Japonya’nın “Yüksek Verimle” Çalışan Kömür Santralleri Avustralya’nın Enerji Açığına Çözüm Sunuyor
Haziran 7, 2017
Rus’ların Kuzey Irak’ta Planı Ne?
Haziran 11, 2017

Petrol Fiyatlarında Dengeler & Bazı Söylemler

 

OPEC geçmişte yaşanan birçok fiyat krizinde olduğu gibi, 2014 yılı sonunda başlayan ve halen devam eden fiyat krizine de müdahale edebilmek amaçlı 2016 yılı Kasım ayında yaklaşık 1,2 milyon varil/günlük bir üretim kısıtlaması kararı almıştır. Bu karara OPEC üyesi olmayan bazı ülkeler de destek vermiş ve Aralık 2016’da toplamda 486 bin varil/günlük bir kısıtlamaya gitmeyi planladıklarını açıklamışlardır.

2017’nin başından itibaren 6 ay süren bu anlaşma, OPEC üyesi olan ülkeler tarafından (özellikle Suudi Arabistan’ın vaatleri ötesindeki çabaları sayesinde) önemli ölçüde başarı ile uygulanmışsa da, OPEC üyesi olmayan ülkeler nezdinde aynı başarı yakalanmamıştır.

Bu kapsamda; Suudi Arabistan, Angola, Katar, Azerbaycan gibi ülkeler hedeflerin üzerinde bir kısıtlamaya giderlerken, Irak, BAE, Cezayir, Rusya, Malezya, Kazakistan gibi ülkeler de hedeflerini gerçekleştirmemişlerdir.

Daha önceki hamlelerde de olduğu üzere, yapılan bu kesintiler kısa vadede fiyatlarda bir artışa sebep olsa da, beklenilen etki sağlanamamıştır.

Tabii bu kapsamda analiz yapılırken, petrol fiyatlarını direk olarak etkileyen; arz-talep dengeleri, stok miktarları, dolar ve ikame kaynak fiyatları, politik etkenler gibi hususların da hep birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bu kapsamda da, özellikle ABD’nin hamlelerinin dikkatle incelenmesi gerekmektedir. Çünkü hem sahip olduğu küresel piyasaları etkileyen para birimi, stok dengeleri, ankonvansiyonel kaynakların ekonomik olarak geliştirilmesinde yakaladığı ivme, Trump yönetimi ile kalkınılan çevresel hususları bir kenara bırakıp, milli hidrokarbon üretimini teşvik stratejileri gibi hususların da küresel fiyatlar üzerinde ciddi etki yapacağı aşikardır. İç üretimindeki devam eden artış ve yakın vadede en büyük petrol üreticisi olma yönündeki hedefleri de OPEC (ve bu kararlara destek veren OPEC üyesi olmayan ilgili ülkelerin) kararlarının etkilerini kısıtlayıcı nitelikte olacak gibi görülmektedir.

Yeniden OPEC’in aldığı kısıtlama kararına dönülecek olursa, tamamlanan 6 ayın ardından 25 Mayıs’ta Viyana’da gerçekleştirilen toplantıda, özellikle Suudi Arabistan ve Rusya’nın destekleri ile kısıtlamanın aynı miktarlarda 9 ay daha uzatılmasına karar verilmiştir. Her ne kadar Suudi Arabistan ve Rusya bu sürecin 1 yıla tamamlanması ve kısıtlama miktarının arttırılmasını hedefliyor dahi olsa, bu talep kabul edilmemiştir.

Özellikle Suudi Arabistan ve Rusya arasında petrol fiyatlarının dengelenmesi noktasında son 6 ayda birçok görüşme gerçekleştirilmiştir. Fakat tüm bu görüşmelerin de, alınan kararların da etkileri bekleneni yakalaya muvaffak olamamıştır.

Bu noktada özellikle kendilerini kısıtlama konusunda desteklemeyen bazı ülkelerin; “istikrarsız bir piyasa ortamına sebebiyet verdikleri ve fırsattan istifade ederek pazar paylarını arttırma gayesinde oldukları” tarzında eleştiriler bazı Rus yetkililer tarafından dillendirilmeye başlamıştır.

Fakat 2017’nin ilk yarısı için geçerli olan ilgili hedeflerin gerçekleştirilmesinde başarısız olan bir ülkenin petrol şirketi temsilcilerinin, Haziran 2016’da OPEC kısıtmala kararı aldığında, bu karara uymayacakları yönündeki açıklamaları da dikkate alınırsa, söylemlerinin pek de haklı ve samimi olmadığı anlaşılacaktır.

Şu açıdan da bakıldığında, ekonomisi petrol gelirlerine bağlı olan, üretimlerini ve projelerini belli uluslararası anlaşmalar karşılığında yabancı yatırımcılar ile yapan ve petrol gelirlerine hayati ihtiyaç duyan ülkelerin bu tarz kısıtlamalara etkin olarak uyabilmeleri mümkün değildir.

Örnek vermek gerekirse; Kazakistan yoğun uğraşlar sonrasında üretime alabildiği Kaşagan sahasında ekonomik olarak kısıtlama yapamayacaktır. Irak, Libya, Suriye, İran gibi ülkeler her ne olursa olsun, karara uymaya çalışıyor gibi görülse de, üretimlerini ve pazar paylarını arttırmaya yönelik stratejiler izlemeye devam edecektir. Varlıklarının devamı için buna mecburdurlar.

Zaten Rusya da ilk yarıda attığı adımlar ile bu konuda çok da samimi olmadığını göstermiştir. Yani her ne kadar kısıtlama kararına destek vermeyenleri eleştirse ve bu eleştirilerinde özellikle üretim artışına yönelen ABD’yi hedef almaya çalışsa da, kendisi de zarar görmemek için, kısıtlama miktarı ve fiyat denge analizini dikkate alarak, kendi hedeflerini ona göre belirleyecektir. Yani yeni dönemde de hedef kısıtlama oranlarını gerçekleştiremeyeceği beklenecektir.

Şüphesiz kısıtlama konularında başarılı olmak için her ülkenin kendine göre farklı kriterleri ve imkanları söz konusudur. Yoksa bütün üreticiler, imkan ölçüsünde üretimlerini azaltıp, yüksek fiyattan satış yapmayı isteyeceklerdir. Fakat yukarıda bahsedildiği üzere, her ülke aynı ölçüde başarı gösteremeyecektir.

Pazar payını arttırma stratejisi söylemi de, zaten bu gibi ortamlarda uzun vadeli etkileri olacak nitelikler taşımayacaktır.

Bu noktada güncel fiyat analizleri yaparken, aşağıdaki hususların da göz önünde bulundurulması gerekmektedir:

  • Öncelikle aslında fiyatlar olması gerekenin çok aşağısında değildir. Uzun vadeli fiyat grafiği ve arz-talep dengeleri incelendiğinde aslında 70$/varil seviyeleri normal kabul edilebilecektir. Yani 2014 petrol fiyatları zaten çok yüksek seviyeler olarak düşünülebilecek, bugünkü oranlar ise normalin biraz altı olarak varsayılabilecektir.
  • Bu fiyat bandı aslında büyük oyuncular için, bir toparlanma ve küçük oyuncuların elindeki pastaları ucuza kapatma niteliği taşıyan bir fırsat zamanıdır.
  • Aslında düşünüldüğü gibi ortadaki global piyasa ölümcül bir daralma içerisinde değildir.
  • OPEC’in aldığı kısıtlama kararı orta vadede fiyatlar üzerinde daha fazla etki gösterebilecektir. Fakat ABD’nin olası müdahaleleri bu etkiyi biraz geciktirebilecektir.
  • ABD’nin uzun vadeli etki kabiliyeti de petrol fiyatlarına bağlıdır. Çünkü üretim artışında önemli yere sahip olan ankonvansiyonel kaynakların üretim maliyetleri konvansiyonel kaynaklardan genellikle daha yüksektir. Yani ABD iç üretimi de düşük fiyatlardan haliyle etkilenecektir. Demek ki; ABD bu noktada iç piyasalarını krize sokmayacak fakat küresel rakiplerini de güçlendirmeyecek seviyelerde petrol fiyatlarına ihtiyaç duymaktadır.
  • Son günlerin en popüler gelişmelerinden olan ABD’nin Paris İklim Konferansı’nda kabul ettiği yaptırımlardan vazgeçmesi gibi hususlar ve anti-çevreci tutum zaten Trump yönetiminin ve kendisi o pozisyona getiren petrol kartellerini yapacaklarını çok önceden ifade ettikleri politikalardır. Yani bu tarz hamlelerin etkileri de kısa vadeli olacak gibi görülmektedir. Çünkü ABD orta ve uzun vadede nasıl bir denge gözetmesi gerektiğini, iklimsel yaptırımlara bağlı kalmaksızın zaten bilmektedir.
  • Ayrıca orta vadede ABD’nin en büyük rakibi Çin olacak gibi görülmektedir. Petrol fiyatları seviyeleri ayarlanırken, bu tarz hususların da dikkate alınacağı kesindir.

Medeniyet coğrafyasında etkin olmak isteyen ve büyük niyetlere soyunan yeni Türkiye’nin de bu dengeleri yakından takip edip, fırsatları elindeki tüm imkanlarla değerlendirmesi gerekmektedir. Ayrıca düşük seyreden petrol fiyatları bir ithalatçı konumunda olan Türkiye için hem önemli bir rahatlık, hem de yeni girişimler ve uluslar arası fırsatlar nezdinde yeni imkanlar elde edebilme anlamlarını taşımaktadır.

Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan Akyener 1983 yılında Gönen’de doğmuştur. Eğitim hayatına Gönen Şehit Rahmi İlkokulunda başlamış ve orta okuldan itibaren, Gönen Anadolu Lisesi’nde devam etmiştir. 2001 yılında buradan mezun olduktan sonra, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)’nde Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği’nde lisans eğitimine başlamıştır. ODTÜ’de öğrenim gördüğü dönemde çok aktif bir öğrencilik hayatı geçiren Akyener, birçok sosyal projede görev almış, TESPAM’ı bir öğrenci kulübü olarak hayata geçirmiş, eş zamanlı olarak Anadolu Üniversitesi’nde İşletme alanında eğitim almaya başlamış, Gönen Jeotermal Kaynakları ile ilgili projeler hazırlamış ve birçok uluslararası ortamda konuşmacı olarak ülkesini ve kurucusu olduğu öğrenci kulüplerini temsil etmiştir. 2006 yılında ODTÜ Petrol ve Doğalgaz Mühendisliğinden, 2008 yılında ise Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun olmuştur. Aynı zamanda ODTÜ mezuniyeti sonrasında, Gönen Belediyesi’ne “Jeotermal Rezervuar Yönetimi” ve yüzey tesisleri alanında bir yıl boyunca danışmanlık hizmeti vermiştir. Bu süreçte de eş zamanlı olarak bir dış ticaret firmasında iş hayatına başlamıştır. 2006 yılı sonunda TPAO Yurtdışı Projeler Dairesi’nde Rezervuar Mühendisi olarak göreve başlayan Akyener, kurumun Azerbaycan, Libya, İran, Cezayir, Irak, Tunus, Kazakistan, Brezilya, Ukrayna, Suriye, Özbekistan, Türkmenistan, İngiltere, Rusya gibi birçok projesinde aktif görev almıştır. Ayrıca 2007 yılında ODTÜ Jeodezi ve Coğrafi Bilgi Sistemleri Bölümünde, uzaktan algılama ve CBS tabanlı sistemler alanında akademik çalışmalar yapmıştır. 2007 – 2009 yılları arasında TPAO’nun Libya Ofisinde teknik ihalelerin değerlendirilmesi kapsamında dönüşümlü olarak görev almıştır. 2010 – 2011 yılları arasında Ağrı Doğubayazıt İlçesinde (kısa dönem olarak) askerlik görevini tamamlamıştır. Askerlik sürecinde de, “Bölük İçi Kalite Çemberi” gibi bazı yeni uygulamaların hayata geçmesine vesile olmuştur. 2011 – 2014 yılları arasında TPAO’nun Azerbaycan ofisine, ilgili bütün projelerden sorumlu Teknik Müdür olarak atanmış ve TPAO’yu ilgili uluslararası ortamlarda temsil etmiştir. 2014 – 2018 yılları arasında, TPAO’nun Merkez Ofisinde Yurtdışı Projeler ve İş Geliştirme alanında danışmanlık görevini sürdürmüştür. Ayrıca Azerbaycan’dan Türkiye’ye dönüş yaptıktan sonra, 2015 yılında, bir öğrenci kulübü olarak başlattığı TESPAM’ı bir düşünce kuruluşu olarak yeniden aktive etmiş ve TESPAM bünyesinde birçok uluslararası çalışma ve projeye imza atmıştır. 50’den fazla makalesi, yüzlerce köşe yazısı, onlarca röportajı farklı ortamlarda yayınlanmış ve ulusal, uluslararası arenada beğeni kazanmıştır. TESPAM bünyesinde çıkartılan “Energy Policy Turkey” ve “Turkish Journal of Energy Policy” dergilerinin yazarı ve imtiyaz sahibidir. “Enerji Panorama” ve “Yerli Düşünce” dergilerinde de köşe yazarlığı yapmakta, TESPAM’ın başkanlığını, TENVA’nın yönetim kurulu üyeliğini ve Kıbrıs Bahçeşehir Üniversitesi Deniz Hukuku Uygulamaları Araştırma Merkezi’nin de danışmanlar kurulu üyeliğini sürdürmektedir. Köklerine bağlı, şehirlileşme üzerine kurulan bir medeniyet tasavvurunu hayata geçirme gayesiyle faaliyet gösteren; “Cuma Ağacı” derneğinin ise kurucu başkanıdır. Farklı alanlarda kaleme aldığı (“Peygamber Ordusunda Askerlik”, “Cuma Rüzgarı”, “Bizim Halep: Enerji Harekatı”, “Doğu Akdeniz Gaz Politikaları”, “Enerji-Güvenlik-Siyaset Boyutlarıyla Suriye İç Savaşı”, “Türk-İslam Dünyasında Enerji Birliği” ve “Yeni Türkiye Vizyonunu Taşıyan Örnek Bir Belediyecilik Anlayışı” isimlerinde) 7 adet kitabı bulunan Akyener, 2016 yılında Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde İşletme alanında yüksek lisans programını tamamlamıştır. 2017 yılında ise Polis Akademisi’nde Uluslararası Güvenlik alanında başladığı ve tamamlanmak üzere olan akademik çalışmalarına ek olarak, hukuk ve uluslararası ilişkiler alanlarında da farklı üniversitelerde eğitimine devam etmektedir. Bugüne kadar birçok uluslararası ortamda ülkesini temsil eden, ulusal ve uluslararası basın kuruluşlarına mülakatlar veren, yerine göre manşetlerde yer alan ve ülkesinin enerji politikalarının belirlenmesinde önemli katkılar ortaya koyan Akyener, Cumhurbaşkanlığı makamına özel olarak hazırlanan “Ulusal Güvenlik Yapılanması” ve “Devlet E-Hafıza” gibi proje gruplarında da yer almıştır. Çok iyi derece İngilizce bilen Akyener, evli ve üç çocuk babasıdır.

Bir cevap yazın