MAYAMIZI BOZUYORLAR FARKINDA MIYIZ?

MAYAMIZI BOZUYORLAR FARKINDA MIYIZ?

Bazen bazı cümleler insanın içinde yıllarca bekler. Söylemezseniz içinizi kemirir, söylerseniz birilerini rahatsız eder. Ama bazı hakikatler vardır ki, rahatsız etmeden iyileştirmez.

 

Şimdi söyleyeceklerim belki bir çoğumuzun hoşuna gitmeyecek. Ama kitabın ortasından konuşmanın vakti geldi.

 

Yıl 2014’tü. Bir ilçede siyasi dengeler değişiyordu. İlçe başkanlığı için temayül yoklamaları yapılıyor, isimler tartışılıyordu. İktidar partisinin ilçe başkanı olmak o günün şartlarında ciddi bir güç demekti; dolayısıyla müracaat eden çoktu.

 

Ama adaylar arasında öyle bir isim vardı ki… İlçedeki mevcut belediye başkanının yakın akrabasıydı. Spor kulübü başkanıydı. Ailesi belediye yönetiminde etkiliydi. Yerel güç ağının tam merkezindeydi.

 

O gün bu isim sorulduğunda içimden geçen şuydu:

“Bu isim ilçe başkanlığı için anılıyorsa, burada bir sorun var.”

 

Çünkü siyaset sadece koltuk değildir. Siyaset, karakterdir.

 

O dönem neden ilçe başkanı olmak istediğini tam anlayamamıştık. Zaman geçti, tablo netleşti. Belediye yönetimiyle ilgili açılmış davalar vardı. Ve o davalardan sıyrılmanın en kolay yolu, sistemin içinde daha güçlü bir pozisyon elde etmekti.

 

İlçe başkanlığına geldikten sonra davalar beraatle sonuçlandı. Dosyalar kapandı.

 

Birinci hedef gerçekleşmişti.

 

Peki ikinci hedef neydi? Belediye başkanlığı.

 

İki kez denendi, olmadı. Ve sonra ne oldu biliyor musunuz? Yıllarca temsil ettiği siyasi çizgiyi terk edip asıl aidiyetine geri döndü. Üstelik eski partisinin adayına seçim kaybettirecek şekilde.

 

Katranı kaynatsan olur mu şeker?

Cinsini sevdiğim, cinsine çeker.

 

Bu atasözü bazen bir siyasi analizden daha güçlüdür.

 

Büyümek Güzeldir Ama…

 

Bir siyasi hareket büyüyebilir. Güçlenebilir. Yeni isimler katılabilir. Bu doğaldır. Ama mesele şu:

 

Büyümek katkı maddesiyle mi olacak, yoksa öz mayayla mı?

 

Bir hareket, kendi değerleriyle büyürse kalıcı olur.

Menfaatle büyürse şişer.

Şişen her şey ise bir gün patlar.

 

Sorun sadece bir yerin hikâyesi değil. Son yıllarda farklı şehirlerde benzer tabloları görüyoruz. Dün başka partide olan, bugün güç nerede ise oraya yanaşan, koltuğu basamak olarak gören, davayı araçsallaştıran isimler…

 

Bu bir siyasi rekabet meselesi değil. Bu bir maya meselesi.

 

Ceza Olmazsa Çürüme Başlar

 

Başarının ödülü olmalı.

Başarısızlığın da bedeli.

 

Cezasızlık, başarısızlığı büyütür.

Hesapsızlık, çürümeyi hızlandırır.

 

Koltuğunu korumak için sürekli birilerini feda eden, sorumluluğu aşağıya yıkan ama kendisi hep “dokunulmaz” kalan anlayış sürdürülebilir değildir.

 

Bir hareketi dışarıdan yıkamazsanız, içeriden çürütebilirsiniz.

Ve en tehlikeli yıkım, içeriden olandır.

 

Mayamız nedir?

 

Samimiyet,

Dava bilinci,

Liyakat,

Fedakârlık,

Adalet duygusu.

 

Bunların yerine ne koyarsanız koyun, o artık aynı hamur olmaz.

 

Hedefimiz güçlü, tam bağımsız bir ülke ise; bunun yolu önce kendi iç muhasebemizi yapmaktan geçer. Çürüğü temizlemeden sağlam yapı inşa edilemez.

 

Akrep, doğası gereği sokar.

Mesele akrebi tanıyabilmektedir.

 

Mayamızı bozmayalım.

 

Çünkü bozulmuş maya, ne kadar yoğrulursa yoğrulsun güzel ekmek vermez.

Yazar