Fransa’nın Afrika’da İşi Ne?
Aralık 2, 2019
TERMİK SANTRALLERDE FİLTRASYON ÜZERİNE
Aralık 4, 2019

TÜRKİYE – LİBYA ARASINDAKİ MUTABAKAT NE ANLAMA GELİYOR?

TÜRKİYE – LİBYA ARASINDAKİ MUTABAKAT NE ANLAMA GELİYOR?

Oğuzhan Akyener

Geçtiğimiz hafta ülkemiz ile Libya arasında imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat muhtırası uluslararası kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Özellikle Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Kesimi ve Mısır bu hususta ortak karşı-aksiyon alma konusunda görüşmelere başladı.

Türkiye bu hamle ile daha önce KKTC ile imzaladığı sınır anlaşmasına ek olarak, Mavi Vatan’a hukuki açıdan da sahip çıkacağını tüm dünyaya net bir şekilde ifade etti.

Aşağıdaki haritadan da anlaşılabileceği üzere, Libya ile Türkiye’nin mutabık kaldığı Türk Münhasır Ekonomik Bölgesi şekillenmiş oldu. Her ne kadar bu hamleden rahatsız olan devletler, süreci hukuksuz olarak nitelese de, Mısır-Yunanistan-G. Kıbrıs arasında daha önce imzalanan haksız ve ahlaksız anlaşmalara Türkiye ve Libya net bir cevap vermiş oldu.

 

Harita 1: Kaynak: https://www.sabah.com.tr/gundem/2019/11/29/libya-ile-tarihi-anlasma-imzalandi-akdenizde-oyun-bozuldu)

Yapılan bu anlaşma ile Türkiye, Akdeniz’in batısındaki meşru sınırlarını tüm dünyaya ilan etti. Bu süreç ile ilgili Libya tarafındaki prosedürler tamamladı ve sıra Türkiye tarafında TBMM onayına ve akabinde de BM’ye ilan edilmesine geldi.

Türkiye kendisine karşı kurulan bu ahlaksız ittifakın bütün hamlelerine karşı etkin cevaplar vermeye devam ediyor. Teknik, askeri, siyasi ve hukuki bütün alanlarda etkinliğini gösteriyor. Teknik anlamda hızlı bir şekilde operasyonel kabiliyet kazanarak giriştiği hidrokarbon arama süreçleri, sahadaki askeri mevcudiyeti, siyasi kararlılığı ve hukuki anlamda yaptığı bu gibi girişimler ile bölge diplomasisini çok iyi yönlendirmeyi başarıyor.

Bunların yanı sıra, Libya ve Türkiye arasında imzalanan bu anlaşma ile Yunanistan’ın Libya’ya karşı yaptığı haksızlığın da önüne geçilmiş olundu. Aşağıdaki haritadan da görüleceği üzere, Yunanistan Libya’daki karışıklıklardan istifade ederek, tek yönlü belirlediği deniz alanlarını genişletmiş ve Libya’ya ve bir kısmı da Türkiye’ye ait olan bölgeleri ahlaksızca ruhsatlandırarak, hidrokarbon arama faaliyetlerine açmıştır.

Harita 2: Yunanistan’ın Girit’in Güneyinde Gasp Etmeye Çalıştığı Deniz Alanları

İlgili gasp girişimlerinin yanı sıra, Yunanistan bölgede çok ciddi anlamda (2 ve 3 boyutlu) sismik araştırma çalışmaları yürütmüş, bu kapsamda büyük yatırımlar yapmış ve kendilerini umutlandıracak bazı potansiyeller de yakalamıştır.

Bu kapsamda Yunanistan’ın attığı adımlara birkaç lokal firmanın yanı sıra, Exxon, Total ve Repsol gibi büyük firmalar da destek olmaktadır.

Aşağıdaki haritalarda Yunanistan’ın ilgili bölgelerde yapmış olduğu sismik veri toplama güzergâhları ve kamuoyuna duyurduğu ruhsatlar görülebilecektir.

Harita 3: Yunanistan Sismik Veri Güzergahları (Kaynak: https://seis.news/pgs-data-for-greece-2017-offshore-tenders)

Harita 4: Yunanistan’ın Sözde Hidrokarbon Arama Ruhsatları (Kaynak: https://seis.news/pgs-data-for-greece-2017-offshore-tenders)

Tabii Yunanistan keyifli bir şekilde tam da sismik verileri toplayıp, işleyip, yorumlayıp, yorumlarda bazı potansiyeller yakalayıp, buraları aramak için de uluslararası yatırımcıları ikna etmiş iken; Türkiye’nin hamlesi mevcut planlarını alt üst etmiştir.

Aşağıdaki haritada, Girit Güneyinde Yunanistan tarafından atılan sismik verilerin yorumlandığı bir yapı oluşumu ve beklentisi görülebilecektir.

Harita 5: Girit’in Güneyine ait Alana Ait Erişilebilen Bir Sismik Yapı Haritası

Yani bu noktadan sonra, Türkiye hem Libya’nın hakkının gasp edilmesini önlemiş, hem de “bu alanlarda da varım!” mesajını net bir şekilde ifade etmiştir. Sonraki süreçlerde ilgili ihtilaflı alanlarda Yunanistan’ın arama faaliyetlerini sürdürmesi durumunda, Türkiye sürece askeri ve teknik olarak da müdahale edebilecektir. Yani Yunanistan’ın yakalamış olduğu yatırımcıları elinde tutabileceği de şüpheli hale gelmiştir.

Aslında bu hamle akabinde Türkiye’nin Libya’ya ait diğer deniz alanlarında da Libya ile ortak arama ve hatta üretim faaliyetlerine girişmesi ve ihtiyaca göre bu alanların savunmasına destek sağlaması söz konusu olabilecektir. Bu hususun da değerlendirilmesi önemlidir.

Sonuç olarak, Türkiye bölgedeki en güçlü devlettir. Hem askeri, hem siyasi, hem de teknik olarak bu bölge ile ilgilenen uluslararası girişimciler için en mantıklı fırsat hiç şüphesiz Türkiye ile birlikte çalışmaktan geçmektedir!

Bu arada, yıllardır dillendirilen ve zaten ekonomik olarak tutarsız olan EastMed boru hattı artık hukuki olarak da mümkün değildir!

Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan Akyener 1983 yılında Gönen’de doğmuştur. Eğitim hayatına Gönen Şehit Rahmi İlkokulunda başlamış ve orta okuldan itibaren, Gönen Anadolu Lisesi’nde devam etmiştir. 2001 yılında buradan mezun olduktan sonra, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)’nde Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği’nde lisans eğitimine başlamıştır. ODTÜ’de öğrenim gördüğü dönemde çok aktif bir öğrencilik hayatı geçiren Akyener, birçok sosyal projede görev almış, TESPAM’ı bir öğrenci kulübü olarak hayata geçirmiş, eş zamanlı olarak Anadolu Üniversitesi’nde İşletme alanında eğitim almaya başlamış, Gönen Jeotermal Kaynakları ile ilgili projeler hazırlamış ve birçok uluslararası ortamda konuşmacı olarak ülkesini ve kurucusu olduğu öğrenci kulüplerini temsil etmiştir. 2006 yılında ODTÜ Petrol ve Doğalgaz Mühendisliğinden, 2008 yılında ise Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun olmuştur. Aynı zamanda ODTÜ mezuniyeti sonrasında, Gönen Belediyesi’ne “Jeotermal Rezervuar Yönetimi” ve yüzey tesisleri alanında bir yıl boyunca danışmanlık hizmeti vermiştir. Bu süreçte de eş zamanlı olarak bir dış ticaret firmasında iş hayatına başlamıştır. 2006 yılı sonunda TPAO Yurtdışı Projeler Dairesi’nde Rezervuar Mühendisi olarak göreve başlayan Akyener, kurumun Azerbaycan, Libya, İran, Cezayir, Irak, Tunus, Kazakistan, Brezilya, Ukrayna, Suriye, Özbekistan, Türkmenistan, İngiltere, Rusya gibi birçok projesinde aktif görev almıştır. Ayrıca 2007 yılında ODTÜ Jeodezi ve Coğrafi Bilgi Sistemleri Bölümünde, uzaktan algılama ve CBS tabanlı sistemler alanında akademik çalışmalar yapmıştır. 2007 – 2009 yılları arasında TPAO’nun Libya Ofisinde teknik ihalelerin değerlendirilmesi kapsamında dönüşümlü olarak görev almıştır. 2010 – 2011 yılları arasında Ağrı Doğubayazıt İlçesinde (kısa dönem olarak) askerlik görevini tamamlamıştır. Askerlik sürecinde de, “Bölük İçi Kalite Çemberi” gibi bazı yeni uygulamaların hayata geçmesine vesile olmuştur. 2011 – 2014 yılları arasında TPAO’nun Azerbaycan ofisine, ilgili bütün projelerden sorumlu Teknik Müdür olarak atanmış ve TPAO’yu ilgili uluslararası ortamlarda temsil etmiştir. 2014 – 2018 yılları arasında, TPAO’nun Merkez Ofisinde Yurtdışı Projeler ve İş Geliştirme alanında danışmanlık görevini sürdürmüştür. Ayrıca Azerbaycan’dan Türkiye’ye dönüş yaptıktan sonra, 2015 yılında, bir öğrenci kulübü olarak başlattığı TESPAM’ı bir düşünce kuruluşu olarak yeniden aktive etmiş ve TESPAM bünyesinde birçok uluslararası çalışma ve projeye imza atmıştır. 50’den fazla makalesi, yüzlerce köşe yazısı, onlarca röportajı farklı ortamlarda yayınlanmış ve ulusal, uluslararası arenada beğeni kazanmıştır. TESPAM bünyesinde çıkartılan “Energy Policy Turkey” ve “Turkish Journal of Energy Policy” dergilerinin yazarı ve imtiyaz sahibidir. “Enerji Panorama” ve “Yerli Düşünce” dergilerinde de köşe yazarlığı yapmakta, TESPAM’ın başkanlığını, TENVA’nın yönetim kurulu üyeliğini ve Kıbrıs Bahçeşehir Üniversitesi Deniz Hukuku Uygulamaları Araştırma Merkezi’nin de danışmanlar kurulu üyeliğini sürdürmektedir. Köklerine bağlı, şehirlileşme üzerine kurulan bir medeniyet tasavvurunu hayata geçirme gayesiyle faaliyet gösteren; “Cuma Ağacı” derneğinin ise kurucu başkanıdır. Farklı alanlarda kaleme aldığı (“Peygamber Ordusunda Askerlik”, “Cuma Rüzgarı”, “Bizim Halep: Enerji Harekatı”, “Doğu Akdeniz Gaz Politikaları”, “Enerji-Güvenlik-Siyaset Boyutlarıyla Suriye İç Savaşı”, “Türk-İslam Dünyasında Enerji Birliği” ve “Yeni Türkiye Vizyonunu Taşıyan Örnek Bir Belediyecilik Anlayışı” isimlerinde) 7 adet kitabı bulunan Akyener, 2016 yılında Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde İşletme alanında yüksek lisans programını tamamlamıştır. 2017 yılında ise Polis Akademisi’nde Uluslararası Güvenlik alanında başladığı ve tamamlanmak üzere olan akademik çalışmalarına ek olarak, hukuk ve uluslararası ilişkiler alanlarında da farklı üniversitelerde eğitimine devam etmektedir. Bugüne kadar birçok uluslararası ortamda ülkesini temsil eden, ulusal ve uluslararası basın kuruluşlarına mülakatlar veren, yerine göre manşetlerde yer alan ve ülkesinin enerji politikalarının belirlenmesinde önemli katkılar ortaya koyan Akyener, Cumhurbaşkanlığı makamına özel olarak hazırlanan “Ulusal Güvenlik Yapılanması” ve “Devlet E-Hafıza” gibi proje gruplarında da yer almıştır. Çok iyi derece İngilizce bilen Akyener, evli ve üç çocuk babasıdır.

Bir cevap yazın