Türkiye’nin Kuzey Irak İlgisi
Şubat 21, 2017
Filistin’in Enerji Sorununu Çözmek
Şubat 27, 2017

Trump’ın Enerji Politikası ve Güneş Enerjisinin Geleceği

Sezai TOPRAK

Trump’ın petrol kartellerinin desteği ile Başkan seçildiği ve bu doğrultuda Exxon Mobil’in CEO’su Rex Tillerson’un ABD Dış İşleri Bakanlığı’na getirildiği bilinmektedir. Trump’ın seçim sürecinde sürekli dile getirdiği gibi altyapı yatırımlarının ve ticari rekabetin ve dolayısıyla istihdamın artırılması hedeflenmektedir. Bunu gerçekleştirirken artan enerji talebini karşılamak için arzı artırmaya yönelik adımlar atılacaktır.

 En çok petrol üreten ve ithal eden ülkelerden biri olarak petrol ve doğalgaz politikalarının hem ekonomik hem de siyasi olarak öneminin daha da artacağı ve dış politikasının en önemli önceliği olacağı görülmektedir. Trump da zaten bu önceliği sık sık dile getirmekte, Irak, Libya gibi ülkelerdeki savaşlardan yeterince hasılat (!) elde edilemediğinden yakınmaktadır. Başka bir ifadeyle savaşın yanlışlığından ziyade savaştan yeterince ganimet elde edilemediğini düşünmektedir. Dolayısıyla buna yönelik adımlar atmayı ve Orta Doğu’da etkinliğini artırmayı planlamaktadır.

Obama döneminde görülen çevre hassasiyeti doğrultusunda yenilenebilir enerji kaynaklarına olan eğilimin Trump döneminde duraksayacağı değerlendirilmektedir. 2016 yılında ABD’de güneş enerjisi yatırımları % 95 artarak, yeni enerji kaynakları arasında birinci olmuştur. Güneş paneli kurulumları ilk defa petrol ve rüzgar yatırımlarını geçmiştir. SEIA’a (Solar Energy Industries Association) göre 2016 yılında 14.6 Gwatt panel eklenerek (geçen yıla göre neredeyse iki katına çıkarak) rekor kırılmıştır.

Trump’ın fosil yakıtların daha fazla kullanımına yönelik çabalarına rağmen güneş enerjisi ABD enerji kaynak çeşitliliğine önemli bir katkı sağlamaktadır. Aynı zamanda güneş enerjisi sektöründe 260 bin kişinin çalıştığı göz önünde bulundurulduğunda temiz enerji kaynağının önemli bir ekonomik etkisi olduğu dile getirilmektedir. Ancak bu rakam geçen yıl ABD yeni istihdamın sadece % 2’sini oluşturmaktadır. Yüksek kurulum ve düşük operasyon maliyetlerine sahip güneş panelleri istihdama petrol kadar katkı sağlamamaktadır.

 Panel kurulum maliyetlerinin petrolden üretilen enerjiyle rekabet edebilme gücü arttıkça şebeke ölçeğinde gelişme % 145 artmıştır. Ancak maliyetlerin halen petrolle rekabet edebilir düzeyde olmadığı da açıktır. Ayrıca petrol fiyatlarındaki düşüş eğilimi de dikkate alındığında, güneş panellerinin üretilmesine ve kurulumuna yönelik daha düşük maliyetli teknolojilerin geliştirilmesi gerekmektedir.

Bloomberg New Energy Finance, ABD’de güneş enerjisi sektörünün büyümesinin devam edeceğini ve 2021 yılına kadar toplam kapasitenin 105 Gwatt’a ulaşacağını (mevcut kurulu kapasiteden 38 Gwatt daha fazla) beklemektedir. SEIA da 2016 yılında yaşanan rekor büyümeyi beklememekte, daha çok düşük seviyede istikrarlı bir büyümeyi kabul edilebilir görmektedir.

Sonuç olarak, gerek petrol kartellerin baskısı gerekse istihdamı artırmaya ve ekonomiyi canlandırmaya yönelik adımların bir sonucu olarak petrol ve doğalgaz politikalarının etkinliğini daha da artıracağı değerlendirilmektedir. Diğer taraftan çevre hassasiyetiyle yenilenebilir enerji kaynaklarında yaşanan rekor artışın Trump döneminde devam etmeyeceği beklenmektedir.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: