Doğu Akdeniz (EASTMED) Boru Hattı Projesi
Şubat 7, 2017
Enerji Sektörü ve Bilgi Güvenliği
Şubat 19, 2017

Yenilenebilir Enerji Geleceğin En Önemli Enerji Kaynağı Mı?

 

Avrupa’da başlayan yenilenebilir enerji atağı bütün dünyaya hızla yayılmaktadır. Çin ve Hindistan gibi büyük bir ivmeyle artan enerji taleplerini karşılamak için adeta savaş veren ülkelerin yanı sıra, Suudi Arabistan gibi petrol zengini ülkelerin dahi yenilenebilir enerjiye yönelik projeleri ve orta vadeli yatırım planları dikkat çekmektedir.

Peki yenilenebilir enerjiye yönelimin sebepleri nelerdir?

Yenilebilir gerçekten de en önemli enerji kaynağı mı olacaktır?

Aslında yenilenebilir enerji; temiz ve çevreci oluşu, kendisini sürekli yenileyen ve tükenmeyen sürdürülebilir bir potansiyele sahip oluşu, ilk yatırım sonrasında nispeten düşük olan işletme giderleri ve küçük yatırımcıların dahi girişim sağlayabileceği gerçeği ile kolay yaygınlaşabilecek oluşu düşünüldüğünde avantajlı bir kaynak olarak düşünülebilecektir. Bunlarla birlikte (her ne kadar gelişen teknolojiler ile azalsa da) hala yüksek sayılabilen yatırım maliyetleri ve uzun geri dönüş süreleri, henüz yeterince yaygınlaşmamış teknolojik ve yasal altyapıları, makro boyutta verimliliğinin fosil kaynaklara nazaran çok daha düşük oluşu gibi sebepler neticesinde, yenilebilir enerjinin hiç bir zaman en önemli kaynak olmadığı ve orta vadede de olamayacağı görülecektir. Özellikle yenilenebilir yönelimin merkezi olan Avrupa’daki, neredeyse elektrik ihtiyacının tamamını bu kaynaklardan üreten ülkelerin dahi fosil yakıtlara olan bağımlılığı, bu gerçeği daha net ortaya koymaktadır.

Peki maliyetler daha da düşerse senaryo değişecek midir?

Maliyetlerin son yıllarda ne kadar azaldığı ve bundan sonra nasıl değişeceği konusunda, en yaygın yenilenebilir enerji kaynakları olan güneş ve rüzgar için “bloomberg”de yayınlanan iki grafik incelendiğinde:

Grafik1: Güneşten Elektrik Üretim Maliyetleri Kapsamında İlgili Kalemlerdeki Değişimler (Kaynak: Bloomberg)

İlk grafikten görüleceği üzere, güneş çevrim santrali kurulumunun farklı kalemlerindeki maliyetler önemli oranda azalmıştır. 2017 ve sonrası için ise 2015 – 2016 arasındaki değişim oranının sürdürüldüğü varsayılmıştır. Fakat bu varsayımın da, ikame enerji türlerinin maliyetleri, enflasyon oranları, küresel ekonomik etkenler sebebi ile güncellenmesi faydalı olacaktır. Çünkü son bir yıllık oranın aynı şekilde sürdürülebilirliği konusunda şüpheler olacaktır. Yine de güneş çevrim santrallerindeki farklı kalemlerin birim maliyetlerinin bu oranlarda olmasa da, azalmaya devam ettiği bilinmektedir. Ve edeceği de beklenecektir.

İlk grafikteki yaklaşım da dikkate alınarak, hazırlanan ikinci grafik aşağıda yer almaktadır.

Grafik 2: Güneş, Rüzgar, Gaz Türbini ve Kömürden Birim Elektrik Üretim Maliyetleri (Kaynak:Bloomberg)

İkinci grafikten de anlaşılacağı üzere;

  • 2009’larda çok yüksek olan güneşten elektrik üretim maliyeti, gelişen ve yaygınlaşan teknoloji sayesinde ciddi oranda düşüş göstermiştir.
  • Güneşteki oranlarda olmasa da, rüzgardan elektrik üretim maliyetleri de düşmüştür.
  • Güneşten elektrik üretim maliyetlerinin 2020’lerde doğalgazdan elektrik üretim maliyetlerini, 2024’lerde de kömürden elektrik üretim maliyetlerini yakalayacağı beklenmektedir.
  • Aynı şekilde rüzgardan elektrik üretim maliyetlerinin 2014’lerde doğalgazdan elektrik üretim maliyetlerini yakaladığı, 2019’larda da kömürden elektrik üretim maliyetlerini yakalayacağı beklenmektedir.
  • Yani elektrik üretiminde 2024 sonrasında hem rüzgar hem de güneş santrallerinin kömür ve doğalgaza nazaran ekonomik olarak avantajlı olacağı düşünülmektedir.
  • Fakat yapılan projeksiyonlarda,
    • Kömür ve doğalgazdan elektrik üretim maliyetlerinin, petrol fiyatlarından etkilenecek şekilde, belli bir eğilimde artış gösterdiği,
    • Güneş ve rüzgardan elektrik üretim maliyetlerinin ise 2015-2016 yılları arasındaki orandan daha az olacak şekilde sabit bir trendle azaldığı varsayılmış gibi gözükmektedir.
  • Yani bu grafik zamanla değişiklik gösterecek ve belki beklenilen oranlar da yakalanmayacaktır.
  • Bunların yanı sıra, ankonvansiyonel kaynakların fiyatlara etkisi ve hem kömür hem de doğalgaz çevrim santrallerine yönelik yeni teknolojiler ile verimin arttırılması neticesinde, grafikte ifade edilen analizlerin gerçekleşmeme ihtimali de söz konusudur.

Grafiklerde tahmin edilen projeksiyonların tutarlılığı bir kenara bırakılarak, yenilebilir enerjiden elektrik üretim maliyetlerinin kömür ve doğalgazdan çok daha aşağı seviyelere inmesi durumunda, uygun teknik ve yasal zeminler de sağlandığı varsayılır ise, elektrik üretimi için yenilenebilir enerji kaynaklarının tercih edileceği tahmin edilebilecektir. Tabii bu noktada, ilgili durum bazı bölgeler için geçerli olacak, bütün dünya için aynı beklentiler gerçekleşemeyecektir. Çünkü, kaynak potansiyeli, yasal ve hukuki altyapılar, devlet teşvikleri, alternatif kaynakların ilgili bölgedeki maliyetleri durumun lokal olarak değişmesi anlamına gelecektir. Tüm bunların da yanı sıra, hali hazırda faaliyetine devam eden diğer kaynaklarla çalışan tesisler için birim maliyetler farklılık göstereceğinden, ilgili tahminler, yeni yatırımlar için geçerli olacaktır.

Bu yaklaşım neticesinde görüleceği üzere, güneş ve rüzgardan birim elektrik üretim maliyetleri diğer kaynaklardan elde edilecek üretimlerin altına düşse dahi, bu durum bölgeden bölgeye farklılık gösterecek ve coğunlukla yeni yatırım kararlarını etkileyecektir.

Bunlar ile birlikte, dünya enerji denkleminde elektrik önemli tüketim kalemlerinden sadece bir tanesidir. Yani elektriğin yanı sıra, ulaşım, ısıtma ve sanayi alanlarındaki tüketimlerin de genel denklemdeki yerlerinin incelenmesi gerekmektedir.

Bu kapsamda Exxon Mobile tarafından hazırlanan, “2017 Outlook For Energy” raporunda yer alan bir grafik incelendiğinde,

Grafik 3: Sektörlere Göre Enerji Tüketim Projeksiyonu: 2015-2025-2040 (Kaynak: Exxon)

  • Konut dışındaki tüm alanlardaki tüketimler önemli oranda artacaktır.
  • En büyük artış elektrik tüketiminde görülecektir.
  • Elektrik tüketimindeki artış oranı büyük oranda doğalgaz, yenilebilir ve nükleer çevrim santrallerindeki üretim artışları ile karşılanacaktır.
  • Yenilenebilirin ulaşım ve konut alanlarındaki tüketimdeki payı çok düşüktür ve düşük olarak kalmaya devam edecektir.
  • Elektrik tüketiminde ise yenilebilir enerji 4. sırada önemli kaynak olmaya devam edecektir.

Özetle, yenilebilir enerji kaynaklarına küresel yönelimin sebebi, kaynaklarda yerlileşme ve çeşitliliğin sağlanması olarak düşünülebilecektir. Bunun yanı sıra, yenilenebilirin en önemli enerji kaynağı olacağı tarzındaki söylemler de gerçekçi değildir.

Stratejik açıdan yaklaşıldığında ise, düşen maliyetleri dikkate alındığında, özellikle yerli fosil kaynaklara sahip olmayan ülkeler için yenilenebilir yatırımlar çok önemlidir. Bunun da yanı sıra, yenilenebilir enerji teknolojilerine sahip olmak, bütün ülkeler için önemli olabilecektir. Fakat fosil kaynaklara sahip olan ülkeler için öncelikler doğal olark farklılık gösterecektir.

 

Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan Akyener 1983 yılında Gönen’de doğmuştur. Eğitim hayatına Gönen Şehit Rahmi İlkokulunda başlamış ve orta okuldan itibaren, Gönen Anadolu Lisesi’nde devam etmiştir. 2001 yılında buradan mezun olduktan sonra, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)’nde Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği’nde lisans eğitimine başlamıştır. ODTÜ’de öğrenim gördüğü dönemde çok aktif bir öğrencilik hayatı geçiren Akyener, birçok sosyal projede görev almış, TESPAM’ı bir öğrenci kulübü olarak hayata geçirmiş, eş zamanlı olarak Anadolu Üniversitesi’nde İşletme alanında eğitim almaya başlamış, Gönen Jeotermal Kaynakları ile ilgili projeler hazırlamış ve birçok uluslararası ortamda konuşmacı olarak ülkesini ve kurucusu olduğu öğrenci kulüplerini temsil etmiştir. 2006 yılında ODTÜ Petrol ve Doğalgaz Mühendisliğinden, 2008 yılında ise Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun olmuştur. Aynı zamanda ODTÜ mezuniyeti sonrasında, Gönen Belediyesi’ne “Jeotermal Rezervuar Yönetimi” ve yüzey tesisleri alanında bir yıl boyunca danışmanlık hizmeti vermiştir. Bu süreçte de eş zamanlı olarak bir dış ticaret firmasında iş hayatına başlamıştır. 2006 yılı sonunda TPAO Yurtdışı Projeler Dairesi’nde Rezervuar Mühendisi olarak göreve başlayan Akyener, kurumun Azerbaycan, Libya, İran, Cezayir, Irak, Tunus, Kazakistan, Brezilya, Ukrayna, Suriye, Özbekistan, Türkmenistan, İngiltere, Rusya gibi birçok projesinde aktif görev almıştır. Ayrıca 2007 yılında ODTÜ Jeodezi ve Coğrafi Bilgi Sistemleri Bölümünde, uzaktan algılama ve CBS tabanlı sistemler alanında akademik çalışmalar yapmıştır. 2007 – 2009 yılları arasında TPAO’nun Libya Ofisinde teknik ihalelerin değerlendirilmesi kapsamında dönüşümlü olarak görev almıştır. 2010 – 2011 yılları arasında Ağrı Doğubayazıt İlçesinde (kısa dönem olarak) askerlik görevini tamamlamıştır. Askerlik sürecinde de, “Bölük İçi Kalite Çemberi” gibi bazı yeni uygulamaların hayata geçmesine vesile olmuştur. 2011 – 2014 yılları arasında TPAO’nun Azerbaycan ofisine, ilgili bütün projelerden sorumlu Teknik Müdür olarak atanmış ve TPAO’yu ilgili uluslararası ortamlarda temsil etmiştir. 2014 – 2018 yılları arasında, TPAO’nun Merkez Ofisinde Yurtdışı Projeler ve İş Geliştirme alanında danışmanlık görevini sürdürmüştür. Ayrıca Azerbaycan’dan Türkiye’ye dönüş yaptıktan sonra, 2015 yılında, bir öğrenci kulübü olarak başlattığı TESPAM’ı bir düşünce kuruluşu olarak yeniden aktive etmiş ve TESPAM bünyesinde birçok uluslararası çalışma ve projeye imza atmıştır. 50’den fazla makalesi, yüzlerce köşe yazısı, onlarca röportajı farklı ortamlarda yayınlanmış ve ulusal, uluslararası arenada beğeni kazanmıştır. TESPAM bünyesinde çıkartılan “Energy Policy Turkey” ve “Turkish Journal of Energy Policy” dergilerinin yazarı ve imtiyaz sahibidir. “Enerji Panorama” ve “Yerli Düşünce” dergilerinde de köşe yazarlığı yapmakta, TESPAM’ın başkanlığını, TENVA’nın yönetim kurulu üyeliğini ve Kıbrıs Bahçeşehir Üniversitesi Deniz Hukuku Uygulamaları Araştırma Merkezi’nin de danışmanlar kurulu üyeliğini sürdürmektedir. Köklerine bağlı, şehirlileşme üzerine kurulan bir medeniyet tasavvurunu hayata geçirme gayesiyle faaliyet gösteren; “Cuma Ağacı” derneğinin ise kurucu başkanıdır. Farklı alanlarda kaleme aldığı (“Peygamber Ordusunda Askerlik”, “Cuma Rüzgarı”, “Bizim Halep: Enerji Harekatı”, “Doğu Akdeniz Gaz Politikaları”, “Enerji-Güvenlik-Siyaset Boyutlarıyla Suriye İç Savaşı”, “Türk-İslam Dünyasında Enerji Birliği” ve “Yeni Türkiye Vizyonunu Taşıyan Örnek Bir Belediyecilik Anlayışı” isimlerinde) 7 adet kitabı bulunan Akyener, 2016 yılında Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde İşletme alanında yüksek lisans programını tamamlamıştır. 2017 yılında ise Polis Akademisi’nde Uluslararası Güvenlik alanında başladığı ve tamamlanmak üzere olan akademik çalışmalarına ek olarak, hukuk ve uluslararası ilişkiler alanlarında da farklı üniversitelerde eğitimine devam etmektedir. Bugüne kadar birçok uluslararası ortamda ülkesini temsil eden, ulusal ve uluslararası basın kuruluşlarına mülakatlar veren, yerine göre manşetlerde yer alan ve ülkesinin enerji politikalarının belirlenmesinde önemli katkılar ortaya koyan Akyener, Cumhurbaşkanlığı makamına özel olarak hazırlanan “Ulusal Güvenlik Yapılanması” ve “Devlet E-Hafıza” gibi proje gruplarında da yer almıştır. Çok iyi derece İngilizce bilen Akyener, evli ve üç çocuk babasıdır.

Bir cevap yazın

%d blogcu bunu beğendi: