Türkiye’yi Kuzey Irak’da Bekleyen Fırsatlar
Aralık 3, 2016
Şanghay’da Fark Yaratmak
Aralık 12, 2016

Oğuzhan AKYENER

TESPAM Başkanı

oakyener@tespam.org

Hala kamu oyunda, İsrail’in sözde büyük! gaz ihraç potansiyelinin Türkiye’yi nasıl ihya edeceği, Türkiye’den nasıl Avrupa’ya gideceği, bu kaynaklara ihtiyacımız olduğu için; İsrail ile ilişkilerimizi (gerekirse Kıbrıs ve Filistin politikalarımızdan da vazgeçmek pahasına) düzeltmemiz gerektiği gibi hususlarda tutarsız söylemler ile, psikolojik yönlendirme operasyonları sürdürülmektedir.

Bu yönlendirme operasyonlarının ne derece tutarsız olduğunu yeniden ifade etmek için, öncelikle; TESPAM tarafından hazırlanan, “Energy Policy Turkey” dergisindeki “Future Of Israel Gas Export Up To 2050 & Turkey” isimli çalışmada yer alan, 2050 yılına kadar İsrail’in sahip olduğu gaz ihraç potansiyelini gösteren grafik (grafik1) incelendiğinde;

Grafik1: 2050 Yılına Kadar İsrail Gaz İhraç Potansiyeli (Kaynak: http://energypolicyturkey.com/wp-content/uploads/ekim/FLASH/index.html)

  • İsrail’in iç tüketimi çıkartıldıktan sonra, keşfedilmiş ve üretimde olan bütün gaz sahalarını teknik ve ekonomik koşullar dikkate alınarak, geliştirmesi ve üretime alması durumunda, elinde kalan fazla gaz; ihraç potansiyeli olarak ifade edilmiştir.
  • İsrail’in Leviathan sahasının da devreye alınması ile birlikte, 2020’den 2040’a kadar, 20 yıllık bir zaman dilimi için; yıllık 5 ila 10 milyar m3’ler arasında değişen gaz ihraç potansiyeli olacaktır.
  • Bu potansiyelin uzun dönemli satışlar için, süreklilik arz eden kısmına dikkat edildiğinde, sürdürülebilir gaz ihracı 5 milyar m3/yıl civarında görülmektedir.
  • Ayrıca gaz ihraç potansiyeli yeni sahaların keşfedilmemesi durumunda düşecek ve 2040’lı yıllarda İsrail yeniden gaz ithalatçısı konumuna geçecektir.

 

 

TESPAM Başkanı Oğuzhan AKYENER Yeni Akit gazetesi Ankara Temsilcisi Muhammet KUTLU’ya konuştu:

 

 

Yani zaten Türkiye’nin ortalama yıllık gaz tüketiminin 50 milyar m3’ler seviyesinde olduğu düşünülürse (hatta bu seviye 2020’lı yıllarda daha da artacaktır.), ortada abartılacak düzeyde bir kaynak olmadığı görülecektir.

Bunun yanında, son dönemlerde, İsrail’li kaynaklar tarafından kamu oyuna duyurulan, Leviathan sahasından üretilecek gazın satışı ile ilgili anlaşmalar da dikkate alınırsa:

  • İsrail Leviathan’dan üreteceği gazın 3 milyar m3/yıllık kısmını, 2020-2035 yılları arasında Ürdün’e elektrik üretilmesi maksadı ile sevk edecektir.
  • Yine Leviathan’dan üretilecek gazdan toplamda 8,8 milyar m3 hacmindeki gaz, 20 yıllığına, yani yılda 2,27 milyar m3 olacak şekilde, Or Energies isimli şirkete, kuracağı çevrim santralinde kullanılmak üzere satılacaktır.

Bu son gelişmeler de dikkate alındığında, İsrail’in yeni gaz ihraç potansiyeli, aşağıdaki grafikte yer verildiği şekilde gösterilebilecektir.

 

 

Yeni kaynakların keşfedilmemesi senaryosundan yola çıkarak, İsrail’in ihracatçı konumda olduğu 2020 ve 2040 yılları arasındaki dönem, (yeni anlaşmalarda tedarik edeceği hacim çıkartıldıktan sonra) aşağıdaki grafikte olduğu gibi incelinirse;

 

 

  • Uzun dönemli anlaşmaların gerçekleştirilebilmesi ve ilgili yatırımların yapılması için kesintisiz sağlanabilecek gaz hacminin dikkate alınması gereğinden yola çıkarak:
    • İsrail’in 2020 – 2028 yılları arasında ortalama 1,6 milyar m3/yıl seviyelerinde düzenli ihraç potansiyeli olacaktır.
    • 2030 – 2035 yılları arasında 3,6 milyar m3 / yıl seviyelerinde düzenli ihraç potansiyeli olacaktır.
    • 2035 – 2039 yılları arasında 2 milyar m3 / yıl seviyelerinde düzenli ihraç potansiyeli olacaktır.
    • Yani 2020-2040 yılları arası, depolama ve üretim bekletme gibi opsiyonlar değerlendirilirse, düzenli olarak sürdürülebilecek ihraç kapasitesi 2,5 milyar m3/yıl seviyelerinde görülmektedir.
  • Zaten 2020-2040 yılları arasında, hacim olarak bakıldığında, toplam ihraç kapasitesi 55 milyar m3’ler düzeyindedir.
  • Bu kalan rakamlar da, uzun dönemli büyük yatırım kararlarının alınabilmesi için yeterli değildir.

Sonuç olarak, İsrail’in Türkiye’ye inşa edileceği düşünülen (bu kapsamda da, bir an önce Kıbrıs meselesinin aleyhimize dahi olsa çözülmesi gerektiği gibi bir konuda baskı yapılan) boru hattı projesi hayata geçebilecek gibi görülmemektedir.

Çünkü ortada beklenilen düzeyde kaynak mevcut değildir.

Böylesi bir projenin akıbeti de, yakın tarihimizde, kaynak tedariği olmadığı için, gündemde tutulsa da, ölü doğan ve bir türlü hayata geçemeyen Nabucco Projesi’ne benzemektedir.

Bu senaryoları ancak, İsrail’de yeni ve büyük kaynakların keşfi ve Güney Kıbrıs’ın (şüpheler olsa da) sahip olduğu varsayılan kaynaklarının, politik ve ekonomik engeller de aşılarak geliştirilebilmesi değiştirebilecektir. Bu ihtimaller de zayıf görülmektedir.

Yani İsrail’in bize vereceği gaz bitmiştir.

 

“Yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları TESPAM’a aittir. Tekrar yayınlanması halinde kaynak gösterilerek bu sayfaya aktif bağlantı sağlanması zorunludur.”

“Türkiye’deki enerji politikaları odaklı ilk ve tek sivil yapılanma…” 

“Enerji politikaları alanında gündemi uzaktan takip etmeye çalışan bir Türkiye yerine, gündem belirleyen bir Türkiye’ye ulaşma idealiyle…”

TESPAM-Türkiye Enerji Politikaları ve Araştırmaları Merkezi

TESPAM, Uluslararası Enerji Politikaları Araştırma Derneğinin Bir Kuruluşudur
Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan Akyener 1983 yılında Gönen’de doğmuştur. Eğitim hayatına Gönen Şehit Rahmi İlkokulunda başlamış ve orta okuldan itibaren, Gönen Anadolu Lisesi’nde devam etmiştir. 2001 yılında buradan mezun olduktan sonra, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)’nde Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği’nde lisans eğitimine başlamıştır. ODTÜ’de öğrenim gördüğü dönemde çok aktif bir öğrencilik hayatı geçiren Akyener, birçok sosyal projede görev almış, TESPAM’ı bir öğrenci kulübü olarak hayata geçirmiş, eş zamanlı olarak Anadolu Üniversitesi’nde İşletme alanında eğitim almaya başlamış, Gönen Jeotermal Kaynakları ile ilgili projeler hazırlamış ve birçok uluslararası ortamda konuşmacı olarak ülkesini ve kurucusu olduğu öğrenci kulüplerini temsil etmiştir. 2006 yılında ODTÜ Petrol ve Doğalgaz Mühendisliğinden, 2008 yılında ise Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun olmuştur. Aynı zamanda ODTÜ mezuniyeti sonrasında, Gönen Belediyesi’ne “Jeotermal Rezervuar Yönetimi” ve yüzey tesisleri alanında bir yıl boyunca danışmanlık hizmeti vermiştir. Bu süreçte de eş zamanlı olarak bir dış ticaret firmasında iş hayatına başlamıştır. 2006 yılı sonunda TPAO Yurtdışı Projeler Dairesi’nde Rezervuar Mühendisi olarak göreve başlayan Akyener, kurumun Azerbaycan, Libya, İran, Cezayir, Irak, Tunus, Kazakistan, Brezilya, Ukrayna, Suriye, Özbekistan, Türkmenistan, İngiltere, Rusya gibi birçok projesinde aktif görev almıştır. Ayrıca 2007 yılında ODTÜ Jeodezi ve Coğrafi Bilgi Sistemleri Bölümünde, uzaktan algılama ve CBS tabanlı sistemler alanında akademik çalışmalar yapmıştır. 2007 – 2009 yılları arasında TPAO’nun Libya Ofisinde teknik ihalelerin değerlendirilmesi kapsamında dönüşümlü olarak görev almıştır. 2010 – 2011 yılları arasında Ağrı Doğubayazıt İlçesinde (kısa dönem olarak) askerlik görevini tamamlamıştır. Askerlik sürecinde de, “Bölük İçi Kalite Çemberi” gibi bazı yeni uygulamaların hayata geçmesine vesile olmuştur. 2011 – 2014 yılları arasında TPAO’nun Azerbaycan ofisine, ilgili bütün projelerden sorumlu Teknik Müdür olarak atanmış ve TPAO’yu ilgili uluslararası ortamlarda temsil etmiştir. 2014 – 2018 yılları arasında, TPAO’nun Merkez Ofisinde Yurtdışı Projeler ve İş Geliştirme alanında danışmanlık görevini sürdürmüştür. Ayrıca Azerbaycan’dan Türkiye’ye dönüş yaptıktan sonra, 2015 yılında, bir öğrenci kulübü olarak başlattığı TESPAM’ı bir düşünce kuruluşu olarak yeniden aktive etmiş ve TESPAM bünyesinde birçok uluslararası çalışma ve projeye imza atmıştır. 50’den fazla makalesi, yüzlerce köşe yazısı, onlarca röportajı farklı ortamlarda yayınlanmış ve ulusal, uluslararası arenada beğeni kazanmıştır. TESPAM bünyesinde çıkartılan “Energy Policy Turkey” ve “Turkish Journal of Energy Policy” dergilerinin yazarı ve imtiyaz sahibidir. “Enerji Panorama” ve “Yerli Düşünce” dergilerinde de köşe yazarlığı yapmakta, TESPAM’ın başkanlığını, TENVA’nın yönetim kurulu üyeliğini ve Kıbrıs Bahçeşehir Üniversitesi Deniz Hukuku Uygulamaları Araştırma Merkezi’nin de danışmanlar kurulu üyeliğini sürdürmektedir. Köklerine bağlı, şehirlileşme üzerine kurulan bir medeniyet tasavvurunu hayata geçirme gayesiyle faaliyet gösteren; “Cuma Ağacı” derneğinin ise kurucu başkanıdır. Farklı alanlarda kaleme aldığı (“Peygamber Ordusunda Askerlik”, “Cuma Rüzgarı”, “Bizim Halep: Enerji Harekatı”, “Doğu Akdeniz Gaz Politikaları”, “Enerji-Güvenlik-Siyaset Boyutlarıyla Suriye İç Savaşı”, “Türk-İslam Dünyasında Enerji Birliği” ve “Yeni Türkiye Vizyonunu Taşıyan Örnek Bir Belediyecilik Anlayışı” isimlerinde) 7 adet kitabı bulunan Akyener, 2016 yılında Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde İşletme alanında yüksek lisans programını tamamlamıştır. 2017 yılında ise Polis Akademisi’nde Uluslararası Güvenlik alanında başladığı ve tamamlanmak üzere olan akademik çalışmalarına ek olarak, hukuk ve uluslararası ilişkiler alanlarında da farklı üniversitelerde eğitimine devam etmektedir. Bugüne kadar birçok uluslararası ortamda ülkesini temsil eden, ulusal ve uluslararası basın kuruluşlarına mülakatlar veren, yerine göre manşetlerde yer alan ve ülkesinin enerji politikalarının belirlenmesinde önemli katkılar ortaya koyan Akyener, Cumhurbaşkanlığı makamına özel olarak hazırlanan “Ulusal Güvenlik Yapılanması” ve “Devlet E-Hafıza” gibi proje gruplarında da yer almıştır. Çok iyi derece İngilizce bilen Akyener, evli ve üç çocuk babasıdır.
%d blogcu bunu beğendi: