Anastasiadis’in Blöf Stratejisi!
Temmuz 13, 2018
ABD’NİN İRAN Petrol İhracatına Yönelik Yaptırım Hamlesi & Dengeler
Temmuz 22, 2018

BM Barış Gücü’nün Kıbrıs’taki misyonu nedir?

Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün(UNFICYP) Kıbrıs’taki görev süresinin yeniden uzatılması ve mevcut durumu günlerdir kamuoyunda tartışılmakta.

BM Barış Gücü, BM Güvenlik Konseyi tarafından alınan meşhur 186 numaralı karar uyarınca 4 Mart 1964 tarihinden buyana Kıbrıs’ta ‘geçici’ olarak görev yapmaktadır. Dile kolay 54 yıldır Kıbrıs’ta sözüm ona geçici olarak görev yapıyorlar!

BM Barış Gücünün görev süresinin uzatılması ile ilgili olarak bugüne kadar yüzü aşkın Kıbrıs raporu yayınladı. Yayınlanan raporlar ne yazık ki ‘tarafsızlıktan uzak ve Rumların çıkarlarına hizmet ediyor! ‘

Kıbrıs Rum Yönetimi 21 Aralık 1963’ten buyana Kıbrıs Türklerini kendi statülerine eşit bir resmiyet kazanmasın düşüncesiyle muhatap almamış ve bunun yerine 4 Mart 1964 tarihinden günümüze kadar geçen süre zarfında BM Barış Gücünü irtibat birimi ya da diğer bir ifade ide postacı gibi kullanmıştır!  BM Barış Gücü statükoyu temsil eder bir konuma gelmiştir!

Düşünebiliyor musunuz, Kıbrıs’ta 44 yıldır resmi bir “Ateş Kes Anlaşması” imzalanmış değildir! 16 Ağustos 1974’de BM Barış Gücü’nün “Ateş Kes” çağrısına Kıbrıs Türkleri ile Kıbrıs Rumlarının sözlü olarak onay vermelerinin üzerinden koskoca 44 yıl geçmiştir!

Peki, BM Barış Gücü Kıbrıs’a neden ve hangi misyon ile gönderilmişti? Esas konuşulup tartışılması gereken konu budur!

BM Barış Gücü, ortak Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Rumlar tarafından silah zoru ile gasp edilerek üniter Rum devleti haline gelmesini önleyebildi mi?  Hayır!

BM Barış Gücü, Kıbrıs Türklerinin soykırım girişimlerine maruz kalmasını, köylerimizin, kasabalarımızın ve şehirlerimizin Rumlar tarafından gasp edilip yağmalanıp yakılıp yıkılmasını engelleyebildi mi? Hayır!

BM Barış Gücü, 1964 ile 1974 yılları arasındaki 11 yıllık süreçte Kıbrıs Türklerine ait 103 köy yağmalanırken, Ada genelinde yaklaşık 95 ibadet yeri yıkılarak yerle bir edilirken bu konuda ne yaptı?

BM Barış Gücü’nün varlığı 1963-1974 yılları arasında yaşanan şiddeti engelleyebildi mi? Hayır. 15 Temmuz Faşist Yunan darbesinin Kıbrıs’a etkilerini engelleyebildi mi? Hayır!

BM, 1964 Temmuz ayında Ada’ya bir keşif heyeti gönderdi! Jorge V. Ortega başkanlığındaki heyet bütün adayı dolaşarak meşhur ortega raporu hazırlamışlardı! Raporda Rumların Kıbrıs Türklerine karşı başlattıkları saldırılarda 111 köydeki evler, işyerleri, camiler, okullar, türbeler ve çiftliklere verilen zarar ve ziyan resimlerle desteklenerek yer alıyordu.

Rumlar Ortega’dan kendileri lehine bir rapor hazırlamasını bekliyorlardı. Ortega Rumların tüm baskılarına rağmen cesurca ne gördüyse raporuna yazarak BM Genel Sekreteri ile Güvenlik Konseyi üyelerine resmi yollardan iletti. Sonuç ne mi oldu? Ne yazık ki koskoca bir hiç!

BM’nin bugüne kadar gittiği yerlerde sorunların çözümünü pozitif bir katkısının olduğunu söylemek pek mümkün değil! Filistin ve Yugoslavya örnekleri ortadadır!

Bosna Savaşı’nda Srebrenitsa ve çevresindeki 50 kilometrelik alan BM Güvenlik Konseyi tarafından “güvenli bölge” olarak ilan edilmesine karşın 11 Temmuz 1995 günü Sırp Cumhuriyet ordusu Srebrenitsa’da 8 bin 372 kişiyi katlederek dünyanın gözleri önünde insanlık dışı büyük bir soykırım gerçekleştirmişti!

Kıbrıs Türkü’de 1964 yılından beri süregelen BM Barış Gücü’nün Ada’daki varlığına rağmen geçmişte Srebrenitsa’da yaşanan soykırıma benzer büyük katliamlara maruz kalmadı mı?

 

BM’nin, güvenliğimizi sağlayacak alternatif veya uluslararası bir gücün içinde yer alması sabıkaları nedeniyle mümkün olamaz. Hele de Bosna gibi bir sabıkası varken! BM Kıbrıs’ta ve benzeri şekilde uzun süre bulunduğu ülkelerde bir gelir sektörü oluşturdu. Anlaşılan o ki bu gelirden olmak istemez. İşte bu nedenden dolayı da biz olmasak huzur ve düzen sağlamlamazdı gibi söylemlerde bulunmaya başladı!

BM Barış Gücünün, görüldüğü üzere Ada’da bulunduğu süre zarfında çözüme bir katkısı olmamıştır. Tarafsızlığını koruyamadığı ortadadır! BM Barış Gücü, sadece Rumların 1963’de gasp ederek üniter Rum cumhuriyetine dönüştürdükleri yapıyı muhatap almaktadır.  Rumlarda bu durumu en başından bu yana tepe tepe kullanmaktadır!

Birleşmiş Milletler’in içerisindeki bazı önemli aktörlerin bir süreden buyana bazı Barış Gücü organizasyonlarının mevcut yapı ve mali durumlarını tartışmaya başladığı kamuoyuna yansımıştır. BM Barış Gücü eğer bir gün Ada’dan gidecek olursa Rumların direk muhatabı KKTC olacak ve mevcut Rum statükosu yıkılacaktır! Rum yönetiminin bir süreden buyana BM Barış Gücü konusundaki paniklemesinin esas nedeni buradan kaynaklanmaktadır!

Rum yönetiminin önümüzdeki günlerde BM Genel Sekreteri Guterres’in Kıbrıs konusunda geçici olarak görevlendirdiği Bayan Lute’a garantiler kalkıp, Türk askeri Ada’dan gitmeden BM Barış Gücü asla gidemez biz her türlü masrafını gerekirse karşılarız şeklide bir söylemde bulunması sanırım hiçte şaşırtıcı olmayacaktır!

Sonuç itibarı ile BM Barış Gücü’nün Kıbrıs misyonu Rumlar, Kıbrıs Türklerini direk muhatap almasınlar diye irtibat subayı görevi ifa eden postacılık yapmak mıdır? Ya da diğer bir ifade ile Rum üniter devleti lehine statüko oluşturarak korumak mıdır?

BM Barış Gücü’nün Ada’daki varlığı ile yokluğunun Kıbrıs Türkleri açısından hiçbir farkı yoktur! Ada’daki mevcut statükonun ortadan kalkabilmesi için BM Barış Gücü’nün görev süresi uzatılmayarak sonlandırılmalıdır.  Kamuoyunda BM Barış Gücü konusunda esas konuşularak tartışılması gereken konular bunlardır!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: