TÜRKMENİSTAN GAZ İHRACAT PROJEKSİYONLARI
Eylül 13, 2021

Herkes kendi karbon ayak izini temizlerse…

 

Karbon ayak izi, insan faaliyetleri sonucunda atmosfere salınan sera gazı emisyonlarının karbondioksit eşdeğeri (ton CO2/yıl) cinsinden miktarıdır. Yani, insan faaliyetlerinin çevreye verdiği zararın bir ölçüsüdür.

Sera gazları, dünya atmosferinde ısı tutma potansiyeli en yüksek olan gazlardır. Kyoto Protokolü kapsamında değerlendirilen sera gazları karbondioksit, metan, nitröz oksit, perflorokarbon bileşikleri (PFC), hidroflorokarbon bileşikleri (HFC) ve kükürthekzafloritdir. Bu gazlar, kısmen doğal yollarla, kısmen de insan faaliyetleriyle, dünyadan yansıyan güneş ışınlarını atmosfere hapsederek, sera etkisi olarak bilinen bir süreçle ısı kaybını önler.

Karbon ayak izi 2 ana bölümden oluşur: Doğrudan ve dolaylı karbon ayak izi.

Doğrudan karbon ayak izi, enerji tüketimi ve araç kullanımı dahil olmak üzere fosil yakıtların (kömür, petrol, doğal gaz vb.) yanması sonucu çevreye doğrudan salınan CO2 miktarıdır.

Dolaylı karbon ayak izi, kullandığımız ürünlerin üretiminden atığa kadar geçen zaman aralığında üretilen CO2 miktarıdır.

Atmosferdeki karbon ve metan gazlarının miktarındaki artış, dünya yüzeyinin sıcaklığını yükseltir. Artan sıcaklıklarla birlikte yaşam alanları değişen pek çok bitki ve hayvan, hızla değişen koşullara uyum sağlayamamakta ve ekosistemin dengesini bozmaktadır. Ayrıca buzulların erimesine ve iklim değişikliğine neden olur. Geçmişte iklim değişikliği olmasına rağmen insanlar geçen yüzyılın ortalarından itibaren iklim sistemini küresel ölçekte değişime neden olacak şekilde etkilemişler.

 

İnsanların karbon ayak izi

 

Günlük faaliyetlerimizin çoğu düşündüğümüzden daha fazla CO2 üretir, bu nedenle kullandığımız ürünlerin nasıl üretildiğini, bunları nasıl kullandığımızı ve günlük yaşamımızı nasıl etkilediklerini bilmek yaşadığımız gezegeni yaşanabilir bir yer haline getirmenin önemli bir parçasıdır.

Sumgayıt’ta yaşayan ve Bakü’de 5 gün çalışan bir kişi kullandığı araçlardan dolayı yılda ortalama 2,5 ton CO2 salınıma sebep oluyor. 1 ton karbondioksit emisyonunun telafisi, yılda 600 m2 tropik orman tarafından emilen CO2 miktarına eşdeğerdir.

Dijital karbon ayak izi 

Evde ses olsun diye açık bırakılan bir televizyonun bize faydaları sıfıra yakın olsa da, sera gazı emisyonlarına “katkı”sı paha biçilemezdir.

Sabah çalar saati ile uyanıp gece tekrar alarmı kurana kadar elimizden tüm gün düşürmediğimiz telefonları 2 dakika kullanmak yılda 47 kg CO2 üretiyor. Statista’ya göre 2021’de akıllı telefon kullanıcı sayısı 6 milyar 378 milyon, 2026’da bu rakamın 7 milyar 516 milyona çıkması bekleniyor.

 

Ne yapalım? Dijital hayatı bir kenara mı bırakalım?

Tabii ki değil. “Akan bir nehrin kenarında olsanız bile israf etmeyiniz” düşüncesiyle günlük hayatımızda en ileri teknolojileri kullanacağız ama israf etmeyeceğiz.

  • İnternette herhangi bir bilgi aramadan önce düşünmek. Bildiğimiz bir veb sitesine doğrudan erişmeden, arama motorlarında arama yaptıktan sonra birkaç denemede siteye girmekten kaçınmak. Ecosia ve Gexsi gibi arama motorları da harika bir alternatifdir. Ecosia, reklam gelirinin

%80’ini orman koruma ve restorasyonuna harcıyor. Gexsi, sosyal yenilikçileri destekler.

  • Bir bulut depolama sisteminde onlarca aynı fotoğrafı depolamamız gerekli mi? Kaydettiğiniz her resim, video ve dosya güvenlik nedeniyle defalarca orada saklanır ve her seferinde enerji tüketir. Greenpeace tarafından yapılan bir araştırmaya göre, küresel bulut depolama sistemleri tüm Almanya’dan daha fazla elektrik tüketiyor. Depolama sistemini düzenli olarak temizleyerek ve gereksiz dosyaları silerek enerji tasarrufu sağlıya Dosyalarımızı harici depolama cihazlarında saklayarak da kişisel bilgilerimizin güvenliğini sağlamış oluruz.
  • E-postalarımızdaki karbon ayak izini Gelen kutunuza düşen veya kaydedilen her e-posta elektrik enerjisi tüketir. Bir spam ortalama 0,3 gram CO2 yayarsa, bu rakam normal bir e-posta için 4 gramdır. Daha büyük dosyanın olduğu mektup 50 gram CO2 içerir. Eski, gereksiz e-postaları silerek, e-postalarda gereksiz CC ve BCC’leri kullanmayarak ve okumadığımız e-dergilere abonelikten çıkarak çevreye verdiğimiz zararı azaltabiliriz.

Hem de:

– Bilgisayarlar uyku modunda olsa bile enerji tüketmeye devam ettikleri için kullanılmadığı zamanlarda bilgisayarımızı kapatabiliriz.

– Sosyal ağlarda saatler geçirdiğimizde sadece vücudumuza değil çevreye de zararlı olduğunu kendimize hatırlatabiliriz.

 

Kurumsal karbon ayak izi

 

1988’den beri 100 şirket, dünyadaki sera gazı emisyonlarının %70’inden fazlasının (yaklaşık 1 trilyon ton) kaynağı olmuştur. İlk 10 arasında Çin, Hindistan ve Rusya’dan kömür madenciliği şirketleri, Saudi Aramco, Gazprom, Ulusal İran Petrol Şirketi, Exxon Mobil, Petroleos Mexicanos (Pemex), Royal Dutch Shell ve Çin Ulusal Petrol Şirketi yer alıyor. BP ve Chevron 11. ve 12., Total 19., Lukoil 23. ve Statoil 37. sırada, Endonezya’dan Indika Energy ve Amerika Birleşik Devletleri’nden Southwestern Energy, %0.04 sera gazı emisyonu ile en son sıralarda yer alıyor.

Günümüzde şirketler için en önemli konu, iklim değişikliğinin yarattığı riskleri en aza indirecek bir geçiş planı geliştirmektir. 2015 Paris Anlaşması kapsamında hedef, küresel ortalama sıcaklık artışını 2 °C’nin altında tutmak ve bunu 1,5 °C ile sınırlamaktır. Bunu başarmak için sera gazı emisyonlarının 2030 yılına kadar yarıya indirilmesi ve 2050 yılına kadar sıfıra indirilmesi gerekiyor.

Kurumsal karbon ayak izi, şirketin faaliyet alanındaki tüm emisyonları kapsar. Bu, doğrudan emisyonlara ek olarak, tüm dolaylı emisyonların dahil edildiği anlamına gelir. Kurumsal karbon ayak izi hesaplamaları hem şirketin şeffaflığını gösterir hem de emisyonları azaltacak önlemler alınmasına olanak tanır. Ayrıca iklimle ilgili risklerin ve fırsatların belirlenmesinde destekleyici bir rol oynar. Hesaplama, sera gazı protokolü veya ISO 14064 gibi çeşitli standartlara dayanmaktadır.

Envanter oluşturulduktan sonra şirketler aşağıdaki adımları kullanarak sera gazı emisyonlarını hesaplayabilir:

  1. Sera gazı emisyon kaynaklarının belirlenmesi
  2. Sera gazı emisyonlarının hesaplama yönteminin seçimi
  3. Faaliyet verilerinin toplanması ve emisyon faktörlerinin seçimi
  4. Hesaplama araçlarının uygulanması
  5. Sera gazı emisyon verilerinin kurumsal düzeyde toplanması

Sera gazı emisyon kaynaklarının tespiti 4 kategoride gerçekleştirilmektedir:

  1. Sabit yanma: kazan tesislerinde, fırınlarda, türbinlerde, ısıtıcılarda, motorlarda, meşalelerde yakıtların yanması
  2. Mobil yanma: Tüm araçlarda yakıtların yanması
  3. Proses emisyonları: fiziksel veya kimyasal proses emisyonları
  4. Sızıntı emisyonları: Ekipmanlarda, cihazlarda sızıntılar

Sera gazı emisyonlarını hesaplamanın en yaygın yöntemi, kütle dengesi veya stokiyometrik hesaplamalara dayanmaktadır.

Hesaplamalar 3 emisyon faktörüne dayanmaktadır: satın alınan ticari yakıt miktarı, elektrik tüketimi, yakıt tüketimi veya yolcu kilometresi.

Hesaplama araçları 2 ana kategoriden oluşur:

  1. Farklı sektörlere uygulanabilecek sektörler arası araçlar. Bunlar, sabit yanma, mobil yanma, soğutma ve iklimlendirmede hidroflorokarbonlar (HFC) kullanımını içerir.
  2. Alüminyum, demir, çelik, çimento, petrol, gaz ve kağıt üretimi gibi belirli sektörlerdeki emisyonları hesaplamak için tasarlanmış sektöre özel araçlar.

Çoğu şirketin, tüm sera gazı emisyon kaynaklarını kapsaması için birden fazla hesaplama aracı kullanması gerekir.

 

Ülkelerin karbon ayak izi

 

Karbon emisyonlarının hesaplanmasına ilişkin en kapsamlı rapor, 2018 yılında yayınlanan Gridded Global Model of City Footprints (GGMCF)’dir. Amerika Birleşik Devletleri, Çin,İngiltere, Norveç, İsveç ve Japonya da dahil olmak üzere dünyanın dört bir yanından bilim adamları 13.000’den fazla şehri araştırdı ve karbon ayak izi, ülke, nüfus, kişi başına emisyon ve ülke içi sıralama açısından ilk 500 şehri listeledi.

 

Şehir Ülke Karbon ayak izi (milyon ton CO2) Dünya sıralaması Ülke sıralamas
Seul Güney Kore 276.1 ±51.8 1 1
Guangzhou Çin 272.0 ±46.2 2 1
New York ABD 233.5 ±75.4 3 1
Hong Kong Çin 208.5 ±37.8 4 1
Los Angeles ABD 196.4 ±43.7 5 2
Şangay Çin 181.0 ±44.6 6 2
Singapur Singapur 161.1 ±34.1 7 1
Chicago ABD 152.9 ±37.2 8 3
Tokyo-Yokohama Japonya 132.8 ±21.4 9 1
Riyad Suudi Arabistan 118.8 ±26.4 10 1
Tahran İran 104.4 ±28.2 14 1
Moskova Rusya 99.5 ±22.5 15 1
İstanbul Türkiye 70.9 ± 16.0 26 1
Ankara Türkiye 29.3 ± 9.1 80 2
Bakü Azerbaycan 8.7 ±3.2 260 1

 

Ekonomik olarak, en büyük ve en çok tüketen şehirler, birçok küçük ülkeden daha fazla karbondioksit yayar. Dünya nüfusunun yarısı şehirlerde yaşarken, sadece 100 şehir dünyadaki karbon emisyonlarının %18’ini oluşturuyor.

Pandeminin durgunluğunun ardından yaşanan hızlı ancak dengesiz ekonomik toparlanma, doğal gaz, kömür ve elektrik piyasalarında keskin fiyat artışlarına yol açtı. Yenilenebilir enerjide kaydedilen tüm ilerlemelere rağmen 2021 yılında kömür ve petrol kullanımında büyük bir gelişme var. Bu, CO2 emisyonlarında tarihteki en büyük ikinci yıllık artıştır.

Küresel olarak, yenilenebilir enerji teknolojileri, elektrik emisyonlarını azaltmanın anahtarıdır. Hidroelektrik, onlarca yıldır düşük emisyonların ana kaynağı olmuştur. Sıfır emisyon hedefi ile rüzgar ve güneş enerjisinin genişletilmesi, yenilenebilir enerji üretimini 2030’a kadar üç katına, 2050’ye kadar ise sekiz katına çıkaracak. Genel olarak, yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik üretimindeki payı 2020’de %29’dan 2030’da %60’a, 2050’de ise yaklaşık %90’a yükselecektir.

Enerji sektörünün sıfır emisyon hedefi için tam dönüşümü, vatandaşların aktif ve istekli katılımı olmadan gerçekleştirilemez. Onlar, enerjiyle ilgili mal ve hizmetleri talep eden kişilerdir ve kişisel seçimler, enerji sistemini doğru yönde yönlendirmede kilit bir rol oynayacaktır.

Sıfır emisyon hedefine ulaşmak için insanların yaşam tarzlarını değiştirmek 3 kategoride yapılabilir. Devletler ayrıca vatandaşlarını bu değişikliği uygulamaya motive etmelidir.

  1. Enerji tüketimini Buna yerleşim alanlarında ve yollarda kullanılan enerjinin azaltılmasının yanı sıra otoyollarda hız limitlerinin 100 km/s ile sınırlandırılması da dahildir.
  2. Taşıma modunun değiştirilmesi. Yüksek karbon ayak izine sahip araçların daha düşük veya sıfır eşikli araçlarla değiştirilmesi. Bunun için doğru politikalar ve kaliteli şehir planlaması ile bisiklet yolları ve hızlı tren ağlarının yapımı gerçekleştirilebilir.
  3. Malzeme verimliliğinin iyileştirilmesi. Bu kategori, malzeme talebini azaltmayı, geri dönüştürmeyi, bina ve araçların tasarım ve yapımını geliştirmeyi içerir.

Uluslararası Enerji Ajansı’nın “Net Zero by 2050” raporu, yukarıdaki maddələrdə sıfır emisyon hedefi için enerji sektöründe ele alınabilecek bazı konuları listeliyor. Ancak, bu rapora daha yakından bakıldığında, mevcut bağlamda ele alınamayacak maddelerin olduğu görülmektedir. Rapora göre, “2021 yılı itibarı ile petrol, doğalgaz ve kömür alanındaki bütün arama faaliyetleri sonlandırılmalı ve keşfedilmiş fakat üretime alınmamış bütün sahaların da geliştirilmesinden vazgeçilmeli” Hangi petrol üreticisi devlet bu öneriyi kabul edebilecektir?

İklim değişikliği ile mücadelede en önemli mesele, hedefe adil ve uygulanabilir bir şekilde ulaşmaktır.

 

Referanslar:

  1. Kyoto protocol reference manual
  2. https://www.bp.com/en_gb/target-neutral/home/calculate-and-offset-your-emissions/travel.html#/
  3. com , “Number of smartphone users from 2016 to 2021”, https://www.statista.com/statistics/330695/number-of-smartphone-users-worldwide/
  4. reset.org, “How to Reduce Your Digital Carbon Footprint”, https://en.reset.org/act/how-reduce-your-digital-carbon-footprint-01012020
  5. com, “Just 100 companies responsible for 71% of global emissions, studysays”, https://www.theguardian.com/sustainable-business/2017/jul/10/100-fossil- fuel-companies- investors-responsible-71-global-emissions-cdp-study-climate-change
  6. The Carbon Majors Database, CDP Carbon Majors Report 2017
  7. The Greenhouse Gas Protocol, https://ghgprotocol.org/sites/default/files/standards/ghg-protocol-revised.pdf
  8. Global Gridded Model of Carbon Footprints (GGMCF)
  9. International Energy Agency (IEA) – World Energy Outlook 2021
  10. International Energy Agency (IEA) – Net Zero by 2050 – A Road map for the GlobalEnergy Sector
  11. Oğuzhan Akyener, “Sıfır karbon beklentilerinde makul bir duruş”, https://www.tespam.org/sifirkarbon-beklentilerinde-makul-bir-durus-2/

 

Nizami Piriyev

TESPAM Azerbaycan Koordinatörü

 

 

Bir cevap yazın