Eskişehir Alpu Coal Fields and 1080 MWe New Thermal Power Plant Project
Ekim 13, 2017
Enerji Dönüşümünde Stratejik İnisiyatifler Ve Rol Değişimleri
Ekim 19, 2017

Güvenliğin Bedeli Olmaz

Burak KAYAEL

 

Uzun süredir TESPAM olarak IKBY’nin düzenlediği bağımsızlık referandumunu yaratacağı sonuçlar ve bu sonuçların Türkiye’ye etkilerini irdeliyoruz. Her ne kadar enerji kaynaklı bir oluşum olsak da her zaman Türkiye’nin güvenliğini ön planda tutuyoruz çünkü güvenliğin olmadığı bir ortamda enerji ve ilişkili konular anlamsız hale geliyor. Sürekli belirttiğimiz konu ise Türkiye’nin bölgedeki enerji denkleminde yer alması için alanda fiziken bulunması (hem askeri hem de ekonomik olarak) gerektiğidir. Son günlerde yaşanan olaylar da bu tezimizi destekler şekilde gelişti.

Malum referandum sonrası MIY Türkiye ve İran’ın da politik desteğini alarak başta (siyasi durumu belirsiz olan) Kerkük olmak üzere bazı bölgelerde askeri operasyon düzenleyerek buraların kontrolünü ele geçirdi. Irak’ın A.B.D. tarafından işgali sonrası IKBY’nin Kerkük’e yerleştirerek bölgedeki Türkmen ve Arap nüfusu baskılamak için kullandığı Kürt nüfus bölgeyi vatan olarak bellemedikleri için askeri müdahalenin ilk gününde şehri terk etti. Özellikle 2014’te IŞİD’le savaş bahanesiyle şehrin IKBY güçleri tarafından işgali sonrası bu suni yerleştirme kampanyası hızlanmıştı.

 

IKBY içinde askeri gücü olan KDP ve KYB’nin birbirleriyle siyasi çatışmaya girmesi sonucu bölgede askeri varlıkları zayıflamış ve bunun sonucu olarak da PKK’nın askeri kanadı olan HPG’ye bağlı teröristler Kerkük’te varlık göstermiştir. Türkiye için son 35 senedir en büyük güvenlik tehdidi olan PKK’nın bölgede yer bulması Türkiye için kabul edilemez bir durumdur. Her ne kadar peşmerge güçlerinin bölgeden hızlıca çekilmesi sonucu PKK’lı teröristler de çekilmek zorunda kalsa da Türkiye’nin soydaşlarının yoğun olarak yaşadığı Kerkük bölgesinde böyle bir terörist örgütün boy göstermesi kabul edilemez.

 

Görünen o ki “Denize düşen yılana sarılır” sözünü doğrularcasına IKBY de PKK’dan medet umar hale gelmiştir. Bugüne kadar Türkiye’yi dolaylı olarak etkileyen kriz doğrudan güvenlik bam teline basar hale gelmiştir. Tam da bu sebepten ötürü Türkiye’nin daha önce başvurmadığı önlemlere başvurmasının zamanı gelmiştir. IKBY’nin en büyük gelir kaynağı olan petrol satışını durdurmak için Türkiye’nin IKBY’ye ait petrolün kendi toprakları üzerinden akışını kesmelidir. Bazı kişilerin iddia ettiği gibi Türkiye akan petrolden gelen transit ülke parasına muhtaç değildir ya da IKBY’ye verdiği borç parayı (1-2 milyar $ olduğu iddia ediliyor) geri almak için boru hattını açık tutmak zorunda değildir. IKBY’ye verilen borç kayıt altında olduğu sürece bölgesel yönetimin boynunda yük olmaya devam edecektir ancak Türkiye’nin güvenliği hiçbir şekilde maddiyatla ölçülemez.

Devletimizin elinde bölgede etkin istihbarat birimleri mevcuttur ve ülke yönetiminin en üst kademesine her türlü bilgi aktarılmaktadır. Ülkemizin çıkarları (güvenlik ve ekonomik) gözetilerek IKBY’nin can damarı olan boru hattının kapatılması için doğru zamanlama ile IKBY yaptığı yanlışı anlar hale getirilmelidir. Türkiye bölgede şu an üretilen ve bundan sonra üretilecek petrolün ve doğal gazın uluslararası piyasalara sunulması için yegâne güvenilir güzergahtır ve Türkiye’nin çıkarlarına zarar vermemesi gerektiğini yumuşak yolla anlamayan IKBY’ye sert yolla anlatmak gerekmekte.

Burak KAYAEL
Burak KAYAEL
Lisans eğitimimi ODTÜ Petrol ve Doğal Gaz Mühendisliği Bölümü’nde 2008 yılında tamamladı. 2009 Ocak ayında TPAO’da sondaj mühendisi olarak çalışmaya başladı. TPAO’da 5 sene boyunca deniz sondaj operasyonlarında görev aldı. Aralık 2013’te TPOFS (Turkish Petroleum Oil Field Services) şirketinde göreve başladı ve deniz sondaj projelerinde görev almaya devam etti . Sonrasında Irak ve Afganistan’da kara sondaj operasyonlarında çalıştı. Master programını ODTÜ Petrol ve Doğal Gaz Mühendisliği Bölümü’nde 2012 tamamladı ve halen aynı bölümde doktora eğitimime devam etmektedir. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Bir cevap yazın