Irak’ta Değişen Dinamikler
Aralık 24, 2020
TÜRKİYE – NAHÇIVAN GAZ BORU HATTI NE ANLAMA GELİYOR?
Ocak 1, 2021

Doğu Akdeniz’de Yeni Bir Strateji

Defalarca söyledik:

  • Doğu Akdeniz gaz ihracat denklemi market erişim kısıtları sebebiyle kilitlenmiş durumda!
  • İpler Türkiye’nin elinde ama çözümsüzlükler (özellikle Kıbrıs’taki) ve siyasi gerilimler jeo-ekonomik avantajın kullanılmasına imkân vermiyor.
  • İsrail bir entegrasyon istiyor fakat bu durumda Güney Kıbrıs ile MEB anlaşmasını fes etmek veya Rumları ikna etmek zorunda!
  • Rumlar ne yazık ki, hırsları ve duygusal yaklaşımları sebebiyle genel olarak makul düşünemiyorlar, bu sebeple ikna edilmeleri zor!
  • Öte yandan, (aslında iki taraf için de çok faydalı olsa da) Lübnan ile İsrail arasındaki MEB ihtilafı da pek çözülebilecek gibi değil!
  • Lübnan’da hâlâ (bölgesel dinamikleri değiştirebilecek) büyük keşif ihtimalleri var ama sondajın yapılabilirliği ve 2. ihale paketinin akıbeti şüpheli…
  • Pandemi süreci, MEB ihtilafları, ülke içi istikrarsızlık ve petrol fiyatları Lübnan’ın bir atılım yapabilmesini engelliyor.
  • Lübnan’ın arama ve olası üretim süreçleri için karşısındaki yegâne kaldıraç olarak karşımıza; Doğu Akdeniz dengelerindeki en kritik ülke olarak Türkiye çıkıyor!

Şimdi gelelim bu tablodan, (olasılıklar üzerine inşa edilmiş) farklı bir kurguya;

  • Türkiye sahip olduğu derin deniz hidrokarbon arama kabiliyetleri ve market altyapısının verdiği avantajlar ile Lübnan’da arama süreçlerine dâhil olsa (Tabii petrol fiyatları, jeofizik yorumlar ve ekonomiklik dâhilinde analizler yapılarak bu minvalde de makbul görüldükten sonra!),
  • Bu bağlamda birkaç sondaj yapıp, bir de büyük bir balık (doğalgaz keşfi) yakalasa,
  • Sonra, keşfi üretime alabilmek için, (kendisi için hayati öneme sahip olan) bu sürece (ekonomik kaygılarla) mecburen sıcak bakan Lübnan hükümeti ile KKTC arasında: MEB, gaz transit ve boru hattı anlaşmaları imzalatsa,
  • Lübnan’ın 1 numaralı arama bloğunun Kuzey Batı köşesinden direk KKTC MEB alanına dâhil olacak şekilde yaklaşık 200 km’lik bir boru hattı ile olası gaz Türkiye piyasalarına verilse,
  • Bu adımlar atılırken, Türkiye garantör bir ülke pozisyonunda, İsrail – Lübnan MEB ihtilafını da çözse ve bu çözüm akabinde, Leviathan faz 2 ve olası diğer ihraç potansiyeli de, İsrail – Lübnan arasında bir bağlantı hattı ile Lübnan – TR hattı kapasitesi de geliştirilerek, Türkiye pazarına bağlansa,
  • Bu gelişmeler üzerine, Güney Kıbrıs’a da iki devletli model ve (mevcut keşiflerin de üretime alınabildiği ve Güney Kıbrıs’ın ekonomik olarak güçlendirildiği) adil bir çözüm programı önerilse kabul ettirilse…

Hep “ise”ler üzerinden bir tablo oluşturduk…

Fakat böyle bir senaryo hayata geçse sizce nasıl olur?

Türkiye hem bir doğalgaz ticaret merkezi olma noktasında eko-stratejik olarak, hem de Doğu Akdeniz’deki MEB ihtilaflarının çözümü ve KKTC’nin tanınırlığı hususlarında önemli adımlar atmış olmaz mı?

Enerji köprüsü üzerinden kurulan ve bölgesel barışı tahsis eden bir model bu minvalde hayata geçirilemez mi?

Doğu Akdeniz’deki tıkanmış sistem ve sürekli bölgesel huzursuzluğa ve belirsizliğe yol açan mevcut durum dikkate alındığında, ihtimaller ışığında da olsa, sanki pratik, zor ama uygulanabilir bir strateji gibi durmuyor mu?

***

Daha önce olduğu gibi, yeni bir fikri toprağa attık…

Bakalım filizlenecek mi?

Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan Akyener 1983 yılında Gönen’de doğmuştur. Eğitim hayatına Gönen Şehit Rahmi İlkokulunda başlamış ve orta okuldan itibaren, Gönen Anadolu Lisesi’nde devam etmiştir. 2001 yılında buradan mezun olduktan sonra, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)’nde Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği’nde lisans eğitimine başlamıştır. ODTÜ’de öğrenim gördüğü dönemde çok aktif bir öğrencilik hayatı geçiren Akyener, birçok sosyal projede görev almış, TESPAM’ı bir öğrenci kulübü olarak hayata geçirmiş, eş zamanlı olarak Anadolu Üniversitesi’nde İşletme alanında eğitim almaya başlamış, Gönen Jeotermal Kaynakları ile ilgili projeler hazırlamış ve birçok uluslararası ortamda konuşmacı olarak ülkesini ve kurucusu olduğu öğrenci kulüplerini temsil etmiştir. 2006 yılında ODTÜ Petrol ve Doğalgaz Mühendisliğinden, 2008 yılında ise Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun olmuştur. Aynı zamanda ODTÜ mezuniyeti sonrasında, Gönen Belediyesi’ne “Jeotermal Rezervuar Yönetimi” ve yüzey tesisleri alanında bir yıl boyunca danışmanlık hizmeti vermiştir. Bu süreçte de eş zamanlı olarak bir dış ticaret firmasında iş hayatına başlamıştır. 2006 yılı sonunda TPAO Yurtdışı Projeler Dairesi’nde Rezervuar Mühendisi olarak göreve başlayan Akyener, kurumun Azerbaycan, Libya, İran, Cezayir, Irak, Tunus, Kazakistan, Brezilya, Ukrayna, Suriye, Özbekistan, Türkmenistan, İngiltere, Rusya gibi birçok projesinde aktif görev almıştır. Ayrıca 2007 yılında ODTÜ Jeodezi ve Coğrafi Bilgi Sistemleri Bölümünde, uzaktan algılama ve CBS tabanlı sistemler alanında akademik çalışmalar yapmıştır. 2007 – 2009 yılları arasında TPAO’nun Libya Ofisinde teknik ihalelerin değerlendirilmesi kapsamında dönüşümlü olarak görev almıştır. 2010 – 2011 yılları arasında Ağrı Doğubayazıt İlçesinde (kısa dönem olarak) askerlik görevini tamamlamıştır. Askerlik sürecinde de, “Bölük İçi Kalite Çemberi” gibi bazı yeni uygulamaların hayata geçmesine vesile olmuştur. 2011 – 2014 yılları arasında TPAO’nun Azerbaycan ofisine, ilgili bütün projelerden sorumlu Teknik Müdür olarak atanmış ve TPAO’yu ilgili uluslararası ortamlarda temsil etmiştir. 2014 – 2018 yılları arasında, TPAO’nun Merkez Ofisinde Yurtdışı Projeler ve İş Geliştirme alanında danışmanlık görevini sürdürmüştür. Ayrıca Azerbaycan’dan Türkiye’ye dönüş yaptıktan sonra, 2015 yılında, bir öğrenci kulübü olarak başlattığı TESPAM’ı bir düşünce kuruluşu olarak yeniden aktive etmiş ve TESPAM bünyesinde birçok uluslararası çalışma ve projeye imza atmıştır. 50’den fazla makalesi, yüzlerce köşe yazısı, onlarca röportajı farklı ortamlarda yayınlanmış ve ulusal, uluslararası arenada beğeni kazanmıştır. TESPAM bünyesinde çıkartılan “Energy Policy Turkey” ve “Turkish Journal of Energy Policy” dergilerinin yazarı ve imtiyaz sahibidir. “Enerji Panorama” ve “Yerli Düşünce” dergilerinde de köşe yazarlığı yapmakta, TESPAM’ın başkanlığını, TENVA’nın yönetim kurulu üyeliğini ve Kıbrıs Bahçeşehir Üniversitesi Deniz Hukuku Uygulamaları Araştırma Merkezi’nin de danışmanlar kurulu üyeliğini sürdürmektedir. Köklerine bağlı, şehirlileşme üzerine kurulan bir medeniyet tasavvurunu hayata geçirme gayesiyle faaliyet gösteren; “Cuma Ağacı” derneğinin ise kurucu başkanıdır. Farklı alanlarda kaleme aldığı (“Peygamber Ordusunda Askerlik”, “Cuma Rüzgarı”, “Bizim Halep: Enerji Harekatı”, “Doğu Akdeniz Gaz Politikaları”, “Enerji-Güvenlik-Siyaset Boyutlarıyla Suriye İç Savaşı”, “Türk-İslam Dünyasında Enerji Birliği” ve “Yeni Türkiye Vizyonunu Taşıyan Örnek Bir Belediyecilik Anlayışı” isimlerinde) 7 adet kitabı bulunan Akyener, 2016 yılında Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde İşletme alanında yüksek lisans programını tamamlamıştır. 2017 yılında ise Polis Akademisi’nde Uluslararası Güvenlik alanında başladığı ve tamamlanmak üzere olan akademik çalışmalarına ek olarak, hukuk ve uluslararası ilişkiler alanlarında da farklı üniversitelerde eğitimine devam etmektedir. Bugüne kadar birçok uluslararası ortamda ülkesini temsil eden, ulusal ve uluslararası basın kuruluşlarına mülakatlar veren, yerine göre manşetlerde yer alan ve ülkesinin enerji politikalarının belirlenmesinde önemli katkılar ortaya koyan Akyener, Cumhurbaşkanlığı makamına özel olarak hazırlanan “Ulusal Güvenlik Yapılanması” ve “Devlet E-Hafıza” gibi proje gruplarında da yer almıştır. Çok iyi derece İngilizce bilen Akyener, evli ve üç çocuk babasıdır.

Bir cevap yazın