Yenilenebilir Katılım Bankacılığı
Nisan 1, 2016
Güney Akımı Gaz Boru Hattı Geri Dönerse
Mayıs 11, 2016

Oğuzhan AKYENER 

TESPAM Başkanı

oakyener@tespam.org

  1. yüzyılda kurdukları Standart Oil isimli petrol şirketi ile başlayan ve sonrasında oluşturduğu monopoli ve haksız rekabet ortamı nedeni ile ABD mahkemeleri tarafından birkaç parçaya bölünse de, her bölünen parçası yeniden sektördeki en büyük şirketlerden olmayı başaran, dünya yönetiminde söz sahibi olduğu düşünülen Rockefeller ailesinin petrol sektöründen çekildiğine dair açıklamalar uluslararası kamuoyunu bir hayli meşgul etti.

Uluslararası kamuoyunun yanı sıra Türk kamuoyunda da konu Rockefeller’in petrol sektöründen tamamen çekildiği şeklinde algılandığı için ortaya petrol ve gaz sektörünün geleceği ile ilgili bir sürü komplo teorisi atıldı.

Denmeye başlandı ki;

  • “Rockefeller petrol sektöründen çekiliyor. Petrol fiyatları da düştü. Demek ki, artık petrolün devri bitiyor. Geleceğin enerji kaynakları yenilenebilir olacak.”
  • “Petrolün ömrü azaldı. Bu sebeple bir devrim gerçekleşiyor.”
  • “Bizim şimdiden bu konuyu dikkatle inceleyip, petrolü bir kenara bırakıp, geleceğin enerji kaynaklarına odaklanmamız gerekli”

Peki bu algılar ve yorumlar ne kadar gerçekçiydi?

Sıradan insanlardan ziyade, piyasadaki uzmanlardan dahi benzer yorumların gelmesi belki de bu konuya az da olsa eğilme ve kısa da olsa bazı tespitleri aktarma noktasında bir çalışma yapmak için yeterli sebepti.

Bu sebebe binaen,  öncelikle birkaç genel grafiğe yer vermek faydalı olacaktır.

Exxon Mobile’in hazırladığı “The Outlook For Energy: A View to 2040, 2015” adlı raporda yer alan ilk grafikten (grafik1) dünya nüfusundaki artış profili, gayri safi milli hasılalardaki değişim ve bu kriterler dikkate alınarak enerji talebindeki değişim görülebilmektedir. Grafiğin detaylı yorumuna “https://www.tespam.org/makaleler/bolgesel-enerji-politikalarina-yon-veren-bir-ulke-olma-hedefi-dogrultusunda-enerji-bakanliginin-kurumsal-yapisinin-incelenmesi” adresinden ulaşılabilir. Fakat burada kısaca değinilmesi gereken husus; dünya enerji talebinin enerji verimliliğinin sağlayacağı katkılara rağmen ne kadar oranda artış göstereceğinin görülmesidir.

Yani dünya enerji talebi artacaktır. Bu talep artışı özellikle gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde çok daha net bir şekilde gözlemlenecektir.

 

Grafik1: Nüfus, Gayri Safi Milli Hasıla, Enerji Talebi Değişim Oranları 20401

 

Dünya enerji talebinin artış oranı gözlemlendikten sonra dikkat edilmesi gereken ikinci husus bu talebin karşılanmasında petrol ve gaz kaynaklarının yine en ön sıralarda olacağıdır. Bu durum Grafik2’de görülmektedir. Demek ki, petrol ve gaz önemini yitirmeyecektir.

 

Grafik2: Global Enerji Talebi Oranları 20401

Petrol fiyatlarındaki düşüşe de genel bir fiyat değişim grafiği üzerinden bakıldığında; Grafik3’ten de görüleceği üzere; 2005’li yıllarda hızlı bir fiyat artış trendine girilmekte, sonra bu trend tekrar düşmekte, 2010’lu yıllarda yeniden artışa geçen petrol fiyatları 2014 başlarında yeniden düşmektedir. Şu an ise 40 $/varil civarında seyretmektedir. Farklı etkenler sebebi ile birkaç yıl süren sonuçları gözlemlenen dalgalanmaları göz ardı eder isek, bunu da aşağıdaki grafikte siyah çizgi ile görülen ortalama bir fiyat artış trendi ile ifade edersek, günümüz petrol fiyatları olması gereken fiyat çizgisinden düşüktür. Fakat aynı şekilde 100 $/varil civarındaki seyir de olması gerekenin çok üzerinde bir dalgalanmadır. Demek ki beklenen 2018’li yıllarda tekrar 70 $/varil civarlarında bir seyirdir. Ve mevcut petrol fiyatlarının farklı etkenler sebebi ile değişse de, belli oranda artacağı beklenecektir.

Diğer açıdan, her ne kadar fiyatlardaki düşüş petrol sektöründeki yatırımları olumsuz etkilese de, bu sektörün bittiği anlamına gelmeyecektir. Ayrıca düşen petrol ve petrolden etkilenen gaz fiyatları, petrol ve gazdan enerji üretim maliyetini düşürmekte bu durum da diğer enerji türlerine yapılacak yatırımlar için soru işareti oluşmasına sebep olmaktadır.

Bir diğer konu da, hisseleri borsalara açık olan büyük petrol şirketlerinin düşen petrol fiyatları ile birkaç yıl öncesine kadar neredeyse yarıya inen piyasa değerleri neticesinde bazı büyük hisse sahiplerinin farklı spekülatif hamleler ve açıklamalar ile hisse satış ve alış yapıyor olmaları da dikkate alınması gereken önemli bir husustur. (Bu duruma Kuzey Irak’ta faaliyet gösteren Genel Energy’nin son bir yıldaki faaliyetleri – söylemleri – hisse hareketleri güzel bir örnek olarak incelenebilecektir.)

 

Grafik3: 1988-2015 Yılları Arası Petrol Fiyatlarındaki Değişim2

Geleceğin enerji kaynağını belirleyecek en önemli hususlardan bir tanesi de, birim enerji üretim maliyetlerindeki değişimlerdir. Bu sebeple aşağıdaki grafiğin incelenmesi faydalı olacaktır.

Grafik 4’ten de görüleceği üzere, bazı enerji verimliliği teknolojileri alanında maliyetler azalacağı gibi, güneş ve rüzgaz gibi yenilenebilir enerji teknolojilerinde de maliyetler önemli ölçüde azalacaktır. Bu azalma birim enerji üretim maliyetlerinin düşmesi anlamına gelecektir. Petrol ve gazda ise azalma ile birlikte artış eğiliminin de görülüyor olmasının sebebi, daha karmaşık, ankonvansiyonel yöntem gerektiren yada deniz sahalarının geliştirilecek olmasının tahmin ediliyor oluşudur. Bu sebeple maliyetler yükselecektir.

Bu durum yenilenebilir enerjiyi teşvik edecektir. Fakat yine de piyasaların, genel maliyetlerin ve teknolojiye erişim imkanlarının değerlendirilmesi gereklidir.

Grafik4: Farklı Enerji Türlerinde Birim Maliyet Değişimleri 20403

Yukarıdaki grafikten anlaşılan maliyet azalımı özellikle elektrik üretiminde kendini gösterecektir.  Aşağıdaki grafikten de görüleceği üzere 2040’ta yenilenebilir enerjinin elektrik üretimindeki payı kömürü geçecek ve kendisine yakın olan gaza da fark atacaktır.

 

Grafik 5: Farklı Enerji Türlerinin Elektrik Üretimindeki Paylarındaki Değişim3

Bunlar ile birlikte farklı enerji tüketim alanlarındaki değişimlerin de analiz edilmesi faydalı olacaktır.  Fakat genele bakıldığında 2040’lı yıllarda dahi petrol enerji piyasalarındaki hakimiyetini sürdürecektir. Bu söylemi vurgular iken fikir vermesi açısından 2006 yılına ait olsa da dünya petrol tüketiminde sektörlerin payı incelendiğinde; Grafik 6’dan da anlaşılacağı üzere genel olarak dünyada petrol tüketiminin yarısı ulaşım sektöründe kullanılmaktadır. Ulaşım sektöründen sonra ise ikinci sırayı endüstriyel alanlar almaktadır.

 

Grafik6: Dünya Petrol Tüketiminin Sektörlere Göre Dağılımı4

Peki acaba elektrikli araçlar yaygınlaşsa ve petrol ürünleri artık ulaşımda kullanılmasa, petrol ihtiyacı yarı yarıya düşmeyecek midir?

Evet doğal olarak düşecektir. Fakat böyle bir dönüşümün gerçekleşmesi için gerekli ucuz teknoloji, servis-yedek parça-üretim altyapısı, halka indirgenmiş finansal kapasite ve diğer gerekli olan değişkenler mevcut mudur? Hayır.

Peki yakın zamanda mevcut hale gelebilir mi? Belki yakıt tasarrufu sağlayacak hibrit motorlar için kısmen evet fakat sadece elektrikli motorlar için en az 50 yıl için hayır.

Tüm piyasayı değiştirmeye ve bu değişikliği yaparken de, petrol sektörünü ve sektörde yer alan büyük devleri ikinci plana itecek bir girişimi gerçekleştirmeye birkaç yüz milyar dolarlık bütçe yeter mi? Hayır.

CIA FACTBOOK 2015 verilerine göre 113,7 trilyon $ olan dünyanın toplam gayri safi hasılası karşısında  sadece petrol üretim hasılatının petrolün varili 40$ iken hesaplanan 31 trilyon $ civarındaki yıllık hacmi, bu sektörün büyüklüğünün ve gücünün göstergesidir.

Demek ki yukarıda ifade edilen komplo teorileri en azından önümüzdeki 50 yıl için tutarlı değildir.

Diğer taraftan dünyada petrolün bittiğine dair söylentiler de yıllardır devam etmekte fakat yapılan yeni keşifler, özellikle son yıllarda geliştirilmiş ankonvansiyonel kaynakların üretimi ile alakalı teknolojiler sayesinde hiçbir zaman gerçekleşmemektedir. Belki birkaç asır da gerçekleşecek gibi gözükmemektedir.

Şimdi yeniden Rockefeller grubunun sektörden çekilmesine odaklanılır ise; aslında ulusal basında bahsedildiği gibi Rockefeller grubunun petrol ve gaz sektöründen tamamen çekilmesi gibi bir durum yoktur. Sadece Rockefeller ailesinin fonlarından bir tanesi olan Rockefeller Brothers Fund 860 milyar $ civarında bir hacme sahip olan yatırımlarının %7 ‘sine tekabul eden 50 milyar $’lık kısmını petrol ve gaz sektöründen çekip, temiz enerji olarak nitelendirilen yenilenebilir enerjiye (daha doğrusu rüzgar ve güneş alanlarına) yatıracaklarını açıklamıştır. Bu açılama da Birleşmiş Milletler’in New York’da düzenlediği uluslararası iklim zirvesinden bir gün önce yapılmış ve gündeme oturmuştur.

Yoksa ortada büyük bir devrim, sektörden ayrılma vb. somut bir girişim yoktur.

Tabii, bu konuyu ülkemiz açısından değerlendirdiğimizde; ülke olarak petrol ve doğalgaz alanında güçlü şirketler oluşturabilme stratejisi üzerine çalışırken, yenilenebilir enerji kaynaklarımızın, özellikle de bu kaynakları geliştirmek için gerekli ucuz-yerli teknolojilerin geliştirilmesi üzerinde ciddi adımlar atılması gereklidir.

Bulunduğumuz yüzyılda henüz tam gerçekleşmese de, en popüler olma konumuna gelen doğalgazın yanı sıra, bir sonraki yüzyılda tüm elektriğimizi yenilenebilir enerjiden karşılama konusunda ve bundan sonra da üretmeye çalıştığımız yerli otomobilde ilk başta hibrit motorları kullanma ve belki bundan 50 yıl sonra da sadece elektrik ile sorunsuz ve ekonomik çalışan otomobilleri üretme konusunda stratejiler geliştirmeliyiz.

Belki bu tarz uzun dönemli stratejiler sayesinde yeniden enerji çağı değişimlerinde önden gidenlerden olabiliriz.

Fakat tekrar vurgulamak gerekiyor ki, yaptığımız yorumlarda tutarlı ve bilimsel olmalı, somut adımlar atmalıyız.

Kaynaklar:

  1. “The Outlook For Energy: A View to 2040”, EXXON MOBILE
  2. Bloomberg
  3. “World Energy Outlook 2015”, IEA
  4. “International Energy Outlook 2006”, EIA

 

 

“Yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları TESPAM’a aittir. Tekrar yayınlanması halinde kaynak gösterilerek bu sayfaya aktif bağlantı sağlanması zorunludur.”

“Türkiye’deki enerji politikaları odaklı ilk ve tek sivil yapılanma…” 

“Enerji politikaları alanında gündemi uzaktan takip etmeye çalışan bir Türkiye yerine, gündem belirleyen bir Türkiye’ye ulaşma idealiyle…”

TESPAM-Türkiye Enerji Politikaları ve Araştırmaları Merkezi

TESPAM, Uluslararası Enerji Politikaları Araştırma Derneğinin Bir Kuruluşudur
Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan AKYENER (Balıkesir), ODTÜ, Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği Bölümü mezunu olan Oğuzhan AKYENER, 2006 yılı mezuniyetinden bu yana enerji ile alakalı bazı kurumlarda birçok yurt içi ve yurt dışı görevlerde bulunmuş ve yöneticilik yapmıştır. Bunların yanı sıra, Avrupa Birliği, Türkiye, Rusya, İran, Irak, Ortadoğu, Asya ve Kafkas enerji politikaları üzerine uluslararası arenada ses getiren çalışmalara imza atmıştır. Farklı konularda yazmış olduğu 3 adet kitabı bulunan Akyener, halen Türkiye Enerji Stratejileri ve Politikaları Araştırma Merkezi (TESPAM) başkanlık görevini sürdürmektedir. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Bir cevap yazın

%d blogcu bunu beğendi: