Kıbrıs’a Boru Hattı Çekelim mi?
Nisan 9, 2018
Enerji Satrancı ve Kıbrıs
Mayıs 11, 2018

Salwa Bağlantısı’nı Nükleer Atık Deposuna Çevirmek İsteyen Suudi Arabistan

Katar ile Suudi Arabistan’ın kara yolu bağlantısı aşağıdaki haritadan da görüleceği üzere, Salwa kasabası üzerinden geçen otoban ile sağlanmaktadır. Bu yol iki ülkenin her türlü alışverişi ve iletişimi açısından büyük önem taşımaktadır.

Özellikle ABD destekli başlatılan Katar krizi süresince, bu yolun geçişlere kapatılması, Katar’ı ciddi anlamda sıkıntıya sokmuştur. Fakat sonrasında Türkiye’nin de desteği ile bazı ambargolar kaldırılmış ve hayat büyük ölçüde normale dönmüştür.

Harita 1: Katar – Suudi Arabistan’ın Kara Bağlantısı Salwa

Lakin, küresel anlamda yoğun şiddetiyle devam eden güç mücadeleleri, yine bölgesel dengeleri değiştirecek gibi görülmektedir. Bu kapsamda;

  • Suudi Arabistan’da Pentagon destekli ifa edilen darbe süreci,
  • Sonrasında veliaht prensin İngiltere ve ABD ziyaretlerinde aldığı talimatlar,
  • Bölgede bir Sünni – Şii çatışması kartını yeniden masaya koyma konusunda İngiltere ile müzakerelerine devam eden Pentagon,
  • ABD içerisindeki güç mücadeleleri,
  • Suriye konusunda yeniden bir araya gelen Türkiye – Rusya – İran,
  • İngiltere’de kimsayal bir saldırı sonucunda öldürülen Rus ajanı suikastı akabinde siyasi olarak daha da fazla sıkıştırılmaya çalışılan Rusya,
  • Hemen bunun akabinde Türkiye’nin hamleleri neticesinde Suriye’de yeni bir yol haritası arayışına giren Pentagon,
  • Bu kapsamda da Esat rejiminin davam eden kitle imha saldırılarını bahane ederek, daha sert hamlelerde bulunma söylemleri

gibi hususların da aynı pencereden analiz edilerek, yorumlanması gerekmektedir. Çünkü bölgedeki yerel ve uluslararası unsurların hepsinin birbirleri ile bağlantıları bulunmaktadır. Yani bölge yeni gerginliklere ve çatışmalara gebedir.

Bu yaklaşımı da destekler mahiyette; bazı ulusal gazetelerinde yer aldığına göre: Suudi Arabistan;

  • Katar ile kara yolu bağını sağlayan Salwa girişine bir askeri üs inşa etmeyi,
  • Pasaport ve gümrük geçişlerini buradan kaldırmayı (yani karasal anlamda Katar ile ilişkileri tamamen koparmayı),
  • Ve Salwa girişinin güney doğusu boyunca uzanan (çölden ibaret olan) Katar kara sınırlarını da nükleer atık deposu haline getirmeyi planlamaktadır.

Yaşanan kriz sonrasında gerginliğin bir nebze azaldığı düşünülse de, basına yansıyan bu planlar şayet doğru ise; Suudi Arabistan’ın Katar ile sadece kara yolu bağlantısını kesmeyi hedeflemediği, bunun da yanı sıra, her zaman potansiyel nükleer sızıntı ihtimalini de ortaya çıkaran insanlık dışı bir yaklaşıma niyetlendiği görülmektedir.

Ayrıca bu senaryoda (daha önce de olduğu gibi) Katar ile birlikte, bölgesel planları değiştirebilecek ve bir Sünni – Şii çatışmasını engelleyebilecek kilit konumdaki ülke olan Türkiye’nin de önü kesilmek istenmektedir.

Önümüzdeki 20 – 25 yıl içerisinde 16 adet nükleer reaktör kurmayı planlayan ve bu noktada da yakında ihale sürecini tamamlayacak olan Suudi Arabistan’ın bu minvalde sadece kendi nükleer atıkları için değil, diğer küresel müşterilerin potansiyel atıkları için de potansiyel bir depo oluşturabileceği yönündeki soru işaretleri ise akılları meşgul etmektedir.

Gerçi uygun teknolojiler ile nükleer atıkların çevreye zarar vermesinin önüne geçilebilmektedir. Lakin, bu hamlede kasıt olduğuna dair deliller, ilgili teknoloji ve güvenlik mevzuatlarının bu kapsamda uygulanacağı konusunda şüpheler uyandırmaktadır.

Türkiye’nin bu sürecin doğruluğunu araştırıp, insanlık dışı böyle bir yaklaşımı engellemeye yönelik siyasi girişimlerini şimdiden başlatması gereklidir.

 

 

Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan Akyener 1983 yılında Gönen’de doğmuştur. Eğitim hayatına Gönen Şehit Rahmi İlkokulunda başlamış ve orta okuldan itibaren, Gönen Anadolu Lisesi’nde devam etmiştir. 2001 yılında buradan mezun olduktan sonra, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)’nde Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği’nde lisans eğitimine başlamıştır. ODTÜ’de öğrenim gördüğü dönemde çok aktif bir öğrencilik hayatı geçiren Akyener, birçok sosyal projede görev almış, TESPAM’ı bir öğrenci kulübü olarak hayata geçirmiş, eş zamanlı olarak Anadolu Üniversitesi’nde İşletme alanında eğitim almaya başlamış, Gönen Jeotermal Kaynakları ile ilgili projeler hazırlamış ve birçok uluslararası ortamda konuşmacı olarak ülkesini ve kurucusu olduğu öğrenci kulüplerini temsil etmiştir. 2006 yılında ODTÜ Petrol ve Doğalgaz Mühendisliğinden, 2008 yılında ise Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun olmuştur. Aynı zamanda ODTÜ mezuniyeti sonrasında, Gönen Belediyesi’ne “Jeotermal Rezervuar Yönetimi” ve yüzey tesisleri alanında bir yıl boyunca danışmanlık hizmeti vermiştir. Bu süreçte de eş zamanlı olarak bir dış ticaret firmasında iş hayatına başlamıştır. 2006 yılı sonunda TPAO Yurtdışı Projeler Dairesi’nde Rezervuar Mühendisi olarak göreve başlayan Akyener, kurumun Azerbaycan, Libya, İran, Cezayir, Irak, Tunus, Kazakistan, Brezilya, Ukrayna, Suriye, Özbekistan, Türkmenistan, İngiltere, Rusya gibi birçok projesinde aktif görev almıştır. Ayrıca 2007 yılında ODTÜ Jeodezi ve Coğrafi Bilgi Sistemleri Bölümünde, uzaktan algılama ve CBS tabanlı sistemler alanında akademik çalışmalar yapmıştır. 2007 – 2009 yılları arasında TPAO’nun Libya Ofisinde teknik ihalelerin değerlendirilmesi kapsamında dönüşümlü olarak görev almıştır. 2010 – 2011 yılları arasında Ağrı Doğubayazıt İlçesinde (kısa dönem olarak) askerlik görevini tamamlamıştır. Askerlik sürecinde de, “Bölük İçi Kalite Çemberi” gibi bazı yeni uygulamaların hayata geçmesine vesile olmuştur. 2011 – 2014 yılları arasında TPAO’nun Azerbaycan ofisine, ilgili bütün projelerden sorumlu Teknik Müdür olarak atanmış ve TPAO’yu ilgili uluslararası ortamlarda temsil etmiştir. 2014 – 2018 yılları arasında, TPAO’nun Merkez Ofisinde Yurtdışı Projeler ve İş Geliştirme alanında danışmanlık görevini sürdürmüştür. Ayrıca Azerbaycan’dan Türkiye’ye dönüş yaptıktan sonra, 2015 yılında, bir öğrenci kulübü olarak başlattığı TESPAM’ı bir düşünce kuruluşu olarak yeniden aktive etmiş ve TESPAM bünyesinde birçok uluslararası çalışma ve projeye imza atmıştır. 50’den fazla makalesi, yüzlerce köşe yazısı, onlarca röportajı farklı ortamlarda yayınlanmış ve ulusal, uluslararası arenada beğeni kazanmıştır. TESPAM bünyesinde çıkartılan “Energy Policy Turkey” ve “Turkish Journal of Energy Policy” dergilerinin yazarı ve imtiyaz sahibidir. “Enerji Panorama” ve “Yerli Düşünce” dergilerinde de köşe yazarlığı yapmakta, TESPAM’ın başkanlığını, TENVA’nın yönetim kurulu üyeliğini ve Kıbrıs Bahçeşehir Üniversitesi Deniz Hukuku Uygulamaları Araştırma Merkezi’nin de danışmanlar kurulu üyeliğini sürdürmektedir. Köklerine bağlı, şehirlileşme üzerine kurulan bir medeniyet tasavvurunu hayata geçirme gayesiyle faaliyet gösteren; “Cuma Ağacı” derneğinin ise kurucu başkanıdır. Farklı alanlarda kaleme aldığı (“Peygamber Ordusunda Askerlik”, “Cuma Rüzgarı”, “Bizim Halep: Enerji Harekatı”, “Doğu Akdeniz Gaz Politikaları”, “Enerji-Güvenlik-Siyaset Boyutlarıyla Suriye İç Savaşı”, “Türk-İslam Dünyasında Enerji Birliği” ve “Yeni Türkiye Vizyonunu Taşıyan Örnek Bir Belediyecilik Anlayışı” isimlerinde) 7 adet kitabı bulunan Akyener, 2016 yılında Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde İşletme alanında yüksek lisans programını tamamlamıştır. 2017 yılında ise Polis Akademisi’nde Uluslararası Güvenlik alanında başladığı ve tamamlanmak üzere olan akademik çalışmalarına ek olarak, hukuk ve uluslararası ilişkiler alanlarında da farklı üniversitelerde eğitimine devam etmektedir. Bugüne kadar birçok uluslararası ortamda ülkesini temsil eden, ulusal ve uluslararası basın kuruluşlarına mülakatlar veren, yerine göre manşetlerde yer alan ve ülkesinin enerji politikalarının belirlenmesinde önemli katkılar ortaya koyan Akyener, Cumhurbaşkanlığı makamına özel olarak hazırlanan “Ulusal Güvenlik Yapılanması” ve “Devlet E-Hafıza” gibi proje gruplarında da yer almıştır. Çok iyi derece İngilizce bilen Akyener, evli ve üç çocuk babasıdır.

Bir cevap yazın

%d blogcu bunu beğendi: