Küresel Rekabet Ortamında Türkiye’nin Yeni Ekonomi Politikası İhtiyacı- 3
Haziran 27, 2018
Kıbrıs Konusunda Hayaller ve Gerçekler
Temmuz 7, 2018

Küresel Rekabet Ortamında Türkiye’nin Yeni Ekonomi Politikası İhtiyacı- 4

 

Dr. Abdullah ALTUN

Bu yazı açıkçası bu yazı dizisinin bir özeti sayılabilir. Bu yazı dizisinin ilk üç bölümünü ve “Küresel Değer Zincirleri” ve “Bilimsel ve Kültürel Değer Zincirleri” konularında değindiklerimizi dikkate alırsak şöyle bir durumla karşılaşıyoruz:

En başta Türkiye’de küresel ve bölgesel düzeyde değer zincirlerini haritalamak (mapping) gerekmektedir. Bunun içinde bir araştırma grubu veya merkezi kurularak, ivedi harekete geçirilmelidir. Dünyada Duke üniversitesinde bu anlamda kurulmuş Küresel Değer Zincirleri Merkezi (GVCC) adlı bir yer olmakla birlikte, başında bu kavramın isim babası Gary GEREFFİ bulunmaktadır. Afrika ülkeleri, Uzakdoğu ülkeleri ve BDT ülkelerinde devletlere ve hükümetlere küresel değer zincirleri bağlamında danışmanlık vermekteler ve raporlar hazırlamaktalar. Bu anlamda küresel adaletsizliği ve ilgili hususları dik bir duruşla dile getiren Türkiye’nin bu konuda da kendine özgün bakış açısıyla çalışmalar yapması önem arz etmektedir. Bu alanda akademisyenlerin, ilgili kurum ve kuruluşlardaki konuya vakıf insanların da raporlar ve analizleri ile katkı sağlayabilecekleri bir teşvik ve takip mekanizması da ihmal edilmeden hayata geçirilmelidir. Aynı zamanda böyle bir oluşum ile küresel ve bölgesel düzeyde danışmanlıklar verilerek, değer zincirleri konfigürasyonuna etki edilebilecektir.

Yerelde tedarik zincirlerinin (supply chains) daha yerelleşmesi için öncelikle mevcut üretimlerin bileşenlerinin reçetelenmesi ve yerel & yabancı katma değer bileşenlerinin doğru tespiti gereklidir. Bunun ardından tedarik zincirlerinde yerelleşmenin teşvik edilmesi ve bu teşviklerin etkisi takip edilebilecektir.

Fakat yukarıda bahsettiğimiz uygulama tek başına mevcut üretimin yerelleşmesinden öteye gidememe riski ile karşılaşabilir. Yani bir yandan üretim düzeyi ve çeşitliliğimizi de arttırmamız gerekir. Hem bunu aşmak ve hem de mevcut küresel değer zincirlerinde yükselmek (upgrading) için bu tedarik zincirlerinde kullanılan ara mal ve sermaye malı vb. yerelde üretiminin ve yerlisinin kullanımının çok ciddi teşviki ile olabilir. Hem yeni daha kompleks ürünlerin üretimi ve bunun hem yerelde satışı hem de birazdan bahsedeceğimiz küresel stratejide satışı önemli bir adımdır. Yani hem hâlihazırda dışarıdan temin ettiğimiz ara malı ve sermaye mallarının yerel üretiminin teşviki, hem de yeni, katma değeri yüksek, ileri teknoloji sermaye malı, ara malı, nihai mal üretimini sağlamak ve bunların tedarik zincirlerini yerelleştirmek.

Küresel stratejide ise kazan-kazan (kalkın-kalkındır veya kalkınırken-kalkındır) diye tabir edebileceğimiz bilhassa Afrika, OIC, BDT ülkeleri bağlamında şimdiye kadar değişik boyutlarıyla uyguladığımız ve bu kapsamı genişletebileceğimiz bir durumla karşı karşıyayız. Bu noktada ilgili ülkelerde üretim yapmak, bu üretimlere ara malı (intermediate goods) ve sermaye malı (capital goods) Türkiye’den temin etmek ve ilgili ülkelerde üretilen nihai ürünlerden de ithalat yapmak. Tabi ilgili ülkenin iç nihai talebine de oradan başka ülkelerin taleplerine de cevap verecek (küresel değer zincirlerinde ileri bağlantı) bir yol izlemek.

Bu bağlamda KOBİ’ler ve ilgili STK’lar yurtdışı yatırımları yönünden özel teşvik mekanizmaları ile desteklenmelidirler. Tabi Türkiye bu bağlamda yurtdışı yatırımlar yaparken Toplam Faktör Verimliliği açısından en verimli kaynaklarını yurtdışına göndermek yerine onlarla içeride daha nitelikli ileri teknoloji ve kompleks ürünler üretmeye odaklanması, özellikle de nihai mallara ek olarak, ara malı ve sermaye malı olacak ürünler üretmeye odaklanması da önemlidir. Bu durum, yukarıda bahsettiğimiz yurtdışına açılım ve yatırım stratejisine ters bir durum da değildir. Aksine onun sürdürülebilirliği açısından da önemlidir.

Bilimsel ve Kültürel Değer Zincirleri noktasından konuyu ayrıca ele alarak, küresel anlamda sürdürülebilir bir nihai talebin, bizim ürettiğimiz veya kontrol ettiğimiz değer zincirleriyle üretilen ürünler açısından önemini anlamamız gerekmektedir. Bu bağlamda öncelikle Türkiye’nin tarihin derinliklerinden gelen Bilimsel ve Kültürel Değer Zincirlerini tekrar canlandırması gerekmektedir. Buna ek olarak da yeni Bilimsel ve Kültürel Değer Zincirleri oluşturmalıyız. Tabi bu işin merkezinde sürdürülebilir bir bilimsel ve kültürel değerler üretebilmek gelmektedir. Bununla birlikte Türkiye’nin bölgede ve küresel olarak bilimsel ve kültürel manada bir cazibe merkezi olması önem arz etmektedir. Yukarıda bahsettiğimiz sınavla değil yetenekle öğrenci alan teknoloji ve inovasyon[1] üniversitesi, Türkiye’ye bölgeden daha fazla yabancı öğrenci çekebilecek ara çözümler[2] (Türkiye’de geçerli bir diploma veremese bile, kendi ülkelerinde geçerli üniversite, yüksek lisans ve doktora diplomaları verebilen Türkiye’de yerleşik okullar), Türkiye’de bir Uluslararası Creative Endüstrisi Serbest Bölgesi açılması[3] hep dikkate alınması gereken önemli adımlardır.

Kültürel Değer Zincirleri bağlamında önemli bir konu da, hâlihazırda çok popüler olan Türk dizilerini Küresel ve Bölgesel Değer Zincirleri oluşturmada etkin birer Kültürel Değer Zinciri olarak kullanamıyoruz. Bu bağlamda aksesuar mobilyadan tutun, dizilerdeki elbise modellerine, gıdaya vb. çok çeşitli nihai talep ve değer zinciri oluşturabilecek kurgulara girebiliriz. Fakat bunu yapabilmek için reklam[4] vb. yasaların da ayak bağı olmaması gerekmektedir. Burada önemli bir konu da bilim, kültür ve ticaret adamlarımızın yurtdışındaki etkinliklerinin bu çerçevede ele alınabilmesinin gerekliliğidir. Türkiye aleyhine yıllarca çalışmış yurtdışındaki fetö okulları, Maarif Vakfı’na devir edilmesiyle hızlıca bu çerçevede Türkiye’nin bu bağlamdaki stratejileri doğrultusunda Türkiye’nin çıkarlarına katkı sağlayacak bir etkinlikte çalıştırılabilir. Şunu da unutmamak gerekir, Türkiye’yi dışarıda ilgili ülkelerde temsil eden her kim varsa eğer bir sorumluluk duygusu taşıyorsa, Türkiye’ye bağlılığı tamsa bir şekilde katkısının olabileceğidir. Böyle bir stratejik bakış açısıyla düşünülmezse eldeki imkânlar israf edilmiş olacaktır.

Bu yazı dizisinde ele aldığımız konular bir yönüyle de küresel rekabet ortamında Yerlilik ve Millilik bağlamında nasıl öne geçebiliriz ve bunun için nasıl bir ekonomi politikası geliştirebiliriz sorularına cevap aramaktadır.

[1] Şu bir gerçektir ki, önemli olan Küresel Değer Zincirlerinde rekabette öne geçebilmektir. Yoksa ilgili Küresel Değer Zincirlerinde kontrolü elinde tutanlar doğal olarak yapılan ilgili inovasyonun tekel müşterisi olmaktadırlar.

[2] Bu bir eğitim serbest bölgesi bağlamında bile değerlendirilebilir.

[3] Ekonomi Bakanlığımız böyle bir serbest bölge kurulacağını müjdelemişlerdi.

[4] Şeref Oğuz Bey’in, Sabah Gazetesi’nde yayınlanan, 6 Ocak 2018 tarihli “Marka Duasına Çıktım Ama…” yazısında değindiği hususları dikkate alarak ayağımıza sıkmamamız gerekmektedir.

Abdullah ALTUN
Abdullah ALTUN
Dr. Abdullah ALTUN, ODTÜ İktisat bölümünden 2006 yılında mezun olmuştur. Yine iktisat alanında yüksek lisansını 2008 yılında Selçuk Üniversitesinde ve doktorasını da 2017 yılında Gebze Teknik Üniversitesinde tamamlamıştır. İş yaşamına 2006 yılında AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Danışmanlığı ile başlayan Dr. Altun, sonrasında iş hayatına özel sektörde ve kamuda farklı görevlerde devam etmiştir. İş ve akademik yaşamında birçok ülkeyi gezme ve oralardaki iş hayatını öğrenme fırsatı bulmuştur. Doktora çalışmalarına devam ederken 1 yıl Malezya’nın Melaka şehrinde ziyaretçi araştırmacı olarak bulunmuştur. Hâlihazırda TÜBİTAK’ta iş hayatına devam eden Dr. Altun’un Küresel Değer Zincirleri ve makroekonomik etkileri üzerine İngilizce bir kitabı, The Sistem: Senkronize Yönetim adlı bir Türkçe kitabı ve yakında yayına hazır olacak bir iktisat romanı bulunmaktadır. Uluslararası ekonomi ve işletmecilik alanlarında yayınlanmış veya hakem değerlendirmesinde olan makaleleri de bulunmaktadır.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: