Energy Policy Turkey Artık Dergi Park Akademik’te
Eylül 28, 2017
İsrail’in Zalim Çocuğu Doğmadan Petrolü Kesmek
Ekim 5, 2017

İran’a Ziyarete Giderken Eldeki Enerji Kartları (Irak’ta Ne Yapalım?)

Bölgede ABD ve İsrail öncülüğünde kurulmaya çalışılan Kürt devleti özellikle bölge ülkeleri Türkiye, İran ve Merkezi Irak Yönetimi (MIY)’ni rahatsız etmektedir. Uzun vadede üç ülkenin de güvenliğini tehdit etmenin yanı sıra, bölgeyi daha fazla kaosa sürükleyerek, tüm bölge halkları için de daha fazla kan ve göz yaşı anlamına gelecek böylesi bir adımın önüne geçebilmek için hiç şüphesiz Türkiye ve İran’ın birlikte hareket etmesi ve koordineli adımlar atması gerekmektedir.

Çünkü resme geniş perspektiften bakıldığında, değişen dünya düzeninde zeminler çok kaygan, dengeler mevcut teamüllerin dışında sıra dışı kırılgan ve hedefler doğrultusunda atılan adımlar çok daha acımasızdır. Bu çerçevede dolaylı yoldan küresel dengeleri değiştirecek düzeyde stratejik öneme sahip olan Türkiye’nin adımları çok önemlidir. Bu kapsamda medeniyet coğrafyamızın ilk kapısı olan Irak ve Suriye de ayrı bir öneme sahiptir.

Küresel resmin ve artan büyük tehditin farkında olan Türkiye ve İran ise bu noktada iş birliği konusunda birçok görüşme gerçekleştirmiştir.

Bu görüşmelere ek olarak, bugün Sn. Cumhurbaşkanı’mızın İran’a üst düzey bir ziyaret gerçekleştirmesi beklenmektedir.

Peki özellikle olası yaptırımlar, askeri operasyonlar ve yapılabilecekler gündeme gelirken, acaba İran ve Türkiye’nin enerji alanda masaya koyabilecekleri ne gibi ortak kartlar bulunmaktadır?

Bu kartları üç ülke nezdinde incelediğimizde:

  • İRAN’DA:
    • İran ABD’nin ambargoları kaldırmasından bu yana, Trump yönetiminin tehditlerine rağmen ülkesine birçok yabancı yatırımcıyı çekmeyi başarmış ve atıl duruma düşmüş çok sayıdaki petrol ve gaz sahasını yeniden geliştirebilmek, nakliye vb. ilgili projelerini hayata geçirebilmek için adımlar atmıştır. Fakat mevcut durumda halen İran’ın ciddi finans ve teknoloji desteğine her alanda ihtiyacı bulunmaktadır.
    • Yani petrol ve doğalgaz arama üretim projelerinden, yüzey tesislerine, servis hizmetlerinden, boru hatlarına, dağıtım istasyonlarından, ihracat tesislerine ve hatta elektrik üretim santrallerine kadar birçok alanda teknik yeterliliği ve finans gücü olan şirketlere önemli fırsatlar sunmaktadır.
    • Türkiye’nin de bu pastalardan rahatlıkla pay alabilmesi mümkündür.
    • Yani belki bugün itibarı ile acil statüsünde olmasa da, bu seçeneklerin sürekli göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
    • Ayrıca bugün gelinen noktada Türkiye’nin eli müzakere anlamında da daha güçlüdür.
  • IRAK’TA:
    • Irak konusunda iş birliği sürecini iki ayrı senaryoya ayırmak gereklidir. Bunlar;
      • IKBY’ye ortak askeri operasyon yapılması sonrasında kurgulanacak senaryo ve
      • IKBY’ye ortak askeri operasyon yapılmadan, farklı önlemlerle sürecin yürütüleceği senaryolardır. Bunlar incelendiğinde:
    • IKBY’ye ortak askeri operasyon yapılırsa, Erbil’in ele geçirildiği başarılı bir operasyon sonrası, İran ile birlikte ivedilikle bir ortaklık anlaşması yaparak, Türkiye’nin operatörlüğü ve İran’ın ortaklığında;
      • IKBY’nin elindeki üretim yapabilen sahaların üretimlerini devam ettirmek ve Ceyhan üzerinden satmak,
      • Diğer üretime alınamamış, keşif olan sahaların da üretime alınmasını sağlamak,
      • Bunun için gerekirse, Rus, Çin, İngiliz ve hatta ABD’li petrol şirketlerini de projelere ortak etmek,
      • Sürecin ve adımların finansmanını bu gelirlerden sağlamak,
      • Bu gelirlerin önemli bir bölümü ile yerel halkın ihtiyaçlarını sağlamak ve bölgeyi kalkındırmak tarzında bir strateji kurgulanabilecektir.
    • (Farklı küresel dengeler sebebi ile) Askeri oprerasyon yapılamaması durumunda;
      • Öncelikle petrol sevkiyatını durdurup, Habur sınır kapısını kapatmak,
      • Ovaköy’e yeni bir sınır kapısı kurmak,
      • MIY ile müzakere sağlayarak, İran ile birlikte, MIY’nin IKBY ile ihtilafta olduğu; mevcut durumda üretim yapan ve keşif olup da, teknik-ekonomik-güvenlik-lojistik sebeplerle üretime alınamayan bütün sahaların işletme ruhsatlarını MIY adına almak.
      • Şii milisler ve Türkmen güçlerinin yardımı ile ilgili tüm sahalarda faaliyet gösterebilmek için güvenlik şeridi oluşturmak,
      • Özellikle Türkmenleri güçlendirip, silahlandırmak,
      • MIY’nin resmi talebi üzerine güvenliği daha fazla kontrol altına alabilmek için gerekirse Rusya’nın da dahil edileceği askeri üsler kurmak,
      • Özellikle Kerkük şehri ve sahasının tamamını gerekirse adım adım geri almak,
      • Üretilecek tüm petrol ve orta vadede gazı Türkiye’ye ya da Türkiye üzerinden ilgili alıcılara pazarlamak,
      • Bunun için mevcut Kerkük-Yumurtalık petrol boru hattının bakım ve onarımını tamamlamak,
      • ABD’nin DAEŞ, YPG, PYD, PKK gibi terör örgütlerini kullandığı gibi, ABD askeri birlikleri ile olası çatışma ihtimallerinde terör örgütleri değil, fakat onlardan daha insaflı olarak, takviyelenmiş gayri resmi yerel unsurları kullanmak,
      • Orta vadede güç kaybeden ve kaosa giren IKBY’nin tekrar MIY’ye intisabını sağlamak tarzında bir strateji de geliştirilebilecektir.
    • Yukarıdaki senaryolardan da anlaşıldığı üzere, ikinci senaryo daha zahmetsiz, daha etkili, kolay ve öngörülebilir olarak algılanmaktadır.
    • Zaten ikinci senaryada yapılan kurgu bağlamında, MIY’nin de lojistik, teknolojik ve finansal olarak Türkiye’ye ihtiyacı bulunmaktadır.
    • Ayrıca ikinci senaryoda yapılacak üretim anlaşmalarına da, Rus, Çinli, İngiliz, Japon, Hintli, Fransız ve hatta ABD’li şirketler dahi dahil edilebilecektir.
    • Bu sayede süreçlerin daha farklı yönlerden, daha zahmetsiz çözülmesi de sağlanabilecektir.
    • https://www.tespam.org/buyukelcilik-yerine-guclu-bir-petrol-sirketi/” linkinden de ulaşabileceğiniz yazından da anlaşılacağı üzere, Türkiye bölgede petrol şirketleri ile büyükelçiliklerden çok daha etkin adımlar atabilecektir!
  • SURİYE’DE:
    • Suriye’de de en etkin güçlerden biri olan İran ve Rusya ile birlikte, bazı Rus ve ABD’li şirketlerin PYD&YPG&PKK ile ortaklık halinde gayri resmi üretim yaptıkları sahaların ele geçirilip, kapasitelerinin arttırılarak, en kolay ve zahmetsiz güzergah olan Türkiye üzerinden satışı konularında iş birliği yapılabilecektir. İlgili sahalar zaten üretim için yüksek teknolojiye ihtiyaç duyduklarından, bu en etkili ve karlı çözüm olacaktır. Bu konunun detayları “Bizim Halep: Enerji Harekatı” isimli kitabımızda anlatılmaktadır.

Sonuç olarak, enerji, diğer bir ifade ile petrol kartını kullanarak, Türkiye İran ile birlikte çok daha etkili ve karlı, bölge halkını da huzura erdirecek adımlar atabilecektir. Bunun için elinde birçok imkan bulunmaktadır. Yapılan görüşmelerde askeri hususların yanı sıra artık bu hususların da değerlendirilmesi önemlidir.

Ayrıca yakında TESPAM bünyesinde hazırlanan yukarıda Irak kapsamında bahsedilen adımları detaylandıran yeni bir raporumuz da kamuoyu ile paylaşılacaktır.

Bir Cevap Yazın