PETROLÜN YERİNİ JEOTERMAL Mİ ALACAK?
Nisan 20, 2020
KAZAKİSTAN’DA KURULAN NÜKLEER YAKIT BANKASI
Mayıs 1, 2020

BAZI SORULARLA ELEKTRİKLİ ARAÇ TRENDİNE KORONA ETKİSİ

BAZI SORULARLA ELEKTRİKLİ ARAÇ TRENDİNE KORONA ETKİSİ

Oğuzhan Akyener

 

1- Küresel anlamda etkisini gösteren korona virüsünün hiç şüphesiz en fazla etkilediği sektörlerden biri de otomotiv oldu. Peki,bu kapsamda, elektrikli otomobillere yönelik projeksiyonlar nasıl etkilendi?

Öncelikle belirtilmelidir ki, elektrikli otomobillerin yaygınlaşabilmesi için sadece araç üretimi yeterli olmayacaktır. Araç üretiminin yanı sıra, ekonomik olarak tercih edilebilecek, yedek parçası ve servis ağı yaygınlaşmış, şarj sıkıntısı olmayacak bir sistemin kurgulanması gerekmektedir. Dolayısıyla, elektrikli araç hedefleri uzun vadelidir ve bu hedeflere ulaşmak için çok yönlü yatırımlar, teşvikler, teknoloji geliştirme uygulamaları ile birlikte büyük bütçeler kurgulanması elzemdir.  Günümüzde, piyasasını anlamak için rakam vermek gerekirse, elektrikli araç miktarı, toplam taşıt oranının yaklaşık sadece binde 4’ü kadar bir büyüklüğe sahiptir.

Şimdi bütün küresel piyasalar ile birlikte, otomotiv sektörünü de derinden etkileyen korona virüs salgının, elektrikli araç trendini nasıl etkilediğine bakarsak, bu noktada 3 ana faktörden bahsedebiliriz. Bunlar:

  • Salgın nedeniyle ekonomiler büyük zarar gördü. Küresel anlamda %25’ler oranında ekonomik küçülmeler ve GSMH düşüşleri yaşandı. Bütün devletler ortalama GSMH’nın yarısı ve hatta belki daha fazlası oranında uzun vadeli borçlanma ve finansal stoklarını eritme durumunda kaldı. Bu sebeple, uzun dönemli bütün yatırım planları revize edildi. İvedi ve hayati olma statüsü taşımayan bütün destek ve teşvik paketleri de ertelenme riski ile karşı karşıya kaldı. Bu kapsama giren, elektrikli araçların yaygınlaşması için gerekli olan; finansal destekler, vergi indirimleri ve teşviklerin yanı sıra, revize edilmesi gereken elektrik altyapılarına dair yatırımların tamamı da ya sekteye uğradı ya da ötelenmek zorunda kaldı.
  • Petrol fiyatları ile birlikte petrol ürünleri ve akaryakıt fiyatları da düştü. Bu sebeple, konvansiyonel – elektrikli araç arasındaki ekonomik avantaj düzeyi, konvansiyonel akaryakıtlar lehine gelişti.
  • Otomotiv sektörü bütün yönleriyle büyük bir kırılma yaşadı. Talep durdu ve bu alandaki ARGE dâhil bütün yatırımlar sekteye uğradı. Bu uzun vadeli yatırım planlarını da etkiledi.

Bu gibi sebeplerle birlikte elektrikli araç arz ve talep dengelerinde de %45’lik bir küçülme gerçekleşti.

Dolayısıyla korona krizi küresel anlamda elektrikli araç dönüşüm trendini biraz daha ötelemiş oldu. Yani, küresel ekonomi trendine bağlı olarak, elektrik araç hedeflerine dair küresel projeksiyonlar belki bir 5 ila 10 yıl arasında ötelenme riskiyle karşı karşıya kaldı.

2- Elektrikli otomobiller konusunda özellikle Avrupa oldukça hassas bir yaklaşım sergiliyor ve 2021 itibariyle ülkeler dizeli tamamen yasaklayıp, elektrikli araçların piyasadaki yerlerini artırmayı hedefliyordu. Salgın, bu planlamaları da olumsuz etkiler mi? Dizel arabalar bu için bu yaşananlar bir hayat öpücüğü olur mu yoksa planlamalar kaldığı yerden devam eder mi?

Küresel ekonomik kırılma ve negatif seyreden büyüme oranları toparlanana kadar AB ve diğer gelişmiş ülkeler nezdinde “lükse kaçan politik hedef” kapsamında düşünülebilecek olan elektrikli araç yatırım ve teşvikleri en azından bir 5 yıl sonra tekrar değerlendirilmek üzere rafa kalktı gibi düşünülebilecektir. “Entertainment Country” sınıfına giren ülkeler dahi, bu süreçten büyük yara alarak çıkacak gibi görülmektedir. Zaten elektrikli araçlarda öncülüğü yapması gereken ülkeler bunlardır. Fakat onların da planları aksamıştır.

3- Türkiye’nin yerli otomobilde hedefi elektrikli idi. Sizce TOGO bu süreçten nasıl etkilenecek?

Her ne kadar elektrikli aracın yaygınlaşması ve tercih edilebilir duruma gelmesi için en azından:

  • bir on yıl daha süreye,
  • ciddi yatırım bütçelerine,
  • ve daha ucuz – yeni teknolojilere ihtiyaç duyulsa da, yıllardır “yerli otomobil” konusunda hayallerini gerçekleştirmeye bu denli yaklaşan Türkiye’nin bu alandaki hamleleri hiç şüphesiz çok önemlidir.

Tabi ki, elektrikli araçların yaygınlaşması zaman alacaktır. Fakat gelecek planları yaparken, bir yerden başlanması ve yerli teknolojinin ekonomik olarak seri üretime döndürülmesi gerekmektedir.

Korona salgını sebebiyle bu alandaki hedeflerin, ekonomik koşullara göre belki bir süreliğine ötelenmesi söz konusu olabilse de, küresel anlamda elektrikli araç trendi yoğunlaştığında, otomotiv sektöründe en son teknolojiyi üretebilen ve medeniyet coğrafyasına yeni markasıyla hizmet veren bir Türkiye meydana getirebilmek için, bugün atılan adımlara büyük ihtiyaç vardır.

Önemli olan sabırla geleceği tasarlamak ve niyetlenen girişimlerin, (korona salgını sebebiyle) içinde bulunulan zorlu süreci atlatabilmesini sağlamaktır. Korona sürecini profesyonelce yöneten devletimizin bu bağlamda da alternatif planları hiç şüphesiz bulunmaktadır.

Bu süreçte 2020’deki seri üretim hedefleriyle birlikte elektrik dağıtım altyapısının da geliştirilmesi, yeni imar modellerinin, şarj imkânları da göz önüne alınarak, şekillendirilmesi önemlidir.

Ayrıca, pil teknolojileri ile ilgili ARGE yatırımları da, bütün dengeleri değiştirecek sonuçlar elde edilmesini sağlayabilecektir.

Unutulmamalıdır ki, Korona periyodundaki ekonomik durağanlığın küresel elektrikli araç sektörünü negatif etkileyeceği dikkate alınırsa, bu konuya yeni müdahil olan Türkiye’nin süreci iyi yöneterek, öne çıkabileceği hamleler gerçekleştirebilmesi ve riski avantaja çevirmesi de mümkündür.

Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan Akyener 1983 yılında Gönen’de doğmuştur. Eğitim hayatına Gönen Şehit Rahmi İlkokulunda başlamış ve orta okuldan itibaren, Gönen Anadolu Lisesi’nde devam etmiştir. 2001 yılında buradan mezun olduktan sonra, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)’nde Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği’nde lisans eğitimine başlamıştır. ODTÜ’de öğrenim gördüğü dönemde çok aktif bir öğrencilik hayatı geçiren Akyener, birçok sosyal projede görev almış, TESPAM’ı bir öğrenci kulübü olarak hayata geçirmiş, eş zamanlı olarak Anadolu Üniversitesi’nde İşletme alanında eğitim almaya başlamış, Gönen Jeotermal Kaynakları ile ilgili projeler hazırlamış ve birçok uluslararası ortamda konuşmacı olarak ülkesini ve kurucusu olduğu öğrenci kulüplerini temsil etmiştir. 2006 yılında ODTÜ Petrol ve Doğalgaz Mühendisliğinden, 2008 yılında ise Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun olmuştur. Aynı zamanda ODTÜ mezuniyeti sonrasında, Gönen Belediyesi’ne “Jeotermal Rezervuar Yönetimi” ve yüzey tesisleri alanında bir yıl boyunca danışmanlık hizmeti vermiştir. Bu süreçte de eş zamanlı olarak bir dış ticaret firmasında iş hayatına başlamıştır. 2006 yılı sonunda TPAO Yurtdışı Projeler Dairesi’nde Rezervuar Mühendisi olarak göreve başlayan Akyener, kurumun Azerbaycan, Libya, İran, Cezayir, Irak, Tunus, Kazakistan, Brezilya, Ukrayna, Suriye, Özbekistan, Türkmenistan, İngiltere, Rusya gibi birçok projesinde aktif görev almıştır. Ayrıca 2007 yılında ODTÜ Jeodezi ve Coğrafi Bilgi Sistemleri Bölümünde, uzaktan algılama ve CBS tabanlı sistemler alanında akademik çalışmalar yapmıştır. 2007 – 2009 yılları arasında TPAO’nun Libya Ofisinde teknik ihalelerin değerlendirilmesi kapsamında dönüşümlü olarak görev almıştır. 2010 – 2011 yılları arasında Ağrı Doğubayazıt İlçesinde (kısa dönem olarak) askerlik görevini tamamlamıştır. Askerlik sürecinde de, “Bölük İçi Kalite Çemberi” gibi bazı yeni uygulamaların hayata geçmesine vesile olmuştur. 2011 – 2014 yılları arasında TPAO’nun Azerbaycan ofisine, ilgili bütün projelerden sorumlu Teknik Müdür olarak atanmış ve TPAO’yu ilgili uluslararası ortamlarda temsil etmiştir. 2014 – 2018 yılları arasında, TPAO’nun Merkez Ofisinde Yurtdışı Projeler ve İş Geliştirme alanında danışmanlık görevini sürdürmüştür. Ayrıca Azerbaycan’dan Türkiye’ye dönüş yaptıktan sonra, 2015 yılında, bir öğrenci kulübü olarak başlattığı TESPAM’ı bir düşünce kuruluşu olarak yeniden aktive etmiş ve TESPAM bünyesinde birçok uluslararası çalışma ve projeye imza atmıştır. 50’den fazla makalesi, yüzlerce köşe yazısı, onlarca röportajı farklı ortamlarda yayınlanmış ve ulusal, uluslararası arenada beğeni kazanmıştır. TESPAM bünyesinde çıkartılan “Energy Policy Turkey” ve “Turkish Journal of Energy Policy” dergilerinin yazarı ve imtiyaz sahibidir. “Enerji Panorama” ve “Yerli Düşünce” dergilerinde de köşe yazarlığı yapmakta, TESPAM’ın başkanlığını, TENVA’nın yönetim kurulu üyeliğini ve Kıbrıs Bahçeşehir Üniversitesi Deniz Hukuku Uygulamaları Araştırma Merkezi’nin de danışmanlar kurulu üyeliğini sürdürmektedir. Köklerine bağlı, şehirlileşme üzerine kurulan bir medeniyet tasavvurunu hayata geçirme gayesiyle faaliyet gösteren; “Cuma Ağacı” derneğinin ise kurucu başkanıdır. Farklı alanlarda kaleme aldığı (“Peygamber Ordusunda Askerlik”, “Cuma Rüzgarı”, “Bizim Halep: Enerji Harekatı”, “Doğu Akdeniz Gaz Politikaları”, “Enerji-Güvenlik-Siyaset Boyutlarıyla Suriye İç Savaşı”, “Türk-İslam Dünyasında Enerji Birliği” ve “Yeni Türkiye Vizyonunu Taşıyan Örnek Bir Belediyecilik Anlayışı” isimlerinde) 7 adet kitabı bulunan Akyener, 2016 yılında Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde İşletme alanında yüksek lisans programını tamamlamıştır. 2017 yılında ise Polis Akademisi’nde Uluslararası Güvenlik alanında başladığı ve tamamlanmak üzere olan akademik çalışmalarına ek olarak, hukuk ve uluslararası ilişkiler alanlarında da farklı üniversitelerde eğitimine devam etmektedir. Bugüne kadar birçok uluslararası ortamda ülkesini temsil eden, ulusal ve uluslararası basın kuruluşlarına mülakatlar veren, yerine göre manşetlerde yer alan ve ülkesinin enerji politikalarının belirlenmesinde önemli katkılar ortaya koyan Akyener, Cumhurbaşkanlığı makamına özel olarak hazırlanan “Ulusal Güvenlik Yapılanması” ve “Devlet E-Hafıza” gibi proje gruplarında da yer almıştır. Çok iyi derece İngilizce bilen Akyener, evli ve üç çocuk babasıdır.

Bir cevap yazın