TÜRKİYE VE PETROL
Ocak 9, 2021
WHAT ABOUT THE ENVIRONMENT IN KARABAKH?
Eylül 8, 2021

BELARUS ve ENERJİ GÜVENLİĞİ

 Oğuzhan Akyener / TESPAM Başkanı 

     Neşat Gündogdu / TESPAM Genel Sekreteri

Enerji hiç şüphesiz Belarus için arz güvenliğinden öte, ekonomik, stratejik ve Rusya ile zorunlu ilişkiler bağlamında değerlendirilmesi gereken önemli unsurların başında gelmektedir. Çünkü enerji tüketimi dâhilinde Rusya’ya olan bağımlılıktan, rafineriler aracılığı ile alt ürün eldesinin ekonomi üzerindeki etkilerine ve transit bir ülke olmanın getirdiği jeostratejik öneme kadar birçok husus bu kapsamda değerlendirilmelidir.

Belarus’un ciddiye alınacak miktarda hidrokarbon kaynakları bulunmamaktadır. Tahmini petrol rezervleri 13 milyon varil, gaz rezervleri ise (çoğunlukla petrol rezervlerinin içinde bulunan çözünmüş gaz kaynakları olarak da nitelenen) 8 milyar m3 civarındadır. Bu oranlara bakıldığında, Belarus’un hidrokarbon fakiri bir ülke olduğu anlaşılabilecektir. Buna rağmen petrol ve doğalgazın ülke ekonomisindeki etkisi büyüktür. Çünkü ülke üzerinden geçen ve büyük (petrol ve doğalgaz) hacimlerin naklini sağlayan boru hatları ve ülkeyi bir petrol ürünü ihracatçısı konumunda tutan rafineriler dengeleri bu minvalde değiştirmektedir. Bunların yanı sıra, ülkede hidrokarbon sektörüne yönelik servis hizmetleri ve yedek parça sağlayan, Sovyet döneminden kalma fabrikalar da bulunmaktadır.

Ülke ekonomisi ve işsizlik dengelerine bağlı olarak, sosyal politikalar üzerinde en çok etkisi olan kalemler hiç şüphesiz rafinerilerdir. İki rafineri ürün çıktıları dâhilinde incelendiğinde, yıllara göre (üretim hacmi ve petrol fiyatlarına bağlı olarak) değişmekle birlikte, ülke ihracatının neredeyse %25’ini temin etmektedir. İşçi barındırma kapasitesi dâhilinde de, petrol ve doğalgaz ile ilintili bu alanlar, ülkedeki iş gücünün yine neredeyse %25’inden fazlasını barındırmaktadır.

Belarus, Drüzbe petrol hattı ile Rusya’dan günlük ortalama (pandemi öncesinde) 300 000 varil civarında ham petrol ithal etmektedir. Bu rakam pandemi sürecinde ortalama %30’lar civarında düşüş göstermiştir. İthal edilen petrol ile üretilen petrol ürünleri iç piyasada kullanılmakta ve akabinde tüketim fazlası ihraç edilmektedir.

Öncelikle belirtilmelidir ki, Belarus’un enerji güvenliği ve enerji ekonomisi kapsamında değerlendirilebilecek bütün büyük tesisler Sovyetler döneminde inşa edilmiş ve Belarus’a bırakılmıştır. İlgili boru hatlarından, rafinelerilere kadar herşeyin kurulum maliyeti Ruslar tarafından karşılanmış ve çalışma mekanizmaları yine aynı şekilde Ruslar tarafından kurgulanmıştır. Ülke ekonomisi, teknolojisi, sanayisi, ihracatı, jeostratejik önemi ve iş gücü bağlamında büyük ağılığa sahip olan:

⦁ Toplamda yaklaşık yıllık 20 milyon tonluk ham petrol işleme kapasitesine sahip olan ve bu sayede ülkenin ihracatına da büyük katkı sağlayan Naftan ve Mazur Rafinerileri,

⦁ Bu rafinerileri çok uygun koşulllarda (piyasadan oldukça düşük fiyatlarla tedarik edilen ham petrol ile) besleyen Drüzbe petrol boru hattı

⦁ Ülkenin bütün doğalgaz ihtiyacını tedarik eden Yamal-Avrupa boru hattı serisi,

⦁ Yine Belarus’un jeostratejik önemini arttırarak, ayrıca ülkenin yıllık ortalama 1 milyar $’ın üzerinde tarife geliri sağlamasını sağlayan, Drüzbe ve Yamal petrol ve doğalgaz hatları,

⦁ Belarus’u bir elektrik ihracatçısı konumuna getiren ve test üretimleri yeni tamamlanan Nükleer santral Ruslar tarafından yapılmıştır.

Dolayısıyla Rusya’nın Belarus üzerinde tartışılmaz bir hakimiyeti ve etkisi bulunmaktadır.

Aşağıdaki haritada, Belarus’un sahip olduğu ve ülke üzerinden geçen önemli petrol ve doğalgaz boru hatları ile ülke için stratejik öneme sahip olan iki adet rafineri gösterilmiştir.

Haritadan da anlaşılacağı üzere,

⦁ Petrol boru hatları olarak, Belarus üzerinde yer alan (Sibirya’dan gelen) Drüzbe hattı ve bu hattın farklı kolları yer almaktadır. Unecha – Polack hattı da Drüzbe hattının bir kolu olarak düşünülebilecektir. Rusya sınırlar içerisinde ilgili ayrım gerçekleşmektedir. Unecha – Polack üzerinden Naftan (Navapolack) Rafinerisi beslenmekte ve Letonya ve Litvanya’ya petrol sevkiyatı gerçekleştirilmektedir. Asıl hat olan Drüzbe Hattı ile de Mazur Rafinerisi beslenmekte ve yine devam eden kollar üzerinden Polonya, Ukrayna ve Almanya’ya sevkiyat gerçekleştirilmektedir. Bu bağlamda ilgili hatlar üzerinden ortalama 1 milyon varil üzerinde günlük sevkiyat devam etmektedir. Bu hacmin yaklaşık olarak %80’i ilgili Avrupa ülkelerine sevk edilmektedir.

Harita 1: Belarus Petrol ve Doğalgaz Boru Hatları (Kaynak: https://en.wikipedia.org/wiki/File:Major_gas_and_oil_pipelines_in_Belarus.png)

 

⦁ Doğalgaz sevkiyatı kapsamında da temel olarak Yamal – Avrupa gaz boru hattı ve onun uzantıları ile Belarus iç piyasası beslenmekte ve buradan Polonya, Almanya, Hollanda, Belçika, Litvanya gibi ülkelere gaz sevkiyatı yapılmaktadır. Yıllık olarak ortalama 20 milyar m3 civarında bir gaz tüketimi bizzat Belarus tarafından yapılırken, 40 milyar m3 civarında bir hacim de ilgili ülkelere nakledilmektedir.

İlgili tesisler, tüketim ve ticaret hacimleri göstermektedir ki, Rusya ve Belarus arasında karşılıklı kazan – kazan mantığında devam eden bir sistem bulunmaktadır. Her ne kadar Belarus bu tabloda ciddi anlamda Rusya’ya bağımlı olsa da, Rusya için de özellikle petrol ticareti hacmi anlamında, Belarus bir hayli önemlidir. Öte yandan zamanla Rusya ve Belarus arasında yaşanan petrol ve gaz fiyatları ile ilgili anlaşmazlıklar dikkat çekmiştir. Halen uzlaşılamayan hususlar bulunmaktadır.

2015 yılında petrol fiyatlarının düşmesi ve Rusya’nın bütçe açığı vermesinden bu yana, Rusya Belarus’a uyguladığı çok makul olan (Gaz satışlarında neredeyse diğer Avrupa ülkelerine sattığı bedellerin yarı fiyatına, petrol de ise ciddi indirimlerle) fiyat politikalarında kendi lehine (Belarus aleyhine) bazı iyileştirmeler yapmak istemektedir. Bu bağlamda Belarus’un direnç göstermesi sebebiyle, Rusya tarafından geçici kesinti, hacim azaltımı, petrolün özellikleri ile oynayarak rafinerileri zor durumda bırakma gibi karşı hamleler yapılmıştır. Tabii bu hamlelere karşı olarak da, Belarus alternatif tedarik imkanları üzerine çalışmış fakat hiçbir şekilde Rusya’nın teklif ettiği rakamlardan daha karlı ve ekonomik bir opsiyon elde edemediğinden, yine Rusya ile anlaşmak durumunda kalmıştır. Öte yandan Rusya ve Belarus arasındaki ihtilaflar hiçbir zaman, Ukrayna örneğinde olduğu gibi büyük bir çözümsüzlük ve Avrupa’ya sevk edilen hacimlerin kesilmesi gibi ağır neticeler doğurmamıştır. Bu bağlamda Belarus’un Rusya ile olan daha derin ilişkileri de önemli olmuştur.

Yine de Rusya’ya karşı elini güçlendirmek için bazı hamleler yapmaya devam eden Belarus bu bağlamda rafinerilerini yeniden revize ederek, farklı niteliklerde petrolü de işleyebilecek (yani Rusya dışından da petrol ithalatını ekonomik hale getirebilecek) bir altyapıya kavuşmak için çalışmalarına devam etmektedir. Hatta bu bağlamda Kazakistan, Azerbaycan, Venezuela gibi üreticiler ile görüşmeler yapılmıştır. Bu girişimler her ne kadar Belarus için bir alternatif tedarik imkânı doğuracak gibi düşünülse de, ekonomik ve lojistik perspektiflerden bakıldığında, ilgili tedarik süreçleri hiçbir zaman Rusya’nın arzı kadar makul olamayacaktır. Çünkü ilgili tarifeler ve lojistik anlamda uzayan süreçler bu sistemi oldukça pahalı hale getirmektedir. Doğalgaz bağlamında ise Rusya Belarus’un başındaki devlet kuşu konumundadır. Belarus’un Rusya’nın üzerindeki ekonomik bir kambur olan Ermenistan’dan dahi daha ucuza gaz tedariki sağladığı bilinmektedir.

Diğer önemli enerji kaynağı olan elektrik güvenliği perspektifinden Belarus’a bakıldığında, aşağıdaki haritadan da görülebileceği üzere,

Harita 2: Belarus Elektrik Altyapısı (Kaynak: https://en.wikipedia.org/wiki/Energy_in_Belarus#/media/File:Power_plants_in_Belarus.png)

 

⦁ Belarus’un yenilenebilir enerjinin de payının büyük (RES ve HES olarak) olduğu fakat ilgili denklemde doğalgaz çevrim santrallerinin de etkin olduğu bir üretim ağı bulunmaktadır.

⦁ Belarus’un doğalgaz çevrim santrallerinden RES projelerine kadar birçok üretim tesisinde yine Rusya merkezli kurumların operatör ve/veya yatırımcı olduğu göze çarpmaktadır. Bu durum ülkenin elektrik sektöründe de Rusya’ya bağımlılığını ortaya koymaktadır.

⦁ Bunlara ek olarak, ülkeyi bir elektrik ihracatçısı olma konumuna getiren 2,4 Gw kapasiteli nükleer santral dahi yine Rus sermayesi ile Rosatom tarafından yapılmış ve test süreçlerine başlanmıştır.

⦁ Nükleer santral 2021 sonunda tam kapasite üretime başladığında, buradan üretilecek elektriğin bir kısmının Ukrayna ve Litvanya’ya satılması planlanmaktadır.

⦁ Bu bağlamda ilgili santralin yakıt tedariki de yine Rusya’dan temin edilecektir.

Dolayısı ile elektrik sektöründe de Rusya’nın hâkimiyeti ve etkinliği aşikârdır.

Rusya’ya enerji güvenliği ve enerji ekonomisinin ulusal dengelerdeki büyük payı gereği ciddi anlamda bağımlı olan Belarus, bu bağlamda özellikle AB ve NATO’nun dokunuşları neticesinde bazı karşı mukavemet niteliğinde girişimler sergilemiştir ve sergilemeye devam etmektedir. Fakat bu girişimlerin hiçbiri etkin neticeler doğuramamış, Belarus’un enerji bağlamındaki özgürlüğünü sağlamadığı gibi, ekonomik açıdan da zarar etmesine sebep olmuştur.

Bu bağlamda petrol ve gaz fiyatları ve vergi tarifeleri ile ilgili bazı restleşmeler yaşanmış ve genel anlamda zaten oldukça makul koşullarda arz sağlayan Rusya’nın baskın pozisyonu değişmemiştir.
Diğer sosyokültürel dengeler bir kenara bırakıldığında dahi, Rusya ile Belarus arasında kurulmuş olan enerji ağı, Belarus’un kendi çıkarları gereği, küçük ölçekli alternatifleri dikkate alsa dahi, Rusya ile birlikte hareket etmesi gereğini ortaya koymaktadır.

Bu bağlamda son olarak şu iki soruya cevap verilirse;

⦁ Rusya Belarus’tan vazgeçebilir mi?

Enerji bağlamında Rusya’nın çok büyük bir krizi yönetebilecek imkânları olabilecektir. Gaz sevkiyatı dâhilinde Nord Stream 2 ve Türk Akımının orta vadede planlanan yeni hatları Rusya’nın bu bağlamda elini güçlendirecektir. Öte yandan Rusya’nın Çin’e yönelik yeni boru hattı projeleri ve LNG hamleleri de bulunmaktadır. Doğalgaz konusunda elini herşekilde güçlendiren Rusya, petrol arzı noktasında da deniz üzerinden farklı alternatifler geliştirebilecektir. Öte yandan Belarus nezdinde bakıldığında, Belarus’un Rusya ile olası büyük bir krizi uzun süre yönetebilecek imkânı ve altyapısı bulunmamaktadır.
Belarus Rusya için enerjiden ziyade stratejik olarak önemlidir. Belarus ise enerji kartları üzerinden dahi Rusya’dan stratejik olarak ayrılamaz bir pozisyondadır.

 

 

 

Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan Akyener 1983 yılında Gönen’de doğmuştur. Eğitim hayatına Gönen Şehit Rahmi İlkokulunda başlamış ve orta okuldan itibaren, Gönen Anadolu Lisesi’nde devam etmiştir. 2001 yılında buradan mezun olduktan sonra, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)’nde Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği’nde lisans eğitimine başlamıştır. ODTÜ’de öğrenim gördüğü dönemde çok aktif bir öğrencilik hayatı geçiren Akyener, birçok sosyal projede görev almış, TESPAM’ı bir öğrenci kulübü olarak hayata geçirmiş, eş zamanlı olarak Anadolu Üniversitesi’nde İşletme alanında eğitim almaya başlamış, Gönen Jeotermal Kaynakları ile ilgili projeler hazırlamış ve birçok uluslararası ortamda konuşmacı olarak ülkesini ve kurucusu olduğu öğrenci kulüplerini temsil etmiştir. 2006 yılında ODTÜ Petrol ve Doğalgaz Mühendisliğinden, 2008 yılında ise Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun olmuştur. Aynı zamanda ODTÜ mezuniyeti sonrasında, Gönen Belediyesi’ne “Jeotermal Rezervuar Yönetimi” ve yüzey tesisleri alanında bir yıl boyunca danışmanlık hizmeti vermiştir. Bu süreçte de eş zamanlı olarak bir dış ticaret firmasında iş hayatına başlamıştır. 2006 yılı sonunda TPAO Yurtdışı Projeler Dairesi’nde Rezervuar Mühendisi olarak göreve başlayan Akyener, kurumun Azerbaycan, Libya, İran, Cezayir, Irak, Tunus, Kazakistan, Brezilya, Ukrayna, Suriye, Özbekistan, Türkmenistan, İngiltere, Rusya gibi birçok projesinde aktif görev almıştır. Ayrıca 2007 yılında ODTÜ Jeodezi ve Coğrafi Bilgi Sistemleri Bölümünde, uzaktan algılama ve CBS tabanlı sistemler alanında akademik çalışmalar yapmıştır. 2007 – 2009 yılları arasında TPAO’nun Libya Ofisinde teknik ihalelerin değerlendirilmesi kapsamında dönüşümlü olarak görev almıştır. 2010 – 2011 yılları arasında Ağrı Doğubayazıt İlçesinde (kısa dönem olarak) askerlik görevini tamamlamıştır. Askerlik sürecinde de, “Bölük İçi Kalite Çemberi” gibi bazı yeni uygulamaların hayata geçmesine vesile olmuştur. 2011 – 2014 yılları arasında TPAO’nun Azerbaycan ofisine, ilgili bütün projelerden sorumlu Teknik Müdür olarak atanmış ve TPAO’yu ilgili uluslararası ortamlarda temsil etmiştir. 2014 – 2018 yılları arasında, TPAO’nun Merkez Ofisinde Yurtdışı Projeler ve İş Geliştirme alanında danışmanlık görevini sürdürmüştür. Ayrıca Azerbaycan’dan Türkiye’ye dönüş yaptıktan sonra, 2015 yılında, bir öğrenci kulübü olarak başlattığı TESPAM’ı bir düşünce kuruluşu olarak yeniden aktive etmiş ve TESPAM bünyesinde birçok uluslararası çalışma ve projeye imza atmıştır. 50’den fazla makalesi, yüzlerce köşe yazısı, onlarca röportajı farklı ortamlarda yayınlanmış ve ulusal, uluslararası arenada beğeni kazanmıştır. TESPAM bünyesinde çıkartılan “Energy Policy Turkey” ve “Turkish Journal of Energy Policy” dergilerinin yazarı ve imtiyaz sahibidir. “Enerji Panorama” ve “Yerli Düşünce” dergilerinde de köşe yazarlığı yapmakta, TESPAM’ın başkanlığını, TENVA’nın yönetim kurulu üyeliğini ve Kıbrıs Bahçeşehir Üniversitesi Deniz Hukuku Uygulamaları Araştırma Merkezi’nin de danışmanlar kurulu üyeliğini sürdürmektedir. Köklerine bağlı, şehirlileşme üzerine kurulan bir medeniyet tasavvurunu hayata geçirme gayesiyle faaliyet gösteren; “Cuma Ağacı” derneğinin ise kurucu başkanıdır. Farklı alanlarda kaleme aldığı (“Peygamber Ordusunda Askerlik”, “Cuma Rüzgarı”, “Bizim Halep: Enerji Harekatı”, “Doğu Akdeniz Gaz Politikaları”, “Enerji-Güvenlik-Siyaset Boyutlarıyla Suriye İç Savaşı”, “Türk-İslam Dünyasında Enerji Birliği” ve “Yeni Türkiye Vizyonunu Taşıyan Örnek Bir Belediyecilik Anlayışı” isimlerinde) 7 adet kitabı bulunan Akyener, 2016 yılında Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde İşletme alanında yüksek lisans programını tamamlamıştır. 2017 yılında ise Polis Akademisi’nde Uluslararası Güvenlik alanında başladığı ve tamamlanmak üzere olan akademik çalışmalarına ek olarak, hukuk ve uluslararası ilişkiler alanlarında da farklı üniversitelerde eğitimine devam etmektedir. Bugüne kadar birçok uluslararası ortamda ülkesini temsil eden, ulusal ve uluslararası basın kuruluşlarına mülakatlar veren, yerine göre manşetlerde yer alan ve ülkesinin enerji politikalarının belirlenmesinde önemli katkılar ortaya koyan Akyener, Cumhurbaşkanlığı makamına özel olarak hazırlanan “Ulusal Güvenlik Yapılanması” ve “Devlet E-Hafıza” gibi proje gruplarında da yer almıştır. Çok iyi derece İngilizce bilen Akyener, evli ve üç çocuk babasıdır.

Bir cevap yazın