OPEC Toplantısı Öncesi Petrol Fiyatları
Mayıs 16, 2017
Akdeniz’de Önemli Bir Oyuncu: ENI
Mayıs 19, 2017

Lübnan’da Son Gelişmeler

 

Lübnan yakın vadede Doğu Akdeniz’deki gaz dengelerini değiştirme ihtimalini elinde bulunduran tek devlettir. Çünkü ilgili havzalar mevcut sismik veriler dikkate alınarak değerlendirildiğinde, bölgedeki hidrokarbon potansiyeli, Eratosthenes Deniz Dağı’ndan batı yönünde değil de, doğu yönünde artmaktadır. Ayrıca Leviathen havzasında da potansiyel kuzey yönünde artış göstermektedir. Yani bu durumda bölgedeki en yüksek potansiyel Lübnan açıklarında gibi farzedilebilecektir.

Bu yüzden Lübnan, önemli ölçüde tamamlanmış ve yorumlanmış sismik veri kaynağı ile, keşif için sadece ruhsatların verilerek, sondajların başlaması için gün sayan bir durumda beklemektedir. Bu sebeple global gaz oyuncularının dikkatini celp etmeye devam etmektedir.

Tabii tüm tahminler ancak açılacak başarılı sondajlar neticesinde doğrulanabilecektir. Fakat sondaj için gün sayan ilgili yapıların;

  • Sismik veriler ile tespit edilmiş oluşu,
  • potansiyelin İsrail açıklarına nazaran daha yüksek oluşu,
  • İsrail tarafında yapılan keşifler neticesinde, Lübnan tarafındaki yapıların da dolu olma ihtimalinin yüksek oluşu,

bölgesel umutları arttırmaktadır.

Bu umutların somut neticelere dönüştürülebilmesi kapsamında, uzun süredir siyasi belirsizlikler nedeni ile bir türlü tamamlanamayan ihale süreci, ülke içindeki bazı mevzuatların hala netleşmemesine rağmen, 2 Şubat 2017’de nihayet yeniden başlatılabilmiştir.

Bu yeni ihale süreci ile ilgili olarak:

  • Operatör ya da ortak olarak ihaleye katılmak isteyen firmalar ön elemeye tabi tutulmuştur.
  • Bu eleme işlemlerine 2013 yılında yapılan eleme sürecinden geçerek başarılı olan 46 şirketin katılmasına gerek görülmemiştir.
  • 2013 yılında ön elemeden geçen şirketler sadece daha önce yaptıkları beyannamelerde değişiklik var ise, bunu bildireceklerdir.
  • Yeni ön elemeye katılan şirketler için ise:
    • Operatör olmak için, 10 milyar $ civarında bir varlığa sahip olma ve 500 metre su derinliğinde bir deniz sondajı tecrübesi bulunma koşulları,
    • Operatör olmadan, herhangi bir operatörün yanında ortak olabilmek için ise 500 milyon $ civarında bir varlığa sahip olma koşulu aranmıştır.
  • Bu durumda operatör olmadan ihaleye girmek isteyen firmalar, operatör olarak kabul edilmiş bir firma ile birliktelik yapmak zorunda kalacaklardır.
  • Bu durumda yeni başvurucu sürecinde:
    • ONGC operatör olarak ön elemeyi geçmiştir.
    • Lukoil, Sonatrach, Qatar Petroleum gibi (operatör olabilecek imkanlara sahip olmalarına rağmen) bazı firmalar da ortak olarak ihale sürecine katılabilmek için ön elemeyi geçmişlerdir.
    • 2013 yılındaki ön elemeden, operatör olma hakkına sahip olanlar ile birlikte toplamda 11 firma operatör olabilmek için kabul edilmiştir. Bunlar: ONGC, Anadarko, Petrobras, Exxon, Chevron, Eni, Maersk, Repsol, Shell, Statoil ve Total’dir.
  • Yapılan açıklamalar ve sosyal medya paylaşımları Anadarko, Petrobras, Chevron, Exxon, Maersk gibi bazı firmaların eskisi kadar bölge ile ilgili olmadığını, onların aksine, Eni ve Total gibi Güney Kıbrıs ve Mısır’da da ciddi girişimleri olan bazı Avrupa’lı firmaların da bu bölgeye yoğunlaşmakta olduklarını işaret etmektedir.
  • Bu avrupalı firmaların yanı sıra, bölge ile ilgili olan ve oyuna yeni katılan ONGC’de önemli bir aktör sayılabilecektir.

Özellikle Mısır’da son zamanlarda (bölgede) yapılan en büyük keşif olan Zohr’un operatörü ENI’nin bölge ile ilgili hedeflerinin ve stratejilerinin takip edilmesi önemlidir.

Bundan sonraki süreçte, bölgede ihale başvuruları yapılıp, sonuçlar alınması akabinde, ilgili ruhsat sahipleri tarafından lokasyon belirleme ve sondaj çalışmalarına hızla başlanması planlanmaktadır. İlk sondajlara 2018 yılı içerisinde başlanılması öngörülmektedir. Demek ki, mevcut beklentilerin akıbeti önünüzdeki yıl daha fazla netlik kazanacaktır.

Tüm bunlar ile birlikte Lübnan deniz alanları önemli fırsatlara gebedir. Önemli bir keşif olması durumunda ise bu fırsatlar çok daha farklı boyutlara taşınacaktır.

Yani Lübnan’daki gelişmeler bölgesel politikaların belirlenmesinde etkili olabilecektir. Hatta olası büyük keşifler Kıbrıs, İsrail ve Suriye gibi ülkeler ile ilgili stratejileri dahi değiştirebilecektir. Bu sebeple medeniyet coğrafyasında etkin olmak isteyen Türkiye’nin bu ülkede varlık göstermesi ve farklı süreç olasılıklarını şimdiden çalışarak, sektöre ve yatırımlara yön verecek fikir ve öneriler ortaya koyabilmesi çok önemlidir.

Tabii bu noktada da, Güney Kıbrıs’ın illegal rushat dağıtımı sürecinde Türkiye’nin haklarını ihlal etmekten çekinmeyen ENI, TOTAL ve Statoil gibi Lüban’da operatör olmayan Avrupalı firmalar ile ya da ilgi göstermiyor gibi görülse de, aynı ihlallerde ortak olan Exxon ile bir ortaklık yapılması çok da olası gözükmemektedir. Bu durumda ilgili Lübnan deniz alanlarında yapılabilecek bir aramacılık hamlesi için ortaklık yapabilmek için geriye oyuna yeni müdahil olan ONGC kalmaktadır.

Aramacılık dışında, sismik ve belki ilgili imkanların sağlanması durumunda sondaj konusunda da servis hizmeti verebilme gibi opsiyonların da değerlendirilmesi faydalı olacaktır.

Tüm bunların yanı sıra, büyük batılı şirketler bir kenara, hali maliyetli olan deniz aramacılığı hedeflerinde (Akdeniz & Karadeniz) Türkiye’nin Çin ve Hindistan menşeili hem finansal olarak hem de teknik olarak yeterli olan firmalar ile görüşmelere başlaması yerinde olacaktır.

ONGC bu firmalardan sadece bir tanesidir.

Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan Akyener 1983 yılında Gönen’de doğmuştur. Eğitim hayatına Gönen Şehit Rahmi İlkokulunda başlamış ve orta okuldan itibaren, Gönen Anadolu Lisesi’nde devam etmiştir. 2001 yılında buradan mezun olduktan sonra, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)’nde Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği’nde lisans eğitimine başlamıştır. ODTÜ’de öğrenim gördüğü dönemde çok aktif bir öğrencilik hayatı geçiren Akyener, birçok sosyal projede görev almış, TESPAM’ı bir öğrenci kulübü olarak hayata geçirmiş, eş zamanlı olarak Anadolu Üniversitesi’nde İşletme alanında eğitim almaya başlamış, Gönen Jeotermal Kaynakları ile ilgili projeler hazırlamış ve birçok uluslararası ortamda konuşmacı olarak ülkesini ve kurucusu olduğu öğrenci kulüplerini temsil etmiştir. 2006 yılında ODTÜ Petrol ve Doğalgaz Mühendisliğinden, 2008 yılında ise Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun olmuştur. Aynı zamanda ODTÜ mezuniyeti sonrasında, Gönen Belediyesi’ne “Jeotermal Rezervuar Yönetimi” ve yüzey tesisleri alanında bir yıl boyunca danışmanlık hizmeti vermiştir. Bu süreçte de eş zamanlı olarak bir dış ticaret firmasında iş hayatına başlamıştır. 2006 yılı sonunda TPAO Yurtdışı Projeler Dairesi’nde Rezervuar Mühendisi olarak göreve başlayan Akyener, kurumun Azerbaycan, Libya, İran, Cezayir, Irak, Tunus, Kazakistan, Brezilya, Ukrayna, Suriye, Özbekistan, Türkmenistan, İngiltere, Rusya gibi birçok projesinde aktif görev almıştır. Ayrıca 2007 yılında ODTÜ Jeodezi ve Coğrafi Bilgi Sistemleri Bölümünde, uzaktan algılama ve CBS tabanlı sistemler alanında akademik çalışmalar yapmıştır. 2007 – 2009 yılları arasında TPAO’nun Libya Ofisinde teknik ihalelerin değerlendirilmesi kapsamında dönüşümlü olarak görev almıştır. 2010 – 2011 yılları arasında Ağrı Doğubayazıt İlçesinde (kısa dönem olarak) askerlik görevini tamamlamıştır. Askerlik sürecinde de, “Bölük İçi Kalite Çemberi” gibi bazı yeni uygulamaların hayata geçmesine vesile olmuştur. 2011 – 2014 yılları arasında TPAO’nun Azerbaycan ofisine, ilgili bütün projelerden sorumlu Teknik Müdür olarak atanmış ve TPAO’yu ilgili uluslararası ortamlarda temsil etmiştir. 2014 – 2018 yılları arasında, TPAO’nun Merkez Ofisinde Yurtdışı Projeler ve İş Geliştirme alanında danışmanlık görevini sürdürmüştür. Ayrıca Azerbaycan’dan Türkiye’ye dönüş yaptıktan sonra, 2015 yılında, bir öğrenci kulübü olarak başlattığı TESPAM’ı bir düşünce kuruluşu olarak yeniden aktive etmiş ve TESPAM bünyesinde birçok uluslararası çalışma ve projeye imza atmıştır. 50’den fazla makalesi, yüzlerce köşe yazısı, onlarca röportajı farklı ortamlarda yayınlanmış ve ulusal, uluslararası arenada beğeni kazanmıştır. TESPAM bünyesinde çıkartılan “Energy Policy Turkey” ve “Turkish Journal of Energy Policy” dergilerinin yazarı ve imtiyaz sahibidir. “Enerji Panorama” ve “Yerli Düşünce” dergilerinde de köşe yazarlığı yapmakta, TESPAM’ın başkanlığını, TENVA’nın yönetim kurulu üyeliğini ve Kıbrıs Bahçeşehir Üniversitesi Deniz Hukuku Uygulamaları Araştırma Merkezi’nin de danışmanlar kurulu üyeliğini sürdürmektedir. Köklerine bağlı, şehirlileşme üzerine kurulan bir medeniyet tasavvurunu hayata geçirme gayesiyle faaliyet gösteren; “Cuma Ağacı” derneğinin ise kurucu başkanıdır. Farklı alanlarda kaleme aldığı (“Peygamber Ordusunda Askerlik”, “Cuma Rüzgarı”, “Bizim Halep: Enerji Harekatı”, “Doğu Akdeniz Gaz Politikaları”, “Enerji-Güvenlik-Siyaset Boyutlarıyla Suriye İç Savaşı”, “Türk-İslam Dünyasında Enerji Birliği” ve “Yeni Türkiye Vizyonunu Taşıyan Örnek Bir Belediyecilik Anlayışı” isimlerinde) 7 adet kitabı bulunan Akyener, 2016 yılında Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde İşletme alanında yüksek lisans programını tamamlamıştır. 2017 yılında ise Polis Akademisi’nde Uluslararası Güvenlik alanında başladığı ve tamamlanmak üzere olan akademik çalışmalarına ek olarak, hukuk ve uluslararası ilişkiler alanlarında da farklı üniversitelerde eğitimine devam etmektedir. Bugüne kadar birçok uluslararası ortamda ülkesini temsil eden, ulusal ve uluslararası basın kuruluşlarına mülakatlar veren, yerine göre manşetlerde yer alan ve ülkesinin enerji politikalarının belirlenmesinde önemli katkılar ortaya koyan Akyener, Cumhurbaşkanlığı makamına özel olarak hazırlanan “Ulusal Güvenlik Yapılanması” ve “Devlet E-Hafıza” gibi proje gruplarında da yer almıştır. Çok iyi derece İngilizce bilen Akyener, evli ve üç çocuk babasıdır.

Bir cevap yazın

%d blogcu bunu beğendi: