İsrail & Güney Kıbrıs Gaz İhracat Politikaları Üzerine
Ekim 27, 2016
Trump İle Enerjide Değişen Dengeler & Petrol Kartelleri
Kasım 14, 2016

Elektrik Santralleri Toplu Açılış Töreni & Bazı Değerlendirmeler

Oğuzhan AKYENER

TESPAM Başkanı

oakyener@tespam.org

7 Kasım 2016 tarihinde, Cumhurbaşkanlığı bünyesinde, Elektrik Santralleri Toplu Açılış Töreni düzenlenmiştir. Bu kapsamda yaklaşık 5 milyar dolarlık yatırım bedeline sahip olan ve 2016 yılı içerisinde faaliyete alınan, toplamda 158 adet yeni enerji santralinin ülkenin kurulu gücüne 5620 mw’lık bir katkı sağlayacağı ifade edilmiştir.

Her türlü engele rağmen hızlı ve emin adımlarla yeni atılımlar gerçekleştiren Türkiye’nin faaliyete aldığı bu santrallerin türlerine, ilgili türlerin kurulu güç miktarları, adetleri ve toplam kazandırılan kapasite nezdinde yüzdelik katkılarına bakıldığında (ulaşılabilen kamuya açık veriler dikkate alınarak hazırlanan aşağıdaki tabloda yer verildiği şekliyle):

Tesis Sayısı Kurulu Güç (mw) %
Doğalgaz 23 1716 30.5
Doğalgaz/Fuel Oil 1 35 0.6
Taşkömürü 1 1400 24.9
Linyit 2 280 5.0
İthal Kömür 1 9.7 0.2
Rüzgar 64 1046 18.6
Hidroelektrik 33 320.9 5.7
Jeotermal 11 151.2 2.7
Biyokütle 8 57.9 1.0
Atık Isı 2 39.6 0.7
Çöp Gazı 10 27.3 0.5
Güneş 2 12.9 0.2
Lisanssız Elektrik 0 523 9.3
TOPLAM 158 5619.5

Tablo1: 2016 Yılında Faaliyete Alınan Enerji Santrallerinin Türleri – Adetleri ve Toplam Yeni Kapasiteye Katkıları

 

  • Elektrik arzına en önemli katkı doğalgaz, kömür ve rüzgar elektrik üretim santrallerinden gelmektedir.
  • Doğalgaz çevrim santralleri ile üretilecek elektrik, enerji ithalatını arttırıcı etki gösterirken, yerli kömür politikaları sayesinde desteklenen kömür santralleri ve rüzgar santralleri gibi yenilenebilir kaynaların kullanımı ise cari açığı azaltıcı yönde faaliyet gösterecektir.
  • Lisanssız elektrik üretim kapasitesi de ciddi oranda tabloya etki etmektedir.
  • Tabloda sarı renk ile işaretlenen ve toplam kapasitenin %31,3’ünü oluşturan türler dışındaki tüm yatırımlar yerli üretimi geliştirici niteliktedir.
  • Yani Türkiye’de 2016 yılında yapılan, elektrik üretim santrallerinin %68,7’si yerli kaynakların geliştirilmesine katkı sağlamaktadır.
  • Dolayısı ile, ilgili etkinlikte Enerji Bakanı Sn. Berat Albayrak’ın vurguladığı “yerli ve yenilenebilir enerji” eğilimi çerçevesinde gerçekten de önemli adımlar atılmaktadır.

Bu santrallerin yanı sıra, ilgili törende vurgulanan söylemler ile ortaya koyulan başlıca hedeflere bakıldığında (Ki bu hedefler, ülkenin enerji politikalarının ana hatları olarak da değerlendirilebilecektir.);

  • Türkiye cari açığını azaltmak zorundadır.
  • Enerji ithalatının cari açığın artmasındaki etkisi büyüktür.
  • Bu sebeple enerji ithalatını azaltmak ve yerli kaynaklara yönelmek gerekmektedir.
    • Bu kapsamda:
      • Yerli kömür üretimi ve yerli kömürün enerjide kullanımı desteklenecektir.
      • İthal kömür kullanımı mümkün olduğunca azaltılacaktır.
      • Nükleer enerji santrallerinin hayata geçirilmesine büyük önem verilecektir. (Bu kapsamda Akkuyu’nun ilk fazı 2023 yılına yetiştirilecektir.)
      • Yerli enerji teknolojilerinin geliştirilmesine de destekler artarak devam edecektir.
      • Yenilenebilir kaynaklara teşvik ve yatırımlar artarak devam edecektir.
    • Elektrik iletim ve dağıtım hatları modernize edilerek, enerji verimliliğine katkı sağlanacaktır.
    • Doğalgaz arz güvenliğini sağlamak amaçlı, depolama kapasitesi arttırılacaktır.
      • Bu kapsamda yeraltı depolama ve LNG tesis projelerine devam edilecektir.
    • Doğu vilayetlerinin de standartlarını yükseltmek maksatlı, doğalgaz ulaşmamış lokasyonlara doğalgaz; boru hattı yada sıvılaştırarak taşınması yolları ile iletilecektir.

Peki yukarıda vurgulandığı şekilde hedeflenen ve devlet olarak yetersiz kalınan yönler hangileridir? Diğer bir ifade ile bu hedeflere başka neler eklenmelidir? Hangi hedefler detaylandırılmalı ve farklı yaklaşımlar ile yeniden şekillendirilmelidir?

Bu sorulara cevap vermeden önce Türkiye’nin birincil kaynaklara göre tüketim grafiği incelenirse:

 

 

Grafik1: Türkiye Kaynaklara Göre Enerji Tüketimi (Kaynak: Türkiye Enerji Denklemi 2050, Oakyener, TESPAM)

Grafikten anlaşılacağı üzere;

  • Doğalgaz tüketimi hızla artmaktadır. Bu artışın neticesinde doğalgaz en önemli enerji kaynağı konumundadır.
  • Doğalgazı petrol ve kömür takip etmektedir.
  • Türkiye’nin ise keşfedilmiş petrol ve gaz kaynak kapasiteleri ve yerli üretimleri, mevcut tüketimi karşısında göz ardı edilebilecek seviyede düşüktür.
  • Grafikten anlaşılmasa da, yenilenebilir enerjinin denklemdeki payı %1’ler civarındadır.
  • Hidroelektrik santrallerin ise payı %12’ler civarındadır.
  • Yani yenilenebilir alanında önemli adımlar atılsa da, petrol ve gaz; en önemli kaynaklar olma statülerini koruyacak gibi görülmektedir.
  • Nükleerin de etkisi önemlidir fakat artan talep ve miktarlar kıyaslandığında denklemin en önemli değişkenleri arasına girmesi mümkün görülmemektedir.
  • Bu kapsamda, cari açığı azaltma noktasında, olası yerli petrol ve gaz kaynaklarının tespiti hususunda vurgular ve hedefler, çizilen tabloda eksik kalmaktadır.

Yani, yukarıda ifade edilen başarılı girişim ve çalışmalara ek olarak neler sorgulanmalı ve yapılmalıdır? Hangi konular değerlendirilmeli ve çalışılmalıdır? Bu sorulara maddeler halinde yine sorular ile cevap verilecek olunursa:

  • Türkiye’de gerçekten petrol ve gaz kaynakları yok mudur? Ortaya atılan komplo teorileri doğru mudur? Yoksa hepsinden öte, teknik yorumlarda mı hatalar vardır? Bu alanda sektör neden gelişmemiştir? Neler yapılabilir? Yapılabilecek bu girişimleri düşük petrol fiyatları olumsuz mu etkileyecektir?
  • Türkiye’de petrol ve gaz kaynakları bulunamışsa dahi, yurtdışında (en azından yakın coğrafyamızda) var olan kaynakların geliştirilmesinde rol almak mümkün değil midir?
  • Doğalgaz depolama kapsamında sadece yerli potansiyeller ve (yüzer) LNG tesisleri mi değerlendirilmelidir? Başka hangi alternatifler olabilir?
  • Doğalgaz depolama sadece arz güvenliğimiz için mi gereklidir? Başka ne gibi etkileri olabilir?
  • Doğalgazdan elektrik üretimi nasıl azaltılabilir? Neler yapılmalıdır?
  • Yerli kömür politikalarının önündeki engeller nelerdir?

Bu soruların cevapları, TESPAM bünyesinde yayınlanmış bazı çalışmalarda kısmen verilmiş olsa da, daha detaylı olarak yapılacak yeni çalışmalarda incelenecek ve kamu oyu ile paylaşılacaktır.

Sonuç olarak, yeni Türkiye ulusal ve uluslararası politikalarda olduğu gibi enerji politikaları alanında da, somut ve etkili adımlar attığı ve bu adımlarda kararlı olduğu izleminini uyandırmaktadır. Tabii, daha yapılacak çok iş ve gidelecek zahmetli yollar vardır. Bu noktada düşünen ve üreten her bireyin, elinden geldiğince devletine destek olması ve katkı sağlaması çok önemlidir. Çünkü enerjinin özü ve başlangıcı insandır.

Yeni Türkiye’de de, küresel güçlerin asıl çekindikleri enerji kaynağı: uyanan ve özüne dönen insanlarıdır…

“Yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları TESPAM’a aittir. Tekrar yayınlanması halinde kaynak gösterilerek bu sayfaya aktif bağlantı sağlanması zorunludur.”

“Türkiye’deki enerji politikaları odaklı ilk ve tek sivil yapılanma…” 

“Enerji politikaları alanında gündemi uzaktan takip etmeye çalışan bir Türkiye yerine, gündem belirleyen bir Türkiye’ye ulaşma idealiyle…”

TESPAM-Türkiye Enerji Politikaları ve Araştırmaları Merkezi

TESPAM, Uluslararası Enerji Politikaları Araştırma Derneğinin Bir Kuruluşudur
Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan AKYENER (Balıkesir), ODTÜ, Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği Bölümü mezunu olan Oğuzhan AKYENER, 2006 yılı mezuniyetinden bu yana enerji ile alakalı bazı kurumlarda birçok yurt içi ve yurt dışı görevlerde bulunmuş ve yöneticilik yapmıştır. Bunların yanı sıra, Avrupa Birliği, Türkiye, Rusya, İran, Irak, Ortadoğu, Asya ve Kafkas enerji politikaları üzerine uluslararası arenada ses getiren çalışmalara imza atmıştır. Farklı konularda yazmış olduğu 3 adet kitabı bulunan Akyener, halen Türkiye Enerji Stratejileri ve Politikaları Araştırma Merkezi (TESPAM) başkanlık görevini sürdürmektedir. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: