farklı enerji kaynaklarına yöneltmiş, nüfus artışı ve fosil yakıtların ekolojik dengeye olan etkileri de eklenince alternatif enerji kaynaklarına gereksinim duyulmuştur. Bu minvalde hükümetlerin desteği ve Ar-Ge çalışmaları artmış, düşük maliyetli enerji üretimi mümkün kılınmaya çalışılmıştır. Kullanımı en yaygın olan jeotermal enerji, hidroelektrik ve rüzgâr enerjisidir. Güneş panellerini kurmak için geniş arazilere gereksinim duyulması ve pek tabii yatırım maliyetlerinin yüksek olmasından dolayı diğer kaynaklara kıyasla daha kısıtlı olarak güneş enerjisi de kullanılmaktadır. Ticari açıdan bakıldığında da en çok yatırım yapılan rüzgâr ve hidroelektrik enerjisidir. Bunların dışında kalan hidrojen enerjisi ve dalga enerjisinin ise kullanım alanı oldukça düşüktür (www.mmo.org.tr). Tablo 1’deyenilenebilir enerji kaynakları ve türleri gösterilmiştir.

Tablo 1: Yenilenebilir Enerji Türleri ve Kaynakları

Kaynak:Uluatam, 2010: 35

Yenilenebilir enerji kaynakları (YEK), çevresel kaygıların giderilmesi, enerji arz güvenliğine katkı sağlaması, yerli kaynak olması, temiz olması ve Kyoto Protokolü kapsamında ekonomik anlamda değer taşıması bakımından mühim bir önem arz etmektedir. YEK’nin düşük karbon ekonomisine geçmek için kullanılması, küresel çapta her geçen gün yaygınlaşmaktadır. Uluslararası Enerji Ajansı’na (IEA) göre, 1970-2002 dönemlerinde ülkeler arasında YEK’nin payı yılda % 5,7 artarak iki katına ulaşmıştır ve 2030 yılına kadar bu payın % 60 daha artacağı tahmin edilmektedir (Bayraç, 2011: 248). Dünya nihai enerji üretiminde ilk sırayı %79 oranında pay ile fosil yakıtlar alırken, %18’lik pay ile YEK onu izlemektedir.  % 3’lük payı ise nükleer enerji oluşturmaktadır. YEK’nin bilhassa elektrik üretimindeki kullanımı oldukça mühimdir. Bu kaynaklar sayesinde elde edilen elektrikte en geniş pay %16 ile hidrolik kaynaklara aittir. Onu biyokütle, rüzgâr, jeotermal, güneş vb. kaynaklar izlemektedir (GEKA, 2011: 7). Aşağıdaki tabloda ise yenilenebilir enerji göstergelerinin güncel hali verilmiştir.

 

Tablo 2: Yenilenebilir Enerji Göstergeleri
NOT:
Tablo yenilenebilir enerji küresel durum raporları ile BloombergNEF’ alınan verilerle yazar tarafından oluşturulmuştur.

 

  1. AVANTAJ VE DEZAVANTAJLARIYLA YENİLEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI

Kısaca YEK’ya değinecek olursak[6] toplam üretim 7.281.350 GWh’tır. İlk olarak hidroelektrik, suyun akış hızı kullanılarak elde edilmektedir. Beyaz kömür enerjisi olarak da anılmaktadır. Hâlihazırda dünyadaki en önemli yenilenebilir x enerji kaynağıdır. Dünya geneli üretimi 4.267.085 GWh’tır ve yüzdelik payı 58.06’dır.Türkiye’nin yıllık elektrik üretimi 305 milyar kWh’tir ve bunun % 25,6’sı hidroelektrike aittir. Ülkemiz hidroelektrik enerji potansiyeli olarak Avrupa’da 2. sırada yer almaktadır. 2020 senesinde 78.1 milyar kWh elektrik enerjisi üretilmiştir.

Hidroelektrik enerjisi, enerji üretiminde en geniş paya sahip olan ve teknoloji gelişimi en yüksek olan yenilenebilir kaynaktır (Ünver vd., 2014: 58). Türkiye’de ilk hidroelektrik enerji santrali özel sektör tarafından 1951 senesinde (Bkz. Derne ve Murgul HES), ilk büyük hidroelektrik enerji santrali ise 1956 senesinde (Bkz. Seyhan HES) yapılmıştır (Oğuz, 2008: 481). Hidroelektrik enerjisinin avantajları şunlardır (Bozkurt vd., 2015: 325):

  • Küresel çapta yaygındır.
  • Çevre dostudur.
  • Çok yüksek verimlidir (+ %90).
  • Ekonomik ve sosyal katkılar sağlamaktadır.
  • Dışa bağımlı değildir yani yerli bir kaynaktır.
  • Ekonomik ömrü görece uzundur.
  • Geri ödeme süresi kısadır.
  • İşletme-bakım gideri düşüktür.
  • Yakıt gideri yoktur.
  • İşletmede esneklik sağlamaktadır.

Hidroelektrik enerjisinin dezavantajları şunlardır (Gökdemir vd., 2012: 21):

  • İlk aşamada yatırım maliyetleri yüksektir.
  • Kullanma suyu temin etmek gibi ek işlevleri bulunmamaktadır.
  • Teknik eleman sıkıntısı vardır (Türkiye için). Bu durum çevresel ve ekonomik bakımdan problemler yaşanmasına neden olmaktadır.
  • Akarsudaki su rejimini değiştirmektedir. Ayrıca başta akarsu çevresindeki flora, fauna ve insan yaşamı olmak üzere canlıları olumsuz etkilemektedir. Örneğin karasal iklimde mevcut su farklılaşmaktadır. Ve akan sularda yaşayan canlılar durgun suda yaşayamayabilirler. Çünkü suyun sıcaklığı ve dolayısıyla çözünmüş oksijen miktarı değişmektedir. Bu durumda uygun koşullar oluşmadığında balıkların göç yolları kesileceğinden dolayı tıkanmalara yol açacak ve beraberinde popülasyonlar yok olacaktır. Ayrıca alüvyon ve mineral madde taşınımı farklılaştığından verimsizleşme yaşanabilir. Dolayısıyla su ve yağış miktarı değiştiğinden var olan türler farklılaşabilir ve yerel türlerle rekabete girebilirler.
  • İnşaat aşamasında birçok sorunla karşılaşılmaktadır. İnşaat esnasında kesilen ağaçların erozyona sebep olması, patlatılan dinamitlerin hava ve toprak kirliliğine yol açması, bazı projelerde kullanılan açık iletim kanalları ve boruların yaban hayatının geçişini engellemesi bu duruma örnektir.
  • Büyük HES’lere kıyasla küçük HES’lerin işletme giderleri fazladır.
  • Enerji üretimi akıma bağlıdır. Bu durum küçük HES’lerin verimini düşürmektedir. Bu durumun en güzel örneği nehir tipi hidroelektrik santralleridir. Bu santrallerde akarsu yatağından alınan su belirli bir seviye yükseklikten düşürülerek su türbinlerini döndürmekte ve bu sayede elektrik üretilmektedir. Depolamasız yani baraj gölü olmayan santrallerdir (Ulaş, 2010: 152).

İkincisi rüzgâr enerjisidir. Rüzgâr türbünleri ve değirmen prensibine sahip mekanizmalar aracılığıyla rüzgar gücünden faydalanarak elektrik elde edilmektedir. Dünya geneli üretimi 1.262.914 GWh’tır ve yüzdelik payı 17,3’tür.[7]Rüzgâr enerjisi, en az çevresel sorun yaratan ve kuruluş aşamasında minimum tahrip edici olan yenilenebilir enerji kaynağı türüdür (Demir vd., 2016: 338). Türkiye’de ilk teorik çalışmalar 1990’lı yılların başlarında başlamış olup ilk santral 1997 senesinde faaliyete başlamıştır (Çakır, 2010: 292)

Rüzgâr enerjisinin avantajları şunlardır (Gürsoy, 1999: 86):

  • Kurulması ve işletilmesi basittir.
  • Temiz bir enerji kaynağıdır. Atmosfere veya çevreye ısıl emisyonları yoktur. Radyoaktif ışınım tahribatı yapmaz.
  • Atmosferde boldur ve serbest olarak bulunmaktadır.
  • Küresel pazardan büyük ölçüde bağımsızdır.
  • Yerli bir enerji kaynağıdır.
  • Taşıdığı enerji, hızının küpüyle doğru orantılıdır.
  • Enerji üretimi ücretsizdir. Yakıt ya da taşınma maliyeti yoktur.
  • Çok fazla arazi alanı kaplamaz.
  • Rüzgâr türbinleri modüller halindedir. Tek veya grup olarak kullanılabilmektedir. Sabit büyüklükte imal edilmemektedir ve türbin alınmasından ticari üretimine kadarki süre üç ay civarında kısa bir süredir. Ayrıca güvenlik hususunda başarılıdır.
  • Son olarak Türkiye’de kurulum için verilen kredi faiz oranları düşmüştür. Bu durum yatırımcılar için cezbedici hale gelmiştir.

Rüzgâr enerjisinin dezavantajları şunlardır (Akova, 2008:122; Oskay, 2014: 80):

  • Enerji ihtiyacı ile rüzgâr arasında zamanlama problemi olabilir.
  • Yatırım maliyeti çok yüksektir.
  • Türbinlerin kurulması için en uygun konumda, ulusal enerji nakil hatları zayıf elektrik şebekelerine sahiptir. Bu durumun tersine çevrilmesi ise bazı ekonomik problemlere neden olmaktadır.
  • Yaydığı elektromanyetik dalgalar televizyon, radyo gibi cihazların düzenli sinyal almalarını engelleyebilmektedir.
  • Yerleşim yerlerine yakın olan santraller çok fazla gürültü yaptığı için rahatsızlık vermektedir. Ayrıca görsel estetik açısından hoş bir görüntü oluşturmamaktadır.
  • Kuşların ölümüne neden olabilmektedir.

Rüzgâr enerjisini güneş enerjisi takip etmektedir. Güneş ışınlarının fotovoltaik (PV) paneller ve güneş santralleri aracılığıyla toplanması ile elde edilmektedir. Dünya geneli üretimi 562.033 GWh’tır ve yüzdelik payı 7,7’dir.[8] Bilinen en eski birincil enerji kaynağıdır. Küresel açıdan ele alındığında 1 sene içerisinde elde edilen güneş enerjisi miktarı, bilinen kömür rezervinin 157 ve bilinen petrol rezervinin 516 katıdır (BAKA, 2011: 8).

Güneş enerjisinin avantajları şunlardır (Demirtaş, 2010: 4; TUA, 2017: 18):

  • Çevre dostudur.
  • Karbon salınımı meydana gelmemektedir.
  • Duman, gaz, kükürt ve radyasyon gibi zararlı atıkları içermemektedir.
  • Sınırsız bir yenilenebilir enerji kaynağıdır. Bu güneş enerjisinin en önemli avantajıdır.
  • Kurulumu kolaydır.
  • Gerektiğinde kolayca değiştirilebilen sistemlerdir.
  • Bakım maliyeti oldukça düşük miktardadır.
  • Yakıt maliyeti gerektirmemektedir.
  • İşletme masrafı çok azdır.
  • Karmaşık bir teknolojiye gereksinim duymamaktadır.
  • Kırsal kesimlerde ekonomik açıdan kolaylık sağlayan güneş pilleri kullanılabilmektedir.
  • Uzun dönemde fosil yakıtlara kıyasla, başlangıçtaki maliyetin geri dönüşümü bulunmaktadır.
  • Güvenilir, dayanıklı ve uzun ömürlü olan güneş pillerini, her ev kendi çatısına kurduğu takdirde kendi enerjisini karşılayabilmektedir. Bu sayede enerji taşıma maliyetleri ile kayıpları ortadan kalkmaktadır.

Güneş enerjisinin dezavantajları şunlardır (TUA, 2017: 19):

  • Takip sistemli toplaçlar ile fotovoltaik panellerin kurulum maliyeti oldukça yüksektir.
  • Fotovoltaik hücrelerde kullanılan maddeler, kullanım ömürleri tamamlandıktan sonra çevre kirliliğine neden olmaktadırlar.
  • Toplaç tipleri geniş alanlara ihtiyaç duymaktadır.
  • Binalarda kullanılan güneş toplaçları yer ve görünüm bakımından bazı problemlere neden olmaktadır.
  • Güneş pilleri çok düşük verimlidir. (% 15 civarı)
  • Sistemin veriminin güneşin durumuna bağlı olması verimi etkilemektedir.
  • Ulaşım amaçlı uygulamalarda henüz yeterli verim mevcut değildir.

Tarım, ormancılık, endüstri gibi alanlarda elde edilen atıkların (evsel atıklar dahil) çeşitli işlemlerden geçirilerek enerjiye dönüştürülmesiyle biyoenerji elde edilmektedir. Dünya geneli üretimi 522.552 GWh’tır ve yüzdelik payı 7,1’dir. Biyoenerjinin içinde yer alan biokütlenin dünya geneli üretimi 488.978 GWh ve yüzdelik payı 6.7 iken, biyogazın dünya geneli üretimi 88.378 GWh ve yüzdelik payı 1,2’dir.[9]

Biyokütle enerjisinin avantajları şunlardır (YEGM):

  • Hemen her yerde yetiştirilebilmektedir.
  • Kullanılan organik maddeler bitmez.
  • Sosyo-ekonomik gelişmeler hususunda önemlidir.
  • Her ölçekte enerji verimliliği için uygundur.
  • Çevre dostudur. Çevre ile uyumludur.
  • Yaygın olarak kullanılır.
  • Asit yağmuruna neden olmaz.
  • Sera etkisi oluşturmaz.
  • Üretim ve çevrim teknolojileri iyi bilinmektedir.
  • Düşük ışık şiddeti yeterlidir.

Biyokütle enerjisinin dezavantajları şunlardır (Enerji Üretim Sistemleri):

  • Tamamen temiz değildir.
  • Kullanılan biyokütle enerjisinin türüne göre bazı çevresel problemler yaratabilmektedir. Örneğin üretimde kullanılan birincil kalıntılar, toprak kalitesini düşürmektedir. Ayrıca besin maddelerinin tükenme riski de mevcuttur. Biyokütle hammaddelerinin kontrolsüz bir şekilde yakılması karbon emisyonuna sebep olmakta ve hava kirliliğiyle beraber birtakım sağlık sorunlarına yol açmaktadır (https://www.pwc.com.tr).
  • Tarım alanları için rekabet oluşturmaktadır. Örneğin gıda fiyatları üzerinde baskı oluşturabilir ve yoksul kesimin gıda teminini zorlaştırabilir.
  • Ormansızlaşma riski bulunmaktadır.
  • Su içeriği fazladır.
  • Düşük çevrim verimine sahiptir.
  • Depolandığı için geçici de olsa görsel olarak çevre kirliliğine sebep olmaktadır.

Biyogaz enerjisinin avantajları şunlardır (www.tech-worm.com):

  • Kurulumu kolaydır.
  • Ucuz bir teknolojidir.
  • Depolamadaki gazı enerji biçimi olarak kullanmaktadır.
  • Sera etkisini azaltır.
  • Üretim için gereken malzemeler maliyetsiz olan bitkisel, hayvansal, endüstriyel atıklar ve kanalizasyondur.

Biyogaz enerjisinin dezavantajları şunlardır (www.tech-worm.com):

  • Sistemin etkinliğini arttırmak oldukça zordur.
  • Geniş çapta kullanılması ekonomik açıdan uygulanabilir değildir.

Yer kabuğu ve yeraltında çeşitli derinliklerde biriken buhar, ısı, mineralli su ve gazlardan elde edilen jeotermal enerjinin dünya geneli üretimi 88.408 GWh’tır ve yüzdelik payı 1.2’dir.[10] Ülkemizde konuyla ilgili ilk araştırma 1962 senesinde Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü tarafından yapılmıştır. İlk araştırma kuyusu 1963 senesinde İzmir’de delinmiştir ve 40 metre derinliğinde 124 oC sıcaklığında su ile buhar elde edilmiştir. İlk jeotermal ısıtma uygulaması ise 1964 senesinde Balıkesir’de (Gönen Park Oteli) yapılmıştır (Satman, 2013: 9).

Jeotermal enerjisinin avantajları şunlardır (Özcan, 2011: 2; Arlı Yılmaz, 2014: 63; MEB, 2012: 23):

  • Yatırımları diğer YEK’ya kıyasla daha ucuzdur.
  • Yerli bir kaynak olduğu için döviz tasarrufu sağlamaktadır.
  • Üstün teknoloji gerektirmez. Bu durum politik olarak ülkeyi bağımsız kılmaktadır.
  • Santrallerin bakımı kolaydır.
  • Arama kuyuları aynı zamanda üretim kuyusu olabilmektedir.
  • Entegre uygulama imkanları vardır.
  • Kömür, petrol, nükleer ve termik santrallere kıyasla temiz enerji kaynağıdır.
  • Rezervleri diğer fosil kaynaklara kıyasla sonsuz sayılabilmektedir.
  • Sondajlar, petrol sondajlarına kıyasla sığdır.
  • İklimsel koşullardan bağımsızdır.
  • Günün her periyodunda kullanılabilmektedir.
  • Nükleer santrallerde olduğu gibi büyük ölçüde kazalar meydana gelmemektedir.
  • Isıtmalarda genellikle ek tesislere ihtiyaç yoktur.
  • Kullanımından doğan etkiler sera etkisini azaltmaktadır.
  • Yangın, patlama, zehirleme gibi riskler taşımamaktadır.

Jeotermal enerjisinin dezavantajları ise şunlardır (Özcan, 2011: 2; MEB, 2012: 23):

  • Su kirliliğine sebep olmaktadır.
  • Kirletmiş olduğu sular tarım bölgesindeki gıdaları etkilemektedir. Bu durum insan sağlığına büyük zararlar verebilmektedir.
  • Yapısında bulunan hidrojen sülfür ve karbondioksit gazları zaman zaman açığa çıkmakta ve hava ile temas etmektedir. Bu durum akciğer ve kalp rahatsızlıklarına neden olabilmektedir ya da asit yağmurlarına neden olarak kemik erimesi ve kanseri tetiklemekte, bitkileri etkilemektedir. Hidrojen sülfür ölümcül olabilmektedir. Yerde birikmekte ve koku alma sinirlerini belli konsantrasyonlarda felç etmektedir. Bu sebeple bu gaz gözlemlenmeli ve kontrol edilmelidir.

Yeni bir enerji çeşidi olan dalga enerjisi, okyanus rüzgârları ve gel-git olaylarından faydalanılarak elde edilmektedir. Deniz kökenli bir enerji türüdür. Dünya geneli üretimi 1002 GWh’tır ve yüzdelik payı 0.014’tür.[11]  İlk araştırmalar 1970 senesinde başlamış olup, verimli sonuçlara 1990’lı yılların başında ulaşılmaya başlanmıştır. En büyük gelgit istasyonu 1966 senesinde Rance nehrine (Kuzey Fransa, 240 MW) inşa edilmiştir (Şimşek, 2005: 3).

Dalga enerjisinin avantajları şunlardır (MEB, 2012: 30):

  • Çevre dostudur.
  • Tükenmeyen enerji kaynağıdır, sonsuzdur.
  • Yatırım ve bakım masrafları azdır.
  • Öngörülen enerji ihtiyacına göre depolanabilir.
  • Fosil yakıtlara bağımlılığı, asit yağmurlarını, küresel ısınmayı ve her türlü kirliliği dolaylı olarak azaltır.
  • Elektrik şebekesinin mevcut olmadığı kıyı bölgelerine elektrik sağlar.
  • Sel taşkınlarını önler.
  • Görüntü kirliliği yaratmaz.
  • Deniz ve okyanus diplerindeki zenginlikleri keşfetmemizi sağlar.
  • Su kaynaklarının kıyılarını da korumamızı sağlar.

Dalga enerjisinin dezavantajları şunlardır (Maczulak, 2010: 99; MEB, 2012: 30):

  • Sadece kıyı ve nehir bölgelerinde yararlanılmaktadır.
  • Başlangıç kurulum maliyetleri yüksektir.
  • Turizm açısından olumsuz etkilere yol açar.
  • Deniz canlıları ile balıkçılık sektörünü olumsuz etkilemektedir.
  • Estetik açıdan kıyı şeridi santralleri rahatsız edicidir.
  • Gürültü kirliliğine sebep olabilir.

Son enerji türü olan hidrojen enerjisi, birincil enerji kaynaklarından üretilen hidrojenin, birçok yere iletilerek enerjiye çevrilmesi ile oluşmaktadır (İder, 2013: 1). Hidrojeni ilk olarak 16. yüzyılda Paracelsus, asitlerin bazı metallere olan etkilerini araştırırken elde etmiştir (Yumurtacı vd., 2002: 40).1974 senesinde, Miami Üniversitesi’ne bağlı Temiz Enerji Enstitüsü’nün düzenlediği konferanstan itibaren hidrojenin enerji çeşidi olarak kullanılmasına yönelik çalışmalar başlamıştır (Gülşen vd., 2014: 1335).Fosil yakıtların hidrojene dönüştürülmesi verimsiz ve karmaşık ve olarak nitelendirilmektedir. Hidrojen üretmek için kömürün % 2’si, doğalgazın % 6’sı kullanılmaktadır. Üretim maliyetinin % 45-75’ini ise yakıt maliyetleri oluşturmaktadır (Özcan, 2020).

Hidrojen enerjisinin avantajları şunlardır (Fornasiero vd., 2007: 215):

  • Enerji arz güvenliği sağlamaktadır.
  • Emisyonun düşmesine ve kullanımının azalmasına yardımcı olmaktadır.
  • Düşük maliyete sahiptir.
  • Diğer enerji türlerine kıyasla daha verimlidir.
  • Diğer enerji türlerine kıyasla elektrik enerjisine dönüşümü daha kolaydır.
  • Esnek bir enerji taşıyıcı işlevi bulunmaktadır.
  • Sınırsız bir enerji kaynağıdır.
  • Çevre problemleri ile hava kirliliği yaratmaz.
  • Araçlar için kullanıma elverişlidir.
  • Hidrojen, enerjiye dönüştüğünde uzun mesafelerde dahi taşımaya elverişlidir.

Hidrojen enerjisinin dezavantajları şunlardır (Fornasiero vd., 2007: 215):

  • Kuruluş süreci zaman almaktadır.
  • Kuruluş maliyeti yüksektir.
  • Saflaştırma işleminin maliyeti yüksektir.
  • Hidrojen oksijenle patlayarak birleştiğinde ciddi tehlikeler yaratmaktadır. Dolayısıyla büyük güvenlik tedbirleri almak gerekmektedir.
  • Muhafaza edilmesi zordur.
  • Depolanmada kullanılan tankların hacimleri geniş yer kaplamakta ve alan sıkıntısı yaratmaktadır.
  • Sıvı olarak depolanabilmesi için çok düşük sıcaklık gerekmektedir.

Son olarak aşağıda 2000 senesinden itibaren dünyada ve Türkiye’de yenilenebilir enerji üretimi verileri gösterilmiştir. Bu grafiğin verilmesinin amacı okuyucunun gerek enerji türlerinin toplam yenilenebilir enerji içerisindeki payları gerekse Türkiye’nin yenilenebilir enerji üretiminde dünyadaki payı hakkında bilgi sahibi olmasının elzemidir.

 

 Grafik 2: Yıllara Göre Dünya’da ve Türkiye’de Yenilenebilir Enerji Üretimi

 

  1. ENERJİ DÖNÜŞÜMÜNÜN MALİYETLERİ

Fosil yakıtların ve sera gazlarının iklim değişikliği ile küresel ısınmaya yol açması, nükleer enerjinin her açıdan maliyetinin yüksek olması gibi birçok neden devletleri yenilebilir enerji kaynaklarına yöneltmiştir (Ağaçbiçer, 2010: 44). Ancak ekonomik anlamda YEK aracılığıyla enerji üretmek, fosil yakıtlardan enerji üretmeye göre çok daha maliyetlidir. Devletler bu maliyetlerin düşürülmesi için teşvikler uygulamaktadır. Ek olarak son yıllarda yaşanan teknolojik gelişmeler sayesinde de maliyetler düşürülmüştür. Devlet, yenilenebilir enerji kaynaklarına fon vererek destek sağlayabilir. Örneğin devletler bu amaçla hareket eden bankalar açabilirler. Keza Avrupa’da “Green Bank” olarak bilinen ve yenilenebilir enerji için likit sağlayan banka tam da bu duruma örnektir (Konstantin, 2017) ya da devlet düşük faiz oranlarıyla uzun vadeli krediler verebilir, uzun vadeli sübvansiyonlar verebilir, eğitimler verebilir, vergilerden ve sertifikasyon parasından vazgeçebilir, yatırımcılar için stratejik projeler sunabilir, örgütler ise yeşil enerji programı yapabilirler. (Hartnell, 2015 ; Nuri, 2016).

Yenilenebilir enerjinin dönüşümünde karşılaştığımız sosyo-kültürel, teknik, idari ve pek tabii ekonomik engeller bulunmaktadır. İlk olarak sosyo-kültürel engellerden söz edecek olursak; kişisel ve toplumsal değerler ile bağlantılı olan, yenilenebilir enerji teknolojilerine yönelik algıları etkileyen engellerdir (IPCC, 2012: 44). Önyargıların temelini kişilerin olumsuz deneyimleri ve teknolojiye yabancı olmaları oluşturur (Tsoutsos ve Stamboulis, 2005:757). Genellikle geleneksel enerji tesisleri yerleşim yerlerine uzak bölgelere kurulurdu fakat yenilenebilir enerji santralleri, artık insanların görecekleri alanlara kurulmaktadır. Bu da yenilenebilir enerjiye geçişte bir engel teşkil etmektedir. Örneğin Danimarka’da eski teknolojili rüzgâr tarlaları gürültüye sebep olduğu için insanlar tarafından tepki toplamıştır. Ayrıca ülkede rüzgâr türbinleri dini açıdan dolayı da istenmemiştir. Çünkü köydeki kiliseden bakıldığı zaman diğer köydeki kilise görülmemekteydi. Dolayısıyla bu durum sorunlara neden olmuştur (Peker, 2002:40).

Teknik engelleri açıklayacak olursak ilk engel geleneksel enerji şebekelerinden kaynaklanan, şebekeye erişim problemleridir (Gouchoe vd., 2002:1). İkincisi YEK’den enerji üretimi esnasında yaşanan anlık iniş-çıkışlardır (Barton, 2003: 4 ; Biswas vd., 2013:122). Örneğin, muson ikliminin görüldüğü bölgelerde güneşlenme süresi bazı dönemlerde azalmaktadır. Söz konusu dönemlerde üretilen enerji az olduğundan talebi karşılayamaz ve geleneksel enerji bağımlılığına neden olabilir (Sen ve Ganguly, 2017:1175). Üçüncü engel geniş alan bulma problemidir (Erdoğan, 2016: 66). Dördüncü engel teknik beceriye sahip personel sayısının eksikliğidir (IRENA, 2013: 9). Beşinci engel ise yeterli seviyede olmayan AR-GE yatırımlarıdır (Foxon ve Pearson, 2008: 157).

İdari engellere değinecek olursak standartlar ve kanuni mevzuat eksiktir. Kurumlar yetersizdir. Ayrıca çevresel etkilerden dolayı ön izine ihtiyaç duyulmaktadır. Küçük çaplı projelerde prosedürler hafifletilerek çözülebilecek bir durum olmasına rağmen engel teşkil etmektedir (Painuly, 2001: 87 ; Gouchoe vd., 2002: 2 ; Beck ve Martinot, 2004: 367 ; Expert Group on Renewable Energy, 2005:46).

Son olarak ekonomik engelleri açıklayacak olursak ilk engel başlangıçtaki yatırım maliyetlerinin fazla olmasıdır. Fakat bu maliyetler zamanla azalmaktadır ve diğer enerji türleriyle rekabet edebilecek seviyeye düşmektedir. Diğer engeller ise işlem ve sermaye maliyetlerinin yüksek olması, ayrıca gerekli kredi ve sermayeye erişimin zor olmasıdır (Beck ve Martinot, 2004:369).

Daha önce de değinildiği üzere başlangıçtaki yatırım maliyetlerinin fazladır. Bu durum potansiyel yatırımcıları engellemektedir. Fakat tablo 3’ten görüleceği üzere biyokütle dışında işletme maliyetleri düşüktür. Dolayısıyla yatırımcılar, yalnızca başlangıçtaki maliyet farkına bakarak yenilenebilir enerjiye yatırım yapmazlarsa rasyonel davranmayacaklardır (IPCC, 2012: 129). Ayrıca tabloya bakarak yine biyokütle dışında YEK’nin diğer enerji türlerine kıyasla fiyat istikrarı konusunda daha avantajlı olduğu görülmektedir. Bunun sebebi biyokütle hariç diğer YEK ulaşmanın ücretsiz olmasıdır. Diğer enerji türleri ise fiyatlandırılabilirdir, siyasi ve ekonomik dalgalanmalar karşısında fiyatları istikrarsız hale getirmektedir.

Tablo 3: Yenilenebilir Enerji Türlerinin Maliyetlerinin KarşılaştırmasıKaynak: Öztürk, 2013: 16.

Bir diğer husus olan sermaye maliyetinin yüksekliği bilhassa özellikle gelişmekte olan ülkelerde potansiyel yatırımları engellemektedir. Bu engeli aşmak adına kamu-özel sektör ortaklıkları kurulabilir.

Bir diğer çözüm ise sigorta yaptırmaktadır. Sigortalar sayesinde risk algısı azalacak, maliyetler ise bir miktar artacaktır (Expert Group on Renewable Energy, 2005:39).

Bu tarz ülkelerde sermayeye ulaşım konusunda da zorluklar yaşanmaktadır (Expert Group on Renewable Energy, 2005: 2). Böyle durumlarda kamu desteği verilmektedir. Örneğin Danimarka’da rüzgâr türbinleri için on yıl boyunca kesintisiz bir şekilde sermaye desteği verilmiş ardından da aşamalı olarak kaldırılmıştır (Painuly, 2001:86)

 

  1. YENİLENEBİLİR ENERJİ TEŞVİKİNDE ÜLKELERİN DURUMU

Çalışmanın bu bölümünde seçilmiş bazı ülkelerin yenilenebilir enerji teşvikindeki gelişimi ele alınacaktır. İlk olarak ABD’yi ele alacak olursak, ülke genel olarak pazar verimliliği ile enerji teknolojisi ekonomisine odaklanmıştır. Yatırımcıların sermayeyi nasıl düzenlediklerini, yenilenebilir enerji teknolojilerinin neye göre seçtiklerini ve yatırımlara ilişkin değerlendirmeleri tam olarak açıklamamaktadır. Ayrıca, yenilenebilir enerji politikalarının etkinliğini görmek için bağımlı değişken olarak kurulu yenilenebilir enerji kapasitesi kullanılmıştır. Farklı coğrafyalar için ülke ve eyalet saha çalışmaları yapılmıştır.

İngiltere’de uygulanan politikalar başta iyi tasarlandığından dolayı teşvikin en ucuz yöntemi olan tahvil ve bonolar kullanılmaktadır. Ülkede yenilenebilir enerjiye geçiş süreci 2002 tarihinde başlamıştır. Ancak süreç içerisinde zayıf politika seçimlerinden dolayı teşvik konusunda diğer Avrupa ülkeleri kadar başarılı olamamıştır. Bu yüzden sektörde risk ve belirsizlik yaratmaktadır. Dünyanın en büyük rüzgâr santrallerini kurmak için Dogger Bank’a hükümet tarafından destek verilecektir. Ülkenin İş Enerji ve Sanayi Stratejisi Dairesi, Covid-19 döneminde temiz enerji üreticilerine üretime devam edebilmeleri adına bir defalık kredi sağlamıştır. Topluluk ve Yenilenebilir Enerji Planı çerçevesinde dört buçuk milyon poundluk bir bütçe oluşturulmuştur (Department for Business, Energy & Industrial Strategy, 2021).

Sektörde en hızlı büyüyen pazarlardan biri olan Hindistan’a ilk destek veren kurumlardan birisi Ex-Im Bank’tır.Ona yakın projeyi finanse edip yaklaşık dört yüz milyon dolar para sağlamıştır. Bu destekle ülke ABD ihracatçılarına gerek duymadan güneş enerjisi pazarında ilerlemiştir (Koç, 2019: 30-53).

Dünyanın en önemli rol modellerinden birisi olan Almanya’da temel YEK rüzgâr olmasıyla birlikte güneş enerjisinde dünyanın en yüksek kapasitesine sahip olup rüzgâr ve biyokütleden üretilen elektrik giderek artmaktadır. YEK teşviklerine çok önem veren ülke, 1990 senesinden günümüze sabit fiyat garantisi uygulamaktadır. Ayrıca Deutsche Ausgleichs bank sübvansiyonlu krediler vermektedir.2009 senesinde çıkan Yenilenebilir Enerji Isı Kanunu ile bina ısıtmalarında yenilenebilir enerjinin kullanılması zorunluluğu gelmiştir. Bu yasa sayesinde 2017 senesi itibariyle rüzgârlı ve güneşli günlerde elektrik enerjisinin yaklaşık % 86’sını yenilenebilir kaynaklardan elde etmiştir (IEA, 2013: 114). Enerji verimliliğine yönelik destekler konutlarda 2020 ve 2021 senelerinde 1 milyar avro artırılmış ve 2,5 milyar avroya yükseltilmiştir. Güneş enerjisi finansmanındaki kapasite sınırı kaldırılmıştır. Federal eyaletlerde düşük miktarda mesafeleri belirleme imkanı verilecektir (Energy, Policy Tracker, 2021).

Yenilenebilir enerji konusunda öncü olan bir diğer ülke Norveç’tir. Ülke enerji üretiminin yaklaşık %98’ini yenilenebilir kaynaklardan sağlamaktadır. Ayrıca enerji tüketiminin üçte ikisini yenilenebilir enerji oluşturmaktadır. Devlet teşviklerini sertifika ticaret planını içeren kota sistemi vasıtasıyla sağlamaktadır (Res Regal-Norway, 2020).

Yenilenebilir enerji üretiminde ilk 4 ülke, güneş ve rüzgar enerjisinde 3. sırada yer alan Avustralya yenilenebilir elektrik üretiminde ise en düşük seviyelerden birine sahiptir. Ev güneş PV’sinde Avustralya dünya lideri konumundadır. Ülke teşvik amaçlı kamu yatırımları, sermaye, krediler, sübvansiyonlar, indirimler ve hibelerin yanı sıra elektrik hizmeti kota yükümlülüğü, alınıp satılabilir yenilenebilir enerji ruhsatları, ısı zorunluluğu gibi destekler vermektedir (Climate Council, 2016: 14 ; REN 21, 2017: 130).Avustralya Yenilenebilir Enerji Ajansı, ülkede rekabetçi hidrojen endüstrisini geliştirmek adına 70 milyon Avustralya $ değerinde fon kurmuştur. Bu destek bilhassa yenilenebilir enerji vasıtasıyla elektrik sağlayacak olan büyük ölçekli elektrolizörlerin geliştirilmesi için tasarlanmıştır. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, büyük enerji kullanıcılarını pik talep dönemlerinde talebi azaltmalarına yönelik olarak ödüllendirmektedir. Ayrıca senede 750 çıraklık eğitiminin verilmesi ile yaklaşık yirmi altı bin lisanslı elektrikçiye yenilenebilir enerji çalışmalarında çeşitli eğitimler verilmesi yönünde bir program oluşturmuştur (ARENA, 2021).

Dünyada rüzgâr enerjisinden elektrik üretme de 3. sırada yer alan İspanya’da 1994 senesinden itibaren sabit fiyat garantisi uygulanmaktadır. Teknik Yapı Yönetmeliği 2006 senesinde değiştirilmiş biyogaz, biyokütle, solar ısıl elektrik destekleri artmıştır. Hemen ardından ise taban/tavan fiyat bazlı sabit prim uygulamasına geçilmiştir. 2014 senesinde iseyeni kurulan yenilenebilir enerji santrallerine belli bir ücretlendirme rejimi uygulanacağı söylenmiş ve 2017 Ekim itibariyle başlanmıştır. Biyoyakıtlara kota sistemi, ulaşımda biyoyakıtlar ile güneş enerjisine vergi kredisi uygulaması mevcuttur (Res Regal-Spain, 2020).

YEK için muazzam potansiyeli olan Şili’de günlük m2 başına 9 kWh‘ten daha fazla normal ışıma değerine sahiptir. Ayrıca hidroelektrik, biyokütle, jeotermal, okyanus enerjisi ve atık-enerjide önemli bir potansiyele sahip olup, (Arjantin ile birlikte) dünyanın en iyi rüzgâr enerjisi kaynağına da sahiptir (IEA, 2018: 141). Ülke yaptığı araştırmalar doğrultusunda 2024 senesi itibariyle yenilenebilir enerjinin %43’ü fotovoltaik paneller vasıtasıyla sağlanacaktır. Ayrıca 2025 senesi itibariyle geleneksel olmayan YEK kullanımının, enerji tüketimindeki payının %20’ye çıkarılmasını hedeflemektedir (Ekonomi Bakanlığı, 2020). Ülke kamu yatırımları, vergilerde indirimler, krediler, sermaye, sübvansiyonlar ve hibeler şeklinde teşvik politikaları uygulamaktadır. Ayrıca elektrik şirketi kota zorunluluğu, net ölçüm, alınıp satılabilir yenilenebilir enerji ruhsatları ve yenilenebilir enerji portföyü standartları şeklinde de politikalar izlemektedir. Aynı politikalar Estonya, Finlandiya, Japonya, Kanada’da da uygulanmaktadır (REN21, 2017: 130).

2010 senesinden itibaren enerji politikaları hızla değişen Yeni Zelanda, elektrik piyasasında dünya liderliğindedir. Ülke, birçok enerji kaynağıyla donatılmış durumdadır. Devletin 2008 senesinde aldığı karara göre, 2025 senesine kadar yenilenebilir elektrik üretimine %90 oranında bir hedef belirlenmiştir. Ayrıca bu hedefe ulaşılması için herhangi bir maddi destek verilmemektedir (IEA, 2017: 13-109). Ülkenin uyguladığı mali destek politikaları; düzenleyici politikalar ile mali teşvik ve kamu finansmanıdır. Bu hususta hibeler, sübvansiyonlar, indirimler, kamu yatırımları ve krediler şeklinde destekler verilmektedir (REN 21, 2017: 130).

Ülkemizde sürdürülen teşvik politikalarına bakacak olursak İngiltere gibi burada da bono ve tahviller kullanılmaktadır. Ancak İngiltere örneğinde görüldüğü gibi teşvik konusunda başarıya ulaşmak için tek başına tahvil ve bonolar yeterli değildir. Bu sebeple Dünya Bankası’ndan uzun süreli ve geri dönüşü taahhütlere bağlanan fonlar alınmaktadır (Koç, 2019: 37-44). Ülkemiz bunun dışında da konuyla ilgili olarak sürdürülebilir enerji için finansman programı (TURSEFF) kurmuştur. YEK için ayrıca çeşitli vergi teşvikleri de hazırlanmıştır. Ek olarak enerji verimliliği ile yenilenebilir enerjinin finansmanı için Çevre Bankacılığı ve Türkiye Sürdürülebilir Enerji Finansmanı Programı kapsamlarında Vakıfbank ile Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası kredi anlaşmasına imza atmışlardır. Son olarak birçok ülkede yaygın bir şekilde kullanılan sabit fiyat garantisi, lisanssız üretim hakkı, yenilenebilir portföy standardı, gelir üzerinden alınan vergilere yönelik teşvikler, harcamalar üzerinden alınan vergilere yönelik teşvikler, emlak vergisinde uygulanan indirimler, istisnalar ve iadeler, geleneksel enerji kaynaklarından alınan vergiler gibi teşvik yöntemleri ülkemizde de uygulanmaktadır (Mendonça, 2007: 9 ; Rickrson ve Grace, 2007:1 ; Fouquet ve Johansson, 2008: 4080 ; Cory vd., 2009: 2 ; Cory ve Couture, 2009: 2 ; Çelikkaya, 2017: 54 ; Çelikkaya, 2017b: 2 ; Koç, 2019: 30-53).

 

SONUÇ

Sürdürülebilir büyüme ve kalkınma için sürdürülebilir bir çevrenin gerekliliği dolayısıyla yenilenebilir enerji kaynağının mecburiyeti kabul görmüş bir gerçekliktir. Yenilenemeyen enerji kaynakları hızla tükenmekle kalmayıp bu süreçte çevresel açıdan ciddi zararlara yol açmaktadır.

Enerji verimliliği, elektrifikasyon, yenilenebilir enerji üretimi ve enerji sistemlerini yönetmede ihtiyaç duyulan dijital teknoloji vasıtasıyla, maliyeti düşük, daha güvenli ve pek tabii daha temiz olan enerji sistemine geçişe enerji dönüşümü denmektedir. Enerji dönüşümü birçok fırsatı beraberinde getirmektedir. Bu fırsatları anlamak içinse dönüşümün getirdiği faydalara odaklanılmalıdır. İlk faydası cari açığa olan etkisidir. Yerli kaynakları kullanmak ve verimliliği artırmak, cari açığın sürdürülebilir bir şekilde düşmesini sağlayacaktır. Ekonomik aktivite, yatırımlar ve istihdama katkısı bulunacaktır. Enerji sektöründen kaynaklı oluşan sera gazı emisyonlarını azaltarak çevre kalitesini arttıracaktır. Enerji dönüşümünde yapılan yatırımlar, ilk önce hava kirliliğinden dolayı insan sağlığını olumsuz etkileyen faktörleri azaltacaktır. Diğer sosyal ve ekonomik faydalar ile birlikte ekonomik kalkınmayı hızlandıracaktır. Bu sebeple enerji dönüşümü ekonomiyi güçlendirecek stratejilerin merkezinde yer almalıdır. Öte yandan enerji dönüşümü beraberinde yüksek maliyetleri getirmektedir. Örneğin sadece Türkiye’de dönüşümün rakamı senede 12,3 milyar $ yatırım (SHURA, 2021) anlamına gelmektedir. Ancak ülke buna karşılık dış ticaretten istihdama kadar birçok alanda bu rakamın üç katı kadar getiri elde edecektir. Bu da yapılan yatırımların uzun vadede büyümeyi ve kalkınma pozitif etkilediğini göstermektedir. Yatırım uzmanlarına göre, önümüzdeki 3 sene içerisinde dönüşümün maliyetleri daha da azalacaktır. Bu da büyüme ve kalkınma hedeflerine daha kolay ulaşılacağı anlamına gelmektedir.

Çalışmada ele alınan ülkeler başta olmak üzere küresel boyutta YEK hususunda teşviklerin arttığı görülmektedir. Doksanlı yıllardan beri sabit fiyat garantisi uygulayan İspanya, rüzgâr enerjisi ile elde edilen elektrikte dünyada üçüncü sırada yer almaktadır. Keza yine doksanlı yıllardan beri sabit fiyat garantisi uygulayan Almanya rüzgâr enerjisi ağırlığının en fazla olduğu ülke olup dünyanın en büyük güneş enerjisi kapasitelerine sahiptir. Yenilenebilir enerjide öncü ülkelerden birisi olan ve bilhassa hidrojen ve jeotermal enerjide oldukça zengin bir potansiyele sahip olan Yeni Zelanda elektrik piyasasında da öncü devletlerdendir. Avustralya mühim bir yenilenebilir enerji potansiyeline ABD ise çeşitli yenilenebilir enerji politikalarına sahiptir. İngiltere YEK yeterli seviyede olmadığı için, enerji gereksiniminin büyük bir kısmını fosil kaynaklardan karşılamaktadır. Elektrik üretiminde az da olsa biyokütle ve rüzgâr enerjisinden faydalanmaktadır.

Yapılan araştırmalar sonucu ülkelerin prim ödemesi, tarife garantisi gibi daha çok fiyat bazlı teşvikleri tercih ettikleri görülmektedir. YEK, fosil kaynaklar ile kıyaslandığında daha fazla mali teşvikler gerektirdiği için Almanya gibi gelişmiş ülkelerde desteklenebilmektedir ancak Şili ya da Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler de bu durum oldukça yetersiz seviyede kalmaktadır.

Tüm bu durumlar göz önüne alındığında ülkeler enerji politikalarını oluştururken temellerini sağlam ve gerçekçi bir şekilde atmalıdırlar. Almanya gibi bu konuda başarılı projeler geliştiren ülkeler örnek alınmalıdır. Almanya’nın uygulamış olduğu sabit fiyat garantisi fiyatlandırmaları, YEK’na yönelik yatırımları daha cazip hale gelmesinde etkin rol oynayacaktır. Ayrıca YEK kullanımının zorunlu olmasını sağlaya politika ve yasalar geliştirilebilir. Veya teknolojik araçları ithal etmek yerine yerli üretime ağırlık verilmeli ve bu konuda mali teşvikler arttırılmalıdır. Uzun vadeli hedefler oluşturulmalıdır. Bu sayede YEK’na yönelecek yatırımcıların beklentilerini daha net görmeleri sağlanabilir. Bu konu eğitim kurumlarına da yansıtılmalıdır. Böylece nitelikli işgücü oranı artacaktır.

 

Kaynakça

Ağaçbiçer, G., (2010). Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Türkiye Ekonomisine Katkısı ve Yapılan Swot Analizler, Çanakkale 18 Mart Üniversitesi, SBE, Çanakkale.

Akova, İ., (2002). Yenilenebilir Enerji Kaynakları, Nobel Yayın Dağıtım, Ankara, 2002.

Arlı Yılmaz, S., (2014). Yeşil İşler ve Türkiye’de Yenilenebilir Enerji Alanındaki Potansiyeli, Kalkınma Bakanlığı, Yayın No:2887, s.1-218.

Avrasya Üniversitesi, (2021). Türkiye’de ve Dünya’da Dalga Enerjisinin Gelişim Süreci. Erişim adresi: https://bap.avrasya.edu.tr/?p=1040

Australian Renewable Energy Agency (ARENA). Erişim adresi:https://arena.gov.au/

Barton, D., (2003). Social And Technical Barriers And Options For Renewable Energy On Remote Developed Islands. Case Study: Norfolk Island, ANZSES 2003 Destination Renewables Conference, Avustralya.

Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı (BAKA), (2011). Güneş Enerjisi Sektör Raporu.

Bayraç, N., (2011). Enerji Kullanımının Küresel Isınmaya Etkisi ve Önleyici Politikalar, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Dergisi, 11(2), Eskişehir.

Beck, F., & Martinot, E., (2004). Renewable Energy Policies and Barriers, Encyclopedia Of Energy, Cilt:5, s.365-383.

Biswas, M., & Shafiul, A., &, Tonmoy, K. S., & Umama, Z., & Monalisa, C. U., (2013). Towards Implementation Of Smart Grid: An Updated Review On Electrical Energy Storage Systems, Smart Grid and Renewable Energy, Sayı:4, s.122-132.

Bozkurt, S., & Tür, R., (2015). Dünyada ve Türkiye`de Hidroelektrik Enerji, Gelişimi ve Genel Değerlendirme, 4. Su Yapıları Sempozyumu, İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi, Antalya, s.322-330.

Cory, K., & Couture, T., (2009). State Clean Energy Policies Analysis (SCEPA) Project: An Analysis Of Renewable Energy Feed-In Tariffs In The United States, NREL No:TP-6A2-45551, Colorado.

Cory, K., & Couture, T., & Kreycik, C., (2009). Feed-In Tariff Policy: Design, Implementation and RPS Policy Interactions, NREL No:TP-6A2-45549, Colorado.

Çakır, M. T., (2010). Türkiye’nin Rüzgâr Enerji Potansiyeli ve AB Ülkeleri İçindeki Yeri, Politeknik Dergisi, Cilt:13, Sayı:4, s.287-293.

Çelikkaya, A., (2017). Yenilenebilir Enerjinin Teşvikine Yönelik Uluslararası Kamu Politikaları Üzerine Bir İnceleme, Maliye Dergisi, Sayı:172, s. 52- 84.

Çelikkaya, A., (2017b). Avrupa Birliği Üyesi Ülkelerde Yenilenebilir Enerjiye Sağlanan Teşvikler Üzerine Bir İnceleme, Sayıştay Dergisi, Sayı:104, s. 1-26.

Demir, İ., & Emeksiz, C., (2016). Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Türkiye Potansiyeli ve Kullanımı,  Elektrik-Elektronik ve Bilgisayar Sempozyumu, Tokat.

Demirtaş, S., (2010). Avrupa Birliği ve Türkiye’de Yenilenebilir Enerji Kaynakları ve Bunlardan Biyokütlenin Önemi, Ankara Üniversitesi Avrupa Toplulukları Araştırma ve Uygulama Merkezi, 46. Dönem Avrupa Birliği Temel Eğitim Kursu, Orman Genel Müdürlüğü, Ankara.

Department for Business, Energy & Industrial Strategy. Erişim adresi: https://www.gov.uk/government/organisations/department-for-business-energy-and-industrial-strategy

Energy Policy Tracker, (2021). Erişim adresi: https://www.energypolicytracker.org/

Enerji Üretim Sistemleri, Erişim adresi: http://enerjiuretimsistemleri.blogspot.com.tr/2011/10/biyokutle-enerjisinin-avantaj-ve.html

Erdoğan, S., (2016). Arz Güvenliği Bakışı ile Türkiye’de Enerji Politikaları, Orion Kitabevi, Ankara.

Expert Group on Renewable Energy, (2005). Increasing Global Renewable Energy Market Share Recent Trends and Perspectives. Erişim adresi: https://www.un.org/esa/sustdev/sdissues/energy/op/beijing_re_egm/beijing_ re_report.pdf

Fornasiero, P., & Graziani, M.,(2007). Renewable Resources and Renewable Energy, Taylor & Francis Group, LLC, New York.

Fouquet, D., & Johansson, T., (2008). European Renewable Energy Policy At Crossroads-Focus On Electricity Support Mechanisms, Energy Policy, Cilt:36, s. 4079-4092.

Foxon, T., & Pearson, P., (2008). Overcoming Barriers to Innovation and Diffusion of Cleaner Technologies: Some Features of A Sustainable Innovation Policy Regime, Journal of Cleaner Production, Cilt:16, Sayı:1, s.148-161.

Gouchoe, S., & Everette, V., & Haynes, R., (2002). Case Studies On The Effectiveness Of State Financial Incentives For Renewable Energy, NREL No:SR-620-32819, Colorado.

Gökdemir, M., & Kömürcü, M. İ., & Evcimen, T. U., (2012). Türkiye’de Hidroelektrik Enerji ve HES Uygulamalarına Genel Bakış, Türkiye Mühendislik Haberleri, TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Yayınları, Sayı:471, s.18-26.

Gülşen, H. E., & Kumbur, H., & Koyuncu, G., (2014). Hidrojen Enerjisi, Üretim Mekanizmaları ve Çevresel Önemi, Akademik Platform, 2. Uluslararası Mühendislik ve Bilimde Yenilikçi Teknolojiler Sempozyumu, s. 1333-1343.

Güney Ege Bölgesi, GEKA (Aydın, Denizli, Muğla), (2011). Yenilenebilir Enerji Raporu.

Gürsoy, U., (1999). Temiz ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları Raporu, Çevre Koruma Derneği, İskenderun.

Hartnell, G., (2015). Yenilenebilir Enerji Gelişimi 1990-2003. RPA, Londra.

Intergovernmental Panel on Climate Change (IPCC), (2012). Renewable Energy Sources and Climate Change Mitigation Summary For Policymakers and Technical Summary. Erişim adresi: https://www.ipcc.ch/site/assets/uploads/2018/03/SRREN_FD_SPM_final-1.pdf

International Energy Agency (IEA), (2013). Energy Policies of IEA Countries: Germany 2018 Review.

International Energy Agency (IEA), (2017). Energy Policies of IEA Countries: New Zeland 2017 Review.

International Energy Agency (IEA), (2018). Energy Policies of IEA Countries: Chile 2018 Review.

IPCC, (2012). Renewable Energy Sources and Climate Change Mitigation Summary For Policymakers and Technical Summary. Erişim adresi: https://www.ipcc.ch/site/assets/uploads/2018/03/SRREN_FD_SPM_final-1.pdf

IRENA, (2013). Overcoming Barriersto Authorizing Renewable Power Plants and Infrastructure. Erişim adresi: https://www.irena.org/media/Files/IRENA/Agency%20/Events/2013/Jan/12_1/11_Gubina.pdf?la=en&hash5E5EDBA2865A9779BF429AEA94782044B62B045D

İder, S. K., (2013). Hidrojen Enerji Sistemi, Metalurji Dergisi, Sayı:134, s.1-8.

Kaya Erkul, N., (2020). Türkiye Enerji Dönüşümü İçin Yılda 12 Milyar Dolar Yatırım Gerekiyor.Erişim adresi: https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/turkiyenin-enerji-donusumu-icin-yilda-12-milyar-dolar-yatirim-gerekiyor/2091809

Koç, E., & Şenel, M. C., (2013).  Dünyada ve Türkiye’de Enerji Durumu Genel Değerlendirme,  Mühendis ve Makina, Cilt:54, Sayı:639, s.32-44.

Koç, E., (2019). Yenilenebilir Enerji Finansmanı, Türkiye ve Dünyadaki Uygulamaları, Gedik Üniversitesi, SBE, İstanbul.

Konstantin, H. P., (2017). Japan’s Renewable Energy Potoentials Possible Ways to Reducethe Dependency on Fossil Fuels, Ritsumeikan Asia Pacific University, In Partial Fulfillment of the Requirements for the Degree of Master of Science.

Mendonca, M., (2007). Feed-InTariffs: Accelerating The Deployment Of Renewable Energy, Earthscan.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), (2012). Yenilenebilir Enerji Kaynakları ve Önemi, Ankara.

Nuri, A., (2016). Yenilenebilir Enerji Kaynakları Açısından Türkiye’nin Geleceği ve Avrupa Birliği İle Karşılaştırılması, Dokuz Eylül Üniversitesi, SBE, İzmir.

Oskay, C., (2014). Sürdürülebilir Kalkınma Çerçevesinde Rüzgâr Enerjisinin Önemi ve Türkiye’de Rüzgâr Enerjisi Yatırımlarına Yönelik Teşvikler, Niğde Üniversitesi İİBF Dergisi, Cilt:7, Sayı:1, s.76-94.

Oğuz, S., (2008). Yenilenebilir Enerji ve Küçük Hidroelektrik Santraller, VII. Ulusal Temiz Enerji Sempozyumu, İstanbul, s.479-492.

Özcan, M., (2020). Hidrojen Üretimi Ne Kadar Verimli? Yakın Gelecekte Nasıl Gelişmeler Olabilir? Erişim adresi: https://temizenerji.org/2020/06/12/hidrojen-uretimi-ne-kadar-verimli-yakin-gelecekte-nasil-gelismeler-olabilir/?gclid=CjwKCAjw-qeFBhAsEiwA2G7Nl0SnOuzaCsP43eup0fw8fz5V8jLkuWquN36Qktbe5O032qzbQgd9ShoCFAwQAvD_BwE

Özcan, M., (2020). Yenilenebilir Enerji Maliyetleri Önümüzdeki 5 Yıl İçinde Dahada Azalacak. Erişim adresi: https://temizenerji.org/2020/09/01/yenilenebilir-enerji-maliyetleri-onumuzdeki-5-yil-icinde-daha-da-azalacak/?gclid=CjwKCAjwg4-EBhBwEiwAzYAlsnHu9NagJ4ZFzCV3P0reeynQRWI5ZmuGfCrgtakqHADyW7dLCI06qBoCVTUQAvD_BwE

Öztürk, H. H., (2013). Yenilenebilir Enerji Kaynakları, Birsen Yayınevi, İstanbul.

Painuly, J. P., (2001). Barriers to Renewable Energy Penetration; A Framework for Analysis, Renewable Energy, Cilt:24, Sayı:1, s.73-89.

Peker, Z., (2002). Rüzgâr Enerjisinin Çevresel Etkileri ve Bu Etkilerin Azalmasında Planlamanın Rolü, Mühendis ve Makine, Cilt:43, Sayı: 509.

REN20, (2020). Renewables 2020 Global Status Report. Erişim adresi: https://www.ren21.net/gsr-2020/chapters/chapter_01/chapter_01/

REN21, (2021). Renewables 2021 Global Status Report. Erişim adresi: https://www.ren21.net/wp-content/uploads/2019/05/GSR2021_Full_Report.pdf

Res Legal Norway. Erişim adresi: http://www.res-legal.eu/search-by-country/norway/

Res Legal Spain. Erişim adresi: http://www.res-legal.eu/en/search-by-country/spain/

Rickerson, W., & Grace, R., (2007). The Debate Over Fixed Price Incentives For Renewable Electricity In Europe and The United States: Fallout and Future Directions, Heinrich Böll Foundation.

Satman, A., (2013). Dünyada ve Türkiye’de Jeotermal Enerji, 11. Ulusal Tesisat Mühendisliği Kongresi, Jeotermal Enerji Seminer Kitabı, TMMOB Makine Mühendisleri Odası, İzmir, s.3-21, Oda Yayın No: E/2013/601-3.

Shura Enerji Dönüşümü Merkezi. Enerji Dönüşümü. Erişim adresi: https://www.shura.org.tr/wp-content/uploads/2018/06/brosur1.pdf

Shura Enerji Dönüşümü Merkezi, (2020). Salgın Sonrasında Enerji Dönüşümü İle Sürdürülebilir Büyüme. Erişim adresi: https://www.shura.org.tr/wp-content/uploads/2021/03/Salgin_sonrasinda_enerji_donusumu.pdf

Shura Enerji Dönüşümü Merkezi, (2021). Türkiye’de Elektrik Sistemi Dönüşümünün Sosyoekonomik Etkileri. Erişim adresi: https://www.shura.org.tr/wp-content/uploads/2021/07/Turkiyede-Elektrik-Sistemi-Donusumunun-Sosyoekonomik-Etkileri-2.pdf

Souvik, S.,&Sourav, G., (2017). Opportunities, Barriers and Issues with Renewable Energy Development – A Discussion, Renewable and Sustainable Energy Reviews, Cilt:69, s. 1170-1181.

Şimşek, N. E., (2005). Deniz Akımları Enerjisi ve Türbinleri, III. Yenilenebilir Enerji Kaynakları Sempozyumu, Elektrik Mühendis Odası Mersin Şubesi, Mersin.

Tsoutsos, T., & Stamboulis, Y., (2005). The Sustainable Diffusion Of Renewable Energy Technologies As An Example Of An Innovation Focused Policy, Technovation, Sayı:25, s. 753-761.

Türkiye Cumhuriyeti Ekonomi Bakanlığı. Erişim adresi: https://www.ekonomi.gov.tr

Türkiye Ulusal Ajansı, Güneş Enerjisi El Kitabı. Erişim adresi: https://tr.scribd.com/document/355799089/Gune%C5%9F-Enerji-si-El-Ki-tabi

Ulaş, D., (2010). Macahel’de Hidroelektrik Santrallerin ve Ekoturizmin Çevreye ve Yöre Halkına Etkileri, Anatolia: Turizm Araştırmaları Dergisi, Cilt:21, Sayı:1, s: 151-158.

Uluatam, E., (2010). Yenilenebilir Enerji Teşvikleri, Ekonomik Forum Dergisi, s.34-41.

Ültanır, M. Ö., (1998). 21. Yüzyıla Girerken Türkiye’nin Enerji Stratejisinin Değerlendirilmesi, Türk Sanayicileri ve İş Adamları Derneği Yayınları, Yayın No: TÜSİAD-T/98-12/239, İstanbul.

Ünver, Ü.,& Bilgin, H., & Güven, A., (2014). Pompaj Depolamalı Hidroelektrik Sistemler, Mühendis ve Makina, Cilt:56, Sayı:663, s.57-64.

Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü (YEGM). Biyokütle Enerjisinin Avantajları. Erişim adresi:http://www.eie.gov.tr/yenilenebilir/biyokutle_enerjisi_adv.aspx

Yumurtacı, Z.,& Bekiroğlu, N., &Akaryıldız, E., (2002). Hidrojen Enerjisi Kullanımında Temel Kriterler, Tesisat Mühendisliği, TMMOB Makine Mühendisleri Odası, Sayı:72, s.38-50.

http://www.people.hofstra.edu/geotrans/eng/ch8en/conc8en/evolenergy.html

https://www.mmo.org.tr/sites/default/files/6_dunyadaveturkiyede

https://www.bp.com/content/dam/bp/business-sites/en/global/corporate/pdfs/energy-economics/statistical-review/bp-stats-review-2020-full-report.pdf

https://www.tech-worm.com/biyogaz-nedir-avantajlari-dezavantajlari-nelerdir/

https://www.pwc.com.tr/tr/sektorler/enerji/biyokutle-ve-biyoenerji-sektorlerine-genel-bakis-web.pdf

 

[1]Uluslararası KantöröŞaripoviç Toktomamatov Üniversitesi, İşletme Fakültesi, İşletme Bölümü, Mail: dogannbusra7@gmail.com ORCID ID: 0000-0001-7119-5552.

[2]Toplam yatırım değerleri, şirket yatırımının yanı sıra açıklanmayan anlaşmalar için tahminleri de içermektedir. (Risk sermayesi, kurumsal ve devlet araştırma ve geliştirme, özel sermaye ve kamu piyasası yeni sermaye)

[3] Bölgesel enerji ağları tarafından sağlanan biyo-ısıyı içermektedir. Biyokütlenin geleneksel kullanımını içermez.

[4] Yalnızca camlı (düz plaka ve vakumlu tüp) ve sırsız kollektörleri içermektedir. 2020 rakamı bir ön tahmindir.

[5] Veriler, politikanın ulusal veya eyalet/il düzeyinde odak yılı boyunca herhangi bir zamanda kullanıldığı tüm ülkeleri yansıtmaktadır.

[6] Veriler BP, Statistical Review of World Energy’den alınıp, yazar tarafından düzenlenmiştir.

[7]Veriler BP, Statistical Review of World Energy’den alınıp, yazar tarafından düzenlenmiştir.

[8]Veriler BP, Statistical Review of World Energy’den alınıp, yazar tarafından düzenlenmiştir.

[9]Veriler BP, Statistical Review of World Energy’den alınıp, yazar tarafından düzenlenmiştir.

[10]Veriler BP, Statistical Review of World Energy’den alınıp, yazar tarafından düzenlenmiştir.

[11]Veriler BP, Statistical Review of World Energy’den alınıp, yazar tarafından düzenlenmiştir.

Bir cevap yazın