Körfez Ülkeleri Ziyareti & Katar 1
Temmuz 24, 2017
Jammu ve Keşmir’de Hidro Potansiyel
Temmuz 28, 2017

Katar Krizinin ana sebebinin enerji olmadığı, hatta bu konunun İsrail’in iddia edildiği seviyelere erişemeyen ihracat potansiyeli ile de alakasızlığı anlatıldıktan sonra; Katar –  Türkiye ve enerji alanında birkaç yaklaşımda bulunmak faydalı olabilecektir.

Sn. Cumhurbaşkanı’nın öncülüğünde, zulmün ve yeni kaosların önünü alabilmek için, ciddi riskleri göze alıp, Katar Krizinde öne atılan Türkiye’nin Katar’lı yetkililere enerji alanında bir sorusu ve biri bu soru ile bağlantılı olarak da iki adet de talebi olabilecektir. Bu soru ve talepleri incelediğimizde:

***

Niçin bize rağmen Güney Kıbrıs’taki arama ruhsatında yer aldınız ve almaya devam ediyorsunuz?

Aslında Sn. Cumhurbaşkanımız, bu soruyu Exxon’un eski Ceo’su Tillerson da dahil olmak üzere, Türkiye’de faaliyet gösteren TOTAL ve ENİ gibi birçok şirkete de hitaben, 22. Dünya Petrol Kongresi’nde sormuştu. Sn. Cumhurbaşkanı’nın konuşmalarında vurguladığı hususların kendilerini de kapsadığının hatırlatılması üzerine Katar Petroleum yetkilileri, TESPAM yetkililerine cevaben: Katar’ın bu konuya siyasi yaklaşmadığı, ortakları olan TOTAL’in öncülüğünde ticari olarak ilgili ruhsatlardan pay aldıkları, Türk yetkililerin resmi talepleri neticesinde, ilgili paylarından dahi feragat edebilecekleri hususunda görüş bildirmişlerdi.

O zaman tam da bu hususta bu sorunun aksiyonu olarak, Türkiye Katar’dan Güney Kıbrıs ile anlaştıkları, ilgili ruhsat alanından çıkmalarını talep ederek, şayet bölge ile bu kadar ilgileniyorlarsa, Türk deniz alanlarında ortak aramacılık çalışmaları yapabileceklerini iletebilecektir.

İkinci talebe baktığımızda ise;

“Ülkenin en büyük gaz sahası olan North Field Sahasından gelen üretimi LNG’ye çevirmek için 14 adet LNG ünitesi bulunmaktadır. Bunun 7 tanesini Qatargas (Qatar Petroleum + Exxon + Shell + Mitsui + Marubeni + Conocophilips) , diğer 7 tanesini de RasGas (Qatar Petroleum + Exxon) işletmektedir.  Ülkedeki gazdan sıvı yakıtlar üreten GTL tesisini ise Qatar Petroleum ile Shell işletmektedir. Ayrıca ülkede Exxon, Occidental, Nippon, Maersk, Shell, Total, Sasol gibi arama, üretim, alanlarında da faaliyet gösteren yabancı şirketler bulunmaktadır.” (Kaynak: KATAR KRİZİ & ENERJİ, Oakyener, TESPAM)

Bu ifadeden de anlaşılacağı üzere, Katar’ın LNG üretiminden, ihracatına, petrol ve doğalgaz aramacılığından, gazın sıvılaştırılmasına kadar birçok alanda Batılı şirketler ortak olarak faaliyet göstermektedir. Bu şirketlerin bir çoğunun bağlı oldukları devletler Katar’ı terörizme destek veren ülke olarak şuçlamışlardır. Fakat ilgili şirketlerin hepsi problem yaşamadan Katar’daki varlıklarını sürdürmeye devam etmektedirler.

Tam da bu noktada Türkiye’ de ilgili sahalardan, üretimlerden, şirketlerden parası karşılığında hisse almayı niçin talep edemeyecektir? Ki, Türkiye’nin bu alandaki yatırımları, mevcut ticaretin de daha güvenli olacağı anlamını taşımıyacak mıdır? Belki diğer yabancı şirketler ile imzalanan ortaklık anlaşmalarına müdehale etmek mümkün değildir. Fakat Qatar Petroleum’un hisselerinden bir kısmını almak mümkün görülebilmektedir.

Unutulmamalıdır ki, böyle bir hamle, Katar’ın ülkesi için en önemli varlık olan milli enerji kaynakları üzerindeki hakimiyetini de arttıracaktır. Çünkü ilgili kaynaklar üzerinde söz sahibi olan o kadar yabancı şirketin karşısında, yanında olacak bir dostu da denkleme müdahil olacaktır.

Bu konulara ticaretten ziyade, emanet ve insanlık nazarı ile yaklaşan Türkiye için de yeni bir tecrübe ve atılım alanı teşkil edilebilecektir.

Bu sebeplerle, bu husustaki bir talep, düşündürücü, etkili ve yerinde olabilecektir.

Türkiye’nin niyetlendiği cihanşümul hedeflerinde, medeniyet coğrafyasının anahtarı olan enerji alanında bu tarz hamleler ile etkinlik alanını genişletmeye, tecrübesini ve finansal imkanlarını arttırmaya, adımlarını sürekli öteye taşımaya çok ihtiyacı bulunmaktadır.

Belki bu adımlardan sonra, yeni yüzer LNG istasyonları kurulması ile farklı piyasalara satışlar yapılması, dünyanın farklı yerlerindeki yeni arama – üretim projelerinde ortaklıklar yapılması gibi farklı opsiyonlar da gündeme getirilebilecektir.

Fakat Katar – Türkiye ve Enerji kelimeleri bir arada düşünüldüğünde, yukarıdaki soruyu ve talepleri de dikkate alabilmek önemlidir.

Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan Akyener 1983 yılında Gönen’de doğmuştur. Eğitim hayatına Gönen Şehit Rahmi İlkokulunda başlamış ve orta okuldan itibaren, Gönen Anadolu Lisesi’nde devam etmiştir. 2001 yılında buradan mezun olduktan sonra, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)’nde Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği’nde lisans eğitimine başlamıştır. ODTÜ’de öğrenim gördüğü dönemde çok aktif bir öğrencilik hayatı geçiren Akyener, birçok sosyal projede görev almış, TESPAM’ı bir öğrenci kulübü olarak hayata geçirmiş, eş zamanlı olarak Anadolu Üniversitesi’nde İşletme alanında eğitim almaya başlamış, Gönen Jeotermal Kaynakları ile ilgili projeler hazırlamış ve birçok uluslararası ortamda konuşmacı olarak ülkesini ve kurucusu olduğu öğrenci kulüplerini temsil etmiştir. 2006 yılında ODTÜ Petrol ve Doğalgaz Mühendisliğinden, 2008 yılında ise Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun olmuştur. Aynı zamanda ODTÜ mezuniyeti sonrasında, Gönen Belediyesi’ne “Jeotermal Rezervuar Yönetimi” ve yüzey tesisleri alanında bir yıl boyunca danışmanlık hizmeti vermiştir. Bu süreçte de eş zamanlı olarak bir dış ticaret firmasında iş hayatına başlamıştır. 2006 yılı sonunda TPAO Yurtdışı Projeler Dairesi’nde Rezervuar Mühendisi olarak göreve başlayan Akyener, kurumun Azerbaycan, Libya, İran, Cezayir, Irak, Tunus, Kazakistan, Brezilya, Ukrayna, Suriye, Özbekistan, Türkmenistan, İngiltere, Rusya gibi birçok projesinde aktif görev almıştır. Ayrıca 2007 yılında ODTÜ Jeodezi ve Coğrafi Bilgi Sistemleri Bölümünde, uzaktan algılama ve CBS tabanlı sistemler alanında akademik çalışmalar yapmıştır. 2007 – 2009 yılları arasında TPAO’nun Libya Ofisinde teknik ihalelerin değerlendirilmesi kapsamında dönüşümlü olarak görev almıştır. 2010 – 2011 yılları arasında Ağrı Doğubayazıt İlçesinde (kısa dönem olarak) askerlik görevini tamamlamıştır. Askerlik sürecinde de, “Bölük İçi Kalite Çemberi” gibi bazı yeni uygulamaların hayata geçmesine vesile olmuştur. 2011 – 2014 yılları arasında TPAO’nun Azerbaycan ofisine, ilgili bütün projelerden sorumlu Teknik Müdür olarak atanmış ve TPAO’yu ilgili uluslararası ortamlarda temsil etmiştir. 2014 – 2018 yılları arasında, TPAO’nun Merkez Ofisinde Yurtdışı Projeler ve İş Geliştirme alanında danışmanlık görevini sürdürmüştür. Ayrıca Azerbaycan’dan Türkiye’ye dönüş yaptıktan sonra, 2015 yılında, bir öğrenci kulübü olarak başlattığı TESPAM’ı bir düşünce kuruluşu olarak yeniden aktive etmiş ve TESPAM bünyesinde birçok uluslararası çalışma ve projeye imza atmıştır. 50’den fazla makalesi, yüzlerce köşe yazısı, onlarca röportajı farklı ortamlarda yayınlanmış ve ulusal, uluslararası arenada beğeni kazanmıştır. TESPAM bünyesinde çıkartılan “Energy Policy Turkey” ve “Turkish Journal of Energy Policy” dergilerinin yazarı ve imtiyaz sahibidir. “Enerji Panorama” ve “Yerli Düşünce” dergilerinde de köşe yazarlığı yapmakta, TESPAM’ın başkanlığını, TENVA’nın yönetim kurulu üyeliğini ve Kıbrıs Bahçeşehir Üniversitesi Deniz Hukuku Uygulamaları Araştırma Merkezi’nin de danışmanlar kurulu üyeliğini sürdürmektedir. Köklerine bağlı, şehirlileşme üzerine kurulan bir medeniyet tasavvurunu hayata geçirme gayesiyle faaliyet gösteren; “Cuma Ağacı” derneğinin ise kurucu başkanıdır. Farklı alanlarda kaleme aldığı (“Peygamber Ordusunda Askerlik”, “Cuma Rüzgarı”, “Bizim Halep: Enerji Harekatı”, “Doğu Akdeniz Gaz Politikaları”, “Enerji-Güvenlik-Siyaset Boyutlarıyla Suriye İç Savaşı”, “Türk-İslam Dünyasında Enerji Birliği” ve “Yeni Türkiye Vizyonunu Taşıyan Örnek Bir Belediyecilik Anlayışı” isimlerinde) 7 adet kitabı bulunan Akyener, 2016 yılında Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde İşletme alanında yüksek lisans programını tamamlamıştır. 2017 yılında ise Polis Akademisi’nde Uluslararası Güvenlik alanında başladığı ve tamamlanmak üzere olan akademik çalışmalarına ek olarak, hukuk ve uluslararası ilişkiler alanlarında da farklı üniversitelerde eğitimine devam etmektedir. Bugüne kadar birçok uluslararası ortamda ülkesini temsil eden, ulusal ve uluslararası basın kuruluşlarına mülakatlar veren, yerine göre manşetlerde yer alan ve ülkesinin enerji politikalarının belirlenmesinde önemli katkılar ortaya koyan Akyener, Cumhurbaşkanlığı makamına özel olarak hazırlanan “Ulusal Güvenlik Yapılanması” ve “Devlet E-Hafıza” gibi proje gruplarında da yer almıştır. Çok iyi derece İngilizce bilen Akyener, evli ve üç çocuk babasıdır.

Bir cevap yazın

%d blogcu bunu beğendi: