İran’da son dönemde yaşanan gelişmeleri yalnızca ekonomik protestolar ya da rejim karşıtı gösteriler şeklinde okumak, sahadaki gerçekliği ciddi biçimde eksik kavramak anlamına gelir. Ortaya çıkan tablo; ekonomik çöküşün tetiklediği toplumsal öfkenin, İran rejimi tarafından bilinçli bir şekilde güvenlik eksenli bir anlatıya dönüştürülmesi ve bu iç gerilimin bölgesel ve küresel jeopolitiğin doğrudan parçası haline gelmesiyle şekillenmektedir....
Kategori: Hüseyin Mesut Alver
Ortadoğu’nun Dönüşken Gölgesinde Patolojik Bir Bukalemun: El-Hicri Figürü ve İsrail Destekli Dürzi Paradoksu
Ortadoğu’nun güney Levant kuşağında yer alan Suveyda bölgesi, tarihsel bağlamda Dürzi kimliğinin hem fiziki hem de sembolik merkezlerinden biri olarak öne çıkmıştır. Osmanlı sonrası mandater düzenlemelerde sınır dışı edilen kimliklerin kendilerine özerk yaşam alanları oluşturduğu bu hinterlant, etno-dinsel kapalı toplum yapısının korunabildiği nadir alanlardan sayılmıştır. Dürzi toplumu, gerek mezhepsel gizlilik prensipleri gerekse iç hiyerarşik denge...
Ruhani Terör ve İdeolojik Sızma Doktrini Perspektifinden Haşhaşiler ve FETÖ
Tarih boyunca savaş meydanlarının ötesinde, zihinleri ve inanç sistemlerini hedef alan mücadelelerde medeniyetlerin yönünü tayin etmiştir. Dış düşman kadar tehlikeli olan, içeriden gelen, inançla örtünmüş ve kitlelerin zihinsel haritasını yeniden çizen yapılar; toplumların en savunmasız yanlarını hedef almıştır.11. yüzyılda Hasan Sabbah’ın öncülüğünde kurulan Haşhaşiler ile 21. yüzyıl Türkiye’sinde devlet kurumlarına sızan FETÖ yapılanması arasındaki benzerlikler;...
ENSAR-I SÜNNET TUGAYLARI VE ŞAM SALDIRISI ÜZERİNDEN RADİKAL TERÖRİZMİN YENİ EVRESİ
Radikal terörizm, siyasal ya da dini hedefler uğruna şiddeti meşru gören, çoğunlukla sivil hedeflere yönelen, uzlaşmaz ve mutlakiyetçi yapılardan oluşan bir terör türüdür. Bu yapıların temel amacı yalnızca fiziksel zarar değil; aynı zamanda kültürel, mezhepsel ve medeniyet temelli travmalar üretmek, mevcut düzeni sapkın ya da küfür olarak tanımladıkları sisteme karşı yıkıma uğratmaktır. Bu terör...
TERÖRE GİDEN YOLDA AUM SHİNRİKYO’NUN YIKICI MİRASI
Dünya kamuoyu, 20 Mart 1995 sabahı Tokyo metrosunda gerçekleşen sinir gazı (sarin) saldırısıyla sarsıldı. Saldırı, çoğu çalışan ve öğrencilerden oluşan yolcuların sabah trafiğinde hedef alınmasıyla, Japonya tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir travmaya yol açtı. Beş ayrı hatta, tarikat üyeleri tarafından bırakılan sarin dolu plastik torbalar, şemsiyelerle delinerek gazın hızla yayılması sağlandı. Saldırıda 13 kişi hayatını...
Algı Çağında Hakikatin Simülasyonu
Modern istihbaratın tarih sahnesine çıktığı ilk günden bu yana, görünmez olanla kurulan ilişki hiç eksik olmadı. Haritalar, şifreler, uydular, analiz yazılımları gibi meseleler bazen sahnede bazen de perde arkasından bizleri selamladı. Bunlar, istihbaratın gözleri oldu. Ancak gözün göremediği yerde, sezgi devreye girdi. Ve istihbaratın gerçek nabzı, çoğu zaman doğrudan gözlem verilerinden çok, his aracılığıyla atmaya...
Ruhani Savaşçılar ve Dijital Mehdi
Terör Örgütlerinin Yeni Propaganda Teolojisi Terörizm, artık yalnızca patlayıcılarla, silahlarla, kanla tanımlanan bir olgu değil; aynı zamanda bir fikir, bir imge, bir anlatıdır. Modern çağ, bu kavramı sadece fiziki araçlarla değil; anlamla, sembolle ve daha da derinde, inançla yeniden şekillendiriyor. Bombanın sesi bir manifestoya dönüşüyor, silahın gölgesi bir ideolojinin parçası haline geliyor. Öldürmekten ziyade “konuşmak”,...
Nükleer Denge: Korkunun Yön Verdiği Yeni Savaş Çağı
Dünya, İkinci Dünya Savaşı’nın son günlerinde sadece bir savaşı değil, insanlığın geleceğini de kapkara bir gölgeyle mühürledi. Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombaları, milyonlarca kişinin aklında sadece ölümle değil; “bir daha asla” dedirten bir korku mitolojisiyle yer etti. Ama asıl tehlike bundan sonra başladı. Çünkü o günden sonra savaşın amacı kazanmak değil, başlatmamayı başarmak oldu....
Enerji Altyapısında Kırılgan Güvenlik: Sabotajın Diplomatik Kodları
DAEŞ’e Bir Bakış Enerji hatları yalnızca bir ülkenin ekonomik damarları değil; aynı zamanda jeopolitik kimliğinin ve diplomatik etkisinin taşıyıcı sütunlarıdır. Bu altyapılar üzerinden geçen her varil petrol, ekonomik değerin ötesinde, bir devletin bölgesel ağırlığını, dış politikadaki manevra kabiliyetini ve uluslararası ittifaklarını da şekillendirir. Kimi zaman iki ülke arasında iş birliği köprüsü işlevi görürken, kimi zaman...

