Ne Oluyor Bu Elektriklere?
Ocak 8, 2017
Kıbrıs Sorunu Çözülse Türkiyeye Ne Kadar Gaz Gelecek
Ocak 11, 2017

Mısır’daki Gelişmeler, Zohr Sahası & Kıbrıs

Özellikle 2000 ile 2007 yılları arasında büyük bir ivme ile artış gösteren enerji tüketimi, mevcut sahalarda da üretimin düşmesi nedeni ile, bir enerji ihracatçısı olan Mısır’ı 2013 yılı ile birlikte enerji ithalatçısı olan ülke konumuna getirmiştir.

Bununla birlikte, yaklaşık 2,2 trilyon m3 gaz rezervine sahip olan Mısır, son yıllarda yapılan yeni keşifler ile, öncelikle kendi artan talebini karşılamayı ve elinde kalan fazla gazı da yeniden LNG olarak uluslararası piyasalara ihraç etmeyi planlamaktadır.

Mısır’da son dönemlerde;

  • 140 milyar m3 civarında gaz rezervi ile Batı Nil Delta Sahası,
  • 63 milyar m3 civarında gaz rezervi ile Selamet Sahası,
  • 42 milyar m3 civarında gaz rezervi ile Atoll Sahası,
  • 628 milyar m3 civarında gaz rezervi ile en önemli keşif olan ve Kıbrıs ile ilgili konuları da etkileyen Zohr sahası keşfedilmiştir.

Bu sahaların hemen hepsi 2019 yada sonrasında geliştirilerek üretime alınacak gibi görülmektedir.

Bu sahalardan yapılacak üretimler, Mısır’ın artan gaz ihtiyacını karşılayacağı gibi, Mısır’ı yeniden bir gaz ihracatçısı olan ülke konumuna da getirecektir.

Bu konumun analizi için, Mısır’ın ihraç potansiyelinin ve gaz denklemlerinin çıkartılması ve saha bazlı teknik detaylı çalışmalar yapılması gerekmektedir.

Özellikle Kıbrıs gaz politikalarının ilgilendiren ve son yıllardaki en önemli keşif olan Zohr sahasının durumu incelendiğinde:

  • 2015 yılının Ağustos ayında keşfi kamu oyu ile paylaşılmıştır.
  • Sahaya (aynı zamanda operatör olarak keşfi yapan) İtalyan ENI %60, Rus Rosneft %30 ve İngiliz BP %10’luk oranlarda ortaktır.
  • Saha derin deniz olarak nitelendirilen 1450 metre civarında bir su derinliğine sahiptir.
  • İlk tahminlere göre 850 milyar m3 civarında bir rezerv öngörüsünde bulunulsa da, son veriler ışığında; sahanın rezervinin 630 milyar m3’ler seviyesinde olduğu tahmin edilmektedir.
  • Sahaya yapılacak toplam yatırımın, 15 milyar $ civarında olacağı tahmin edilmektedir.

Bu genel bilgilerin yanı sıra, Zohr sahasının teknik özellikleri civardaki sahalar ile kıyasanarak ve geliştirme için gerekli imkanlar değerlendirilerek bir üretim projeksiyonu tahmini yapılmıştır. Bu tahminlere aşağıdaki grafikte yer verilmiştir.

Grafik1: Mısır’daki Zohr Sahasının Üretim Projeksiyonu

Yukarıdaki grafikten anlaşılacağı üzere,

  • İlk üretime 2019 sonlarında başlanabileceği tahmin edilmektedir.
  • Maksimum seviyeye 2023’te ulaşılabileceği beklenmektedir.
  • Bu seviyeyi gerekli yatırımlar ile 16 yıl muhafaza edebileceği varsayılmaktadır.

Sonuç olarak, Zohr sahasının, Mısır’ın ihtiyacını karşılama noktasında önemli katkısı olacağı beklentisinin yanı sıra, üretimin bir kısmının ihraç edilebilmesi de söz konusu olacaktır. Fakat şu an için ihracat opsiyonları gündemde tutulmamaktadır.

Artan iç talebi sebebi ile, Mısır’ın öncelikli stratejisi; bütün kaynakları öncelikle kendi iç kullanımında değerlendirmek ve gazın genel enerji tüketiminde ağırlığını arttırmaktır. Yani ileriki yıllarda Mısır’ın gaz talebi daha da artacaktır.

Zohr Sahası’nın Mısır için neden bu kadar önemli olduğu aşikardır. Peki, bu saha Türkiye için nasıl bir anlam ifade etmektedir?

Buradan genel olarak aşağıdaki yaklaşımlar yapılabilecektir.

  • Zohr sahasının keşfi sonrası, Güney Kıbrıs Rum Kesimi (GKRK)’nin sözde kıta sahanlığına giren bölgelerden Zohr sahasına yakın olan kısımları bazı yabancı şirketlere petrol ve gaz aramacılığı için vermiştir. Bu bölgeler aşağıdaki haritada sarı renkle gösterilmiştir. İlgili sarı alanın bir kısmı yeşil rengin altında kalmıştır. Bu yeşil rengin altında kalan alan ise PİGEM tarafından TPAO’ya verilen arama ruhsat alanının gasp edilmiş kısmıdır.
  • Yani Zohr sahası aynı zamanda Türkiye’nin de hakkı olan kıta sahanlığı alanına yakındır. Uygun imkanların sağlanması ile Türkiye’de bu alanlarda aramacılık faaliyetleri yürütebilecektir.
  • Kıbrıs sorununun BM’in isteği doğrultusunda çözümü; Türkiye’nin hakkı olan ilgili alanın çoğundan vazgeçmesi anlamına gelecektir.
  • Kıbrıs sorununun olası bir çözümü sonrasında, Zohr sahasında üretilecek gazın da Kıbrıs üzerinden Türkiye’ye, oradan da AB’ye nakledilmesi tarzındaki söylemler doğru değildir. Çünkü zaten Mısır’ın ciddi talebi bulunmaktadır ve Zohr sahasındaki gazın zaten Mısır’a nakil edileceği ve öncelikle iç piyasaya süreleceği konusunda kararlar alınmıştır.
  • Zohr sahası bölge için yeni umutların yeşermesi anlamına gelmektedir. Fakat bu umutların somutlaşması için bölgede sulhun sağlanması ve anlaşmazlıkların giderilmesi gerekmektedir.
  • Buna rağmen Zohr sahası gibi yapıların umutlanılan alanlarda kesin keşfolunacağına dair bir kanıt bulunmamaktadır. (Bu konu ile ilgili olarak önümüzdeki günlerde TESPAM uzmanları tarafından hazırlanmaya devam eden teknik çalışmalar kamu oyu ile paylaşılacaktır.)
  • Türkiye enerji alanında, Mısır ile ilişkilerinde Zohr sahasına sonradan (iyi koşullarla) ortak olarak kabul edilen Rus Rosneft şirketini dikkate alarak, Rusların desteği ile bazı girişimlere niyetlenebilir. Örneğin Zohr sahasından aynı şartlar ile Rosneft’e söz verilmiş ilave %5’lik pay talep edebilir.

Harita1: Zohr Sahası ve Bölgedeki Ruhsat Mücadeleleri

Sonuç olarak, medeniyet coğrafyasında etkin olmak isteyen Türkiye, ilgi alanına giren bütün bölgelerdeki gelişmeleri dikkatle takip etmek, lehine olabilecek bütün fırsatları gözden geçirerek, değerlendirmek zorundadır.

Mısır ve Mısır’daki son yıllardaki en büyük keşiflerden olan Zohr sahası da bu alanda değerlendirilmelidir.

Bu sahanın keşfi ile daha fazla önem kazanan Kıbrıs sorunu kapsamında da, çok daha dikkatli hareket edip, karar vermek gerekmektedir.

 

 

Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan Akyener 1983 yılında Gönen’de doğmuştur. Eğitim hayatına Gönen Şehit Rahmi İlkokulunda başlamış ve orta okuldan itibaren, Gönen Anadolu Lisesi’nde devam etmiştir. 2001 yılında buradan mezun olduktan sonra, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)’nde Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği’nde lisans eğitimine başlamıştır. ODTÜ’de öğrenim gördüğü dönemde çok aktif bir öğrencilik hayatı geçiren Akyener, birçok sosyal projede görev almış, TESPAM’ı bir öğrenci kulübü olarak hayata geçirmiş, eş zamanlı olarak Anadolu Üniversitesi’nde İşletme alanında eğitim almaya başlamış, Gönen Jeotermal Kaynakları ile ilgili projeler hazırlamış ve birçok uluslararası ortamda konuşmacı olarak ülkesini ve kurucusu olduğu öğrenci kulüplerini temsil etmiştir. 2006 yılında ODTÜ Petrol ve Doğalgaz Mühendisliğinden, 2008 yılında ise Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun olmuştur. Aynı zamanda ODTÜ mezuniyeti sonrasında, Gönen Belediyesi’ne “Jeotermal Rezervuar Yönetimi” ve yüzey tesisleri alanında bir yıl boyunca danışmanlık hizmeti vermiştir. Bu süreçte de eş zamanlı olarak bir dış ticaret firmasında iş hayatına başlamıştır. 2006 yılı sonunda TPAO Yurtdışı Projeler Dairesi’nde Rezervuar Mühendisi olarak göreve başlayan Akyener, kurumun Azerbaycan, Libya, İran, Cezayir, Irak, Tunus, Kazakistan, Brezilya, Ukrayna, Suriye, Özbekistan, Türkmenistan, İngiltere, Rusya gibi birçok projesinde aktif görev almıştır. Ayrıca 2007 yılında ODTÜ Jeodezi ve Coğrafi Bilgi Sistemleri Bölümünde, uzaktan algılama ve CBS tabanlı sistemler alanında akademik çalışmalar yapmıştır. 2007 – 2009 yılları arasında TPAO’nun Libya Ofisinde teknik ihalelerin değerlendirilmesi kapsamında dönüşümlü olarak görev almıştır. 2010 – 2011 yılları arasında Ağrı Doğubayazıt İlçesinde (kısa dönem olarak) askerlik görevini tamamlamıştır. Askerlik sürecinde de, “Bölük İçi Kalite Çemberi” gibi bazı yeni uygulamaların hayata geçmesine vesile olmuştur. 2011 – 2014 yılları arasında TPAO’nun Azerbaycan ofisine, ilgili bütün projelerden sorumlu Teknik Müdür olarak atanmış ve TPAO’yu ilgili uluslararası ortamlarda temsil etmiştir. 2014 – 2018 yılları arasında, TPAO’nun Merkez Ofisinde Yurtdışı Projeler ve İş Geliştirme alanında danışmanlık görevini sürdürmüştür. Ayrıca Azerbaycan’dan Türkiye’ye dönüş yaptıktan sonra, 2015 yılında, bir öğrenci kulübü olarak başlattığı TESPAM’ı bir düşünce kuruluşu olarak yeniden aktive etmiş ve TESPAM bünyesinde birçok uluslararası çalışma ve projeye imza atmıştır. 50’den fazla makalesi, yüzlerce köşe yazısı, onlarca röportajı farklı ortamlarda yayınlanmış ve ulusal, uluslararası arenada beğeni kazanmıştır. TESPAM bünyesinde çıkartılan “Energy Policy Turkey” ve “Turkish Journal of Energy Policy” dergilerinin yazarı ve imtiyaz sahibidir. “Enerji Panorama” ve “Yerli Düşünce” dergilerinde de köşe yazarlığı yapmakta, TESPAM’ın başkanlığını, TENVA’nın yönetim kurulu üyeliğini ve Kıbrıs Bahçeşehir Üniversitesi Deniz Hukuku Uygulamaları Araştırma Merkezi’nin de danışmanlar kurulu üyeliğini sürdürmektedir. Köklerine bağlı, şehirlileşme üzerine kurulan bir medeniyet tasavvurunu hayata geçirme gayesiyle faaliyet gösteren; “Cuma Ağacı” derneğinin ise kurucu başkanıdır. Farklı alanlarda kaleme aldığı (“Peygamber Ordusunda Askerlik”, “Cuma Rüzgarı”, “Bizim Halep: Enerji Harekatı”, “Doğu Akdeniz Gaz Politikaları”, “Enerji-Güvenlik-Siyaset Boyutlarıyla Suriye İç Savaşı”, “Türk-İslam Dünyasında Enerji Birliği” ve “Yeni Türkiye Vizyonunu Taşıyan Örnek Bir Belediyecilik Anlayışı” isimlerinde) 7 adet kitabı bulunan Akyener, 2016 yılında Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde İşletme alanında yüksek lisans programını tamamlamıştır. 2017 yılında ise Polis Akademisi’nde Uluslararası Güvenlik alanında başladığı ve tamamlanmak üzere olan akademik çalışmalarına ek olarak, hukuk ve uluslararası ilişkiler alanlarında da farklı üniversitelerde eğitimine devam etmektedir. Bugüne kadar birçok uluslararası ortamda ülkesini temsil eden, ulusal ve uluslararası basın kuruluşlarına mülakatlar veren, yerine göre manşetlerde yer alan ve ülkesinin enerji politikalarının belirlenmesinde önemli katkılar ortaya koyan Akyener, Cumhurbaşkanlığı makamına özel olarak hazırlanan “Ulusal Güvenlik Yapılanması” ve “Devlet E-Hafıza” gibi proje gruplarında da yer almıştır. Çok iyi derece İngilizce bilen Akyener, evli ve üç çocuk babasıdır.

Bir cevap yazın

%d blogcu bunu beğendi: