Bizim Halep: Enerji Harekatı
Nisan 9, 2019
Suriye İç Savaşı: Enerji, Güvenlik ve Siyaset Boyutlarıyla
Nisan 9, 2019

Doğu Akdeniz Gaz Politikaları

Doğu Akdeniz ve bölgenin doğalgaz potansiyeli üzerine çok
yazı kaleme alındı. Abartılı, kasıtlı ve bazen nereye hizmet ettiğinin farkında
olmayan çok fazla tutarsız yorum ve yaklaşım konuya ehil olmayan uzmanlar tarafından
dillendirildi. İsrail ve Güney Kıbrıs yönetimleri ise ilgili süreçleri
lehlerine kullanabilmek için sürekli yeni algı operasyonları ile uluslararası
kamuoyunu yönlendirme gayeli hamlelerine devam etti.

Peki, Doğu Akdeniz’deki gaz politikaları ve potansiyeli
nasıl yorumlanmalıydı?

Bir yerde gaz keşfinin yapılması ne anlama gelmekteydi?

Doğalgaz politikaları bilimsel olarak nasıl
yorumlanmalıydı?

İsrail’de, Mısır’da, Güney Kıbrıs’ta ne kadar kaynak
bulunmaktaydı?

Bu minvalde kurgulanan algı operasyonlarında, Türkiye’nin
İsrail ve Kıbrıs politikalarında enerji nasıl bir yönlendirici etken olarak
kullanılmaya çalışılmaktaydı?

Filistin’de keşfedilmiş kaynak var mıydı?

Suriye, Lübnan ve Türkiye’nin Akdeniz kıyılarındaki
potansiyel ile ilgili neler söylenebilirdi?

Türkiye hangi adımları atmalıydı?

EastMed Boru hattı gibi projeler hayata geçebilir miydi?

Hangi ülkenin 2050 yılına kadar hangi miktarda ihraç
kapasitesi bulunmaktaydı?

Ve 2050 yılına kadar bu dengeler nasıl değişecekti?

Birkaç yıl boyunca bu konular üzerine bilimsel tabana
oturan ve milli bir perspektiften yaklaşan yaptığımız çalışmalar ile sesimizi
duyurmaya çalıştık.

Biz İsrail’in ve Güney Kıbrıs’ın ciddi anlamda kaynağı
olmadığı ve ihraç potansiyeli olmadığını ifade ederken, ulusal ve uluslararası
arenada birçok uzman, Türkiye’nin İsrail ve Güney Kıbrıs gazını Avrupa’ya
nakletmesi için gerekirse Kıbrıs politikalarından dahi taviz vermesi
gerektiğini söylüyordu.

Uluslararası bir ortamdaki söyleşide İsrail enerji
bakanının dahi söylemlerini bütün izleyiciler karşısında çürüttükten ve bazı
milli hassasiyetlere sahip basın kuruluşlarında sesimizi duyurduktan sonra,
ülkemizin de yaklaşımları değişmeye başladı.

Şimdi birçok uzman içini dolduramasa da, daha önce ifade
etmeye çalıştığımız hususları dillendiriyor.

Bu kitap da yukarıda belirttiğimiz sorulara cevap
vermesinin yanı sıra, uluslararası literatürde ortaya koyduğu ilklerin ve uzun
dönemli bilimsel tahminlerin onuruyla ilgilelerden okunmayı bekliyor…

Bir cevap yazın