Gençlik Siyaseti Baskılıyor
Ocak 16, 2021
Kontrollü Gerilim ve Rusya
Ocak 19, 2021

DOĞU TÜRKİSTAN ve ENERJİ KARTI

Türk ve İslam dünyasının kanayan yarası Doğu Türkistan paranoyak ve kendi milletine dahi tehdit gözüyle bakan Çin yönetimince zulme ve sömürüye devam ediyor!

Peki, 1,3 milyarlık Çinli karşısında 15 milyonluk nüfusu ile bir hayatta kalma mücadelesi veren ve her geçen gün daha fazla kan kaybeden Doğu Türkistan, Çin için neden bu kadar önemli? Sadece ABD ve bazı Batılı devletler bu yarayı kaşıdığı için mi?

Tabii ki hayır!

Çin’in yönetemediği bir Doğu Türkistan, Çin’in ekonomik büyüme ve enerji anlamındaki hedeflerini kökünden baltalayacağı için…

Nasıl mı?

Doğu Türkistan konumu gereği, Çin’in 2050 yılına kadar petrol ve gaz arz politikaları dâhilinde ortalama %25’lik bir ağırlığa sahiptir. Diğer bir ifade ile Çin’in Türk ülkelerinden (ve kısmen Rusya’dan) ithal ettiği petrol ve gazın yaklaşık %25’i Doğu Türkistan üzerinden sevk edilmektedir.

Öte yandan Doğu Türkistan:

  • 1,5 trilyon m3’ten fazla gaz rezervine (neredeyse 1 Azerbaycan kadar),
  • 16 milyar varilden fazla petrol rezervine (neredeyse Azerbaycan’ın iki katı),
  • Uranyum, Demir, Altın, Bakır, Platin gibi farklı türlerden müteşekkil 122 çeşit zengin maden rezervine,
  • Ve 52 milyar ton kaliteli Kömür rezervine sahip bir bölgedir.

Ayrıca dini ve milli değerlerine sahip, savaşçı ve defalarca kanla bağımsızlık kazanarak, devlet kurabilmiş bir millete sahiptir!

Gelecekte küresel ısınma projeksiyonları da dikkate alınırsa, bölge tatlı su kaynakları ve Çin’in Tacikistan – Kırgızistan su kaynaklarını kendine nakletme hedefleri doğrultusunda da hayati öneme sahiptir.
Tüm bunları aynı pencerede değerlendirdiğimizde, kontrol edilemeyen ve sömürülemeyen bir Doğu Türkistan Çin’in kalbine saplanacak bir hançer ve Çin’in küresel ekonomik liderlik hayalinin sonu anlamına gelecektir!

İşte Doğu Türkistan denkleminin arkasındaki enerji faktörü bu denli önemlidir…

***
Bu zulme nasıl dur denebilir?

Şu an ki siyasi denklemde ortamı daha fazla gererek kırılmalara sebep verecek ve zaten paranoyak olan Çin yönetiminin bölgesel baskılarını daha da arttıracak bir hamle fayda getirmeyecektir.

Öte yandan Doğu Türkistan’ı yalnız bırakmak da kabul edilebilir bir politika olmayacaktır.

Kısa vadede denge politikaları sürdürülse de, belki de orta ve uzun vadeli yine enerji dengeleri üzerinden atılabilecek iki adım söz konusudur. Bunlar:

  • Gerekirse Hong Kong gibi farklı menşeilerden kurumlar ile (özellikle enerji alanında) Doğu Türkistan coğrafyasında ekonomik olarak daha fazla var olmak,
  • Türk dünyasında enerji birliği girişimlerine hız vererek, kaynak arz potansiyelini arttırmak ve Çin’in iştahının daha fazla kabarmasına ön ayak olarak, Çin’i bu bağlamda baskılamak…

Kesinlikle zor fakat imkânsız olmayan adımlar…

Bakarsınız bundan 10 yıl sonra, bütün dengeler Çin’in aleyhine de dönebilir ve bambaşka işbirlikleriyle yeni politikalar kurgulanabilir…

Fakat bizim ihtiyacımız olan şimdiden 100 yıl sonrasını adım adım inşa etmek değil mi?

 

Oğuzhan Akyener & Neşat Gündoğdu 

 

 

Bir cevap yazın