BÜYÜK KIRILMA
Mart 31, 2020
 Türkiye’nin Afrika Açılımı ve Enerji
Mayıs 19, 2020

KORONAVİRÜS (KOVİD-19): KÜRESEL SALGIN VE 21.YY DÜNYA DÜZENİ

 

Doç. Dr. Hüseyin ŞEYHANLIOĞLU

 

GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ
İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ
KÜRESEL SİYASET VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER BÖLÜMÜ

hseyhanlioglu2019@gmail.com

 

KORONAVİRÜS (KOVİD-19): KÜRESEL SALGIN VE 21.YY DÜNYA DÜZENİ

 

Giriş

ABD Başkanı Donald Trump, “Kendileri son yıllarda Dünya Sağlık Örgütüne (DSÖ)’ye her yıl ortalama 400 milyon dolar ödeme yaparken, Çin’in ise sadece 30 milyon civarında ödeme yaptığını ifade ederken, DSÖ Başkanı Tedros ise daha fazla ceset torbası görmek istiyorsanız Virüs’ü siyasete alet edin” diyerek Trump’a adeta meydan okudu.

31 Aralık 2019 tarihinde Tayvan’ın da benzer şekilde DSÖ’ye resmi yazıyla uyarıda bulunmasına rağmen, DSÖ’nün uyarıları görmezden geldiği ve vakaların üzerinde gitmediği belirtmiştir. Burada Tayvan ve Trump’ın haklı olduğu görülüyor. Çünkü bu vaka Çin’de Ekim ayında ortaya çıkmasına rağmen olay, ancak 1 Aralık 2019 yılında dünyaya duyuruldu ve DSÖ 3 ay sonra pandemi ilan etti. Üstüne bu Virüs’ün insandan insana bulaşmadığı ve Çin’e seyahate kısıtlamasına gerek olmadığını da belirtti. Olayın Çin-ABD savaşına dönüşmesi üzerine de Tedros beyaz önlüğünü çıkarıp diplomatik gözlüğünü takarak “Çin-ABD arasında arabulucuk” yapmayı teklif etmiştir. Oysa bu süreçte Koronavirüs ailesi dünya turuna çıkmıştı ve Kovid-19 kodlu son üyelerinin kod yapısı bile anlaşılmamış ve hala ölüm saçmaya devam etmektedir. Çünkü Virüs yapay zekâdan daha zeki olup(!), boynuz kulağı çoktan geçmişti.

Tarih boyunca onlarca salgın hastalık görülmesine rağmen, hiçbirinde bu kadar geleceğe dair hazırlık ve insan müdahalesine rastlanılamamıştır. Bu çalışmada ulaşılan bulgular sonucunda, virüs’ün laboratuar çalışmaları, ilk vakadan iki hafta önce tatbikatının yapıldığı ve 21. Yy’da oluşacak Yeni Dünya Düzeni, biyo-terör, askeri, siyasi, ekonomik, sosyal ve istihbarat savaşları boyutu olduğu görülmektedir. Örneğin, Microsoft’un kurucusu Bill Gates’in, 2015 yılında Batı Afrika’yı saran Ebola salgını ve Ekim 2019’daki Event201 Virüs tatbikatında: “Önümüzdeki 10 yılda eğer bir şey 10 milyondan fazla insanın hayatına son verirse bu bir savaştan çok, yüksek derecede hızlı yayılan bir virüs olur. Füzeler değil… Salgın hastalıkları durdurmak için ise çok az yatırım yaptık. Bir sonraki salgın için hazır değiliz.” ifadelerini kullanmıştı.

Yine bu süreçte kendisiyle aynı yaş dönemini (70.) kutlayan NATO 3-4 Aralık 2019 toplantısında Çin’i, Rusya’yla birlikte bir tehdit olarak gördüğünü resmen ifade etmiştir. Yunanistan ve İtalya’nın Çin’in Tek kuşak-Tek Yol projesine olan desteğini de düşünmekte fayda görülmektedir. Virüs’ün Avrupa’daki üssü İtalya Çin ilişkileri de zirve noktasında bulunmaktadır.

ABD, Kanada ve Doğu Avrupa’daki biyolojik silah laboratuarlarındaki, know-how, virüs ve malzeme çalınması, II. Dünya savaşı sırasında Ankara’daki Çiçero olaylarına taş çıkartan cinste görülmektedir. Çünkü burada bir uşak değil de bölüm başkanları, albaylar, Profesörler ve uzmanlar rol oynamaktadır.

Konunun ekonomik boyutuna bakıldığında ise konun daha da ciddi olduğu görülmektedir: Dünya Bankası’nın tahminlerine göre, küresel bir nezle salgını olması halinde dünya genelinde malvarlığı 3 trilyon doların altına inecek ve milyonlarca ölüm gerçekleşecektir. Mart başında yaşanan borsa çöküşleri ve en az yarı yarıya azalan Dünya ticareti bunu doğrulamaktadır.

Kısaca Kovid-19 virüsü, uzayın içinde ancak kendisi kadar küçücük, sevimli ve şimdilik hayatın olduğu tek yer olan yaşlı dünyamızı,  21. Yüzyılda a’dan z’ye şekillendirdiği görülmektedir.

Tarih Boyunca Küresel Salgınlar

Moğolların işgal edemedikleri kale ve şehirlerin (Kırım) içine mancınıklarla vebadan ölen insanların cesetlerini attıkları ve bununla o yerleri kısa sürede işgal ettikleri bilinmektedir. Ancak herhalde hiçbiri Avrupalıların, Amerika kıtası yerlilerine uyguladığı çiçek ve sıtma battaniyeli strateji kadar zalimce ve etkili olmamıştır. Çünkü çiçek ve sıtma Amerika kıtası yerlilerinin bağışıklık sistemleri için tamamen yabancı hastalıklardı. Başkent Tenochtitlan’a (Mexico city) giren kir ve hastalık içindeki Avrupalılar, burada halkın derisinin nasıl parlak olduğunu, bünyelerinin güçlü ve sağlıklı ve dişlerinin inci gibi olduğunu anlatır. Yerlileri sadece kör inançları, iyi niyetleri ve Kolomb ekibinin hastalıkları kırmıştır.

I.Dünya savaşı öncesi ve sonrasında Hollanda ve Danimarka gibi Avrupa ülkelerinde salgınlar yaşandığı halde en kötü dönemini yaşayan Osmanlı İmparatorluğunda salgın söz konusu olmamıştır. Çünkü halk yoksulluğa rağmen temizliğe ve baharatlı yemeklere sahiptir.

SARS, MERS ve 2014 Ebola salgını günümüzde de Koronovirüs (Kovid-19) tüm insanlığı titretmektedir. Burada asıl sorun şudur: Bu virüs ilahi mi yoksa biyo-terör aracı mı? Ortaya çıkan verilere bakılırsa bu virüs üretilmiş, kontrol dışına çık(arıl)mış ve 21.yy dünyasını belirleyecek araç olarak kullanılmaktadır.

18 Ekim 2019 tarihinde, Johnson & Johnson, Rockafeller Vakfı, Çin, CIA, Gates Vakfı ve Dünya Ekonomik Forumu, John Hopkins Üniversitesi’nde bir koronavirüs pandemisine özgü “Event201” adlı bir tatbikat gerçekleştirilmişti. Bu tatbikata göre, Brezilya’da bir domuz çiftliğinde çıkan virüs Portekiz üzerinden dünyaya yayılmakta ve kısa sürede 70 milyon insanı öldürdükten sonra dünya nüfusunun %70’ini de kırmaktaydı. Bu tatbikattan sadece iki hafta sonra bu olayın Çin’de görülmesi tesadüf mü? Üstelik Çin’in BSL-4 Biyoljik Laboratuvarı’nın olduğu (Wuhan) yere sadece 20 mil mesafede. Ve Çin bu virüs’ün bölgeye askeri tatbikat için gelen ABD askerleri tarafından taşındığını iddia etmektedir. Ya da virüs Çin’in elinde mi patla(tıl)dı?

Konunun daha da ilginç tarafı ise Çin’in yoğun bir şekilde Batı’dan virüs casusluğu yaptığı görülmektedir. Örneğin, Kanada-Winnipeg‟deki Mikrobiyoloji Laboratuarı. Bu laboratuarda çalışan Çinli ajanların geçen yıl coronavirüs örneğini gizli bir şekilde Wuhan‟daki BSL-4 laboratuvarına kaçırdığı basına yansımıştır.  Virüs önce 4 Mayıs 2013‟de ve hayvan türleri üzerinde etkisi üzerinde çalışmak için Hollanda’daki laboratuvardan Kanada’ya getirilmiş. Winnipeg’deki laboratuvar, coronavirüsün çeşitli tiplerini tanımlamış. İddiaya göre Mart 2019‟da Kanada’dan Çin’e ‟biyo-terör vasıtası olabilecek virüsün gittiğinin anlaşılması bir skandal doğurdu. Bunun üzerine başlarında bayan Xiangguo Qiu‟nun olduğu Çin ekibi laboratuardan uzaklaştırılmış.

Benzer bir vaka ABD Harward Ünidan 1 yıl önce yaşandığı ve Kimya bölüm başkanı Çinli Profesör Lieber ve iki Çinli daha FBI tarafından suçüstü yakalanır. Çünkü Lieber ve Çin ordusunda da görevli albay ekibi hem ABD’den hem de Çin’den milyonlarca dolar almıştır. Lieber Wuhan’daki biyoloji laboratuvarına her türlü desteği sağlamaktaydı.

Buraya ABD tarafından 2003 yılında Pakistan’dan kaçırılan, hala akıbeti bilinmeyen, 144 doktora belgesine sahip, MIT mezunu, biyolojik silahların etkisini yok eden bir program üzerinde çalışan Pakistanlı bilim insanı Dr. Afiyet Sıddıki’nın hayat hikâyesini hatırlamak lazım. Sıddıki, her türlü parasal teklife rağmen, program bitmedi diyerek bunu ABD’ye vermeyince Amerika’da hapsedilmektedir.

Aynı şekilde sadece SSCB’ye karşı kurulan, şu anda Afganistan’da savaşan ve kendisiyle aynı yaş dönemini (70.) kutlayan NATO, çok çok uzakta olduğu halde 3-4 Aralık 2019 toplantısında Çin’i bir tehdit olarak hedefe koyduğunu ilan ettiği görülmektedir.

ABD başta Maryland’taki Ford-Derick Biyo-silah laboratuarı gibi onlarca yere rağmen bişey bilmiyormuş gibi Trump Virüs’ün adının Çin Virüs’ü koyarken, atalarımızın dediği gibi Merdi Kıpti Şecaar arz ederken sirkatini söylermiş çin Dışişleri Baknlığı sözcüsü Licien, Trump’a nazire yaparcasına Twitter üzerinden yapmış ve olayda bölgede tatbikat yapan ABD askerlerini suçlamıştır. …Virüsün kaynağının, “Doğu Avrupa’daki ABD askeri üslerinden birinde bulunan ‘biyolojik silah araştırma laboratuvarı’ olduğunu, ilk virüs vakasının da bir kadın çalışanda görüldüğünü, ilk vakanın görüldüğü kadının gizemli bir şekilde ortadan kaybolduğunu ve akıbetinin bilinmediğini söyleyen bilim insanı, bu vakadan sonra Çin Toplum Güvenliği Komitesi’nin 2019 yılında Kovid-19 vakasına rastladıklarını itiraf ettiğini belirtti ve açıklamanın sonunda doğrudan ABD’yi suçlamıştır.

1980’lerde Mao ve dörtlü çetesinin, 60 milyon Çinlinin hayatına mal olan başta Kültür Devrimin fikirlerinin kuyularına beton döken Çin, 1980’lerde karma ekonomi 2000’lerden itibaren de küresel sermayaye kapılarını tamamen açmıştır. Bir liman için bile İngilizlere karşı 1800’lerde Afyon savaşı ve Boxer ayaklanması başlatan Çin, Japonya gibi ya hep ya hiç siyasetine girmiş ve ucuz işçi-hammadde avantajını kullanarak, küresel bir hedefe “Tek Yol-Tek Kuşak” projesini uygulamaya koyulduğu görülmektedir. Burada ki ana sermaye Küresel şirketlere aittir ve sadece 2019 yılında gelen miktar 137 milyar dolar olduğu görülmektedir. Çin’in elinde bulunan ABD tahvilleri ise 1 trilyon dolardan fazladır.

Çin’in sadece DSÖ’nün değil Küresel sermayenin de himayesinde olduğu Mart ayının 9’unda Pazartesi günü, dünyanın dört bir yanındaki borsalar, finansal piyasalarda büyük düşüşlerin yaşandığı ve ‘Kara Pazartesi’ olarak adlandırılan 2007-2008 mali krizinden bu yana en kötü günlerine tanık olmasına rağmen, (Asya, ABD ve Avrupa borsalarında yüzde 7-8’lik bir düşüşle kapandığı,Petrol fiyatlarının maliyetin altına düştüğü, Londra borsalarındaki keskin düşüş ise, büyük İngiliz şirketlerinin değerinden 125 milyar sterlin düşürdüğü ) Virüs’ün vurduğu Çin’in bundan çok az etkilendiği görülmüştür.

Sonuç

Coronovirüs, tarihte eşi görülmemiş şekilde tüm dünyayı köklerinden etkileyen, tüm savaşlardan ve silahlardan daha öldürücü, ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal hedefleri uygulamada hızla yol alan ama şimdilik kumandanı görülmeyen bir amiral savaş gemisine benzemektedir. Biyo-terör üzerinden küresel, siyasal ve sosyal bir mühendislik projesi olarak uygulandığı görülmektedir. Bu anlamda üç ihtimal akla gelmektedir: Biyo-silah olarak laboratuvarlarda üretildikten sonra, insanlar üzerinde deneme aşamasında kontrolden çıkmış olabilir, kasıtlı olarak tüm dünyaya yayıldı (Asya, Avrupa ve Amerika) veya ilahi bir afet olarak zalim ve adaletsiz insanlığa format atılmaktadır.

Şu anda ABD ve Avrupa ülkeleri kontrolsüz şekilde Kovid-19’ün karşısında yere serilirken, Çin Vuhan dahil halkın normala hayatına dönemsine izin vermekte ve Virüs’ü kontrollü bir şekilde yönetmeye çalışmakta aynı zamanda Avrupa ülkelerine yardım yapmaktadır.

Ancak sebebi ne olursa olsun dünya artık eskisi gibi olmayacaktır. Geleceğin dünyası “Yapay Zeka (AI)” insanoğlunu daha çok kontrol edecektir. Yüz tanıma ve akıllı telefonlar sayesinde her an takip edilebilir hale geldik. (Deri altı takip sistemi ve asla düşünülemeyen insan klonlamaya hız verilecektir. Bu, hiçbir istihbarat örgütünün hayal dahi edemediği hedefleri kontrol imkânı vermektedir.

Kovid-19 sonrasında siyasal, ekonomik, uluslar arası ilişkiler ve sosyal açıdan varılan sonuçlar ve ülkemiz açısından değerlendirmeler aşağıda maddeler halinde sıralanmıştır:

  • İtalya ve İspanya’ya yardım edemeyen İngiltere’nin de ayrıldığı Avrupa Birliği ömrünü tamamlamıştır,
  • Çin bu olaydan güçlen(diril)ek çıkarken, New York’a bile çare bulamayan ABD gerilemiştir,
  • Tüm Dünyayı çaresiz bırakan virüs benzeri bir terör (uzaylı olabilir) saldırısı bahanesiyle bir kaç yüz kişiden oluşan Küresel sermaye sahiplerinin kontrol etmek istedikleri TEK DÜNYA DEVLETİ talebi daha sık gündeme gelecektir,
  • Başta sağlık sistemi olmak üzere ABD’nin gerile(til)me süreci başlamıştır,
  • Şirketlerin hâkimiyetinde Yeni Dünya Düzeni uygulanmaya başlanmıştır
  • Bir yandan ulus devlet dönemi kapanırken ve ulusal sınırlar anlamsızlaşırken; aynı şekilde şehirlerden kırsala doğru dönüş başlamıştır,
  • Nasıl ki S/İHA’lar uçakların pabucunu dama attıysa, bir silah olarak da kullanılabilen virüsler, geleneksel silah sistemlerini çağını kapatmıştır,
  • Türkiye’nin mutlaka biyolojik (Viroloji) araştırma merkezleri kurması gerekmektedir,
  • Yaklaşık çeyrek asırdır, ABD ve Çin arasında yaşanan “Soğuk Ticari Savaşı”nı Çin kazanmıştır. Bu, en az bir asır önce Avrupa’da ABD’ye geçen şirketlerin küresel turunu tamamladıkları anlamına da gelmektedir. Köleliğin de altındaki ucuz iş gücü ve bakir ekonomik kaynaklara sahip Asya kıtasında en az bir asır daha işletilme dönemi başladığı görülmektedir,
  • Medikal Derin Küresel Şirketler, ilaçları ve içi boşaltılmış ABD’yi bırakıp daha karlı olan Çin ve aşılara yöneldiği görülmektedir, DSÖ’nün Çin’i desteklemesi daha iyi anlaşılmaktadır,
  • Gelenekler ve kültürel değerler çökerken, robotlar çağı başlamıştır,
  • Kapitalizmin mabetleri (AVM) çökerken köyler gibi yerellik önem kazanmaktadır,

Sonuç olarak tünelin sonunda İnsan eliyle veya doğrudan Allah tarafından üretilmiş bir virüs de olsa, bu olay ABD-Çin savaşında bardağı taşıran son damla oldu. Nasıl ki Avurtusya-Macaristan Veliahtının bir sırplı tarafından öldürülmesi I. Dünya savaşının fitilini ateşlediyse de bu olay da Yeni Dünya Düzeni’ni ateşledi ve bu savaşta da küresel güç ABD’den Uzak Doğu ve özellikle Çin’e kaydığı görülmektedir.

Bir cevap yazın