Kürt Referandumu Ve Türkiye’nin Olası Pozisyonları
Ağustos 7, 2017
Nükleer Atıklardan Elmas Piller Geliştirildi
Ağustos 14, 2017

Mesud Barzani’nin ilan ettiği ve üzerine sürekli tartışılan bağımsızlık referandumu için belirlenen tarih 25 Eylül giderek yaklaşıyor. Tarihin yaklaşmasıyla birlikte de tartışmalar ve sürtüşmeler dozunu artırıyor. Bölge ülkeleri (Türkiye ve İran) ile merkezi Irak hükümeti Kürt bağımsızlığına karşı aynı safta yer alıyorken A.B.D. gibi bölgede etkin bir süper güç Kürt bağımsızlığına prensipte karşı çıkmazken zamanlaması hakkında serzenişlerde bulunuyor, Rusya ise sessizliğini koruyor.

 

En son yaşanan gelişmeler Bağdat yönetiminin Erbil yönetimine karşı attığı adımlar oldu. Öncelikle Kerkük şehrine verilen elektrik miktarının Musul kentine gönderilmek üzere azaltılacağı açıklandı ve hemen ertesi gün de Kerkük’te yer alana bazı petrol sahalarını işleten Kuzey Petrol Şirketi’nin (North Oil Company) Kürt yönetimi kontrolündeki boru hattı üzerinden gönderdiği günlük yaklaşık 50 bin varil ham petrol ihracatını durduracağı açıklandı. Her iki karar da başta IKBY ve Kerkük yerel yöneticileri tarafından şiddetle kınanırken bölgeden üretilen ve Bağdat’ta bulunan Dorra rafinerisine işlenmek üzere gönderilen hem petrolün ve Kerkük’te üretilerek Bağdat’a gönderilen elektriğin kesileceği açıklandı. Her ne kadar Kuzey Petrol Şirketi’nin petrol aktarımının kesilmesine dair kararın geri alındığına dair bilgiler haberlere yansımış olsa da bölgeden çok sağlıklı bilgiler edinilemiyor. Özellikle IKBY Enerji Bakanlığı’nın aylık üretim verilerini paylaşmayı Eylül 2016’da durdurmasından beri bölgede yapılan üretim ve Ceyhan limanı üzerinden yapılan ihracatın detaylarını 3. kaynaklar üzerinden çok da sağlıklı olamayan şekilde öğrenebiliyoruz.

Eğer Kerkük’te üretilip IKBY-Türkiye boru hattı üzerinden gönderilen petrolde azalma fiilen gerçekleşirse burada zarar edecek taraflar merkezi yönetim, IKBY ve Türkiye olacaktır. Bağdat petrol satış gelirinde azalma, Erbil satış ve taşıma gelirinde azalma, Türkiye ise taşıma ve liman gelirlerinde azalma yaşayacaktır. Görüldüğü gibi maddi açıdan kazananın olmadığı bu karar tamamen siyasi ve Erbil yönetimine uyarı niteliğinde. Kerkük gibi tartışmalı bölgeleri referanduma dahil edeceğini açıklayan ve tüm uyarılara kulak kapayan Erbil yönetimi için her bir varil petrol çok kıymetli ve bütçesi için yeri doldurulamaz bir kaynak. 2014’te Bağdat’ın Erbil’e gönderdiği bütçe payını kesmesi ile Erbil mali bir krizin içine girdi ve bölgede yaşayan halkın geçimini sırtlayan memur maaşlarını yarıdan fazla oranda kesti. Bu da bölgede Mesud Barzani’nin güvenilirliğini (özellikle de 2015’te başkanlığını parlamentonun onayı olmadan uzattıktan sonra) ciddi anlamda sarstı. Barzani’nin Kasım’da yapılacağını duyurduğu seçimler öncesi alelacele 25 Eylül’de bağımsızlık referandumu yapmak istemesi de aslında doğrudan kendisi için olmasa da (yapılacak bir sonraki başkanlık seçiminde aday olmayacağını açıkladı) partisi ve ailesi için itibar ve siyasi güç peşinde olduğunun bir göstergesi.

Bugüne kadar hiçbir Kürt siyasetçinin düzenleyemediği bağımsızlık referandumunu düzenlemek bile halkın gözündeki imajını bir nebze olsun düzeltmesine sağladı. Ancak onun bu siyasi hamlesine karşı muhalefet partileri olan ITC (Irak Türkmen Cephesi), KYB ve Goran Hareketi referandumun gerçekleşmemesi için ellerinden geleni yapıyor. Özellikle bölgede yaşayan Türkmenler için bu referandum haklarının korunması için çok önemli. Demografik yapısı sürekli Kürtler lehine (Türkmenler ve Araplar aleyhine) değişen Kerkük’te Baba Gurgur petrol sahasının tam karşısına dev bir peşmerge heykeli dikilmesi IKBY’nin burası için olan planlarının açık bir göstergesi niteliğinde.

İşgücünün sadece %1’ini barındırırken gelirin %85’ini sağlayan petrol ve gaz sektörü IKBY ve bağımsızlık peşinde koşan Kürtler için olmazsa olmaz. Bu ön şartın en kilit noktası da Kerkük; çünkü bölge Irak’ın en büyük petrol rezervlerinden birisine ev sahipliği yapıyor ve hali hazırda kurulu boru hatları üzerinden ihracat şansı var. IKBY petrole olan bağımlılığını turizm ve sanayi üzerine yoğunlaşarak azaltmaya çalışsa da kısa ve orta vadede bu imkânsız. Şu anki ekonomik durumunda bölgesine yatırım yapacak petrol/gaz şirketi bulamadığı için IKBY en kolay yol olan devasa rezervlere göz dikmiş durumda.

IKBY’nin kendi başına sattığı petrolün Türkiye üzerinden dünyaya satılmasını kendisine yapılmış bir ihanet olarak algılayan Bağdat yönetimi Türkiye’nin bölgedeki en önemli rakibi olan İran üzerine planlar yapmakta. Uzun bir süredir rafa kaldırılmış olan Kerkük-İran boru hattı tekrar masaya konarak koz olarak kullanılmak isteniyor. Bu durum Türkiye için çok büyük bir risk içermekte. Irak’ın kuzeyinde gelişmeye ve kapasitesinin artırılmasına en müsait petrol sahaları Kerkük’ün çevresinde yer alıyor. Bu sahalardan üretilen petrolün kuzeye yani Türkiye’ye gelmek yerine doğuya İran’a gitmesi hem Türkiye’nin elde edeceği taşıma gelirlerine büyük sekte vuracaktır hem de Türkiye’nin en yakınındaki petrol kaynağının kısıtlanması anlamına gelecektir. Orta ve uzun vadede İran’ın güdümünde olan Irak kendisinden aldığı petrolü 3. ülkelere satması için İran’a izin verebilir böylece Türkiye petrolü doğrudan komşusundan almak yerine daha pahalıya İran’dan almak zorunda kalabilir.

Türkiye 25 Eylül’de gerçekleştirilmesi planlanan referanduma karşı alçak tonda başlattığı tepkisini giderek artırıyor. Başbakan Binali Yıldırım ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın karşıt söylemlerine Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak da katıldı. Mevcut siyasi durumun devamının herkes için en iyisi olacağının belirtildiği bu açıklamada IKBY yöneticileri uyarıldı. Yine de Türkiye’nin orta sertlikteki açıklamaları bekle-gör taktiği olarak algılanabilir. Mesud Barzani’nin referandumu gelen tepkileri bahane ederek son anda iptal edeceği, referandumda evet çıksa bile bağımsızlık için Bağdat’la görüşmeler yapılacağı gibi söylentilerin bu durumda etkisi olduğu söylenebilir. Mesud Barzani’nin Türkiye’ye yönelik “Kürdistan, sırtınızı verebileceğiniz güvenli ve müreffeh bir yerdir” açıklamasını IKBY’nin Türkiye’nin desteğine ne kadar ihtiyaç duyduğunun bir göstergesi olarak alabiliriz.

Mevcut durumun bölge için en uygun durum olduğu bugünkü şartlarda Türkiye iç huzur, ekonomik kalkınma ve diğer ülkelerle olan ilişkilerinin düzenli devamı için çok dikkatli hareket etmeli ve bölgedeki diplomatik ağırlığını çıkarları için kullanmaktan geri durmamalı.

Burak KAYAEL
Burak KAYAEL
Lisans eğitimimi ODTÜ Petrol ve Doğal Gaz Mühendisliği Bölümü’nde 2008 yılında tamamladı. 2009 Ocak ayında TPAO’da sondaj mühendisi olarak çalışmaya başladı. TPAO’da 5 sene boyunca deniz sondaj operasyonlarında görev aldı. Aralık 2013’te TPOFS (Turkish Petroleum Oil Field Services) şirketinde göreve başladı ve deniz sondaj projelerinde görev almaya devam etti . Sonrasında Irak ve Afganistan’da kara sondaj operasyonlarında çalıştı. Master programını ODTÜ Petrol ve Doğal Gaz Mühendisliği Bölümü’nde 2012 tamamladı ve halen aynı bölümde doktora eğitimime devam etmektedir. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: