Mısır’daki Gelişmeler, Zohr Sahası & Kıbrıs
Ocak 10, 2017
“Bizim Kıbrıs”ın Müzakere Sürecinde İsrail Nerede
Ocak 12, 2017

Cenevre’de Kıbrıs müzakereleri devam ederken, BM’nin istediği tarzda, Türkiye’den ayrı bir Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulması ile, Kıbrıs’da ve İsrail’de üretilecek olağan üstü büyük miktarlarda! gaz boru hatı ile Türkiye’ye gelecekmiş. Oradan da AB’ye geçecekmiş. Bu sayede de Türkiye hem Rusya gazına olan bağımlılığından kurtulacakmış, hem de bir enerji merkezi olacakmış…

Bunun için tek yapması gereken, Kıbrıs müzakerelerinde Batı bloğunun ısrar ettiği şartları kabul etmesiymiş.

Gerçekten mi?

Acaba Kıbrıs sorunu çözülür de, Kıbrıs tek bir devlet olursa Türkiye’ye ne kadar gaz gelecek? Türkiye gerçekten ihya mı olacak?

Bilindiği gibi Kıbrıs açılarında potansiyel bölgeler olsa da, keşfolunan tek saha Afrodit’tir.

Yani Kıbrıs’ın somut olarak üretip, nakledebileceği tek saha Afrodit’tir.

Potansiyel bölgelerin çoğu, henüz sismik çalışmalar dahi yapılmadığından, kurgu yapılabilinecek kadar net değildir.

İsrail’de ise yapılan gaz satış anlaşmaları ve tüketim miktarı dikkate alındığında, belli oranda bir gaz ihraç potansiyeli bulunmaktadır.

Şimdi şöyle bir varsayımda bulunulursa:

  • Kıbrıs Afrodit’ten üreteceği tüm gazı Türkiye’ye sevk edecek.
  • Kendi tüketimi göz ardı edilecek. Yada oluşturulan projeksiyonun üzerinde olur da bir artış söz konusu hale gelir ise, o kısımdan kullanacaktır.
  • İsrail ise artık yeni anlaşmalar ile uğraşmayacak ve kalan bütün ihraç potansiyelini Kıbrıs üzerinden Türkiye’ye gönderecektir.

Bu durumda, toplam ihraç potansiyelinin aşağıdaki grafikte gösterildiği gibi olacağı beklenmektedir.

Grafik1: İsrail + Kıbrıs’ın Toplam Gaz İhraç Potansiyeli 2050

Not: Belirtildiği gibi bu senaryoda:

  • İsrail tüketim ve mevcut anlaşmalar çıktıktan sonra tüm ihraç potansiyelini Kıbrıs üzerinden Türkiye’ye göndermiştir.
  • Kıbrıs Afrodit’ten ürettiği tüm gazı, hiç kullanmadan Türkiye’ye göndermiştir.
  • Aslında elektrik üretimi, konutlarda ve sanayide kullanımının da hesaplanarak denkleme entegre edilmesi gereklidir. Fakat bu senaryo da, bu durum dahi bilerek göz ardı edilmek istenmiştir.
  • Mısır’da yeni keşiflerden üretilecek gaz kaynaklarının da önce Mısır iç piyasalarında değerlendirileceği, kalanının ise boş LNG sıvılaştırma kapasiteleri kullanılarak, LNG olarak uluslararası piyasalara satıldığı varsayılmıştır. Yani Mısır tarafından da bu hat üzere bir sevkiyat gündemde değildir.

Grafikten de anlaşılacağı üzere, boru hatları uzun vadeli satışları gerektirdiğinden, artış ve azalışlar dikkate alındığında, ortalama 7 milyar m3’lük bir toplam ihracat hacmi mümkün görülmektedir.

2030 ila 2033 yılları arasında bu miktar boru hattı kapasitesi olan 10 milyar m3/yıl seviyelerine çıkacaktır. Lakin ortalamanın 7 milyar m3/yıl olacağı aşikardır.

Yani Türkiye’nin, nükleer santrallerin tamamlandığı varsayılarak, talebinin ilgili gazın nakledilebileceği 2025 yılında en azından 60 milyar m3/yıl olacağı öngörülürse: bu Türkiye’nin ihtiyacının 11’i anlamına gelmektedir.

Bununla da birlikte, bir de bu gazın en azından yarısının AB’ye nakledilmek istendiği varsayılsa, o zaman geriye kalan miktar ihtiyacın neredeyse %6’sı kadardır.

Türkiye bu miktardaki gaza, Kıbrıs’tan vazgeçmek pahasına, o kadar tamah edecek durumda  ise; en güzeli gitsin, Kuzey Irak’tan-Azerbaycan’dan-Rusya’dan yada İran’dan yeni sahalar alarak/ortak olarak, bu kadarlık bir hacmi kendisi üretsin.

Değil ise; ya beklesin ve oluşturulan algı operasyonlarına kapılmasın, yada ortaya başka çözümler koysun.

Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan Akyener 1983 yılında Gönen’de doğmuştur. Eğitim hayatına Gönen Şehit Rahmi İlkokulunda başlamış ve orta okuldan itibaren, Gönen Anadolu Lisesi’nde devam etmiştir. 2001 yılında buradan mezun olduktan sonra, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)’nde Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği’nde lisans eğitimine başlamıştır. ODTÜ’de öğrenim gördüğü dönemde çok aktif bir öğrencilik hayatı geçiren Akyener, birçok sosyal projede görev almış, TESPAM’ı bir öğrenci kulübü olarak hayata geçirmiş, eş zamanlı olarak Anadolu Üniversitesi’nde İşletme alanında eğitim almaya başlamış, Gönen Jeotermal Kaynakları ile ilgili projeler hazırlamış ve birçok uluslararası ortamda konuşmacı olarak ülkesini ve kurucusu olduğu öğrenci kulüplerini temsil etmiştir. 2006 yılında ODTÜ Petrol ve Doğalgaz Mühendisliğinden, 2008 yılında ise Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun olmuştur. Aynı zamanda ODTÜ mezuniyeti sonrasında, Gönen Belediyesi’ne “Jeotermal Rezervuar Yönetimi” ve yüzey tesisleri alanında bir yıl boyunca danışmanlık hizmeti vermiştir. Bu süreçte de eş zamanlı olarak bir dış ticaret firmasında iş hayatına başlamıştır. 2006 yılı sonunda TPAO Yurtdışı Projeler Dairesi’nde Rezervuar Mühendisi olarak göreve başlayan Akyener, kurumun Azerbaycan, Libya, İran, Cezayir, Irak, Tunus, Kazakistan, Brezilya, Ukrayna, Suriye, Özbekistan, Türkmenistan, İngiltere, Rusya gibi birçok projesinde aktif görev almıştır. Ayrıca 2007 yılında ODTÜ Jeodezi ve Coğrafi Bilgi Sistemleri Bölümünde, uzaktan algılama ve CBS tabanlı sistemler alanında akademik çalışmalar yapmıştır. 2007 – 2009 yılları arasında TPAO’nun Libya Ofisinde teknik ihalelerin değerlendirilmesi kapsamında dönüşümlü olarak görev almıştır. 2010 – 2011 yılları arasında Ağrı Doğubayazıt İlçesinde (kısa dönem olarak) askerlik görevini tamamlamıştır. Askerlik sürecinde de, “Bölük İçi Kalite Çemberi” gibi bazı yeni uygulamaların hayata geçmesine vesile olmuştur. 2011 – 2014 yılları arasında TPAO’nun Azerbaycan ofisine, ilgili bütün projelerden sorumlu Teknik Müdür olarak atanmış ve TPAO’yu ilgili uluslararası ortamlarda temsil etmiştir. 2014 – 2018 yılları arasında, TPAO’nun Merkez Ofisinde Yurtdışı Projeler ve İş Geliştirme alanında danışmanlık görevini sürdürmüştür. Ayrıca Azerbaycan’dan Türkiye’ye dönüş yaptıktan sonra, 2015 yılında, bir öğrenci kulübü olarak başlattığı TESPAM’ı bir düşünce kuruluşu olarak yeniden aktive etmiş ve TESPAM bünyesinde birçok uluslararası çalışma ve projeye imza atmıştır. 50’den fazla makalesi, yüzlerce köşe yazısı, onlarca röportajı farklı ortamlarda yayınlanmış ve ulusal, uluslararası arenada beğeni kazanmıştır. TESPAM bünyesinde çıkartılan “Energy Policy Turkey” ve “Turkish Journal of Energy Policy” dergilerinin yazarı ve imtiyaz sahibidir. “Enerji Panorama” ve “Yerli Düşünce” dergilerinde de köşe yazarlığı yapmakta, TESPAM’ın başkanlığını, TENVA’nın yönetim kurulu üyeliğini ve Kıbrıs Bahçeşehir Üniversitesi Deniz Hukuku Uygulamaları Araştırma Merkezi’nin de danışmanlar kurulu üyeliğini sürdürmektedir. Köklerine bağlı, şehirlileşme üzerine kurulan bir medeniyet tasavvurunu hayata geçirme gayesiyle faaliyet gösteren; “Cuma Ağacı” derneğinin ise kurucu başkanıdır. Farklı alanlarda kaleme aldığı (“Peygamber Ordusunda Askerlik”, “Cuma Rüzgarı”, “Bizim Halep: Enerji Harekatı”, “Doğu Akdeniz Gaz Politikaları”, “Enerji-Güvenlik-Siyaset Boyutlarıyla Suriye İç Savaşı”, “Türk-İslam Dünyasında Enerji Birliği” ve “Yeni Türkiye Vizyonunu Taşıyan Örnek Bir Belediyecilik Anlayışı” isimlerinde) 7 adet kitabı bulunan Akyener, 2016 yılında Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde İşletme alanında yüksek lisans programını tamamlamıştır. 2017 yılında ise Polis Akademisi’nde Uluslararası Güvenlik alanında başladığı ve tamamlanmak üzere olan akademik çalışmalarına ek olarak, hukuk ve uluslararası ilişkiler alanlarında da farklı üniversitelerde eğitimine devam etmektedir. Bugüne kadar birçok uluslararası ortamda ülkesini temsil eden, ulusal ve uluslararası basın kuruluşlarına mülakatlar veren, yerine göre manşetlerde yer alan ve ülkesinin enerji politikalarının belirlenmesinde önemli katkılar ortaya koyan Akyener, Cumhurbaşkanlığı makamına özel olarak hazırlanan “Ulusal Güvenlik Yapılanması” ve “Devlet E-Hafıza” gibi proje gruplarında da yer almıştır. Çok iyi derece İngilizce bilen Akyener, evli ve üç çocuk babasıdır.

1 Comment

Bir cevap yazın

%d blogcu bunu beğendi: