İsrail’in İlgi Göremeyen Arama Blokları
Kasım 23, 2017
Kerkük – Ceyhan’ın Geleceği Ve Türkiye’ye Etkisi
Kasım 28, 2017

Mısır – G.Kıbrıs – Yunanistan Buluşması & Saf Dışı Bırakılmış Gibi Gösterilen Türkiye

Oğuzhan AKYENER

TESPAM Başkanı

Oğuzhan AKYENER @ Twitter

 

 

21 Kasım Salı günü Mısır – Yunanistan – Güney Kıbrıs’ı temsilen üst düzey yöneticiler beşincisi ifa edilen enerji zirvesi kapsamında Lefkoşa’da bir araya geldi.

İlgili buluşmada:

  • Doğu Akdeniz’deki gaz kaynaklarının Avrupa’nın arz güvenliği noktasında alternatif bir seçenek olacağı,
  • Kıbrıs’ta yapılacak gaz üretiminin inşa edilecek bir boru hattı ile Mısır’a sevk edilerek, LNG olarak ihraç edileceği,
  • Bu kapsamda ilk fazda 7,3 milyar m3/yıllık bir hacmin sevkiyatının düşünüldüğü,
  • Aralık ayında İtalya’nın da katılımı ile düzenlenecek toplantıda; Mısır – Kıbrıs – Girit – Yunanistan – İtalya güzergahında bir boru hattı yapımının değerlerlendirileceği

vurgulandı.

Yapılan bu vurgulara ek olarak, hemen bazı dış ve iç basın kuruluşlarında, bölgede Türkiye’nin etkinliğinin kırıldığı, Türkiye’nin saf dışı bırakıldığı gibi hususlarda algı operasyonlarına başlandı.

Bu hususları defalarca makalelerimizde, söylemlerimizde, yeni basılan “Doğu Akdeniz Gaz Politikaları” isimli kitabımızda açıklamıştık.

Tekrar kısaca özetleyelim:

  • Doğu Akdeniz yapılan keşifler, potansiyel beklentileri, üretim ve ihraç kapasiteleri dikkate alındığında, hiç bir zaman Avrupa için (Rusya’ya) bir alternatif olamayacaktır! Bu bölgeden Avrupa’ya ulaşabilecek somut kaynaklar:
    • Yaklaşık 2022 – 2032 yılları arasında ortalama 15 milyar m3/yıl seviyelerindeki Mısır’ın LNG fazındaki gaz ihraç potansiyeli (bknz: Doğu Akdeniz Gaz Politikaları, Oguzhan Akyener, TENVA, 2017, s:54)
    • Türkiye’nin şartları kabul edildikten sonra; İsrail’in 2020 – 2035 yılları arasındaki 3 – 5 milyar m3/yıllık bantta seyreden gaz ihraç potansiyeline Afrodit’in de eklenmesi durumunda, Türkiye üzerinden nakledilebilecek yaklaşık 5 milyar m3/yıllık toplam gaz tedariği olarak değerlendirilebilecektir.
  • Henüz Lübnan’da keşif yapılmamıştır. Ve mevcut siyasi atmosfer, sona yaklaşılan ihale sürecinin ve aramacılık faaliyetlerinin de yine ötelenebileceğini göstermektedir.
  • Kıbrıs’ın Zorh sahasının Kuzeyinde hedeflediği bölgelerde de potansiyel düşüktür.
  • Yani Doğu Akdeniz’in Avrupa için bir alternatif olacak durumu söz konusu değildir.
  • Kıbrıs’ta Afrodit sahasında yapılacak üretimin Mısır’daki LNG tesislerinden ihracına gelince:
    • Afrodit sahası bir kuru gaz sahasıdır. Yani bu sahadan elde edilecek üretimi LNG’ye dönüştürmek hayli maliyetlidir. Zaten bu maliyetler kurtardığı, diğer bir ifade ile saha ekonomik olarak üretilebilir olduğu söz konusu olsaydı, bu tarz girişimler çoktan başlayacaktı.
    • Kaldı ki, bu sahada Kuzey Kıbrıs’ın da hakkı bulunduğu için, Türkiye’nin olaya müdahalesi de söz konusu olabilecektir.
    • Herşeye rağmen, Afrodit sahasının üretimi; ifade edildiği gibi bir boru hattı ile Mısır deniz alanlarındaki bazı tesislere bağlanılarak, Mısır’a sevk edilse ve buradan LNG olarak ihraç edilmek istense dahi:
      • Bu gazın gelebileceği yıldaki tesislerin durumlarının, gaz fiyatlarının ve market koşullarının incelenmesi gerekecektir.
      • Mısır’ın şu anki keşfedilmiş sahalarını geliştirme planları yaklaşık olarak başarılı olursa, zaten boş LNG ihraç kapasitesi olmayacaktır.
      • Şu an atıl duran tesisleri Mısır önümüzdeki yıllarda kendisi için kullanacaktır.
      • Zaten ortada bir boş kapasite olsaydı, bu kapasiteyi kullanmayı çok önceden İsrail planlıyordu. Fakat Zohr sahasının keşfinden sonra İsrail de farklı opsiyonları çalışmaya başladı.
      • Mısır’a ulaşan gaz Mısır iç piyasasında değerlendirilse; (ki, Afrodit’in geliştirilerek üretime alınması için 2025 yılından bahsedebiliriz.) o dönemde Mısır’ın zaten iç üretiminin fazlalık vereceği, çok daha ucuza kendi gazı varken, pahalıya Afrodit gazını almayacağı yaklaşımına rahatlıkla ulaşılabilecektir.
    • Demek ki, bu söylem ve seçenek de tutarlı değildir.
    • Kaldı ki, Mısır geliştirme senaryolarının çoğunda başarısız olsa ve bu sayede ortada boş LNG kapasitesi olsa dahi; ilgili yıllarda ABD’nin de LNG hamleleri neticesinde tahmin edilen piyasa fiyatlarında Afrodit gazının bu güzergahtan geçerek LNG olarak rekabet edebilmesi pek de mümkün görülmemektedir.
  • İlk kapsamda 7,3 milyar m3/yıllık bir sevkiyat düşünüldüğüne gelince:
    • Böyle bir ihracat olmayacağı yukarıda ifade edilse de; Afrodit sahasının daha öncelerde yıllık 10 milyar m3’ler seviyesinde üretim yapacağını ifade ettikleri döneme nazaran, en azından daha tutarlı bir rakam ortaya koyulmuştur.
    • Bu da daha önceki çalışmalarımızda ortaya koyduğumuz Afrodit sahasının muhtemel üretim projeksiyonu ile tutarlı sayılabilecek bir yaklaşımdır. (bknz: Doğu Akdeniz Gaz Politikaları, Oguzhan Akyener, TENVA, 2017, s:89)
    • Tabiki ortadaki tek keşif budur ve ikinci faz olmayacağı için ilk fazdan bahsetmek de bilimsel değildir.
    • Kaldı ki, bu fazın da bu şekilde gerçekleşmeyeceği söylenebilecektir.
  • Aralık ayında İtalya’nın da katılımı ile düzenlenecek toplantıda; Mısır – Kıbrıs – Girit – Yunanistan – İtalya güzergahında bir boru hattı yapımının değerlerlendirileceği konusu ise zaten bir ütopyadır. (bknz: Doğu Akdeniz Gaz Politikaları, Oguzhan Akyener, TENVA, 2017, s:81) Yani daha önce çok dillendirilen Nabucco gibi tutarsız bir hayaldir.
  • Bu tarz iyi niyet toplantıları da önceden olduğu gibi bundan sonra da yapılmaya devam edecektir.
  • Fakat ekonomik ve teknik tabana oturmayan politik söylemler hiç bir zaman hayata geçmeyecektir.
  • Ya da ekonomik koşulların sağlanması için birinin finansör olarak zarar etmeyi kabul etmesi gerekecektir.
  • Böyle durumların da örneğine kolaylıkla rastlamak mümkün değildir.

Sonuç olarak, tüm bu yaklaşımlar neticesinde bölgede Türkiye’nin etkinliğinin kırıldığı, Türkiye’nin saf dışı bırakıldığı gibi ayakları yere basmayan, kasıtlı algıların da arkasından gitmeye hiç gerek yoktur!

Türkiye’nin bölgedeki önemi konuya teknik – ekonomik – siyasi boyutlardan birlikte bakabilen herkes için aşikardır ve devam etmektedir.

Hatta bundan sonraki hamleleri ile önemi daha da artacak gibi görülmektedir.

Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan Akyener 1983 yılında Gönen’de doğmuştur. Eğitim hayatına Gönen Şehit Rahmi İlkokulunda başlamış ve orta okuldan itibaren, Gönen Anadolu Lisesi’nde devam etmiştir. 2001 yılında buradan mezun olduktan sonra, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)’nde Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği’nde lisans eğitimine başlamıştır. ODTÜ’de öğrenim gördüğü dönemde çok aktif bir öğrencilik hayatı geçiren Akyener, birçok sosyal projede görev almış, TESPAM’ı bir öğrenci kulübü olarak hayata geçirmiş, eş zamanlı olarak Anadolu Üniversitesi’nde İşletme alanında eğitim almaya başlamış, Gönen Jeotermal Kaynakları ile ilgili projeler hazırlamış ve birçok uluslararası ortamda konuşmacı olarak ülkesini ve kurucusu olduğu öğrenci kulüplerini temsil etmiştir. 2006 yılında ODTÜ Petrol ve Doğalgaz Mühendisliğinden, 2008 yılında ise Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun olmuştur. Aynı zamanda ODTÜ mezuniyeti sonrasında, Gönen Belediyesi’ne “Jeotermal Rezervuar Yönetimi” ve yüzey tesisleri alanında bir yıl boyunca danışmanlık hizmeti vermiştir. Bu süreçte de eş zamanlı olarak bir dış ticaret firmasında iş hayatına başlamıştır. 2006 yılı sonunda TPAO Yurtdışı Projeler Dairesi’nde Rezervuar Mühendisi olarak göreve başlayan Akyener, kurumun Azerbaycan, Libya, İran, Cezayir, Irak, Tunus, Kazakistan, Brezilya, Ukrayna, Suriye, Özbekistan, Türkmenistan, İngiltere, Rusya gibi birçok projesinde aktif görev almıştır. Ayrıca 2007 yılında ODTÜ Jeodezi ve Coğrafi Bilgi Sistemleri Bölümünde, uzaktan algılama ve CBS tabanlı sistemler alanında akademik çalışmalar yapmıştır. 2007 – 2009 yılları arasında TPAO’nun Libya Ofisinde teknik ihalelerin değerlendirilmesi kapsamında dönüşümlü olarak görev almıştır. 2010 – 2011 yılları arasında Ağrı Doğubayazıt İlçesinde (kısa dönem olarak) askerlik görevini tamamlamıştır. Askerlik sürecinde de, “Bölük İçi Kalite Çemberi” gibi bazı yeni uygulamaların hayata geçmesine vesile olmuştur. 2011 – 2014 yılları arasında TPAO’nun Azerbaycan ofisine, ilgili bütün projelerden sorumlu Teknik Müdür olarak atanmış ve TPAO’yu ilgili uluslararası ortamlarda temsil etmiştir. 2014 – 2018 yılları arasında, TPAO’nun Merkez Ofisinde Yurtdışı Projeler ve İş Geliştirme alanında danışmanlık görevini sürdürmüştür. Ayrıca Azerbaycan’dan Türkiye’ye dönüş yaptıktan sonra, 2015 yılında, bir öğrenci kulübü olarak başlattığı TESPAM’ı bir düşünce kuruluşu olarak yeniden aktive etmiş ve TESPAM bünyesinde birçok uluslararası çalışma ve projeye imza atmıştır. 50’den fazla makalesi, yüzlerce köşe yazısı, onlarca röportajı farklı ortamlarda yayınlanmış ve ulusal, uluslararası arenada beğeni kazanmıştır. TESPAM bünyesinde çıkartılan “Energy Policy Turkey” ve “Turkish Journal of Energy Policy” dergilerinin yazarı ve imtiyaz sahibidir. “Enerji Panorama” ve “Yerli Düşünce” dergilerinde de köşe yazarlığı yapmakta, TESPAM’ın başkanlığını, TENVA’nın yönetim kurulu üyeliğini ve Kıbrıs Bahçeşehir Üniversitesi Deniz Hukuku Uygulamaları Araştırma Merkezi’nin de danışmanlar kurulu üyeliğini sürdürmektedir. Köklerine bağlı, şehirlileşme üzerine kurulan bir medeniyet tasavvurunu hayata geçirme gayesiyle faaliyet gösteren; “Cuma Ağacı” derneğinin ise kurucu başkanıdır. Farklı alanlarda kaleme aldığı (“Peygamber Ordusunda Askerlik”, “Cuma Rüzgarı”, “Bizim Halep: Enerji Harekatı”, “Doğu Akdeniz Gaz Politikaları”, “Enerji-Güvenlik-Siyaset Boyutlarıyla Suriye İç Savaşı”, “Türk-İslam Dünyasında Enerji Birliği” ve “Yeni Türkiye Vizyonunu Taşıyan Örnek Bir Belediyecilik Anlayışı” isimlerinde) 7 adet kitabı bulunan Akyener, 2016 yılında Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde İşletme alanında yüksek lisans programını tamamlamıştır. 2017 yılında ise Polis Akademisi’nde Uluslararası Güvenlik alanında başladığı ve tamamlanmak üzere olan akademik çalışmalarına ek olarak, hukuk ve uluslararası ilişkiler alanlarında da farklı üniversitelerde eğitimine devam etmektedir. Bugüne kadar birçok uluslararası ortamda ülkesini temsil eden, ulusal ve uluslararası basın kuruluşlarına mülakatlar veren, yerine göre manşetlerde yer alan ve ülkesinin enerji politikalarının belirlenmesinde önemli katkılar ortaya koyan Akyener, Cumhurbaşkanlığı makamına özel olarak hazırlanan “Ulusal Güvenlik Yapılanması” ve “Devlet E-Hafıza” gibi proje gruplarında da yer almıştır. Çok iyi derece İngilizce bilen Akyener, evli ve üç çocuk babasıdır.