KÜRESEL ENERJİ KRİZİ VE ENERJİ KRİZİNİN ÜLKEMİZE YANSIMALARI
Kasım 15, 2021
Küresel Dengeler, Kırgızistan ve Doğal Kaynaklar
Kasım 23, 2021

TÜRK DEVLETLERİ TEŞKİLATI KURULDU

Geçtiğimiz hafta İstanbul’da düzenlenen Türk Konseyi 8. Liderler Zirvesi’nde (bir önceki zirvede karar alındığı üzere) Türk Konseyi “Türk Devletleri Teşkilatı (TDT)” ismiyle yeni bir uluslararası örgüt modeline dönüştürüldü.

Bu binlerce yıldır Türk dünyasında birliktelik sağlama gayesiyle atılmış en önemli adım oldu. Hatta belki de ilk defa, bir Türk devletinin diğer Türk devletlerini kendi otoritesi ve çatısı altında birleştirme usulüne göre işleyen düzen ve mefkûre bir kenara bırakılarak, Türk dünyasında birliktelik süreci çok daha demokratik bir zeminde yepyeni bir çehreye büründü.

*****

Artık bağımsız Türk devletleri bir araya gelerek, yeni bir uluslararası örgütün altyapısını kurgulamaya başlamıştı.

Henüz bu yapı içerisine asıl üye vasfı ile Türkmenistan dâhil olmasa da, yine de önemli bir adım atıldı.

Türkmenistan’ın yanı sıra, aynı zamanda bir AB üyesi olan Macaristan da gözlemci üye sıfatı ile teşkilata katıldı.

Gelecekte bu birliğe KKTC, Tacikistan, Afganistan, Ukrayna ve Pakistan gibi ülkelerin de gözlemci üye olarak dâhil edilmesi de muhtemel gibi…

Tabii konsept biraz daha büyütülerek, çok daha etkin bir modelin kurgulanması da söz konusu…

*****

Hiç şüphesiz bu birlikteliğin zamanlaması da çok önemli!

-Küresel fay hatlarının bu denli belirginleştiği,

-Orta Asya ve Pasifik’in dünyanın yeni mücadele alanı haline dönüştüğü,

-Çin ile ABD ve müttefikleri arasındaki soğuk savaşın iyice ayyuka çıktığı bu dönemde bütün bölgesel ve küresel güç odakları için birincil öncelikler arasında yer alacak, bu bağlamda hem fırsat hem de riskleri eş zamanlı barındırabilecek bir teşkilatın temelleri atıldı.

Şöyle ki, TDT’nin küresel siyasette ne anlama gelebileceğini yorumlarsak;

-TDT; Çin’in enerji, su ve ticaret rotaları güvenliği için çok önemlidir. Ayrıca Doğu Türkistan hususunda da, etkin bir Türk Dünyası; Çin için birincil öncelikli tehditler arasındadır. Tabii mevcut konjektürde, Çin bu yapıyı karşısına almak istemeyecek ve kontrollü bir politika izlemeye çalışacaktır.

-TDT bu bağlamda ABD’nin (ve ABD’nin ilgili müttefiklerinin) Çin’i mağlup edebilmesi için çok kritiktir. Bu sebeple kontrollü bir şekilde ABD nezdinde de desteklenebilecek bir yapıdır.

-TDT Rusya için; arka bahçesi olarak gördüğü eski Sovyet coğrafyası perspektifinden bakıldığında bir tehdittir. Fakat büyüyen Çin ve bu bağlamda derin bir soğuk savaşa müdahil olmuş ABD gibi devletler de denkleme eklendiğinde, kontrollü bir ilişki sürdürülen güçlü bir TDT, Rusya’nın da lehinedir. Çünkü hem Çin hem de ABD, Rusya için TDT’na kıyasla daha büyük tehditlerdir. TDT bölgesel anlamda Çin’i dengeleyebilecek bir pozisyona sahip olabilecek ve Rusya’nın bölgesel politikalarını rahatlatacaktır.

-Hindistan kısıtlı imkânları çerçevesinde süreci kuşkuyla ve dikkatle takip etmektedir. Hindistan için kırmızıçizgi; teşkilata Pakistan’ın dâhil olması ve/veya Çin ile ticaretin ötesinde sıcak ilişkilerin geliştirilmesidir. Bu kuşkularını saklı tutarak, Hindistan da TDT’nin etkin bir yapı olmasına direkt olarak karşı durmayacaktır.

-İran için hem sahip olduğu etnik kırılganlığı hem de değişebilecek yeni bölgesel ticari rotalar dâhilinde, TDT önemli bir tehdit olarak algılanmaktadır. Aslında biraz farklı açıdan yaklaşılabilse, TDT İran için bir fırsata dahi dönüşebilecektir. Bu bağlamda belki orta vadede İran; TDT’ye gözlemci üye olarak dâhil olmayı dahi isteyebilecektir.

-AB nezdinde de, Macaristan gibi bir üye ülkenin dâhil olduğu, Çin’i bölgede dengeleyebilme ihtimali olan bir TDT’nin mevcudiyeti olumlu karşılanmaktadır.

Dolayısıyla, TDT böylesi önemli fay hatlarından oluşan, kırılgan uluslar arası iklimin doğurduğu fırsatlardan da faydalanılabilecek bir dönemde hayata geçirilmiştir.

Kapsamlı bir modelle bu fırsatlar değerlendirilebilecek ve TDT çok etkin bir uluslararası aktör halini alabilecektir.

****

Öte taraftan ilgili küresel fırsatların yanı sıra, Azerbaycan ve Türkiye’nin Karabağ zaferi, Türkiye’nin birçok farklı coğrafyada elde ettiği askeri başarılar ve geliştirdiği teknolojiler de bu bağlamda bir sinerjinin oluşabilmesi için önemli olmuştur.

****

Yukarıda da ifade edildiği gibi, TDT bütün uluslararası oyuncular için hem yeni fırsatlar hem de yeni riskler anlamına gelmektedir. Bu sebeple yakalanan sinerjinin dikkatle sürdürülmesi ve önemli adımların atılarak, bu yapının üye ülkeler için “birincil öncelikli” konumda tutulması ve karşılıklı fayda sağlanacak bir ortamın sürdürülmesi önemlidir.

Ayrıca bu başlangıçtan sonra, her üye ülkenin ayrı politikalar güderek, TDT’nin etkisiz bir konuma düşmesi de; Türk dünyasında bir birliktelik idealinin belki yüzlerce yıl daha ötelenmesi ve yeşeren umutların da yitirilmesi anlamına gelecektir. Buna fırsat verilmemelidir!

Burada öncelikle üye ülkelere büyük sorumluluklar düşmektedir!

TDT Türk dünyası için ortak bir akıl, ortak bir strateji, ortak bir vizyon ve İÇİ DOLU! alternatifli eylem planları ortaya koyabilmelidir.

Bunun için de; çekingen, üzerine Sovyet korkusu sinmiş, memur zihniyetli akılların ürettiği düşük seviyeli (low profile / kimseyi rahatsız etmeyecek) bir modda göz boyamak için tasarlanan, İÇİ BOŞ, süslü ifadelerden oluşan söylem ve toplantıların çok ötesinde bir duruş ve enerjinin ortaya koyulabilmesi gerekmektedir!

Bir ilk adım olarak, birçok noktaya kısaca değinilen, 17 sayfalık Türk Dünyası 2040 Vizyonu bütün üye ülkeler nezdinde onaylanmış ve kabul edilmiştir. Fakat ilgili tasarının bütün başlıklarının çok daha kapsamlı bir biçimde doldurulması, eylem planlarının ve kontrol mekanizmalarının oluşturularak, ilgili üye ülkelerinin hepsinin parlamentolarınca onaylanacak formatta uygulamaya geçirilebilmesi gereklidir. Aksi halde yüzeysel ve yaptırımı olmayan formatlar ile etkin bir TDT hedefine ulaşılamayacaktır.

****

Ayrıca, 2040 vizyonu dâhilinde bir alt başlık olarak enerjiye de yer verilmiştir. Fakat ilgili başlığın içi çok yetersizdir. Hatta bu düzeydeki makro bir vizyon taslağı çerçevesinde dahi sadece 21 satırlık enerji başlığı altında, 3 satırı (1/7’lik kısmını) “Establish close cooperation with international organizations including but not limited to International Energy Agency (IEA), International Renewable Energy Agency (IRENA) and Energy Charter.” gibi bir yaklaşıma ayırmak; düşündürücü olduğu gibi makul da değildir.

Türk dünyası için asıl vizyon: kendi enerji politikalarını, hedeflerini ve bu bağlamda uluslararası literatüre yol gösterebilecek niteliklere haiz olan ajansını ortaya koyabilmek olmalıdır! (TESPAM bünyesinde kurulan TEBAM (Türk Enerji Birliği Araştırmaları Merkezi) bu vizyon ile çalışmalarını sürdürmektedir.)

Yine de enerjiye bir alt başlık dahi olsa yer verilmesi önemlidir. Fakat enerji Türk dünyası için birincil öncelikli bir kaldıraçtır. Bu ne yazık ki halen idrak edilememiş gibi görülmektedir.

Enerji sayesinde ekonomik, kültürel, lojistik, teknolojik ve finansal entegrasyon çok daha kolay bir şekilde tesis edilebilecektir. TESPAM bünyesinde geçen yıl organize edilen “1. Uluslararası Türk Enerji Birliği Kongresi”nde tüm bu hususlara detaylı olarak yer verilmiştir. Mart 2022 sonunda ikinci kongrede de süreç detayları ile anlatılmaya devam edilecektir.

Hali hazırda TDT bünyesinde henüz enerji ile ilgili özel bir organ bulunmamaktadır. İlk iş böyle bir organın oluşturulması ve bu bağlamda ilgili vizyonun içerik ve kapsamının revize edilmesi olmalıdır.

****

Nihayet “Türk Devletleri Teşkilatı” kuruldu… Artık daha çok çalışmalıyız!

 

 

 

Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan AKYENER
Oğuzhan Akyener 1983 yılında Gönen’de doğmuştur. Eğitim hayatına Gönen Şehit Rahmi İlkokulunda başlamış ve orta okuldan itibaren, Gönen Anadolu Lisesi’nde devam etmiştir. 2001 yılında buradan mezun olduktan sonra, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)’nde Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği’nde lisans eğitimine başlamıştır. ODTÜ’de öğrenim gördüğü dönemde çok aktif bir öğrencilik hayatı geçiren Akyener, birçok sosyal projede görev almış, TESPAM’ı bir öğrenci kulübü olarak hayata geçirmiş, eş zamanlı olarak Anadolu Üniversitesi’nde İşletme alanında eğitim almaya başlamış, Gönen Jeotermal Kaynakları ile ilgili projeler hazırlamış ve birçok uluslararası ortamda konuşmacı olarak ülkesini ve kurucusu olduğu öğrenci kulüplerini temsil etmiştir. 2006 yılında ODTÜ Petrol ve Doğalgaz Mühendisliğinden, 2008 yılında ise Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun olmuştur. Aynı zamanda ODTÜ mezuniyeti sonrasında, Gönen Belediyesi’ne “Jeotermal Rezervuar Yönetimi” ve yüzey tesisleri alanında bir yıl boyunca danışmanlık hizmeti vermiştir. Bu süreçte de eş zamanlı olarak bir dış ticaret firmasında iş hayatına başlamıştır. 2006 yılı sonunda TPAO Yurtdışı Projeler Dairesi’nde Rezervuar Mühendisi olarak göreve başlayan Akyener, kurumun Azerbaycan, Libya, İran, Cezayir, Irak, Tunus, Kazakistan, Brezilya, Ukrayna, Suriye, Özbekistan, Türkmenistan, İngiltere, Rusya gibi birçok projesinde aktif görev almıştır. Ayrıca 2007 yılında ODTÜ Jeodezi ve Coğrafi Bilgi Sistemleri Bölümünde, uzaktan algılama ve CBS tabanlı sistemler alanında akademik çalışmalar yapmıştır. 2007 – 2009 yılları arasında TPAO’nun Libya Ofisinde teknik ihalelerin değerlendirilmesi kapsamında dönüşümlü olarak görev almıştır. 2010 – 2011 yılları arasında Ağrı Doğubayazıt İlçesinde (kısa dönem olarak) askerlik görevini tamamlamıştır. Askerlik sürecinde de, “Bölük İçi Kalite Çemberi” gibi bazı yeni uygulamaların hayata geçmesine vesile olmuştur. 2011 – 2014 yılları arasında TPAO’nun Azerbaycan ofisine, ilgili bütün projelerden sorumlu Teknik Müdür olarak atanmış ve TPAO’yu ilgili uluslararası ortamlarda temsil etmiştir. 2014 – 2018 yılları arasında, TPAO’nun Merkez Ofisinde Yurtdışı Projeler ve İş Geliştirme alanında danışmanlık görevini sürdürmüştür. Ayrıca Azerbaycan’dan Türkiye’ye dönüş yaptıktan sonra, 2015 yılında, bir öğrenci kulübü olarak başlattığı TESPAM’ı bir düşünce kuruluşu olarak yeniden aktive etmiş ve TESPAM bünyesinde birçok uluslararası çalışma ve projeye imza atmıştır. 50’den fazla makalesi, yüzlerce köşe yazısı, onlarca röportajı farklı ortamlarda yayınlanmış ve ulusal, uluslararası arenada beğeni kazanmıştır. TESPAM bünyesinde çıkartılan “Energy Policy Turkey” ve “Turkish Journal of Energy Policy” dergilerinin yazarı ve imtiyaz sahibidir. “Enerji Panorama” ve “Yerli Düşünce” dergilerinde de köşe yazarlığı yapmakta, TESPAM’ın başkanlığını, TENVA’nın yönetim kurulu üyeliğini ve Kıbrıs Bahçeşehir Üniversitesi Deniz Hukuku Uygulamaları Araştırma Merkezi’nin de danışmanlar kurulu üyeliğini sürdürmektedir. Köklerine bağlı, şehirlileşme üzerine kurulan bir medeniyet tasavvurunu hayata geçirme gayesiyle faaliyet gösteren; “Cuma Ağacı” derneğinin ise kurucu başkanıdır. Farklı alanlarda kaleme aldığı (“Peygamber Ordusunda Askerlik”, “Cuma Rüzgarı”, “Bizim Halep: Enerji Harekatı”, “Doğu Akdeniz Gaz Politikaları”, “Enerji-Güvenlik-Siyaset Boyutlarıyla Suriye İç Savaşı”, “Türk-İslam Dünyasında Enerji Birliği” ve “Yeni Türkiye Vizyonunu Taşıyan Örnek Bir Belediyecilik Anlayışı” isimlerinde) 7 adet kitabı bulunan Akyener, 2016 yılında Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde İşletme alanında yüksek lisans programını tamamlamıştır. 2017 yılında ise Polis Akademisi’nde Uluslararası Güvenlik alanında başladığı ve tamamlanmak üzere olan akademik çalışmalarına ek olarak, hukuk ve uluslararası ilişkiler alanlarında da farklı üniversitelerde eğitimine devam etmektedir. Bugüne kadar birçok uluslararası ortamda ülkesini temsil eden, ulusal ve uluslararası basın kuruluşlarına mülakatlar veren, yerine göre manşetlerde yer alan ve ülkesinin enerji politikalarının belirlenmesinde önemli katkılar ortaya koyan Akyener, Cumhurbaşkanlığı makamına özel olarak hazırlanan “Ulusal Güvenlik Yapılanması” ve “Devlet E-Hafıza” gibi proje gruplarında da yer almıştır. Çok iyi derece İngilizce bilen Akyener, evli ve üç çocuk babasıdır.

Bir cevap yazın