Güneş Enerjisi Kullanımı Artıyor
Temmuz 18, 2019
Petrol Yatırımcıları Artık Rafinerilerde Sorunları Çalışanların Telefonları Aracılığıyla Tespit Ediyor
Temmuz 18, 2019

LNG’li Cesur Dünya

LNG’li Cesur Dünya

Çin’in rol oynadığı “Mavi Gökyüzü” devrimi LNG’yi göz önünde tutuyor, fakat petrol endüstrisi bu hızlı değişime hazır mı?

Artan doğal gaz talebi ve deniz yakıtı potansiyeline olan yeni güven gibi faktörlerin etkisiyle LNG’nin metalaşmasında beklenen bir ivmelenmenin küresel enerji piyasalarında daha büyük bir rol üstlenmesi beklenmektedir. Ancak LNG’nin eski fiyatlandırma yapıları ve sözleşme koşulları, bu kadar hızlı bir bağdaşma yaşaması için bir engel teşkil ediyor. Aynı zamanda, 2020’lerin başlarında beklenen pazar sıkılaştırmasını hedefleyen bir mega proje onay dalgası, güçlü talep artışı ve fiyat istikrarı beklentisiyle alınmıştır.

Petrol Ekonomisti (PE), DNV GL’nin kıdemli başkan yardımcısı Hans Kristian Danielsen ile bu konuların önümüzdeki on yılda nasıl bir gelişme olacağı hakkında konuşuyor.

PE: LNG2019’da LNG’nin karşılanabilirliği hakkında çok fazla konuşma yapıldı- düşük fiyatların LNG mega projelerinde yatırımları sınırlaması tehlikesi var mı?

Danielsen: LNG pazarında şu anda çok fazla fırsat var ve bu bize ileride parlak bir gelecek olduğunu söylüyor. Ancak devinirlilik açısından bu gerçekten yavaştır.

Arz tarafında, Çin’deki büyük ithalat artışını görüyoruz. Çin sadece bir yıl içinde, neredeyse tüm dünya LNG fazlasını tüketmiş, beklenen fazlalığın ortaya çıkmasını geciktirmiş ve 2020 sonrası gerçekliğe çok benzeyen bir pazar yaratmıştır. Bu, daha fazla sıvılaştırma kapasitesine ihtiyaç olacağının altını çiziyor buna örnek olarak Avustralya’nın projelerini geri doldurulduğunu ve LNG Kanada’nın (şirket) onaylandığını görüyoruz. Bu arz tarafındaki sağlamlığı vurguluyor ancak araştırmalarımız gösteriyor ki 2050’ye baktığınızda, Kuzey Amerika’dan 30 milyon ton / yıl, Orta Doğu’dan 40 milyon ton / yıllık bir arz bekliyoruz. Ortadoğu’nun katkısı, şu anlık petrol endüstrinin radarında değil. Orta Doğu’nun LNG arzına öngörülen büyük katkıya kıyasla Kuzey Amerika ve Avustralya hakkında daha geniş bir farkındalık görüyoruz – bu arz tarafında kör bir nokta. Talep tarafında, özellikle güneydoğu Asya gibi bölgelerde daha büyük bir hayal kırıklığı var. Buradaki milletler LNG ithal etmek istiyor, ancak mevcut bir iş modeli olmadan LNG oyuncularıyla nasıl bağlantı kuracaklarını bilmiyorlar. Hangi süreçlerin ilerlemesine olanak verildiğini bilmiyorlar, bu yüzden hepsi beklenenden daha fazla zaman alıyor ve FSRU operatörlerinin bir kısmının tedarikçi olmaktan çok tüm değer zincirini izlediği, bu yüzden sadece lisans süreçleriyle nasıl başa çıkacaklarını öğrenmeye başladığını görüyoruz.

PE: Şu anda LNG endüstrisindeki en büyük endişeler nelerdir?

Danielsen: Küresel açıdan bakarsak, çok farklı zorluklar göreceksiniz. Örneğin Doğu Asya’daki en büyük endişelerden biri Çin’deki arz mevcudiyeti üzerine odaklanmaktadır. ABD’de, finans açısından bir mücadele var, bu yüzden fiyat dalgalanmaları ve sermaye artırımı konusunda biraz daha fazla endişe mevcut. Güneydoğu Asya’da ise, yavaş düzenleme süreçleri hakkında daha fazla endişe duyuyorlar. Son olarak, Avrupa’da çevre korumaya ve LNG’nin geleceğini sınırlayan yeşil hareketinin korkularına odaklılar.

PE: Deniz yoluyla taşınan bir ürün olarak LNG ithalatına bağımlılık gelişmekte olan ülkeler için daha jeopolitik risk yaratıyor mu? Örneğin, Çin, ticaret savaşı kötüleştiği taktirde çevresel olarak zarar verecek şekilde, her zaman yerel enerji kaynaklarına geri dönebilir. LNG’yi bir ülkenin politik maruziyetini arttırmak olarak görüyor musunuz?

Danielsen: Bunun tam tersini söyleyebilirim ki, bunun içinde, doğal gaz arzınızı LNG’ye dayandırdıktan sonra, dünyadaki potansiyel siyasi gerilimlere karşı daha esnek hale getiriyorsunuz. Çünkü ABD’den, Orta Doğu’dan ve Avustralya’dan, hatta Norveç’ten bile tedarik var. Bu rutin olarak Güney Kore ve Japonya’nın Avustralya ve Katar’la yaptığı 25 yıllık sözleşmelere benzeyen uzun vadeli endüstri sözleşmelerine dayanmaktadır. Ancak şimdilerde portföy oyuncularının geldiğini görüyoruz ve alıcıları ve satıcıları arasında taşınan yükleri bölmek veya vade uzatmak ve diğerlerine tedarik etmek için çalışıyoruz. Bu, gelişmekte olan ülkelerin LNG portföylerini çeşitlendirmeleri için daha fazla fırsat yaratır. Başlarda çok fazla ithalat yapmasalar da Litvanya ve Polonya gibi ülkeleri zaten başarılı bir şekilde bunu yapan ülkelerdir (Rusya’nın arzına destek olarak). Lakin şimdi çok fazla ithalat yapıyorlar ve bu enerji politikaları açısından güçlü bir kontrpuan. Diğer açıdan Rus gazına oldukça bağımlı olan Almanya için de bu olay oldukça etkili. Almanya Yenilenebilir enerji alanında önemli adımlar atıp, nükleer ve kömür enerjisinden uzaklaşırken, LNG ile ilgili olarak yapılması planlanan terminal sayısını birden üçe çıkardı. Terminalleri gerçekten kullanıp kullanmama, Rusya ile ne kadar dost kalabildiğine ve gelecek 15 yıl içinde Norveç’in ne kadar ek kapasite sunabileceğine bağlı olduğunu unutmamak gerekiyor.

PE: DNV GL, yakın zamanda LNG piyasası üzerine oldukça kapsamlı bir anketi tamamladı, sizi en çok şaşırtan sonuç neydi?

Danielsen: Gerçekten Orta Doğu’da neler olup bittiğinin farkında olmayışıydı. Endüstri, Katar’dan gelecek olan kapasite ilavelerine yeterince dikkat etmiyor, ancak bunlar çok önemli. Katar coğrafi olarak ve LNG büyümesinden yararlanmak için kaynaklar açısından eşsiz bir noktadadır.

PE: Petrol endeksli fiyatlanma durumunun önümüzdeki on yılda nasıl değişeceğini düşünüyorsunuz?

Danielsen: Esnek LNG fiyatlandırmasına daha fazla ihtiyaç duyulacak. Petrole endeksli olduğu taktirde ve petrol fiyatları arttığında, LNG yenilenebilir enerjilere kıyasla daha az rekabet edilebilir hale gelir. Aynı zamanda hem alıcı hem de satıcı, güvenli finansman için uzun vadeli ihtiyaçlar duymaktadır. Herhangi bir tipik LNG projesinde, uzun vadeli sözleşmelerde yüzde 80’i satılır ve kalan yüzde 20’den kar elde edilir. Halen daha fazla spot işlem ve portföy işlemleri görmemize rağmen, bu hala LNG için gerekli bir iş modelidir. Petrol endeksli fiyatlamanın bir gecede ortadan kalkacağını sanmıyorum. Bu tür büyük tesislerin inşa edilmesi için uzun vadeli bir taahhüde ihtiyacınız olması endüstrinin doğasıdır. Gerçekçi olarak ikisini de göreceğiz ama daha esnek bir şekilde. Bir diğer faktör, LNG’nin bir taşıma yakıtı olarak artan kullanımıdır.

PE: ABD-Çin ticaret çatışmasının bu yıl LNG’nin büyümesi üzerindeki etkisi ne kadar büyüktü?

Danielsen: ABD’nin kayda değer bir kaynağı var ve Çin’in şu anda kısa sürede ticaret savaşında güçlü bir müzakere kozu oluşturdukları için ABD satıcılarından satın almak konusunda isteksiz olacağını ve Rusya’ya, yani Avustralya’ya dönebileceklerini düşünüyorum. Ticaret savaşı çözülmezse, LNG endüstrisi diğerleri ile birlikte zarar görecektir. Ancak bu yalnızca dolaylı bir etkidir ve ilişkiler geliştiğinde hızla değişebiliceğine inanıyorum.

PE: Son olarak, fiyat belirsizliğinin giderilmesine yardımcı olmak için LNG için OPEC(Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü) gibi bir oluşum  görüyor musunuz?

Danielsen: Umuyorum ki öyle değildir, şahsen Piyasa güçlerinin fiyat istikrarını bir kartelden daha iyi idare ettiğini düşünüyorum.

 

 

Can Yücel
Can Yücel
Can Yücel, lise eğitimini Jale Tezer Koleji’nde 2016 yılında Matematik ve Fen Bilimleri dalında tamamlamış, 2016 yılından itibaren Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde Petrol ve Doğal Gaz Mühendisliği’nde lisans eğitimine devam etmektedir.2017’de PwC’de,2018 yılında Türkiye’deki en büyük özel sektör yatırımı olan Star Rafineri (Socar Turkey Aegean Refinery)’de,2019 yılında Enerji Piyasaları Düzenleme Kurulu (EPDK) bünyesinde görev almıştır. İleri derecede İngilizce ve basit düzeyde Almanca bilmektedir.

Bir cevap yazın