Türk Akımına Ortak Olalım mı? Nasıl ve Neler Yapılabilir
Ağustos 18, 2016
Fırat Kalkanı Harekatı-Kürt Koridoru-Enerji
Ağustos 24, 2016

Kanlı Darbe Girişiminin de Sebebi Enerji Mi?

Enerji muhakkak ki uluslararası politikaları belirleyen en önemli faktörlerden bir tanesidir. Hatta yerine ve zamanına göre enerji kaynaklarının – nakil hatlarının kontrolü, güvenliği ve sürdürülebilir arzın sağlanması için son yüzyılda yaşanmış olan darbeler, değişen yönetimler, ayaklanmalar, katliamlar, savaşlar bu önemin boyutunu daha net ortaya koymaktadır.

Peki bu derece önemli olsa da, acaba tüm politik dengelerin en önemli belirleyicisi sadece enerji midir?

Ülkemize odaklanacak olursak, acaba ülkemiz üzerinde küresel güçlerin oynadıkları oyunların asıl sebebi enerji midir?

Belki varisi olduğumuz, dünyanın hakimi olan Osmanlı İmparatorluğu’nun, son dönemlerinde hüküm sürdüğü coğrafyadaki büyük enerji kaynakları dikkate alınırsa, kendisi üzerinde oynanan oyunların önemli sebeplerinden bir tanesinin de enerji kaynakları olduğu söylenebilir. Fakat günümüzde, kıt enerji kaynakları ile önemli bir enerji ithalatçısı konumunda olan Türkiye için aynı yaklaşımda bulunmak zordur.

Yine de özellikle son on yılda gelişen ekonomisi, büyüyen sanayisi ile artan enerji tüketimi, bu tüketimi karşılamak ve bir enerji ticaret/transit merkezi olamak hedefi ile atılan adımlara ek olarak bulunduğu coğrafi konum düşünlürse, enerji de hem Türkiye için hem de Türkiye ile ilişkide olan küresel güçler için denkleme alınan değerlendirme kriterlerinden bir tanesidir. Lakin yine de her konuyu enerjiye bağlamak bilimsellikten uzak eksik bir yaklaşım olacaktır.

Bazı örnekler vermek gerekirse;

  • Güneydoğuda terörün sebebi olarak Türkiye’nin henüz tanımlanmamış ve hacmi belirlenmemiş ankonvansiyonel kaynak potansiyelini göstermek,
  • 15 Temmuz’da FETÖ isimli kanlı terör örgütünün kalkıştığı darbe girişiminin sebebi olarak;
    • TANAP’ı, ortada fiilen olmayan bir proje olan İran-Türkiye-Avrupa boru hattını, yapılmamış nükleer santralleri göstermek,
    • Doğu Akdeniz ve Irak’tan arz kapasitesi net değil ve diğer etkenler henüz oluşmamışken, ortada olmayan gazın Türkiye üzerinden Avrupa’ya nakil edilmesinden bahsetmek,
    • Türkiye’yi dünya enerji denkleminin merkezindeymiş yada yakın vadede olacakmış gibi varsayarak, bunun önüne geçilmesi için darbe girişiminin yapıldığını ifade etmek gibi…

Diğer alanlarda olduğu gibi Türkiye enerji alanında da, en azından kendi artan talebini karşılamak için önemli projelere dahil olmaktadır. Lakin, üzerinde küresel güçlerin oynadığı oyunların asıl sebebi henüz enerji değildir. Şüphesiz ki, yerine göre bazı güç dengeleri Türkiye’nin müdahil olduğu enerji alanındaki bazı projeleri çıkarları gereği destekleyecek ve bazılarını da desteklemeyecektir. Yine aynı şekilde bazıları Türkiye’nin etkinliği ve kapasitesinin artmasını koşullara dikkate alarak isteyecek yada istemeyecektir.

Fakat enerjiden öte darbenin de terörün de asıl sebebi Yeni Türkiye idealiyle güçlenen, büyüyen, bağımsız hareket kabiliyeti kazanan, bölgesinde ve dünyada söz sahibi olmaya çalışan, geçmişi ile kopardığı bağlarını tekrar onararak geleceği için de cihanşümul niyetlerini ortaya koyan, bu niyetlerle uyanan ve yeniden dirilen bir Türkiye’nin varlığıdır.

Yani potansiyel Osmanlı’dır…

Bu doğrultuda hızla giden Türkiye muhakkak enerji alanında da daha fazla söz sahibi olacak ve çok daha büyük projelere imza atacaktır.

Zaten finans gücü, teknik kapasitesi, ekonomik ve teknolojik altyapısı, yetişmiş insan kaynaları gelişen bir Türkiye, sadece geçmişinden emanet kalan, sahip olduğu enerji kaynakları sebebi ile sürekli kaosa ve zulme terkedilmiş coğrafyalarda yeniden etkinliğini arttırabilirse bu tüm dünyadaki güç dengelerinin değişmesi olacaktır.

Fakat şu an için, yukarıda bahsedildiği gibi küresel üst akılların devletimizi zaafa uğratmak, milletimizi ayrıştırmak amaçlı destekleyerek kullandıkları güç ve makam hevesi üzerine, zulüm – fitne – iki yüzlülük – döneklik temelleriyle kurgulanmış bu terör örgütünün ana hedefi enerji değildir.

Çünkü darbe girişiminin sebebi olarak ifade edilen TANAP da, Güney Gaz Koridoru kapsamında İsrail, Hazar ve Irak gazlarının Türkiye üzerinden Avrupa’ya nakli de aynı üst akılların desteklediği projelerdir. Sadece Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerini düzeltmesinin doğal sonucu olarak kaldığı yerden devam edecek olan Türk Akımı ve Türkiye’deki nükleer santral kurulumu projeleri aynı üst akıl tarafından istenmemektedir. Fakat bunlar da ana sebepler değildir. Yine de küçük etkenler kapsamında incelenebilir.

Sonuç olarak, böyle önemli konularda bilimsel olmayan ve uluslararası kamuoyunca alaya alınabilecek boş yaklaşımlardan kaçınılması önemlidir. İhtiyacımız olan anlık siyasete göre içi boş söylemlerde bulunan uzmanlardan ziyade, yeni fikirler ve projeler üreten, bilimsel ve çok yönlü düşünen, ürettikleri ile ülke stratejilerine yön veren yerli uzmanlardır.

Oğuzhan AKYENER

Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan Akyener 1983 yılında Gönen’de doğmuştur. Eğitim hayatına Gönen Şehit Rahmi İlkokulunda başlamış ve orta okuldan itibaren, Gönen Anadolu Lisesi’nde devam etmiştir. 2001 yılında buradan mezun olduktan sonra, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)’nde Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği’nde lisans eğitimine başlamıştır. ODTÜ’de öğrenim gördüğü dönemde çok aktif bir öğrencilik hayatı geçiren Akyener, birçok sosyal projede görev almış, TESPAM’ı bir öğrenci kulübü olarak hayata geçirmiş, eş zamanlı olarak Anadolu Üniversitesi’nde İşletme alanında eğitim almaya başlamış, Gönen Jeotermal Kaynakları ile ilgili projeler hazırlamış ve birçok uluslararası ortamda konuşmacı olarak ülkesini ve kurucusu olduğu öğrenci kulüplerini temsil etmiştir. 2006 yılında ODTÜ Petrol ve Doğalgaz Mühendisliğinden, 2008 yılında ise Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun olmuştur. Aynı zamanda ODTÜ mezuniyeti sonrasında, Gönen Belediyesi’ne “Jeotermal Rezervuar Yönetimi” ve yüzey tesisleri alanında bir yıl boyunca danışmanlık hizmeti vermiştir. Bu süreçte de eş zamanlı olarak bir dış ticaret firmasında iş hayatına başlamıştır. 2006 yılı sonunda TPAO Yurtdışı Projeler Dairesi’nde Rezervuar Mühendisi olarak göreve başlayan Akyener, kurumun Azerbaycan, Libya, İran, Cezayir, Irak, Tunus, Kazakistan, Brezilya, Ukrayna, Suriye, Özbekistan, Türkmenistan, İngiltere, Rusya gibi birçok projesinde aktif görev almıştır. Ayrıca 2007 yılında ODTÜ Jeodezi ve Coğrafi Bilgi Sistemleri Bölümünde, uzaktan algılama ve CBS tabanlı sistemler alanında akademik çalışmalar yapmıştır. 2007 – 2009 yılları arasında TPAO’nun Libya Ofisinde teknik ihalelerin değerlendirilmesi kapsamında dönüşümlü olarak görev almıştır. 2010 – 2011 yılları arasında Ağrı Doğubayazıt İlçesinde (kısa dönem olarak) askerlik görevini tamamlamıştır. Askerlik sürecinde de, “Bölük İçi Kalite Çemberi” gibi bazı yeni uygulamaların hayata geçmesine vesile olmuştur. 2011 – 2014 yılları arasında TPAO’nun Azerbaycan ofisine, ilgili bütün projelerden sorumlu Teknik Müdür olarak atanmış ve TPAO’yu ilgili uluslararası ortamlarda temsil etmiştir. 2014 – 2018 yılları arasında, TPAO’nun Merkez Ofisinde Yurtdışı Projeler ve İş Geliştirme alanında danışmanlık görevini sürdürmüştür. Ayrıca Azerbaycan’dan Türkiye’ye dönüş yaptıktan sonra, 2015 yılında, bir öğrenci kulübü olarak başlattığı TESPAM’ı bir düşünce kuruluşu olarak yeniden aktive etmiş ve TESPAM bünyesinde birçok uluslararası çalışma ve projeye imza atmıştır. 50’den fazla makalesi, yüzlerce köşe yazısı, onlarca röportajı farklı ortamlarda yayınlanmış ve ulusal, uluslararası arenada beğeni kazanmıştır. TESPAM bünyesinde çıkartılan “Energy Policy Turkey” ve “Turkish Journal of Energy Policy” dergilerinin yazarı ve imtiyaz sahibidir. “Enerji Panorama” ve “Yerli Düşünce” dergilerinde de köşe yazarlığı yapmakta, TESPAM’ın başkanlığını, TENVA’nın yönetim kurulu üyeliğini ve Kıbrıs Bahçeşehir Üniversitesi Deniz Hukuku Uygulamaları Araştırma Merkezi’nin de danışmanlar kurulu üyeliğini sürdürmektedir. Köklerine bağlı, şehirlileşme üzerine kurulan bir medeniyet tasavvurunu hayata geçirme gayesiyle faaliyet gösteren; “Cuma Ağacı” derneğinin ise kurucu başkanıdır. Farklı alanlarda kaleme aldığı (“Peygamber Ordusunda Askerlik”, “Cuma Rüzgarı”, “Bizim Halep: Enerji Harekatı”, “Doğu Akdeniz Gaz Politikaları”, “Enerji-Güvenlik-Siyaset Boyutlarıyla Suriye İç Savaşı”, “Türk-İslam Dünyasında Enerji Birliği” ve “Yeni Türkiye Vizyonunu Taşıyan Örnek Bir Belediyecilik Anlayışı” isimlerinde) 7 adet kitabı bulunan Akyener, 2016 yılında Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde İşletme alanında yüksek lisans programını tamamlamıştır. 2017 yılında ise Polis Akademisi’nde Uluslararası Güvenlik alanında başladığı ve tamamlanmak üzere olan akademik çalışmalarına ek olarak, hukuk ve uluslararası ilişkiler alanlarında da farklı üniversitelerde eğitimine devam etmektedir. Bugüne kadar birçok uluslararası ortamda ülkesini temsil eden, ulusal ve uluslararası basın kuruluşlarına mülakatlar veren, yerine göre manşetlerde yer alan ve ülkesinin enerji politikalarının belirlenmesinde önemli katkılar ortaya koyan Akyener, Cumhurbaşkanlığı makamına özel olarak hazırlanan “Ulusal Güvenlik Yapılanması” ve “Devlet E-Hafıza” gibi proje gruplarında da yer almıştır. Çok iyi derece İngilizce bilen Akyener, evli ve üç çocuk babasıdır.

Bir cevap yazın

%d blogcu bunu beğendi: