Türk Akımının Türkiye’ye Bazı Getirileri
Ağustos 17, 2016
Kanlı Darbe Girişiminin de Sebebi Enerji Mi?
Ağustos 21, 2016

Türk Akımına Ortak Olalım mı? Nasıl ve Neler Yapılabilir

Uçak krizi sonrasında Türkiye ile Rusya arasında bozulan ilişkilerin neticesinde rafa kaldırılan, hatta tekrar rakibi olan Güney Akımı Projesinin revize edilmiş haline dönülme ihtimalleri değerlendirilmeye başlanılan, Türk Akımı Gaz Boru Hattı Projesi, Türkiye’nin attığı adımlar neticesinde ilişkilerin tekrar normale dönmesinden sonra yeniden gündeme oturdu.

Türkiye ve Rusya’nın artık inşası konusunda hem fikir olduğu ve 4 fazdan oluşan Türk Akımı Boru Hattı Projesi’nin bundan sonra hangi fazının ne zaman inşa edileceği, Türkiye sınırına kadar getirilecek Rus gazının hangi ülkelere – hangi hacimlerle – hangi şartlarla – hangi ek inşa edilecek/mevcut olan boru hatları ile satılacağı, AB’nin bu noktada tutumunun ne olacağı, Türkiye’nin uzlaşılan bu anlaşma kapsamında ne talepleri olacağı gibi konular değerlendirilecektir.

Beklenildiği üzere projenin ilk aşaması olan 16 milyar m3/yıl’lık hacim ilk olarak inşa edilerek devreye alınacak ve bu hat üzerinden Batı Hattından temin ettiği 4 milyar m3/yıl’lık hacim Türkiye’ye satılacaktır. Kalan 12 milyar m3/yıl hacmindeki gaz ise diğer Balkan yada Güney Avrupa alıcıları arasında paylaştırılacaktır. (Buna ek olarak belki bazı Türk gaz ticareti olan özel şirketler de Gazprom ile gaz alım anlaşması yapabilecektir.)

Şu an itibari ile Avrupa’da hangi ülkelerin, hangi nakil hatları üzerinden, hangi şartlarda ve hangi hacimde gaz satın alacağı belirsizdir. Fakat bu belirsizliğin boru hattı inşası tamamlanana kadar giderileceği tahmin edilmektedir.

Bununla birlikte projenin tekrar hayata geçeceği gündeme geldiğinden beri bazı uzmanlar tarafından Türkiye’nin bu boru hattının geçişine izin vermesi karşılığında sınırları içerisinde yer alan 180 km’lik kara kısmına Türkiye’nin sahip olmasının ve işletmesinin de kendisi tarafından yapmasının gerekli olduğu ifade edilmektedir.

Acaba bu öneri gerçekten Türkiye’nin müzakere etmesi gereken önemli bir husus mudur?

Bu soruyu maddeler halinde değerlendirdiğimizde;

  • Müzakere yapılarak, Türkiye kendi kara sahasında kalan 180 km’lik kısmın sahipliğini ve işletmesini kendi üzerine alsa (Muhtemelen BOTAŞ üzerine):
    • Başlıca olumlu yönleri:
      • Uluslararası büyük bir projenin ortağı olunarak, operatörlüğü yapılacak ve tecrübe kazanılacak.
      • Nakliyat süreçleri hususunda en ince detaylara kadar bilgi sahibi olunacak.
      • Taşınılan Rus gazının nakliyatı süresince gazın sahibi olan (muhtemelen Gazprom) şirketten 1000 m3 gaz başına tarife ücreti alınarak para kazanılacak.
      • Türkiye nakil hattın sahipliğini hem Rusya’ya hem de Avrupa’lı müşterilerine karşı, gaz nakliyatında teknik olarak kabul edilebilir bilinçli aksamalar neticesinde ortaya çıkacak zararı karşılamayı göze alarak, siyasi argüman olarak kullanabilir. (Bu madde olumlu gibi görülse de, kullanılması zor ve sonuçları ağır olabilir.)
    • Başlıca olumsuz yönleri:
      • Projenin ilk safhasının (sadece Türkiye kara sahasında kalan 180 km’lik 42’’lik hat için) inşası için tahmini 1,7 milyar $ civarında bir yatırım yapılacak. Bu yatırım 4 fazın da inşa edileceği varsayılır ise 6 milyar $’a çıkacak.
      • Avrupa ile anlaşılamaması, gaz sevkiyatının istenildiği şekilde yapılmaması, boş kapasite ile çalışılması risklerine karşın yatırımın geri alınması ve zarar edilmesi riski taşınacak.
      • Hattın işletilmesi süresince meydana gelecek ve gaz naklini etkileyecek bir aksaklık sebebi gaz ticaretindeki kesintelerin neden olduğu zarar telafi edilmek zorunda kalınacak.
      • Rusya ile bu husus yerinde daha karlı olabilecek başka hususlarda müzakereler yapabilme imkanı varken, imkanlar bu yönde değerlendirilecek.
      • İşletme süresince yaşanabilecek teknik aksaklıklarda dahi Avrupa’lı müşterilerden siyasi baskılar ile karşılaşılması söz konusu olabilecek.
      • İşletilmesi hususunda imzalanacak anlaşmalarda yapılabilecek olası hatalar neticesinde projeden zarar edilebilecek.
      • Bir yabancı şirketin işletmesi durumunda, yabancılardan elde edilmiş olan gelir vergisi (çok yüksek bir meblağ olmasa da) elde edilemeyecek.

Olumlu ve olumsuz yönleri incelendiğinde görüleceği üzere, yapılacak tercih karlı ve etkili bir projeye de dönüşebilecek, zarar edilen bir projeye de dönüşebilecektir.

Ayrıca asıl zor ve maliyetli olan 910 km deniz hattından sonra 180 km’lik kara hattının tüm haklarını ve işletmesini Türkiye’ye bırakma konusunu Rusya’nın kabul etmemesi muhtemeldir.

Bununla da birlikte, bu hususun hedef değil, sadece pazarlık argümanı olarak dillendirilmesi daha gerçekçi, az riskli bir tutum olarak görülebilecektir.

Uluslararası gaz nakil projelerinde, asıl kontrolü elinde bulunduran ve kar sağlayan taraf genellikle üretici ve gazın satışını yapan taraftır. Yani Türkiye’nin de pazarlık yapabileceği husus belki Türk Akımı’nın hepsine belli bir yüzde ile ortak olarak, Rusya’da bazı üretim veya geliştirme sahalarına da ortak olarak girmek olmalıdır.

Bu sayede hem satıcı, hem de nakliyatçı tarafında yer alınabilecektir.

Aksi halde “karı el edecek, riski biz alacağız” durumuna düşmek hiç de mantıklı görülmemektedir.8

Bunlar dışında diğer bir opsiyon da, Türkiye’nin boru hattından uzun vadede kendi yapacağı gaz ticaretleri için uygun fiyatlı kapasite sözü alması olabilir. Yani bu sayede BOTAŞ, örneğin Rusya yada Kazakistan’dan uygun fiyata gaz satın alıp, onu eski Rus gaz sisteminden Türk Akımı’na kadar getirip, Türk Akımı’ndan da Türkiye’de yada Avrupa’da satabilme imkanı bulabilir. Bu seçenek de değerlendirme için uygundur.

Özetle:

  • Karlı, mantıklı ve kabul edilebilir olmayan Türk Akımı’nın Türk kara sahası içinde kalan kısmının işletmesini ve sahipliğini almak yerine başka seçenekler üzerinde müzakereler yapılabilir.
  • Örneğin,
    • Türk Akımı’na gaz sağlayabilecek bazı üretim yada geliştirme sahalarına ortak olunması teklif edilebilir.
    • Türk Akımı’ndan her safhası için belli hacimlerde uygun fiyatlı taşıma kapasitesi talep edilerek, gaz ticareti seçeneği değerlendirilebilir.
    • Şayet bu iki seçenekden bir tanesi elde edilebilirse, risk alınarak, Türk Akımı’nın tamamına belli bir yüzde ile ortak olunabilir.

Oğuzhan AKYENER

TESPAM Başkanı

Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan Akyener 1983 yılında Gönen’de doğmuştur. Eğitim hayatına Gönen Şehit Rahmi İlkokulunda başlamış ve orta okuldan itibaren, Gönen Anadolu Lisesi’nde devam etmiştir. 2001 yılında buradan mezun olduktan sonra, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)’nde Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği’nde lisans eğitimine başlamıştır. ODTÜ’de öğrenim gördüğü dönemde çok aktif bir öğrencilik hayatı geçiren Akyener, birçok sosyal projede görev almış, TESPAM’ı bir öğrenci kulübü olarak hayata geçirmiş, eş zamanlı olarak Anadolu Üniversitesi’nde İşletme alanında eğitim almaya başlamış, Gönen Jeotermal Kaynakları ile ilgili projeler hazırlamış ve birçok uluslararası ortamda konuşmacı olarak ülkesini ve kurucusu olduğu öğrenci kulüplerini temsil etmiştir. 2006 yılında ODTÜ Petrol ve Doğalgaz Mühendisliğinden, 2008 yılında ise Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun olmuştur. Aynı zamanda ODTÜ mezuniyeti sonrasında, Gönen Belediyesi’ne “Jeotermal Rezervuar Yönetimi” ve yüzey tesisleri alanında bir yıl boyunca danışmanlık hizmeti vermiştir. Bu süreçte de eş zamanlı olarak bir dış ticaret firmasında iş hayatına başlamıştır. 2006 yılı sonunda TPAO Yurtdışı Projeler Dairesi’nde Rezervuar Mühendisi olarak göreve başlayan Akyener, kurumun Azerbaycan, Libya, İran, Cezayir, Irak, Tunus, Kazakistan, Brezilya, Ukrayna, Suriye, Özbekistan, Türkmenistan, İngiltere, Rusya gibi birçok projesinde aktif görev almıştır. Ayrıca 2007 yılında ODTÜ Jeodezi ve Coğrafi Bilgi Sistemleri Bölümünde, uzaktan algılama ve CBS tabanlı sistemler alanında akademik çalışmalar yapmıştır. 2007 – 2009 yılları arasında TPAO’nun Libya Ofisinde teknik ihalelerin değerlendirilmesi kapsamında dönüşümlü olarak görev almıştır. 2010 – 2011 yılları arasında Ağrı Doğubayazıt İlçesinde (kısa dönem olarak) askerlik görevini tamamlamıştır. Askerlik sürecinde de, “Bölük İçi Kalite Çemberi” gibi bazı yeni uygulamaların hayata geçmesine vesile olmuştur. 2011 – 2014 yılları arasında TPAO’nun Azerbaycan ofisine, ilgili bütün projelerden sorumlu Teknik Müdür olarak atanmış ve TPAO’yu ilgili uluslararası ortamlarda temsil etmiştir. 2014 – 2018 yılları arasında, TPAO’nun Merkez Ofisinde Yurtdışı Projeler ve İş Geliştirme alanında danışmanlık görevini sürdürmüştür. Ayrıca Azerbaycan’dan Türkiye’ye dönüş yaptıktan sonra, 2015 yılında, bir öğrenci kulübü olarak başlattığı TESPAM’ı bir düşünce kuruluşu olarak yeniden aktive etmiş ve TESPAM bünyesinde birçok uluslararası çalışma ve projeye imza atmıştır. 50’den fazla makalesi, yüzlerce köşe yazısı, onlarca röportajı farklı ortamlarda yayınlanmış ve ulusal, uluslararası arenada beğeni kazanmıştır. TESPAM bünyesinde çıkartılan “Energy Policy Turkey” ve “Turkish Journal of Energy Policy” dergilerinin yazarı ve imtiyaz sahibidir. “Enerji Panorama” ve “Yerli Düşünce” dergilerinde de köşe yazarlığı yapmakta, TESPAM’ın başkanlığını, TENVA’nın yönetim kurulu üyeliğini ve Kıbrıs Bahçeşehir Üniversitesi Deniz Hukuku Uygulamaları Araştırma Merkezi’nin de danışmanlar kurulu üyeliğini sürdürmektedir. Köklerine bağlı, şehirlileşme üzerine kurulan bir medeniyet tasavvurunu hayata geçirme gayesiyle faaliyet gösteren; “Cuma Ağacı” derneğinin ise kurucu başkanıdır. Farklı alanlarda kaleme aldığı (“Peygamber Ordusunda Askerlik”, “Cuma Rüzgarı”, “Bizim Halep: Enerji Harekatı”, “Doğu Akdeniz Gaz Politikaları”, “Enerji-Güvenlik-Siyaset Boyutlarıyla Suriye İç Savaşı”, “Türk-İslam Dünyasında Enerji Birliği” ve “Yeni Türkiye Vizyonunu Taşıyan Örnek Bir Belediyecilik Anlayışı” isimlerinde) 7 adet kitabı bulunan Akyener, 2016 yılında Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde İşletme alanında yüksek lisans programını tamamlamıştır. 2017 yılında ise Polis Akademisi’nde Uluslararası Güvenlik alanında başladığı ve tamamlanmak üzere olan akademik çalışmalarına ek olarak, hukuk ve uluslararası ilişkiler alanlarında da farklı üniversitelerde eğitimine devam etmektedir. Bugüne kadar birçok uluslararası ortamda ülkesini temsil eden, ulusal ve uluslararası basın kuruluşlarına mülakatlar veren, yerine göre manşetlerde yer alan ve ülkesinin enerji politikalarının belirlenmesinde önemli katkılar ortaya koyan Akyener, Cumhurbaşkanlığı makamına özel olarak hazırlanan “Ulusal Güvenlik Yapılanması” ve “Devlet E-Hafıza” gibi proje gruplarında da yer almıştır. Çok iyi derece İngilizce bilen Akyener, evli ve üç çocuk babasıdır.

Bir cevap yazın

%d blogcu bunu beğendi: