Suyu doğru yönetebiliyor muyuz?
Haziran 1, 2018
EVALUATION OF TANAP AGREEMENTS IN TERMS OF INTERNATIONAL LAW AND EXPROPRIATION LAW
Haziran 13, 2018

Kerkük Petrolü İran’a Gerçekten Akıyor mu?

Uzun bir süredir ülkemizde petrol piyasalarını ve gündemini takip eden kişilerin önüne şu başlıklı haberler düşüyor: “Kerkük Petrolü İran’a Akacak” ya da “Kerkük Petrolü İran’a Akmaya Başlıyor”. Milletimizde geçmişten beri var olan Kerkük ve Kerkük petrolleri hassasiyetini hedef alan bu başlıklar açık sözlü olmak gerekirse dikkat çekmekten başka bir amaca hizmet etmiyor. Kasım 2017’den beri dönem dönem ısıtılıp kamuoyuna sunulan bu haberler aslında konuya detaylı hâkim olmayanlar için yanılgı sebebi. Öncelikle konunun detaylarını aktarıp daha sonra değerlendirmelerimize geçelim.

 

İran ve Irak arasında Kasım 2017’de günlük 30.000-60.000 varil petrolü “Swap” yani değiş-tokuş yapmak için anlaştı. Daha detaylı anlatmak gerekirse Eylül 2017’deki IKBY bağımsızlık referandumundan sonra Bağdat kontrolüne geçen ve atıl durumda bulunan Kerkük petrol sahalarından üretilecek petrol İran’da bulunan belli rafinerilere iletilecek bunun karşılığında da İran’ın ambargolar ve ekonomik sıkıntı yüzünden işletemediği güney bölgelerindeki sahalarından üretilecek aynı miktar (ve mümkünse aynı kalitede) petrol Irak’ın ana ihracat kapısı olan Basra limanına aktarılacak. Burada ana amaç iki ülke arasındaki ticaret hacmini artırmak ve iki ülkenin atıl durumda bulunan petrol sahalarını mümkün olduğunca faal hale getirmek. Bu sebeple haber başlıklarında kullanılan “akacak” kelimesi kelime anlamı olarak doğru ama teknik anlamda yanlış. Bunun sebebi de İran’ın aslında Kerkük’ten üretilen petrolü parasıyla satın almıyor; paranın icadından önceki dönemler gibi değiş-tokuş yapıyor olması. Bir diğer sebep de anlaşma gereği Kerkük petrolünün İran’a taşınmasından kaynaklı masrafların Irak tarafından, kendi sahalarından üretilen petrolün Basra’ya ulaştırılması masraflarını da İran’ın karşılayacak olması. Bu da aslında bir satış değil bir sahaların faal halde tutulması için becayiş yapıldığının göstergesi.

 

Bağdat yönetimi yakın geçmişte İngiliz BP şirketi ile referandum öncesi 300.000-350.000 varil olan günlük petrol üretimini (referandum sonrası dönemde üretim yapılmıyor) 1 milyon varile çıkarmak için bir ön anlaşma imzaladı. Hedef rakamı şimdilik bir kenara bırakıp referandum öncesi üretim miktarıyla bile karşılaştırsak İran’a yapılması planlanan transfer günlük üretim kapasitesinin %10 ila %20’si mertebesinde kalacaktır. Doğrudan açıklanmasa da bu anlaşma sayesinde tekrar başlayacak üretimi Bağdat yönetiminin Kerkük sahalarında teknik çalışma yapmak ve yeniden inşa edilecek olan Kerkük- Fish Khabur boru hattına finansman yaratmak için kullanacağını değerlendiriyoruz. Böylece yeni inşa edilen boru hattı için ödenecek maliyetin daha az bir kısmı hükümet bütçesinden çıkmış olacak ve Ceyhan limanına petrol transferi başlayacağı zaman görece daha kısa sürede tam kapasiteye ulaşılabilecektir.

 

Bu bilgileri verdikten sonra not düşmekte fayda olan birkaç nokta var: yakın geçmişte A.B.D. yönetiminin İran’a uygulamaya başladığı ambargolar ve geçen ay Irak’ta gerçekleştirilen genel seçimleri İran muhalifi bir partinin kazanmış olması. Bu olaylar bu anlaşmanın uzun ömürlü olması önünde ciddi engeller olarak duruyor. Yenilenen ambargolarda yer alan Irak merkezli Al-Bilad Islamic Bank bu ülkede korkuya sebep olmuş ve Irak Merkez Bankası bu bankayla tüm ilişkilerini kestiğini açıklamıştı. Ürettiği petrolün yaklaşık %87’sini ihraç eden ve bu ihracat gelirine bağımlı olan Irak’ın olası bir yeni ambargo listesinde Kerkük’ten gelen petrolü İran’da işleyen şirketlerin olması durumunda bu anlaşmadan derhal çekilecektir.

 

Özet olarak bahsi geçen anlaşmanın iki ülke tarafından karar bağlanmasından ancak 8 ay sonra devreye girebilmesi ve girdiği dönemde de Irak’ın siyasi değişim sürecinde olması, A.B.D.’nin yeni ambargo kararlarının devreye girmiş olması ve İran’ın A.B.D. ambargo kararı sonrası uranyum zenginleştirmeye devam edeceğini açıklaması sebebiyle tam olarak ölü olmasa bile sakat doğmuş bir anlaşma olduğu değerlendirilebilir. Türkiye bu fırsatı akıllıca değerlendirerek 24 Haziran genel seçimleri sonrası kurulacak hükümet aracılığıyla derhal yeni Irak hükümetiyle temasa geçmeli ve Kerkük-Ceyhan boru hattının Irak kısmını en kısa sürede faal hale getirmek, Kerkük’ten üretilecek petrolün tekrar Ceyhan’a akmasını sağlamak ve Kerkük bölgesindeki petrol sahalarına yatırım yapmak için çalışma yürütmeli.

Bir cevap yazın

%d blogcu bunu beğendi: