21. YY’DA DÜNYA YENİDEN KURULURKEN ANADOLU KALKANI PROJESİ
Ekim 7, 2019
Azərbaycanın Enerji Təhlükəsizliyi Siyasəti
Ekim 11, 2019

ETKİ – TEPKİ DİPLOMASİSİ ve TÜRK ENERJİ BİRLİĞİ

ETKİ – TEPKİ DİPLOMASİSİ ve TÜRK ENERJİ BİRLİĞİ

Oğuzhan Akyener

Dünya gündemi bütün hızıyla yeni oluşumlar, dengelerdeki değişimler, gerginlikler ve kutuplaşmalar ile uluslararası yorumcuların başını döndürmeye devam ediyor. Bir ülkenin yapmış olduğu hamle yada söylemler, hemen ilgili aksiyonlardan etkilenen diğer ülkelerin de yeni stratejiler izlemesine yol açıyor. Bir ülkenin diplomatik üslubu yada dış politikadaki tercihleri, bu süreçten rahatsız olan diğer ülkelerin ivedilikle rahatsızlık duydukları ülkelerin sıkıntılı olduğu diğer gruplarla ilişkilerini geliştirme hamleleri olarak karşımıza çıkıyor. Fakat genellikle bu minvalde etki – tepki şeklinde kurgulanan diplomatik adımlar bırakın kısa vadeyi, uzun vadede dahi somut neticeler vermiyor.

Son günlerde ülkemizin Birleşmiş Milletler toplantılarında Keşmir Sorununa dikkat çekmesi, Pakistan tarafından beğeniyle karşılanırken, bu konuda karşı taraf olan Hindistan nezdinde de büyük bir tepkiye sebep oldu. Sırf bu rahatsızlık sebebiyle, Hint basınında; Hindistan’ın tepki olarak Türkiye’nin ezeli düşmanı olarak gördükleri Güney Kıbrıs ve Yunanistan ile ilişkilerini arttırarak, Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi daha fazla yalnızlaştırılacak hamlelere girilebileceği yorumları dolaşmaya başladı.

Aynı şekilde, bölgede güçlenen Türkiye ve Azerbaycan gibi iki kardeş ülke arasında sıkışıp kalan Ermenistan da, yine Güney Kıbrıs ve Yunanistan ile özellikle Doğu Akdeniz’deki dengeler alanında olmak üzere, işbirliğini geliştirme kararı alma yönünde girişimler başlatıldı.

Peki, Hindistan ve Ermenistan tarafından düşünülen yada ifa edilen bu girişimler ne anlama gelir?

Aslında bu girişimleri yada düşünceleri bir sonuca ulaşamayan sığ diplomatik tepkiler olarak kolaylıkla yorumlayabiliriz. Çünkü:

  • İki ülkenin de Doğu Akdeniz’deki denklemlerde pek fazla bir etkisi olmayacak,
  • Özellikle Ermenistan için bu ziyaret ve girişimler; zaten devam ettirdikleri lobi faaliyetlerine fazladan bir gündem maddesi eklemek dışında, dikkate alınır hiçbir yönü olmayacak,
  • Her ne kadar Keşmir konusunda Türkiye’nin haklı söylemleri yerine göre rahatsız edici olsa da, bu rahatsızlık boyutu Hindistan gibi ülkeler için de, Orta Doğu’daki en güçlü devlet olan Türkiye’yi kaybetmeye sebep olacak kadar büyük krizleri doğuracak boyuta ulaşamayacak,
  • Bölgedeki enerji denklemlerini ise kesinlikle etkilemeyecektir.

Dolayısıyla etki – tepki prensibine dayalı, aslında çok da dikkate alınmaya gerek olmayan bu diplomatik hamlelerin yine de daha farklı açılardan yorumlanması faydalı olacaktır.

Şöyle ki, diplomasi çerçevesinde birçok farklı süreç kat ediliyor dahi olsa, Türkiye’nin hem dış politika, hem de enerji politikaları alanında daha sıkı ilişkilere, birlikteliklere ve diplomatik girişimlere ihtiyacı olduğu aşikardır. Çünkü enerji ve diğer dış politika unsurları birlikte değerlendirilmekte ve ilgili süreçler hem müttefik hem de rakip ülkeler nezdinde farklı ortamlarda kullanılmaktadır.

Türkiye’nin dış politikasını güçlendirici, Doğu Akdeniz ve diğer coğrafyalarda etki kapasitesini arttırıcı ve ekonomik hacmi dikkate alındığında (bütün medeniyet coğrafyasının anahtarı olarak da nitelendirilebilecek olan) enerji alanında çok daha vizyonel hedeflere niyetlenmesi elzemdir.

Şöyle ki, Türk Cumhuriyetleri arasında çok da hızlı gelişen bir iş birliği süreci başlatılabilmiş iken, bu noktada ikili ilişkilerinden dolayı Türkiye’nin Rusya’nın dahi olası olumsuz tepkilerini diplomasiyle önleyebilecek durumu söz konusu iken; Türk Cumhuriyetleri arasında enerji alanında yeni bir işbirliği sürecini başlatmak orta vadede bütün dengeleri değiştirebilecektir.

Böyle bir birlikteliğe orta vadede Pakistan, Kuveyt, Katar, Endonezya ve Malezya gibi Türk olamayan lakin halkının büyük çoğunluğu Müslüman olan ülkeler dahi entegre edilebilecektir.

Bu minvalde kurulabilecek bir ön işbirliği platformu Türk Konseyi bünyesinde kolaylıkla başlatılabilecektir. Böyle bir iş birliği platformu, ekonomik hacmi ve dolaylı katkıları dikkate alındığında, bütün paydaşlar için bulunmaz fırsatlar ortaya koyabilecektir.

Unutulmamalıdır ki, böyle bir birlikte enerji alanının doğal katmadeğer miktarı ve ekonomik hacmi diğer alanların hepsini finanse edebilecek ve tüm dengelerde merkeze oturabilecek boyutlardadır.

Öte yandan, bu işbirliği süreçleri kümülatif entegrasyonu güçlendirecek ve tüm üye ülkelerin dış politikalarında çok daha etkin ortak hamleler yapabilmelerine imkan sağlayacaktır.

TESPAM bu gaye ile çalışmalarına hızla devam etmektedir.

Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan Akyener 1983 yılında Gönen’de doğmuştur. Eğitim hayatına Gönen Şehit Rahmi İlkokulunda başlamış ve orta okuldan itibaren, Gönen Anadolu Lisesi’nde devam etmiştir. 2001 yılında buradan mezun olduktan sonra, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)’nde Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği’nde lisans eğitimine başlamıştır. ODTÜ’de öğrenim gördüğü dönemde çok aktif bir öğrencilik hayatı geçiren Akyener, birçok sosyal projede görev almış, TESPAM’ı bir öğrenci kulübü olarak hayata geçirmiş, eş zamanlı olarak Anadolu Üniversitesi’nde İşletme alanında eğitim almaya başlamış, Gönen Jeotermal Kaynakları ile ilgili projeler hazırlamış ve birçok uluslararası ortamda konuşmacı olarak ülkesini ve kurucusu olduğu öğrenci kulüplerini temsil etmiştir. 2006 yılında ODTÜ Petrol ve Doğalgaz Mühendisliğinden, 2008 yılında ise Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun olmuştur. Aynı zamanda ODTÜ mezuniyeti sonrasında, Gönen Belediyesi’ne “Jeotermal Rezervuar Yönetimi” ve yüzey tesisleri alanında bir yıl boyunca danışmanlık hizmeti vermiştir. Bu süreçte de eş zamanlı olarak bir dış ticaret firmasında iş hayatına başlamıştır. 2006 yılı sonunda TPAO Yurtdışı Projeler Dairesi’nde Rezervuar Mühendisi olarak göreve başlayan Akyener, kurumun Azerbaycan, Libya, İran, Cezayir, Irak, Tunus, Kazakistan, Brezilya, Ukrayna, Suriye, Özbekistan, Türkmenistan, İngiltere, Rusya gibi birçok projesinde aktif görev almıştır. Ayrıca 2007 yılında ODTÜ Jeodezi ve Coğrafi Bilgi Sistemleri Bölümünde, uzaktan algılama ve CBS tabanlı sistemler alanında akademik çalışmalar yapmıştır. 2007 – 2009 yılları arasında TPAO’nun Libya Ofisinde teknik ihalelerin değerlendirilmesi kapsamında dönüşümlü olarak görev almıştır. 2010 – 2011 yılları arasında Ağrı Doğubayazıt İlçesinde (kısa dönem olarak) askerlik görevini tamamlamıştır. Askerlik sürecinde de, “Bölük İçi Kalite Çemberi” gibi bazı yeni uygulamaların hayata geçmesine vesile olmuştur. 2011 – 2014 yılları arasında TPAO’nun Azerbaycan ofisine, ilgili bütün projelerden sorumlu Teknik Müdür olarak atanmış ve TPAO’yu ilgili uluslararası ortamlarda temsil etmiştir. 2014 – 2018 yılları arasında, TPAO’nun Merkez Ofisinde Yurtdışı Projeler ve İş Geliştirme alanında danışmanlık görevini sürdürmüştür. Ayrıca Azerbaycan’dan Türkiye’ye dönüş yaptıktan sonra, 2015 yılında, bir öğrenci kulübü olarak başlattığı TESPAM’ı bir düşünce kuruluşu olarak yeniden aktive etmiş ve TESPAM bünyesinde birçok uluslararası çalışma ve projeye imza atmıştır. 50’den fazla makalesi, yüzlerce köşe yazısı, onlarca röportajı farklı ortamlarda yayınlanmış ve ulusal, uluslararası arenada beğeni kazanmıştır. TESPAM bünyesinde çıkartılan “Energy Policy Turkey” ve “Turkish Journal of Energy Policy” dergilerinin yazarı ve imtiyaz sahibidir. “Enerji Panorama” ve “Yerli Düşünce” dergilerinde de köşe yazarlığı yapmakta, TESPAM’ın başkanlığını, TENVA’nın yönetim kurulu üyeliğini ve Kıbrıs Bahçeşehir Üniversitesi Deniz Hukuku Uygulamaları Araştırma Merkezi’nin de danışmanlar kurulu üyeliğini sürdürmektedir. Köklerine bağlı, şehirlileşme üzerine kurulan bir medeniyet tasavvurunu hayata geçirme gayesiyle faaliyet gösteren; “Cuma Ağacı” derneğinin ise kurucu başkanıdır. Farklı alanlarda kaleme aldığı (“Peygamber Ordusunda Askerlik”, “Cuma Rüzgarı”, “Bizim Halep: Enerji Harekatı”, “Doğu Akdeniz Gaz Politikaları”, “Enerji-Güvenlik-Siyaset Boyutlarıyla Suriye İç Savaşı”, “Türk-İslam Dünyasında Enerji Birliği” ve “Yeni Türkiye Vizyonunu Taşıyan Örnek Bir Belediyecilik Anlayışı” isimlerinde) 7 adet kitabı bulunan Akyener, 2016 yılında Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde İşletme alanında yüksek lisans programını tamamlamıştır. 2017 yılında ise Polis Akademisi’nde Uluslararası Güvenlik alanında başladığı ve tamamlanmak üzere olan akademik çalışmalarına ek olarak, hukuk ve uluslararası ilişkiler alanlarında da farklı üniversitelerde eğitimine devam etmektedir. Bugüne kadar birçok uluslararası ortamda ülkesini temsil eden, ulusal ve uluslararası basın kuruluşlarına mülakatlar veren, yerine göre manşetlerde yer alan ve ülkesinin enerji politikalarının belirlenmesinde önemli katkılar ortaya koyan Akyener, Cumhurbaşkanlığı makamına özel olarak hazırlanan “Ulusal Güvenlik Yapılanması” ve “Devlet E-Hafıza” gibi proje gruplarında da yer almıştır. Çok iyi derece İngilizce bilen Akyener, evli ve üç çocuk babasıdır.

Bir cevap yazın