İsrail & Güney Kıbrıs Gaz İhracat Politikaları Üzerine
Ekim 27, 2016
Elektrik Santralleri Toplu Açılış Töreni & Bazı Değerlendirmeler
Kasım 11, 2016

İsrail & Güney Kıbrıs Gaz İhracat Politikaları Üzerine

Oğuzhan AKENER

TEPSAM Başkanı

İsrail’in özellikle yeni keşfedilmiş gaz kaynakları sebebi ile uluslararası enerji piyasalarında popülerliği artmaktadır. İsrail’in yanı sıra Güney Kıbrıs Rum Kesimi (GKRK)’nin de yaptığını ifade ettiği keşifler, Doğu Akdeniz’den farklı piyasalara olası ihraç senaryoları üzerinde fikirler geliştirilmesine sebep olmuştur.

Bu fikirler kapsamında, iki ülkenin özellikle yeni keşfolunan sahaları olan Leviathan ve Afrodit’ten üretilecek gazın aşağıdaki gibi farklı opsiyonlar ile farklı marketlere ulaşabilmesi konuları üzerinde yoğunlaşılmıştır. Bu opsiyonlardan bazıları aşağıdaki şekilde sıralanabilecektir:

  • Ortak bir yüzer LNG tesisi ile dünya piyasalarına LNG ihraç edebilmek.
  • Yapılacak bir boru hattı ile üretilecek gazı Akdeniz üzerinden Yunanistan’a bağlamak ve oradan da AB piyasalarına arz etmek.
  • Yine denizden yapılacak bir boru hattı ile Türkiye’ye ulaşmak. Gazın tamamını yada bir bölümünü Türkiye’ye satmak. Artan kısmını imkanlar dahilinde AB’ye nakil etmek.
  • Üretilecek gazı Kıbrıs yada İsrail’e taşıyarak, orada kurulacak bir LNG tesisi ile ihraç etmek.
  • Üretilecek gazı yeni yapılacak bir boru hattı ile Mısır’a nakil ederek, Mısır’a satmak yada oradaki mevcut LNG tesislerinin boş kapasitelerinden faydalanarak dünya piyasalarına arzı sağlamak.
  • Üretilecek gazı İsrail yada Kıbrıs’a taşıyarak, taşınan noktada kurulacak çevrim santralleri ile elektrik üretmek ve üretilen elektriği deniz altından inşa edilecek bir kablo ile AB elektrik sistemine bağlamak.

Yukarıda bahsedilen ihraç opsiyonlarının hepsinin ayrı ayrı politik, ekonomik, teknik, sürdürülebilir arz ve talep dengeleri, finans gibi kriterler dikkate alınarak detaylı olarak incelenmesi gereklidir. İlgili bütün kriterler incelendikten sonra ancak net bir karara varılabilecektir.

(Not: Bu seçenekler ve İsrail’in 2050 yılına kadar ihraç edebileceği gaz potansiyeli Energy Policy Turkey Dergisi’nin 2. sayısında detaylı bir şekilde analiz edilmiştir.)

Tabii tüm farklı seçeneklerin yanı sıra İsrail’İn gaz üretim ve ihraç politikalarında Kıbrıs’tan ayrı hareket etmesi ve bu bağlamda daha hızlı ve sonuca yönelik adımlar atması da muhtemeldir.

Böyle bir durum Kıbrıs’ın da açıkladığı keşifleri, geliştirememesi anlamına gelecektir. Çünkü doğal olarak yukarıda açıklanan seçeneklerden bazıları daha küçük hacimler için ekonomik olmayacaktır.

Bu tespitlerin akabinde İsrail’in keşfedilmiş fakat henüz üretime alınmamış en büyük gaz sahası olan Leviathan’a gelinecek olursa; Leviathan yaklaşık 623 milyar m3 civarında bir rezerve sahiptir. 2020’lerin başında üretime alınması planlanan bu sahadan üretilecek gazın nereye satılacağı gibi hususlar son yatırım kararının alınması ve ihraç politikaları açısından çok önemlidir.

Bu noktada farklı seçenekler değerlendirilirken, Leviathan’ın operatörü olan Noble Enerji Eylül ayı sonunda bu sahadan üreteceği gazdan, yıllık 3 milyar m3’lük kısmını, 15 yıl boyunca Ürdün’e elektrik üretimi amacı ile ihraç edeceğini açıklamıştır.

Yani 2020 – 2035 yılları arasında İsrail’in 3 milyar m3’lük ihraç potansiyeli Ürdün’e arz edilecektir.

Peki bu gelişme sonrası kurgulanan farklı senaryolar nasıl etkilenecektir?

Tam da Noble’nin yaptığı bu açıklamanın akabinde, gaz ihracatı konusunda iş birliğini sağlamak için  Yunanistan, İsrail ve GKRK enerji bakanları Atina’da toplanmıştır. Bu toplantı neticesinde ilgili bakanlar özetle aşağıdaki konularda açıklamalarda bulunmuştur.

  • Yunanistan enerji bakanı İsrail ve GKRK gazlarının yapılacak bir boru hattı ile Yunanistan ve AB piyaslarına iletilmesi gereğinden bahsetmiştir.
  • GKRK enerji bakanı AB gaz ihtiyacını karşılayacak miktarın üzerinde gazları olduğundan bahsederek gaz koridoru oluşturulması gereğini vurgulamıştır.
  • İsrail enerji bakanı ise özellikle üç ülke arasında bir elektrik nakil hattı kurulması gereğini açıklamıştır.

Aynı amaçlar ile bir araya gelmiş, bu üç farklı bakanın açıklamalarından anlaşılacağı üzere;

  • Yunanistan ve GKRK, İsrail ve GKRK gaz tedarik imkanlarının teknik olarak farkında değildir yada siyasi manipülasyon yapma gayretindedir. Hatta GKRK enerji bakanı, tahmini 142 milyar m3 gibi bir keşfedilmiş gaz kaynağına sahip iken, kaynaklarının AB’nin enerji ihtiyacını fazlası ile karşılayacağından bahsederek, Türk filmlerindeki “Ziya!” rolünde olduğu gibi güvensiz ve tutarsız bir tutum sergilemiştir.
  • İsrail enerji bakanı ise, değinmiş olduğu gaz boru hattı fikrinin aksine, bir elektrik nakli projesine sıcak baktığının, ülkesinin gaz projelerini geliştirme noktasında Yunanistan ve GKRK’ne bağlı kalmayacaklarının sinyalini vermiştir.

Bu yaklaşıma ek olarak, yeniden İsrail’e odaklanırsa, acaba İsrail’in gaz ihraç potansiyeli ne kadardır? İsrail’in gerçekten dünya piyasalarını etkileyecek kadar çok önemli miktarda kaynağı ve ihraç potansiyeli var mıdır?

Bu soruya aşağıdaki grafik üzerinden cevap verilirse;

 

 

Grafik 1: 2050 Yılına Kadar İsrail Gaz İhraç Potansiyeli (Kaynak: http://energypolicyturkey.com/wp-content/uploads/ekim/FLASH/index.html)

  • İsrail’İn Leviathan sahasının devreye alınması ile birlikte 2020 yılından itibaren 5 ila 10 milyar m3’ler arasında değişen bir gaz ihraç potansiyeli olacaktır.
  • Bu potansiyelin uzun dönemli satışlar için, süreklilik arz eden kısmına dikkat edildiğinde, sürdürülebilir gaz ihracı 5 milyar m3/yıl civarında görülmektedir.
  • Ayrıca gaz ihraç potansiyeli yeni sahaların keşfedilmemesi durumunda düşecek ve 2040’lı yıllarda İsrail yeniden gaz ithalatçısı konumuna geçecektir.

Yukarıdaki grafiğin analizinden anlaşılacaktır ki, İsrail’in bölgedeki diğer önemli gaz üreticileri ile kıyaslandığında, o kadar da önemli bir ihraç potansiyeli bulunmamaktadır.

Ürdün ile yapılan anlaşma da dikkate alındığında ve bu miktar, sürdürülebilir ihracat limiti olarak kabul edilen 5 milyar m3’ten çıkartıldığında, geriye kalan 2 milyar m3/yıl’lık kapasite; küresel piyasalar için göz ardı edilebilir seviyede düşüktür.

Yani İsrail’in bundan sonraki süreçte izleyebileceği gaz ihracat stratejileri hususunda aşağıdaki varsayımlar yapılabilir:

  • Yüksek maliyetli ve düşük ihraç kapasitesi sebebi ile, ekonomik olmayacak gibi görülen, Yunanistan’a uzanacak bir boru hattı inşası fikri uygulanamayacaktır.
  • GKRK gaz sahalarını politik ve ekonomik engellere rağmen geliştirmesi durumunda, iki ülkenin de gazı İsrail üzerinden yada denizden inşa edilecek yeni bir boru hattı ile Mısır’a iletilebilir. Oradan da LNG olarak dünya piyasalarına arz edilebilir.
  • GKRK gazı ile birlikte tüm ihraç kalanı İsrail’de kurulacak çevrim santrallerinde elektriğe çevrilerek, bölgeye arz edilebilir. (AB piyasalarına arzı, taşıma maliyetleri dikkate alındıktan sonra, fiyat rekabeti konusunda zayıf kalacağından ekonomik olmayabilir.)
  • GKRK gazını İsrail satın alabilir ve politik problemlerin giderilmesi durumunda inşa edilecek bir boru hattı ile gazı Türkiye ve oradan da BOTAŞ hatlarındaki boş kapasiteleri kullanarak AB’ye nakil edebilir. Yada tüm gazı Türkiye satın alarak, AB’ye gaz ticaretini kendisi kurgulayabilir. Tabii bu opsiyon için dahi Türkiye’nin onayı gereklidir.

Özetle, yukarıdan da anlaşılacağı üzere, İsrail’de çok büyük hacimlerde gaz ihraç kapasitesi bulunmamaktadır. Ürdün ile yapılan anlaşma, kurgulanabilecek farklı seçeneklerin de sayısını azaltmıştır. GKRK’nin de varsaydığı kaynaklarını geliştirebilmesi ve üretime alabilmesi için ekonomik ve politik sıkıntıların giderilmesi gereklidir. Bunun da yanı sıra, GKRK, İsrail ile birlikte bazı opsiyonları değerlendirilebilecektir. Fakat iki taraf için de, AB’ye ulaşan tüm seçenekler yine Türkiye üzerinden geçmektedir.

Türkiye konumunu kullanmayı iyi bilmelidir.

Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan Akyener 1983 yılında Gönen’de doğmuştur. Eğitim hayatına Gönen Şehit Rahmi İlkokulunda başlamış ve orta okuldan itibaren, Gönen Anadolu Lisesi’nde devam etmiştir. 2001 yılında buradan mezun olduktan sonra, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)’nde Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği’nde lisans eğitimine başlamıştır. ODTÜ’de öğrenim gördüğü dönemde çok aktif bir öğrencilik hayatı geçiren Akyener, birçok sosyal projede görev almış, TESPAM’ı bir öğrenci kulübü olarak hayata geçirmiş, eş zamanlı olarak Anadolu Üniversitesi’nde İşletme alanında eğitim almaya başlamış, Gönen Jeotermal Kaynakları ile ilgili projeler hazırlamış ve birçok uluslararası ortamda konuşmacı olarak ülkesini ve kurucusu olduğu öğrenci kulüplerini temsil etmiştir. 2006 yılında ODTÜ Petrol ve Doğalgaz Mühendisliğinden, 2008 yılında ise Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun olmuştur. Aynı zamanda ODTÜ mezuniyeti sonrasında, Gönen Belediyesi’ne “Jeotermal Rezervuar Yönetimi” ve yüzey tesisleri alanında bir yıl boyunca danışmanlık hizmeti vermiştir. Bu süreçte de eş zamanlı olarak bir dış ticaret firmasında iş hayatına başlamıştır. 2006 yılı sonunda TPAO Yurtdışı Projeler Dairesi’nde Rezervuar Mühendisi olarak göreve başlayan Akyener, kurumun Azerbaycan, Libya, İran, Cezayir, Irak, Tunus, Kazakistan, Brezilya, Ukrayna, Suriye, Özbekistan, Türkmenistan, İngiltere, Rusya gibi birçok projesinde aktif görev almıştır. Ayrıca 2007 yılında ODTÜ Jeodezi ve Coğrafi Bilgi Sistemleri Bölümünde, uzaktan algılama ve CBS tabanlı sistemler alanında akademik çalışmalar yapmıştır. 2007 – 2009 yılları arasında TPAO’nun Libya Ofisinde teknik ihalelerin değerlendirilmesi kapsamında dönüşümlü olarak görev almıştır. 2010 – 2011 yılları arasında Ağrı Doğubayazıt İlçesinde (kısa dönem olarak) askerlik görevini tamamlamıştır. Askerlik sürecinde de, “Bölük İçi Kalite Çemberi” gibi bazı yeni uygulamaların hayata geçmesine vesile olmuştur. 2011 – 2014 yılları arasında TPAO’nun Azerbaycan ofisine, ilgili bütün projelerden sorumlu Teknik Müdür olarak atanmış ve TPAO’yu ilgili uluslararası ortamlarda temsil etmiştir. 2014 – 2018 yılları arasında, TPAO’nun Merkez Ofisinde Yurtdışı Projeler ve İş Geliştirme alanında danışmanlık görevini sürdürmüştür. Ayrıca Azerbaycan’dan Türkiye’ye dönüş yaptıktan sonra, 2015 yılında, bir öğrenci kulübü olarak başlattığı TESPAM’ı bir düşünce kuruluşu olarak yeniden aktive etmiş ve TESPAM bünyesinde birçok uluslararası çalışma ve projeye imza atmıştır. 50’den fazla makalesi, yüzlerce köşe yazısı, onlarca röportajı farklı ortamlarda yayınlanmış ve ulusal, uluslararası arenada beğeni kazanmıştır. TESPAM bünyesinde çıkartılan “Energy Policy Turkey” ve “Turkish Journal of Energy Policy” dergilerinin yazarı ve imtiyaz sahibidir. “Enerji Panorama” ve “Yerli Düşünce” dergilerinde de köşe yazarlığı yapmakta, TESPAM’ın başkanlığını, TENVA’nın yönetim kurulu üyeliğini ve Kıbrıs Bahçeşehir Üniversitesi Deniz Hukuku Uygulamaları Araştırma Merkezi’nin de danışmanlar kurulu üyeliğini sürdürmektedir. Köklerine bağlı, şehirlileşme üzerine kurulan bir medeniyet tasavvurunu hayata geçirme gayesiyle faaliyet gösteren; “Cuma Ağacı” derneğinin ise kurucu başkanıdır. Farklı alanlarda kaleme aldığı (“Peygamber Ordusunda Askerlik”, “Cuma Rüzgarı”, “Bizim Halep: Enerji Harekatı”, “Doğu Akdeniz Gaz Politikaları”, “Enerji-Güvenlik-Siyaset Boyutlarıyla Suriye İç Savaşı”, “Türk-İslam Dünyasında Enerji Birliği” ve “Yeni Türkiye Vizyonunu Taşıyan Örnek Bir Belediyecilik Anlayışı” isimlerinde) 7 adet kitabı bulunan Akyener, 2016 yılında Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde İşletme alanında yüksek lisans programını tamamlamıştır. 2017 yılında ise Polis Akademisi’nde Uluslararası Güvenlik alanında başladığı ve tamamlanmak üzere olan akademik çalışmalarına ek olarak, hukuk ve uluslararası ilişkiler alanlarında da farklı üniversitelerde eğitimine devam etmektedir. Bugüne kadar birçok uluslararası ortamda ülkesini temsil eden, ulusal ve uluslararası basın kuruluşlarına mülakatlar veren, yerine göre manşetlerde yer alan ve ülkesinin enerji politikalarının belirlenmesinde önemli katkılar ortaya koyan Akyener, Cumhurbaşkanlığı makamına özel olarak hazırlanan “Ulusal Güvenlik Yapılanması” ve “Devlet E-Hafıza” gibi proje gruplarında da yer almıştır. Çok iyi derece İngilizce bilen Akyener, evli ve üç çocuk babasıdır.

Bir cevap yazın

%d blogcu bunu beğendi: