Irak Petrolünün Geleceği
Şubat 2, 2018
Suriye’de Ne İşimiz Var?
Şubat 15, 2018

Müteahhitleri Petrolcü Yapmak

Oğuzhan Akyener

 

Enerji alanında makro düzeyde planlar hazırlarken, ülkenin enerji politikalarını belirlerken, önümüze bu konularda gelişim planları ve hedefleri koyarken belki de atlayabildiğimiz ya da üzerinde yanlış algılara kapıldığımız birkaç husus dikkatimizi çekiyor.

Bunlara maddeler halinde değinecek olursak:

  • Çok doğru ve yerinde bir strateji olarak, enerjide yerli kaynaklara yönelmeye çalışıyoruz.
  • Bunun için her türlü engele ve imkansızlıklara rağmen yoğun çaba harcıyor ve gayet başarılı bir trend yakalıyoruz.
  • Özellikle yerli kömür ve yenilenebilir enerji alanında geçmişe nazaran çok daha hızlı adımlar atıyor ve önemli büyüme rakamları yakalıyoruz.
  • Yerli kömür alanında yeni rezervler keşfediyor, kaynaklarımızı daha verimli kullanmamızı sağlayacak teknolojiler üzerine yatırımlar yapıyoruz.
  • Yenilenebilir yatırımların yanı sıra, bu alanda teknoloji üreten ülke olma konusunda da adımlar atıyoruz.
  • Fakat tüm bunlara rağmen, bir alanda çok daha fazla girişime ve hatta devrim niteliğinde hamlelere olan ihtiyacımızı karşılayamıyoruz.
  • Bu alanlar hem ülkemiz hem de dünya için, tüketim oranları, birim enerji üretim maliyetleri ve kullanım alanlarıyla en önemli enerji kaynakları olarak karşımıza çıkan petrol & doğalgaz…

Tam da bu noktada daha çok taşıma ve depolama gibi alanlarıyla dikkatimizi celpediyor olsa da, bazı yönleriyle bu kaynakların realitede en önemli olmalarına karşın, hazırladığımız planlar ve politikalar çerçevesinde birincil derece öneme haiz olamadığını, genel tüketim denkleminde etkinliği çok az olan kaynakların dahi gerisinde kalabildiğini görüyoruz.

Tabii kurguladığımız plan ve stratejilerin bu yönlü dizayn edilmesinin arkasında bazı sebepler bulunmakta…

Öncelikle Türkiye’de petrol olmadığı, petrol ihtiva edebilecek olan büyük yapıların bulunmadığı, bulunma olasılığının dahi çok düşük seviyelerde kaldığı, bu yüzden ciddi bir potansiyel olamayacağı yönünde yıllarca oluşmuş algılar bizi petrol ve doğalgazı yerli kaynak olarak niteleyebilmekten ve bu yönde ümitvar olmaktan alıkoyuyor gibi…

Sonrasında belki de gerçekten çok büyük keşiflerin şu ana kadar yapılamamış olması, sektörün tek lokomotifinin bir kamu teşebbüsü olması, bu sebeple bütün yükün ona kalması ve özel yatırımcıların bu alana ilgi duymaması da gelişimin istenilen boyutlarda olmasına engel teşkil edebiliyor.

Tüm bu olumsuzluklara rağmen, yeni Türkiye kendi kaynaklarıyla bırakın kara alanlarını, derin deniz alanlarına yönelik dahi aramacılık hamlelerine girişebilecek cesareti – dirayeti ve vizyonu ortaya koyabiliyor. Fakat bu güzel gelişmelere ek olarak, bizleri ve düşüncelerimizi bu alanda daha ileriye götürecek yeni adımların ve girişimlerin de yapılması gerekiyor.

***

Bu adımları ve bakış açılarını genel hatlarıyla özetlersek:

  • öncelikle petrol ve doğalgazın hala en önemli ve ehemmiyet verilmesi gereken enerji kaynakları olduğu ve bunun 2100’lere kadar da bu şekilde devam edeceği gerçeğini kabul etmek,
  • bu noktada daha etkin olmaya çalıştığımız medeniyet coğrafyamızın kapılarının anahtarının “petrol ve doğalgaz” olduğunun idrakinde olmak,
  • bu kapsamda siyasi ve diplomatik olarak destekleyeceğimiz güçlü, işinin ehli ve başarılı çok sayıda petrol ve doğalgaz şirketine sahip olmamız gerektiğinin bilincinde olmak,
  • bu bilinç ışığında özellikle inşaat sektörüne yönlenmiş ve enerji alanında da sadece teşviklere göre risksiz yenilenebilir yatırımlara girişen ve içlerinde çok büyük karlar elde eden yatırımcılarımızı bu alana (gerekirse cebren) sevk etmek,
  • bu noktada ülke içi petrol ve doğalgaz sektörünü de geliştirmek,
  • yerli sektör kapsamında:
    • öncelikle kamu – özel sektör – akademisyen – STK gibi çeşitli unsurların katılımıyla oluşturulan bir komisyonda Türkiye’de petrol ve doğalgazın varlığını, potansiyelini, mevcut modellerin/kurguların tutarlılığını yorumlamak, yeni yaklaşımları analiz etmek ve uygulamak,
    • yine ilgili bir komisyon oluşturarak, mevcut üretim sahalarımızın hangi oranda bir verimlilikle sağılabildiğini ekonomik ve teknik perspektifle sorgulamak,
    • eksik yönlerin giderilmesi için önlem planları hazırlamak ve teşvik mekanizmalarını ortaya koymak,
    • ankonvansiyonel kaynak potansiyelini belirleyebilmek için, öncelikle konvansiyonel tanımlamaları ve modelleri yeniden kurgulamak ve mevcut modelleri yeniden test etmek,
    • hazırlanması planlanan modeller kapsamındaki eksik yönlerin giderilmesi için teşvikler hazırlamak,
    • hedeflenen modeller ve kaynak tanımlama süreçlerinin istenilen seviyeye geldikten sonra “kaya gazı” ve “kaya petrolü” kaynaklarının tanımlanması ve geliştirilmesine yönelik planlar hazırlamak,
    • özel yatırımcıları bu alanlara yönlendirmek ve teşviklerde bulunmak,
    • kömür gazı ve metan hidrat kaynaklarının ekonomik olarak tespiti ve geliştirilmesi için bazı yerli teknolojiler üretmek,
    • teşvik mekanizmalarını bu minvalde güncelleyerek, yatırımcıları bu alana sevk etmek,
    • yatırımcıların akıllarındaki soru işaretlerini giderecek ekonomik model ve risk analizleri ihtiva eden uluslararası standartlara uygun projeler hazırlamak ve yatırımcının önüne koyabilmek,
    • aramacılık kapsamında arama sondajı maliyetlerini azaltıcı bazı teşvikler vermek,
    • aramacılık noktasında sismik gibi konularda teşvikle desteklenmiş yerli servis hizmetlerinin önünü açmak,
    • teşvik programları dahilinde bütün aramacılık girişimlerindeki adımları kurulacak bir komisyonda teknik olarak değerlendirmek,
    • petrol ve doğalgaz endüstrisinde kullanılan ekipman ve teknolojilerin yerli üretimini ve ihracatını teşvik etmek,
  • bu adımlar ve gelişmeler neticesinde de, belli bir seviyeye ulaşan kurumların ülke dışında da projelere müdahil olabilmesi konusunda destek olmak

gerekli görülmektedir.

Sonuç olarak, ülkemizin resmi yurt dışı gezilerine dahil ettiği ve aslında ekonomik büyümemizde de ciddi etkileri bulunan müteaahitlerini petrolcülere dönüştürme noktasında adımlar atması ve Türkiye’de petrolün olmadığı söylemlerini bir kenara bırakarak, yeniden bir değerlendirme sürecine girmesi büyük önem ihtiva etmektedir.

Bunun yolu da belki de; öncelikle aramacılık mantığımızı değiştirmekten ve daha profesyonel yaklaşımlar ortaya koyabilmekten geçmektedir.

Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan Akyener 1983 yılında Gönen’de doğmuştur. Eğitim hayatına Gönen Şehit Rahmi İlkokulunda başlamış ve orta okuldan itibaren, Gönen Anadolu Lisesi’nde devam etmiştir. 2001 yılında buradan mezun olduktan sonra, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)’nde Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği’nde lisans eğitimine başlamıştır. ODTÜ’de öğrenim gördüğü dönemde çok aktif bir öğrencilik hayatı geçiren Akyener, birçok sosyal projede görev almış, TESPAM’ı bir öğrenci kulübü olarak hayata geçirmiş, eş zamanlı olarak Anadolu Üniversitesi’nde İşletme alanında eğitim almaya başlamış, Gönen Jeotermal Kaynakları ile ilgili projeler hazırlamış ve birçok uluslararası ortamda konuşmacı olarak ülkesini ve kurucusu olduğu öğrenci kulüplerini temsil etmiştir. 2006 yılında ODTÜ Petrol ve Doğalgaz Mühendisliğinden, 2008 yılında ise Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun olmuştur. Aynı zamanda ODTÜ mezuniyeti sonrasında, Gönen Belediyesi’ne “Jeotermal Rezervuar Yönetimi” ve yüzey tesisleri alanında bir yıl boyunca danışmanlık hizmeti vermiştir. Bu süreçte de eş zamanlı olarak bir dış ticaret firmasında iş hayatına başlamıştır. 2006 yılı sonunda TPAO Yurtdışı Projeler Dairesi’nde Rezervuar Mühendisi olarak göreve başlayan Akyener, kurumun Azerbaycan, Libya, İran, Cezayir, Irak, Tunus, Kazakistan, Brezilya, Ukrayna, Suriye, Özbekistan, Türkmenistan, İngiltere, Rusya gibi birçok projesinde aktif görev almıştır. Ayrıca 2007 yılında ODTÜ Jeodezi ve Coğrafi Bilgi Sistemleri Bölümünde, uzaktan algılama ve CBS tabanlı sistemler alanında akademik çalışmalar yapmıştır. 2007 – 2009 yılları arasında TPAO’nun Libya Ofisinde teknik ihalelerin değerlendirilmesi kapsamında dönüşümlü olarak görev almıştır. 2010 – 2011 yılları arasında Ağrı Doğubayazıt İlçesinde (kısa dönem olarak) askerlik görevini tamamlamıştır. Askerlik sürecinde de, “Bölük İçi Kalite Çemberi” gibi bazı yeni uygulamaların hayata geçmesine vesile olmuştur. 2011 – 2014 yılları arasında TPAO’nun Azerbaycan ofisine, ilgili bütün projelerden sorumlu Teknik Müdür olarak atanmış ve TPAO’yu ilgili uluslararası ortamlarda temsil etmiştir. 2014 – 2018 yılları arasında, TPAO’nun Merkez Ofisinde Yurtdışı Projeler ve İş Geliştirme alanında danışmanlık görevini sürdürmüştür. Ayrıca Azerbaycan’dan Türkiye’ye dönüş yaptıktan sonra, 2015 yılında, bir öğrenci kulübü olarak başlattığı TESPAM’ı bir düşünce kuruluşu olarak yeniden aktive etmiş ve TESPAM bünyesinde birçok uluslararası çalışma ve projeye imza atmıştır. 50’den fazla makalesi, yüzlerce köşe yazısı, onlarca röportajı farklı ortamlarda yayınlanmış ve ulusal, uluslararası arenada beğeni kazanmıştır. TESPAM bünyesinde çıkartılan “Energy Policy Turkey” ve “Turkish Journal of Energy Policy” dergilerinin yazarı ve imtiyaz sahibidir. “Enerji Panorama” ve “Yerli Düşünce” dergilerinde de köşe yazarlığı yapmakta, TESPAM’ın başkanlığını, TENVA’nın yönetim kurulu üyeliğini ve Kıbrıs Bahçeşehir Üniversitesi Deniz Hukuku Uygulamaları Araştırma Merkezi’nin de danışmanlar kurulu üyeliğini sürdürmektedir. Köklerine bağlı, şehirlileşme üzerine kurulan bir medeniyet tasavvurunu hayata geçirme gayesiyle faaliyet gösteren; “Cuma Ağacı” derneğinin ise kurucu başkanıdır. Farklı alanlarda kaleme aldığı (“Peygamber Ordusunda Askerlik”, “Cuma Rüzgarı”, “Bizim Halep: Enerji Harekatı”, “Doğu Akdeniz Gaz Politikaları”, “Enerji-Güvenlik-Siyaset Boyutlarıyla Suriye İç Savaşı”, “Türk-İslam Dünyasında Enerji Birliği” ve “Yeni Türkiye Vizyonunu Taşıyan Örnek Bir Belediyecilik Anlayışı” isimlerinde) 7 adet kitabı bulunan Akyener, 2016 yılında Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde İşletme alanında yüksek lisans programını tamamlamıştır. 2017 yılında ise Polis Akademisi’nde Uluslararası Güvenlik alanında başladığı ve tamamlanmak üzere olan akademik çalışmalarına ek olarak, hukuk ve uluslararası ilişkiler alanlarında da farklı üniversitelerde eğitimine devam etmektedir. Bugüne kadar birçok uluslararası ortamda ülkesini temsil eden, ulusal ve uluslararası basın kuruluşlarına mülakatlar veren, yerine göre manşetlerde yer alan ve ülkesinin enerji politikalarının belirlenmesinde önemli katkılar ortaya koyan Akyener, Cumhurbaşkanlığı makamına özel olarak hazırlanan “Ulusal Güvenlik Yapılanması” ve “Devlet E-Hafıza” gibi proje gruplarında da yer almıştır. Çok iyi derece İngilizce bilen Akyener, evli ve üç çocuk babasıdır.

Bir cevap yazın

%d blogcu bunu beğendi: