RUSYA – UKRAYNA (2): ENERJİ KARTI HALEN RUSYA’DA (1)
Mart 7, 2022
RUSYA UKRAYNA SAVAŞININ DOĞALGAZ TEDARİKİ AÇISINDAN  DEĞERLENDİRİLMESİ
Mart 16, 2022

RUSYA – UKRAYNA (2): ENERJİ KARTI HALEN RUSYA’DA (2)

 

Kuzey Akım 2 Çöpe Mi Atılmıştır?

Yukarıdaki senaryodan da anlaşılabileceği üzere, Kuzey Akım 2 şimdilik rafa kalksa da, ilişkilerin normalleşmesi ile birlikte yeniden gündeme gelecektir. Çünkü kısa vadede düşünüldüğünde, Kuzey Akım 2 henüz aktif olmadığı için zaten Rusya’dan AB’ye devam eden gaz sevkiyatını aksatacak bir durum yaşanmamıştır. Ama uzun vadede ilişkiler normalleşirse, bu hat AB’nin sürdürülebilir (ve düşük maliyetli) enerji arz güvenliği için çok önemli olduğundan yeniden aktive edilebilecektir. Şu an ifade edilen radikal, sert ve siyasi söylemler geleceği bağlamamaktadır.

Azerbaycan, Irak, İsrail, İran Gazları AB’yi Kurtaracak mıdır?

Kısa vadede ihraç potansiyelleri, üretim ve nakil tesisleri gibi teknik hususlar değerlendirildiğinde bu ülkelerin hiçbirinden ciddi anlamda AB’nin işine yarayacak ilave gaz tedariki yapmak mümkün değildir.

Ancak uzun vadede yeni senaryolardan bahsedilebilecektir. Fakat bu senaryolar da birçok koşula bağlıdır!

Rusya’da Yatırımlarını Durduran ve/veya Satıyor Olduğunu İfade Eden Enerji Şirketlerinin Durumu Nedir?

BP, Shell, Exxon, ENI gibi büyük enerji şirketlerinin hepsi Rusya’daki enerji yatırımlarını durdurduğunu ve hatta var olan hisselerini satacaklarını açıkladı. İlgili açıklamalar zaten mevcut yaptırımlar ve psikolojik yalnızlaştırma politikası dâhilinde beklenebilir bir durum. Fakat ilgili ticari gayelerle Rusya’da yatırım yapan şirketlerin hiç birinin milyarlarca dolarlık yatırımlarını yok pahasına terk edeceklerini düşünmek mantıklı değildir. İşte bu bağlamda ilgili Batılı yatırımcılar Rusya’da öncelikle hisselerini ve yatırımlarını askıya alacaklar ve sürecin normalleşmesini bekleyeceklerdir. Normalleşme sürecinin uzaması durumunda ise, yine kendilerine ait olan ve ambargolardan etkilenmeyecek paravan şirketlere devir gerçekleştirip, sürecin yönetilmesi ile ilgili hamleler yapılması daha muhtemeldir.

Bu yaklaşım, krizin yeni fırsatlar doğuracağını da göstermektedir.

Hatta Rusya’da birçok yatırımı bulunan AB menşeili Shell şirketinin de hali hazırda Rusya’dan piyasa fiyatlarının 20 dolar altında (varil başına) yüklü tedarikler yaptığı bilinmektedir. Bunlar da krizin getirdiği fırsatlar olarak düşünülebilecektir.

Rusya’nın Doğalgaz Ticaretine Resmi Yaptırımlar Uygulamak Mümkün müdür?

AB’nin süreci teknik ve ekonomik anlamda yönetemeyeceği aşikâr iken, resmi yaptırımlardan bahsetmek mümkün değildir.

Rusya’nın Petrol Ticaretine Resmi Yaptırımlar Uygulamak Mümkün müdür?

Günlük 7 milyon varilden fazla petrol (ve petrol ürünü) ihraç eden Rusya’ya bu bağlamda resmi ambargolar uygulamak petrol fiyatlarını rahatlıkla 200 $ bandının üzerine taşıyacaktır. Bu durum, satışlarını “black market” usulü ile yapmak zorunda kalacak olan Rusya’yı zora soksa da, Rusya’yı çok engellemeyecek ve gelir bazında kazançlı çıkmasına sebep olacaktır.

Diğer taraftan, böyle bir senaryoda:

-ABD her ne kadar kaya petrolü gibi alanlarda sektörel ilerleme kaydetse de, yüksek fiyatlar sebebiyle ekonomik sıkıntıya girecektir.

-AB tam anlamıyla darboğaza itilecektir.

-Yüksek fiyatlar ve maliyetler Çin’in büyümesini de engellese de, kayıt dışı (ve piyasalardan daha ucuz) Rus petrolünün büyük bir bölümüne Çin talip olacağından, fiyat noktasında Çin ABD’ye kıyasla kısmen avantaj elde edecektir.

Kaldı ki, ambargolar (yeterli finans ve teknolojisi olmayan) İran’ın ihracatını bile durduramamış iken, (yeterli finans ve teknolojisi olan) Rusya’yı engelleyemeyecektir.

Dolayısıyla, ambargo olmadan dahi, psikolojik baskı sebebiyle Rus petrolünün dışlanması ile dahi ABD’yi rahatsız eder hale gelen petrol fiyatlarındaki seviyelere dikkat edilirse, petrol ticaretine ambargo uygulanmasını beklemek hiç de mantıklı değildir.

Bu süreç İran ambargolarını nasıl etkileyecektir?

İran’ın mecburen eli güçlenecek ve mevcut ambargoların kaldırılması süreci de haliyle hızlanacaktır. Hatta İran’daki kaynakların desteklerle geliştirilerek, uluslararası piyasalara arz edilmesi bir ABD+AB politikası haline dahi gelebilecektir.

Tabii bu bağlamda İsrail’in nasıl bir politika izleyeceği de önemlidir.

OPEC+, Petrol Endüstrisi ve İklim Değişikliği Süreci

Petrol fiyatlarındaki bu tırmanış, OPEC+ ülkelerinin birçoğu ve genel anlamda petrol endüstrisi için yeni fırsatların doğmasına sebep olmuştur. ABD’deki ankonvansiyonel üreticilerden, Orta Doğu’ya, Türkistan’dan Afrika’ya kadar birçok yatırım bekleyen saha ile ilgili çalışmalar güncel fiyatların da desteği ile hızlandırılabilecektir.

Öte yandan ABD ve Batı ülkelerinin Çin’i sıkıştırma gayeli pembe tablolarla tasavvur ettikleri iklim değişikliği ile mücadele ve enerji dönüşümü süreçlerinde de yeni büyük soru işaretleri oluşmuştur. Her ne kadar yükselen hidrokarbon fiyatları ikame temiz kaynaklara yönelimi teşvik etse de, genel anlamda tetiklenen enflasyon, bundan sonraki süreç için beklenen olası finansal krizler ve büyüme oranlarındaki azalış yenilenebilir yatırımlarını negatif etkileyecektir.

Enerji kartı Rusya’nın elinde olsa da, Rusya bu süreçten mağdur olmamış mıdır?

Enerji kartı halen Rusya’nın elindedir ve ABD’nin günümüzdeki en büyük petrol üreticisi ve LNG ihracatçısı olması da bu dengeyi değiştirememiştir. (ABD’nin bu kabiliyetleri sadece kendisinin enerji denkleminde AB ve Çin’e kıyasla daha az etkilenmesini sağlamıştır.)

Öte yandan Rusya mecburen girdiği bu kanlı süreç sebebiyle hem ciddi bir şekilde yalnızlaştırılmış, hem de belki bir 10 yıl geriye gitmek (diğer bir ifade ile gelecek 10 yılını kaybetmek) zorunda kalmıştır.

Bu savaşın en büyük kaybedeni öncelikle Ukrayna, sonrasında da Rusya olmuştur. Bu kayıpları sebebiyle Rusya’nın (bırakın Lukaşenko’nun aslında hiç de gizli olmayan haritasında görülen Moldova’yı) Gürcistan, Ermenistan, Suriye ve diğer Türk coğrafyasındaki politikalarında dahi zafiyete düşeceği aşikârdır.

Rusya da bu sebeple zaten yaşanan süreçten ve gelinen noktadan için için pişmandır!

ABD tekrar barış olduğunda Rusya’yı dizginlemeyi başarmış olacaktır!

Tabii bu adımdan sonra da önemli olan, Rusya’nın zayıfladığı bölgelerdeki boşluğu Çin’in doldurmasına izin vermemek olacaktır!

*

İşte belki de tam da bu noktada, sürecin en başından beri; en adil, en mantıklı ve dürüst duruş sergileyen Türkiye için yeni fırsatlar doğabilecektir.

*

Fırsatlar bir kenara, Türkiye’nin Arz Güvenliği Tehlikede midir?

Yükselen uluslararası piyasa fiyatlarının ülke içindeki fiyat artışlarına ve enflasyona etkisi büyüktür. Petrol ve petrol ürünlerinin büyük bir bölümünü, doğalgazın tamamını ve ürettiği elektriğin yarısını ithal kaynaklardan elde eden Türkiye diğer ithalatçı ülkeler gibi süreçten fiyat anlamında negatif etkilenecektir. Fakat arz noktasında bir kesilme veya yönetilemeyecek bir risk söz konusu değildir.

Kaldı ki, ilgili koatik süreç, Türkiye’ye doğru hamleler akabinde çok daha farklı ve yeni hareket kabiliyetleri ve fırsatlar kazandırabilecektir.

Önemli olan bu zor günlerin itidalli bir şekilde, sabırla atlatılabilmesidir!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan Akyener 1983 yılında Gönen’de doğmuştur. Eğitim hayatına Gönen Şehit Rahmi İlkokulunda başlamış ve orta okuldan itibaren, Gönen Anadolu Lisesi’nde devam etmiştir. 2001 yılında buradan mezun olduktan sonra, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)’nde Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği’nde lisans eğitimine başlamıştır. ODTÜ’de öğrenim gördüğü dönemde çok aktif bir öğrencilik hayatı geçiren Akyener, birçok sosyal projede görev almış, TESPAM’ı bir öğrenci kulübü olarak hayata geçirmiş, eş zamanlı olarak Anadolu Üniversitesi’nde İşletme alanında eğitim almaya başlamış, Gönen Jeotermal Kaynakları ile ilgili projeler hazırlamış ve birçok uluslararası ortamda konuşmacı olarak ülkesini ve kurucusu olduğu öğrenci kulüplerini temsil etmiştir. 2006 yılında ODTÜ Petrol ve Doğalgaz Mühendisliğinden, 2008 yılında ise Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun olmuştur. Aynı zamanda ODTÜ mezuniyeti sonrasında, Gönen Belediyesi’ne “Jeotermal Rezervuar Yönetimi” ve yüzey tesisleri alanında bir yıl boyunca danışmanlık hizmeti vermiştir. Bu süreçte de eş zamanlı olarak bir dış ticaret firmasında iş hayatına başlamıştır. 2006 yılı sonunda TPAO Yurtdışı Projeler Dairesi’nde Rezervuar Mühendisi olarak göreve başlayan Akyener, kurumun Azerbaycan, Libya, İran, Cezayir, Irak, Tunus, Kazakistan, Brezilya, Ukrayna, Suriye, Özbekistan, Türkmenistan, İngiltere, Rusya gibi birçok projesinde aktif görev almıştır. Ayrıca 2007 yılında ODTÜ Jeodezi ve Coğrafi Bilgi Sistemleri Bölümünde, uzaktan algılama ve CBS tabanlı sistemler alanında akademik çalışmalar yapmıştır. 2007 – 2009 yılları arasında TPAO’nun Libya Ofisinde teknik ihalelerin değerlendirilmesi kapsamında dönüşümlü olarak görev almıştır. 2010 – 2011 yılları arasında Ağrı Doğubayazıt İlçesinde (kısa dönem olarak) askerlik görevini tamamlamıştır. Askerlik sürecinde de, “Bölük İçi Kalite Çemberi” gibi bazı yeni uygulamaların hayata geçmesine vesile olmuştur. 2011 – 2014 yılları arasında TPAO’nun Azerbaycan ofisine, ilgili bütün projelerden sorumlu Teknik Müdür olarak atanmış ve TPAO’yu ilgili uluslararası ortamlarda temsil etmiştir. 2014 – 2018 yılları arasında, TPAO’nun Merkez Ofisinde Yurtdışı Projeler ve İş Geliştirme alanında danışmanlık görevini sürdürmüştür. Ayrıca Azerbaycan’dan Türkiye’ye dönüş yaptıktan sonra, 2015 yılında, bir öğrenci kulübü olarak başlattığı TESPAM’ı bir düşünce kuruluşu olarak yeniden aktive etmiş ve TESPAM bünyesinde birçok uluslararası çalışma ve projeye imza atmıştır. 50’den fazla makalesi, yüzlerce köşe yazısı, onlarca röportajı farklı ortamlarda yayınlanmış ve ulusal, uluslararası arenada beğeni kazanmıştır. TESPAM bünyesinde çıkartılan “Energy Policy Turkey” ve “Turkish Journal of Energy Policy” dergilerinin yazarı ve imtiyaz sahibidir. “Enerji Panorama” ve “Yerli Düşünce” dergilerinde de köşe yazarlığı yapmakta, TESPAM’ın başkanlığını, TENVA’nın yönetim kurulu üyeliğini ve Kıbrıs Bahçeşehir Üniversitesi Deniz Hukuku Uygulamaları Araştırma Merkezi’nin de danışmanlar kurulu üyeliğini sürdürmektedir. Köklerine bağlı, şehirlileşme üzerine kurulan bir medeniyet tasavvurunu hayata geçirme gayesiyle faaliyet gösteren; “Cuma Ağacı” derneğinin ise kurucu başkanıdır. Farklı alanlarda kaleme aldığı (“Peygamber Ordusunda Askerlik”, “Cuma Rüzgarı”, “Bizim Halep: Enerji Harekatı”, “Doğu Akdeniz Gaz Politikaları”, “Enerji-Güvenlik-Siyaset Boyutlarıyla Suriye İç Savaşı”, “Türk-İslam Dünyasında Enerji Birliği” ve “Yeni Türkiye Vizyonunu Taşıyan Örnek Bir Belediyecilik Anlayışı” isimlerinde) 7 adet kitabı bulunan Akyener, 2016 yılında Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde İşletme alanında yüksek lisans programını tamamlamıştır. 2017 yılında ise Polis Akademisi’nde Uluslararası Güvenlik alanında başladığı ve tamamlanmak üzere olan akademik çalışmalarına ek olarak, hukuk ve uluslararası ilişkiler alanlarında da farklı üniversitelerde eğitimine devam etmektedir. Bugüne kadar birçok uluslararası ortamda ülkesini temsil eden, ulusal ve uluslararası basın kuruluşlarına mülakatlar veren, yerine göre manşetlerde yer alan ve ülkesinin enerji politikalarının belirlenmesinde önemli katkılar ortaya koyan Akyener, Cumhurbaşkanlığı makamına özel olarak hazırlanan “Ulusal Güvenlik Yapılanması” ve “Devlet E-Hafıza” gibi proje gruplarında da yer almıştır. Çok iyi derece İngilizce bilen Akyener, evli ve üç çocuk babasıdır.

Bir cevap yazın