BOR: Efsaneler ve Gerçekler
Haziran 16, 2017
ABD Stratejik Ham Petrol Stoklarının Satılması Fiyatları Ne Derece Etkiler?
Haziran 21, 2017

Selanik Buluşması: Rum-İsrail İşbirliği & Enerji

 

Oğuzhan AKYENER

15 Haziran’da daha önceki benzer toplantılarda olduğu gibi; Yunanistan Başbakanı, Güney Kıbrıs ve İsrail Başkanları, bölgede barış ve güvenliğin sağlanması ve enerji ile ilgili bazı hususların yeniden vurgulanması gayesi ile bir araya geldi.

Birlikteliklerinin çok özel ve derin olduğundan bahsedildi. Daha önce Kudüs’te yapılan benzer nitelikteki toplantıdan sonra bu sefer özellikle bölgede güçlenen Türkiye’ye karşı bir önlem mahiyetinde kurmaya çalıştıkları bir birliktelik olduğu anlaşılan bu işbirliği görüşmeleri için bir Türk şehri olan Selanik seçildi.

Yapılan toplantı akabinde, daha önce olduğu gibi ana işbirliği alanlarının; enerji,  ekonomi,  telekomünikasyon, kültürel mirasın korunması ve çevresel hususlar olduğu vurgulandıktan sonra, sonra asıl gündem maddesini oluşturan konu olan enerji ye geçildi.

Tel Aviv’de daha önce yapılan benzer görüşmede, AB’li ve İtalyan yetkililerin de ortak bir bildirge ile mutabık kaldıklarını belirttikleri bazı kararlar alınmıştı. Bu kapsamda da özelikle, tutarsız ve uygulanamaz olan Eastmed Boru Hattı Projesi vurgulanmıştı.

Ayrıca daha uygulanabilir olma şansına sahip olan Euro-Asia Interconnector Elektrik Bağlantı Projesi de gündeme getirilmişti.

Şimdi gelelim bu süreci yorumlamaya:

Öncelikle bu iş birliğinin, özellikle ilgili ülkelerin bölgede etkinliği, kendisine karşı kurgulanan her türlü saldırıya rağmen, artmaya devam eden Türkiye dikkate alınarak yapıldığı anlaşılabilmektedir.

Bu iş birliği kapsamında kamuoyuna sunulan paketin içinde yer alan; ekonomi, kültürel mirasın korunması, telekomünikasyon ve çevre ile ilgili hususlar, enerji konusunun yanında etki ve ticaret hacmi nezdinde pek de dikkat çekmeyecek seviyelerdedir. Zaten ekonomik işbirliğinin de en önemli ayağını yine enerji projeleri oluşturmaktadır.

Yani önceki süreçlerde de vurgulandığı üzere, asıl konu enerjidir.

Bunların yanı sıra, bölgede Türkiye ile iyi ilişkiler kurmaya çalışıyor gözüken, diğer taraftan Güney Kıbrıs’ın sözde deniz ve kara alanlarındaki askeri varlığını Türkiye’ye karşı bir önlem olarak arttıran, başlattığı Arap ve Afrika açılımlarının yanı sıra Katar krizindeki rolü ile de Türkiye’ye karşı nasıl iki yüzlü ve kirli bir siyaset izlediğini aşikar eden İsrail yaşanan gelişmeleri yönlendirmeye çalışan kilit aktördür.

Çünkü daha önceki çalışmalarımızda da vurguladığımız üzere;

  • İsrail de Eastmed Boru Hattı Projesinin (özellikle yüksek taşıma maliyetleri sebebi ile) tutarsız ve ekonomik olarak mümkün olmayan bir proje olduğunu bilmektedir.
  • Kendisi için en karlı senaryonun, Güney Kıbrıs’ın Afrodit sahasını çok uygun şartlara kapatarak, oradan gelecek üretimi Leviathan tesisleri üzerinden İsrail’e uygun fiyata getirmek ve ancak bu sayede 10 milyar m3’ler seviyesine çıkabilecek olan ihraç potansiyelini ekonomik olarak ulaşabileceği tek market olan Türkiye’ye satmak olduğundan emindir.
  • Ayrıca İsrail’in rağbet görmeyen yeni arama ruhsatı ihalesine de yabancı yatırımcı çekebilmek için Türkiye ile bir satış anlaşması yapması gerekmektedir. Aksi halde bu sürecin de uzayacağı bilinmektedir.
  • Tabii Türkiye tarafı da,
    • İsrail’in tek başına aslında ciddi bir ihraç potansiyeline sahip olmadığını,
    • Bu kapsamda Kuzey Kıbrıs’ın da hakkı olan Afrodit gazını illegal olarak üretip, Türkiye’ye satmak istediklerini,
    • Diğer opsiyonlar ekonomik olmadığı için, İsrail’in kendisine muhtaç olduğunu,
    • Hatta İsrail’in gelecek arama projelerinin akıbetinin dahi Türkiye ile yapılacak bir anlaşmaya bağlı olduğunu bilmekte ve ilgili müzakere sürecinde temkinli adımlar atmaya çalışmaktadır.
  • Yani bu durumda Türkiye’de algı ve kamuoyu oluşturmak için, Eastmed gibi tutarsız bir projenin ısıtılarak, sürekli bir şey çıkacakmış gibi servis edilmesi, pazarlık unsuru olarak gereklidir.
  • Euro-Asia Interconnector Elektrik Bağlantı Projesi’nin ise sadece birkaç fazı İsrail ve Güney Kıbrıs’ı ilgilendirmektedir. Ayrıca bu denklemin de ekonomik olacağına dair şüpheler bulunmaktadır. Belki sadece kurgudan ibaret olan Mısır ve Lübnan fazlarının akıbeti Güney Kıbrıs ve İsrail fazlarını etkileyecektir.
  • Yani Selanik görüşmeleri sürecinin de ana gündem maddeleri blöf ve algı operasyonundan ibarettir.

Sonuç olarak, devam ettirilmeye çalışılan süreç ile hedeflenen algı operasyonları sürdürülmeye devam etmekte ve yeni Türkiye’nin etki alanı kısıtlanmaya, en azından buna karşı bir önlem alınmaya çalışılmaktadır.

Fakat karşılarında artık çok daha bağımsız ve seri kararlar alabilen, sahip olduğu değerlerin ve mevcudiyetinin bekasını her şeyin üzerinde tutan ve cihanşümul hedeflere sahip bir Türkiye bulunmaktadır.

 

Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan Akyener 1983 yılında Gönen’de doğmuştur. Eğitim hayatına Gönen Şehit Rahmi İlkokulunda başlamış ve orta okuldan itibaren, Gönen Anadolu Lisesi’nde devam etmiştir. 2001 yılında buradan mezun olduktan sonra, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)’nde Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği’nde lisans eğitimine başlamıştır. ODTÜ’de öğrenim gördüğü dönemde çok aktif bir öğrencilik hayatı geçiren Akyener, birçok sosyal projede görev almış, TESPAM’ı bir öğrenci kulübü olarak hayata geçirmiş, eş zamanlı olarak Anadolu Üniversitesi’nde İşletme alanında eğitim almaya başlamış, Gönen Jeotermal Kaynakları ile ilgili projeler hazırlamış ve birçok uluslararası ortamda konuşmacı olarak ülkesini ve kurucusu olduğu öğrenci kulüplerini temsil etmiştir. 2006 yılında ODTÜ Petrol ve Doğalgaz Mühendisliğinden, 2008 yılında ise Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun olmuştur. Aynı zamanda ODTÜ mezuniyeti sonrasında, Gönen Belediyesi’ne “Jeotermal Rezervuar Yönetimi” ve yüzey tesisleri alanında bir yıl boyunca danışmanlık hizmeti vermiştir. Bu süreçte de eş zamanlı olarak bir dış ticaret firmasında iş hayatına başlamıştır. 2006 yılı sonunda TPAO Yurtdışı Projeler Dairesi’nde Rezervuar Mühendisi olarak göreve başlayan Akyener, kurumun Azerbaycan, Libya, İran, Cezayir, Irak, Tunus, Kazakistan, Brezilya, Ukrayna, Suriye, Özbekistan, Türkmenistan, İngiltere, Rusya gibi birçok projesinde aktif görev almıştır. Ayrıca 2007 yılında ODTÜ Jeodezi ve Coğrafi Bilgi Sistemleri Bölümünde, uzaktan algılama ve CBS tabanlı sistemler alanında akademik çalışmalar yapmıştır. 2007 – 2009 yılları arasında TPAO’nun Libya Ofisinde teknik ihalelerin değerlendirilmesi kapsamında dönüşümlü olarak görev almıştır. 2010 – 2011 yılları arasında Ağrı Doğubayazıt İlçesinde (kısa dönem olarak) askerlik görevini tamamlamıştır. Askerlik sürecinde de, “Bölük İçi Kalite Çemberi” gibi bazı yeni uygulamaların hayata geçmesine vesile olmuştur. 2011 – 2014 yılları arasında TPAO’nun Azerbaycan ofisine, ilgili bütün projelerden sorumlu Teknik Müdür olarak atanmış ve TPAO’yu ilgili uluslararası ortamlarda temsil etmiştir. 2014 – 2018 yılları arasında, TPAO’nun Merkez Ofisinde Yurtdışı Projeler ve İş Geliştirme alanında danışmanlık görevini sürdürmüştür. Ayrıca Azerbaycan’dan Türkiye’ye dönüş yaptıktan sonra, 2015 yılında, bir öğrenci kulübü olarak başlattığı TESPAM’ı bir düşünce kuruluşu olarak yeniden aktive etmiş ve TESPAM bünyesinde birçok uluslararası çalışma ve projeye imza atmıştır. 50’den fazla makalesi, yüzlerce köşe yazısı, onlarca röportajı farklı ortamlarda yayınlanmış ve ulusal, uluslararası arenada beğeni kazanmıştır. TESPAM bünyesinde çıkartılan “Energy Policy Turkey” ve “Turkish Journal of Energy Policy” dergilerinin yazarı ve imtiyaz sahibidir. “Enerji Panorama” ve “Yerli Düşünce” dergilerinde de köşe yazarlığı yapmakta, TESPAM’ın başkanlığını, TENVA’nın yönetim kurulu üyeliğini ve Kıbrıs Bahçeşehir Üniversitesi Deniz Hukuku Uygulamaları Araştırma Merkezi’nin de danışmanlar kurulu üyeliğini sürdürmektedir. Köklerine bağlı, şehirlileşme üzerine kurulan bir medeniyet tasavvurunu hayata geçirme gayesiyle faaliyet gösteren; “Cuma Ağacı” derneğinin ise kurucu başkanıdır. Farklı alanlarda kaleme aldığı (“Peygamber Ordusunda Askerlik”, “Cuma Rüzgarı”, “Bizim Halep: Enerji Harekatı”, “Doğu Akdeniz Gaz Politikaları”, “Enerji-Güvenlik-Siyaset Boyutlarıyla Suriye İç Savaşı”, “Türk-İslam Dünyasında Enerji Birliği” ve “Yeni Türkiye Vizyonunu Taşıyan Örnek Bir Belediyecilik Anlayışı” isimlerinde) 7 adet kitabı bulunan Akyener, 2016 yılında Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde İşletme alanında yüksek lisans programını tamamlamıştır. 2017 yılında ise Polis Akademisi’nde Uluslararası Güvenlik alanında başladığı ve tamamlanmak üzere olan akademik çalışmalarına ek olarak, hukuk ve uluslararası ilişkiler alanlarında da farklı üniversitelerde eğitimine devam etmektedir. Bugüne kadar birçok uluslararası ortamda ülkesini temsil eden, ulusal ve uluslararası basın kuruluşlarına mülakatlar veren, yerine göre manşetlerde yer alan ve ülkesinin enerji politikalarının belirlenmesinde önemli katkılar ortaya koyan Akyener, Cumhurbaşkanlığı makamına özel olarak hazırlanan “Ulusal Güvenlik Yapılanması” ve “Devlet E-Hafıza” gibi proje gruplarında da yer almıştır. Çok iyi derece İngilizce bilen Akyener, evli ve üç çocuk babasıdır.

Bir cevap yazın

%d blogcu bunu beğendi: