Trump’ın Enerji Politikası ve Güneş Enerjisinin Geleceği
Şubat 24, 2017
Yeni Türkiye İçin Enerji Güvenliğini Yeniden Tanımlamak
Mart 6, 2017

Filistin’in Enerji Sorununu Çözmek

Oğuzhan AKYENER

TESPAM Başkanı

Filistin ile İsrail arasında BM önderliğinde kurulan Gazze’nin Yeniden İnşası Mekanizması (YİM) kapsamında, 2014 yılından bu yana Gazze’de yaklaşık 1194 proje gerçekleştirilmiştir. Sağlık, konut, yol ve altyapı inşası, su, enerji, eğitim ve tarım gibi alanları kapsayan bu projelerden, 628 projelik gerçekleştirme oranı ile en büyük payı konut inşası sektörü almıştır.

Enerji alanına bakıldığında ise onaylanan 19 projenin sadece 5 tanesinin tamamlanabildiği, 6 tanesinin ise inşaat aşamasında olduğu açıklanmıştır. Bu projelerin de çoğunun elektrik iletim ve dağıtım sistemleri gibi alanlarda olduğu bilinmektedir.

Yani hepsi tamamlandığında dahi, Filistin’in enerji problemi zaten çözülmeyecek, aksine enerji erişimi arttığı için, talebi artacaktır. Talebinin artması demek de, elektrik ithalatı yaptığı İsrail’e daha fazla bağımlı olması anlamını taşıyacaktır.

Peki diğer alanları bir kenara bırakırsak, acaba Filistin’in enerji konusundaki sorunları, YİM gibi neredeyse tamamen İsrail’in kontrolünde olan bir yapı ile çözülebilecek midir?

Sorunun cevabı, sorma biçiminden de anlaşılacağı üzere, “tabiki hayır!”dır.

Peki en başından beri Filistin’in tek ciddi savunucusu olan ve artık medeniyet coğrafyasında etkin olmak isteyen yeni Türkiye, bu konuda neler yapabilecektir?

***

Öncelikle Filistin’in genel enerji denklemi incelendiğinde;

  • Filistin’in yaklaşık yıllık enerji tüketimi 5 milyar kwh civarındadır.
  • Bu miktar ulaşım, sanayi, konut, elektrik üretimi gibi kalemleri kapsamaktadır.
  • Kişibaşına düşen tüketim ise 1,8 kwh civarındadır. Yani sanayi, teknoloji vb. alanlarda geri kalındığı için, bu oran bölgesel ortalamanın altında kalmıştır.
  • Mevcut tüketime nazaran, yerli imkanlar ile bu ihtiyacın ancak %10’luk bir kısmı üretilebilmektedir.
  • Bu %10’luk kısım kapsamında da, var olan fosil yakıtlı santrallerden üretilen elektriğin hammaddesi ithal edilmektedir.
  • Diğer %90’lık kısmın büyük bir çoğunluğu da, yüksek tarifeler ile (hatta bölgedeki en yüksek tarifeler ile) İsrail’den karşılanmaktadır.
  • Yani bağımsız Filistin!, diğer konularda da olduğu gibi, neredeyse %90 oranında İsrail’e bağımlıdır.

Yukarıda vurgulandığı gibi, YİM kapsamında elektrik nakil ve dağıtım hatlarındaki iyileştirmeler, yerli kaynaklar bulunmadığı müddetçe, sadece refah seviyesini biraz arttırmaya yarayacak, onun dışında Filistin’in İsrail’e bağımlılığını daha fazla arttırmaktan öteye geçemeyecektir.

Peki Filistin’de keşfedilmiş hiç kaynak yok mudur?

Vardır!

Harita 1: Gazze Deniz Sahası

Yukarıdaki haritadan da anlaşılacağı üzere, Gazze kıtasahanlığı kapsamına giren 3 adet keşfedilmiş (hatta kırmızı ile gösterilenler üretime alınmış) saha bulunmaktadır. Bunlar İsrail’in üretmeye devam ettiği 20 milyar m3’lük tahmini rezervi ile Noa Sahası, 12 milyar m3’lük rezervi ile Mari sahası ve Filistin’in değerlendiremediği Gazze Sahasıdır.

Diğer sahaları bir kenara bırakarak, Gazze Sahasına odaklanıldığında;

  • Saha 1999 yılında keşfedilmiştir.
  • Gazze’ye yaklaşık 35 km uzaklıkta bulunmaktadır.
  • 30 milyar m3’lük bir rezerve sahip olduğu düşünülmektedir.
  • Su derinliğinin ortalama 300 metre olduğu bilinmektedir.
  • Saha keşfi sonrası üretime alınacak ve yapılan üretim İsrail’e satılacak iken, İsrail’de keşfolunan Tamar Sahası sebebi ile İsrail yapılan gaz satış anlaşmasından vazgeçmiş ve bu durum proje ile ilgili son yatırım kararının alınmasına engel olmuştur.
  • Filistin ve İsrail ile yapılacak görüşmeler neticesinde, uygun pazar bulunması durumunda, bu saha da geliştirilerek üretime alınabilecektir.

Peki böyle bir sahadan yaklaşık olarak nasıl bir gaz üretimi sağlanabilecektir?

Bu soruya cevap olarak, civardaki benzer sahaların da özellikleri ile karşılaştırma yaparak, sahanın ilgili müzakere süreçleri de dikkate alındığında, en iyi ihtimalle 2025’te üretime alınabildiği varsayılarak bir tahmini yaklaşımda bulunulduğunda; aşağıdaki grafikten de görüleceği üzere bir üretim profili elde edilebilecektir.

Grafik1: Gazze Sahasının Üretim Profili

Hazırlanan grafikten de anlaşılacağı üzere,  İsrail tarafından uygun dağıtım ve nakil izinleri alındığı taktirde, üretilecek gaz Filistin’in enerji bağımsızlığını (Filistin’in toplam mevcut enerji tüketiminin gaz eşdeğerinin bugün için 0,45 milyar m3 civarında olduğu ve bunun belli bir oranda artacağı düşünülürse) uzun süre sağlayacaktır.

Bu arada proje; üretimi ve rezervi dikkate alındığında, büyük şirketlerin çok da hevesleneceği boyutta değildir. Lakin yine de ekonomik olarak değerlendirilebilecek gibi gözükmektedir.

Yine de bütün gaz sahalarında olduğu gibi, Gazze sahasının da üretilebilmesi ve yatırım kararı alınabilmesi için; pazar kapasitesi ve pazara ulaşma problemlerinin çözülmesi gerekmektedir. Bunun için de İsrail ile müzakere etmek gerekecektir.

Lakin, bahsedilen bu müzakere sürecinde unutulmamalıdır ki; bu saha dahil hiç bir kaynak, üzerine algı operasyonları oluşturulmaya çalışılan Kıbrıs konusunda Türkiye’nin aleyhine bir çözümün karşılığı olarak kabul edilemeyecektir.

Yani bu müzakerelerde, Kıbrıs’tan taviz verilmemelidir.

Bu şartlar altında bir çözüm yolu düşünülmelidir.

Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan Akyener 1983 yılında Gönen’de doğmuştur. Eğitim hayatına Gönen Şehit Rahmi İlkokulunda başlamış ve orta okuldan itibaren, Gönen Anadolu Lisesi’nde devam etmiştir. 2001 yılında buradan mezun olduktan sonra, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)’nde Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği’nde lisans eğitimine başlamıştır. ODTÜ’de öğrenim gördüğü dönemde çok aktif bir öğrencilik hayatı geçiren Akyener, birçok sosyal projede görev almış, TESPAM’ı bir öğrenci kulübü olarak hayata geçirmiş, eş zamanlı olarak Anadolu Üniversitesi’nde İşletme alanında eğitim almaya başlamış, Gönen Jeotermal Kaynakları ile ilgili projeler hazırlamış ve birçok uluslararası ortamda konuşmacı olarak ülkesini ve kurucusu olduğu öğrenci kulüplerini temsil etmiştir. 2006 yılında ODTÜ Petrol ve Doğalgaz Mühendisliğinden, 2008 yılında ise Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun olmuştur. Aynı zamanda ODTÜ mezuniyeti sonrasında, Gönen Belediyesi’ne “Jeotermal Rezervuar Yönetimi” ve yüzey tesisleri alanında bir yıl boyunca danışmanlık hizmeti vermiştir. Bu süreçte de eş zamanlı olarak bir dış ticaret firmasında iş hayatına başlamıştır. 2006 yılı sonunda TPAO Yurtdışı Projeler Dairesi’nde Rezervuar Mühendisi olarak göreve başlayan Akyener, kurumun Azerbaycan, Libya, İran, Cezayir, Irak, Tunus, Kazakistan, Brezilya, Ukrayna, Suriye, Özbekistan, Türkmenistan, İngiltere, Rusya gibi birçok projesinde aktif görev almıştır. Ayrıca 2007 yılında ODTÜ Jeodezi ve Coğrafi Bilgi Sistemleri Bölümünde, uzaktan algılama ve CBS tabanlı sistemler alanında akademik çalışmalar yapmıştır. 2007 – 2009 yılları arasında TPAO’nun Libya Ofisinde teknik ihalelerin değerlendirilmesi kapsamında dönüşümlü olarak görev almıştır. 2010 – 2011 yılları arasında Ağrı Doğubayazıt İlçesinde (kısa dönem olarak) askerlik görevini tamamlamıştır. Askerlik sürecinde de, “Bölük İçi Kalite Çemberi” gibi bazı yeni uygulamaların hayata geçmesine vesile olmuştur. 2011 – 2014 yılları arasında TPAO’nun Azerbaycan ofisine, ilgili bütün projelerden sorumlu Teknik Müdür olarak atanmış ve TPAO’yu ilgili uluslararası ortamlarda temsil etmiştir. 2014 – 2018 yılları arasında, TPAO’nun Merkez Ofisinde Yurtdışı Projeler ve İş Geliştirme alanında danışmanlık görevini sürdürmüştür. Ayrıca Azerbaycan’dan Türkiye’ye dönüş yaptıktan sonra, 2015 yılında, bir öğrenci kulübü olarak başlattığı TESPAM’ı bir düşünce kuruluşu olarak yeniden aktive etmiş ve TESPAM bünyesinde birçok uluslararası çalışma ve projeye imza atmıştır. 50’den fazla makalesi, yüzlerce köşe yazısı, onlarca röportajı farklı ortamlarda yayınlanmış ve ulusal, uluslararası arenada beğeni kazanmıştır. TESPAM bünyesinde çıkartılan “Energy Policy Turkey” ve “Turkish Journal of Energy Policy” dergilerinin yazarı ve imtiyaz sahibidir. “Enerji Panorama” ve “Yerli Düşünce” dergilerinde de köşe yazarlığı yapmakta, TESPAM’ın başkanlığını, TENVA’nın yönetim kurulu üyeliğini ve Kıbrıs Bahçeşehir Üniversitesi Deniz Hukuku Uygulamaları Araştırma Merkezi’nin de danışmanlar kurulu üyeliğini sürdürmektedir. Köklerine bağlı, şehirlileşme üzerine kurulan bir medeniyet tasavvurunu hayata geçirme gayesiyle faaliyet gösteren; “Cuma Ağacı” derneğinin ise kurucu başkanıdır. Farklı alanlarda kaleme aldığı (“Peygamber Ordusunda Askerlik”, “Cuma Rüzgarı”, “Bizim Halep: Enerji Harekatı”, “Doğu Akdeniz Gaz Politikaları”, “Enerji-Güvenlik-Siyaset Boyutlarıyla Suriye İç Savaşı”, “Türk-İslam Dünyasında Enerji Birliği” ve “Yeni Türkiye Vizyonunu Taşıyan Örnek Bir Belediyecilik Anlayışı” isimlerinde) 7 adet kitabı bulunan Akyener, 2016 yılında Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde İşletme alanında yüksek lisans programını tamamlamıştır. 2017 yılında ise Polis Akademisi’nde Uluslararası Güvenlik alanında başladığı ve tamamlanmak üzere olan akademik çalışmalarına ek olarak, hukuk ve uluslararası ilişkiler alanlarında da farklı üniversitelerde eğitimine devam etmektedir. Bugüne kadar birçok uluslararası ortamda ülkesini temsil eden, ulusal ve uluslararası basın kuruluşlarına mülakatlar veren, yerine göre manşetlerde yer alan ve ülkesinin enerji politikalarının belirlenmesinde önemli katkılar ortaya koyan Akyener, Cumhurbaşkanlığı makamına özel olarak hazırlanan “Ulusal Güvenlik Yapılanması” ve “Devlet E-Hafıza” gibi proje gruplarında da yer almıştır. Çok iyi derece İngilizce bilen Akyener, evli ve üç çocuk babasıdır.

Bir cevap yazın

%d blogcu bunu beğendi: