Tayvan’dan Afganistan’a
Ekim 13, 2021
Rusya – Çin Kömür Savaşları
Ekim 21, 2021

İKLİM MÜLTECİLERİ SORUNU

İklim değişikliğinin yaratmış olduğu sonuçlar artık uluslararası siyasetin  kaçamayacağı bir boyuttadır. İklim değişikliğinin getirdiği bir çok çevre olayı iklim mültecileri kavramını doğurmuştur. İklim mültecilerinin statüleri uluslararası hukuk sisteminde hala belirsizdir ve kesin bir tanım üzerinde uzlaşılmış değildir. Tüm bu belirsizlik içinde iklim mültecileri uluslararası politikaların neresindedir?

İklim değişikliği 21. yy. dünya siyasetinin bir parçası haline gelmiştir. İklim değişikliği, önümüzdeki süreç boyunca insanların yaşadığı yerleri terk etmek zorunda kalmasına neden olacağı için hayatlarını temelden etkileyecektir. İklim mültecilerinin hem tanımındaki zorluklar hem de statülerindeki belirsizlikler nedeniyle tam sayılarına ulaşabilmek mümkün değildir. Ancak mevcut durum değiştirilmez ise zaman içinde bilinen tüm mülteci krizlerinin en büyüğünün gerçekleşeceği tahmin edilmektedir (Biermann ve Boas, 2010: 60-61) Geçmişten günümüze doğru incelendiğinde, 1995 yılında erozyon, çölleşme, kuraklık gibi nedenlerle ülkelerini terk etmek zorunda kalan iklim mültecilerinin sayısının en az 25 milyon olduğu tahmin edilmektedir. 1999 yılında World Disasters adlı çalışma sonucunda 1998 yılında meydana gelen doğal felaketler nedeniyle, yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kalan insanların sayısının toplam mülteci sayısının %58’ini oluşturduğunu raporlamıştır (Kovel, 2017: 31; Myers, 2001: 609; Jacobson, 1988: 257). 2017 yılı itibariyle zorla yerinden edilen 68,5 milyon insanın 23 milyonunun çevre felaketleri sonucu gerçekleştiği tahmin edilmektedir.[1] Myers’in çokça alıntılanan ve eleştirilen gelecek tahmini ise 2050 yılında dünyadaki iklim mültecilerinin 150 milyona ulaşacağı yönündedir (Kolmannskog, 2001: 9). Dünya Bankasının 2018 yılında yaptığı çalışma ile 2050 için iklim mültecilerinin 143 milyonun üzerinde olabileceğini öngörülmektedir.[2] Yani Myers’in 150 milyon tahminini doğrular niteliktedir. İklim mültecileri problemine karşı uluslararası hukuk ve politikada bir boşluk mevcuttur. 21.yy boyunca onlarca hatta yüz milyonlarca insanın iklim değişikliği nedeniyle evlerini terk etmeleri ve sorunun bir kriz haline dönmesi muhtemeldir. İklim mültecileri sorunu ile başa çıkmak için insan haklarını garanti eden, dikkatlice hazırlanmış yasal bir araç zorunludur (Docherty ve Giannini, 2009: 402).

İklim mültecilerinin tanımlanmasında ana öğeleri ortaya koymaya çalışan birçok çalışma mevcuttur. En yaygın olarak bilinen tanımlama Essam El Hinnavi tarafından Birleşmiş Milletler Çevre Programında önerdiği tanımlamadır. Buna göre, bir takım çevresel bozulmalardan dolayı hayatları ciddi şekilde tehlike altında olan ve yaşadıkları yerleri bu nedenlerden dolayı terk etmek zorunda kalan insanlar olarak tanımlanmıştır (Akt. Myers ve Kent, 1995:17). İklim mültecileri kavramının yeni bir kavram olması ve terimi tanımlamaktaki karmaşıklık iklim mültecileri için koruma amaçlı yapılması gerekli düzenlemeleri de zorlaştırmaktadır.[3] Bu nedenle iklim mültecilerinin uluslararası mülteci hukukuna göre mülteci statüsü içinde yer almadıkları ve uluslararası korumadan yararlanamadıkları görülmektedir. Çevresel nedenlerle yer değiştiren insanları koruma altına alacak veya korumaya teşvik edecek uluslararası yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu insanlara devletler nezdinde göçmen de denilmemektedir. Bu nedenle iklim mültecilerinin statüleri belirsizdir (Ekşi, 2016: 18; Ziya, 2012: 237). Örneğin; geçimini tarımdan sağlayan Tuvalu, suların yükselmesiyle beraber büyük ölçüde tarım alanlarını kaybetmiştir. 50 yıl içinde bu ada devletinin tamamen sulara gömülerek yok olacağı tahmin edilmektedir. Tuvalu hükümeti, adayı boşaltmak zorunda kalabilme ihtimallerine karşın vatandaşlarının Avustralya ve Yeni Zelanda’ya göç etmelerine olanak sağlayacak bir anlaşma yapma girişiminde bulunsa da başarılı olamamıştır (Ekşi, 2016: 24-25). Görüldüğü üzere Tuvalu gibi iklim değişikliğinden önemli ölçüde etkilenecek olan küçük ada ülkelerinde yaşayan insanların geleceği belirsizdir.

İklim değişikliğinin yarattığı çevre sorunları, yeni bir kavram olan iklim mülteciliğini ortaya çıkarmıştır. Çevresel problemler nedeniyle yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kalan iklim mültecilerinin, yaşamlarını nerede ve nasıl sürdürecekleri üzerine uluslararası alanda bir uzlaşı veya çözüm önerisi bulunmamaktadır. Üstelik iklim mültecileri, göçmen mi yoksa mülteci mi belirsizliği çözümü daha da karmaşık hale getirmektedir. Uluslararası hukuktaki bu belirsizlik iklim mültecilerinin uluslararası anlaşmalarda doğrudan yer almalarını da zorlaştırmaktadır. 1921 Cenevre Sözleşmesinde yer alan mülteci kavramından yola çıkarak yapılan tartışmalar iklim mültecilerinin aleyhine sonuçlanmaktadır. Bu durum da iklim mültecilerinin uluslararası alanda korunmasını engellemekte ve bu nedenden dolayı yaptıkları mülteci başvuruları kabul edilmemektedir. Tüm bunlar yaşanırken iklim değişikliği sonuçlarının ağırlaşması devletler üzerindeki baskıyı da arttırmaktadır.


[1] https://www.brookings.edu/research/the-climate-crisis-migration-and-refugees/  (erişim  tarihi:  20.01.2020)

[2] https://www.brookings.edu/research/the-climate-crisis-migration-and-refugees/#footnote-7 (erişim tarihi: 20.09.2021)

[3] https://helprefugees.org/news/the-plight-and-rise-of-climate- refugees/?gclid=EAIaIQobChMIzdyNjLWX5wIVRMwYCh2hqgcaEAAYASAAEgL9gvD_BwE (Erişim tarihi: 21.09.2021).

 

KAYNAKÇA

Biermann, F. ve Boas, I. (2010). “Preparing for a Warmer World: Towards a Global Governance System to Protect Climate Refugees”. Global EnviromentalPolitics, 10(1): 60-88.

Docherty, B. ve Giannini, T. (2009). “Confronting A Rising Tide: A Proposol For A Convention On Climate Change Refugees”. Harvard Environmental Law Review, 33(1): 351-403.

Ekşi, N. (2010). Mültecilere ve Sığınmacılara İlişkin Mevzuat. Beta Yayınları, İstanbul.

Ekşi, N. (2016). “İklim Mültecileri”. Göç Araştırmaları Dergisi, 2(2): 10-58.

Jacobson, J. L. (1988). “ Environmental Refugees: A Yardstick of Habitability”. Bulletion of Science, Technology and Society. 8(1): 257-258.

Kolmannskog, V. O. (2008). Future Floods of Refugees. Gamlebyen Grafiske AS, Oslo.

Kovel, J. (2017). Doğanın Düşmanı Kapitalizmin sonu mu, Dünyanın sonu mu? (Çev. G.Koca), Metis Yayınları, İstanbul.

Mutlu, A., İrdem, İ. ve Üre, B. (2015). “Ekolojik Mülteci”. Memleket Siyaset Yönetim Dergisi, 10 (23): 79-118.

Myers, N. (2001). “Environmental Refugees: a Growing Phenomenon of The 21st Century”. The Royal Society. 357(1420): 609-613.

Myers, N. ve Kent, J. (1995). Environmental Exodus: An Emergent Crisis in the Global Arena. Climate Institute, Washington DC.

Ziya, O. (2012). “Mülteci Göçmen Belirsizliğinde İklim Mültecileri”. Türkiye Barolar Birliği Dergisi, 25(99): 229-240.

 

Nur Ocaklı

 

 

 

Bir cevap yazın