KEY EMERGING DEVELOPMENTS IN TURKEY’S ELECTRICITY MARKET (FROM PAST TO PRESENT)
02/02/2022
Important Parameters of Underground Hydrogen Storage
08/03/2022

İklim Krizi ile Mücadelenin Yolu: Karbon Vergisi

İBRAHİM HALİL KURT

                                                       

Karbon Vergisi Nedir?

Dünya’nın Karbon Vergisine İhtiyacı Var Mı?

İklim Krizi İle Mücadelede Karbon Vergisinin Türkiye’deki Durumu Nedir?

 

GİRİŞ: KARBON VERGİSİ NEDİR?

Ülkeler gelişmek ve var olan gelişmişlik düzeylerini koruyabilmek adına sanayileşmeye önem vermektedirler. Küreselleşmenin de etkisiyle birlikte, özellikle 20. yüzyılın son çeyreğinden başlayıp günümüze kadar sanayileşme oranı dünya genelinde artmıştır. Modern dünyanın karşılaştığı önemli sorunlardan biri olan çevre kirliliğinin nedenlerinden biri ve en önemlisi kirletici sanayidir. Sanayi tesislerinin işletilmesinde kullanılan yakıtlar genellikle hidrokarbon bazlı yakıt türleri olduğu için atmosfere bıraktıkları sera gazı emisyonları oldukça fazladır. Bu durum ciddi bir çevre kirliliğine neden olmakta ve aynı zamanda günümüzde yaşayan toplumların sağlıklarına ve yaşam kalitelerine olumsuz bir etki bırakmakla beraber gelecek nesiller için ise bu durum oldukça riskli ve hayatın devamlılığının sağlanmasında belirsizlik durumu oluşturmaktadır. Yaşamın sürdürülebilirliği konusunda, toplumların günümüzde ulaşabildikleri ve yaşadıkları çevrenin kendilerine sunduğu güzellikleri korumak ve bu kaliteyi aynı şekilde gelecek nesiller ile buluşturmayı misyon edinmiş devletler kendi politikalarını çevre ile tutarlı olacak şekilde geliştirip, uygulamayı hedeflemişlerdir.

Çevre konusundaki endişeler ilk olarak 1972 yılında Stockholm Konferansı’nda konuşulmuş ve Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne ışık tutmuştur.[1]1992 yılında Rio Konferansı ve daha sonra 1997 yılında Kyoto Protokolü’nde dünya gündemine getirilen karbon emisyonlarındaki artış, hükümetlerin hızlı bir şekilde bu duruma karşı önlem alınması gerekliliğinin altı çizilmiş ve öncelik verilmiştir. Emisyonları azaltma konusunda çeşitli araçlar gündeme getirilmiş ve bunlardan birisi de karbon vergisidir.[2]

 

Karbon Vergisi

Petrol, doğalgaz, kömür gibi karbon bazlı yakıtların yanması sonucu atmosfere yayılan karbondioksit emisyon miktarı kadar alınan bir vergi türüdür. Bu tip fosil yakıtların kullanılması sonucu, üretim endüstrisinde bulunan üreticiler çevreye ve atmosfere verdikleri zarar dolayısıyla, salınımın miktarı kadar vergi ödemekle yükümlüdürler[3]. Günümüz dünyasındaki çevresel sorunların ciddi seviyelere ulaşmış olması, dünya halklarının yaşam kalitelerini düşürmüş ve gelecek için büyük tehlikelerin öngörülmesi konusunda hemfikir olmuşlardır. Böylelikle bu durum hükümetleri, sera gazı salınımlarının azaltılması ve temiz enerji kullanımı konusunda müzakerelere itmiştir. Ozon tabakasının zarar görmesi, buzulların eriyor olması, beklenmeyen doğa olaylarının gerçekleşmesi gibi sayısız etmen, küresel iklim değişikliğinin bir parçasıdır. Bu durumun önüne geçilmesinde karbon emisyonlarının azaltılması önemli bir yer tutmakla birlikte, emisyonların azaltılmasındaki seçeneklerden birisi karbon vergisi olup bir diğeri ise emisyon ticareti sistemleridir. Karbon vergisi, bir çeşit kirlilik vergisi olup emisyonları arttırıcı yakıtların kullanımını daha pahalı hale getirmektedir. Bu durum işletmelerin temiz enerji kaynaklarına geçmelerini sağlamak ve aynı zamanda enerji verimliliğinin arttırılmasını da tetiklemektedir. Karbon vergisi ayrıca alternatif olan temiz enerjiyi, kirletici yakıtlara göre daha rekabetçi bir enerjiye dönüştürmektedir.[4]

Şekil 1: Yakıtların Milyon Btu Başına Toplam CO2 Salınımındaki Payları:

                                                       Kaynak: U.S Energy Information Administration[5]

Grafikte görüldüğü gibi en çok karbondioksit salınımının gerçekleştiği yakıt türü kömür (antrasit), diğerlerine oranla en az salınımı gerçekleştiren yakıt türü ise doğalgazdır.

 

Karbon Fiyatlandırması Nedir?

Kirletici yakıtların kullanılması sonucunda çevreye verilen zararın tekrar temizlenmesi adına ödenen ücrettir. Bu yakıtları kullananların tercihlerinde; faaliyetlere son vermek, emisyonları azaltmak veya para ödemeye devam etmek bulunur. Karbon ücretlendirilmesi aynı zamanda temiz teknolojiyi ve inovasyonu teşvik ederek, düşük karbon salınımlı ekonomik büyümenin itici gücünü oluşturur.

Fosil yakıtların yanması sonucu ortaya çıkan sera gazının insan sağlığındaki etkisi, ekolojik dengenin bozulması, küresel ısınma gibi sonuçların ortaya çıkardığı sosyal maliyetlerin iktisadi bir karşılığı olarak karşımıza çıkmaktadır. Ortaya çıkan bu gibi olumsuzluklar coğrafyayı farklı şekilde etkilediğinden, ortaya çıkan maliyet de farklılaşmaktadır. Yale Üniversitesinin araştırmasına göre global ölçekteki yıllık maliyeti 1,6 Trilyon $ olarak belirtilmektedir.[6]

İki tip karbon fiyatlandırılması bulunmaktadır; emisyon ticareti sistemleri (ETS) ve karbon vergileri. Dünya Bankası’nın Ecofys Danışmanlık Şirketi (şimdiki adıyla Guidehouse) uzmanlarının yardımı ile hazırlanan karbon fiyatlandırma yayını bu alanda analizler sunmaktadır.[7] Karbon vergisi ile emisyon ticaret sistemi arasındaki farka bakıldığı zaman, karbon vergisinde karbona biçilen fiyat garanti edilebiliyor iken emisyon ticaret sistemlerinde emisyonlar belli bir üst kota ile sınırlandırılmaktadır.[8]

Üst sınır ticaretinde, Emisyon Ticaret Sistemleri (ETS) emisyonlar için bir üst sınır belirlenmesini ve var olan izinlerinin fosil yakıt kullanan kullanıcılar arasındaki ticareti sağlamaktadır. ETS, toplam sera gazı emisyonlarının üst sınırının altında emisyon sağlayan düşük emisyonlu endüstrilerin sahip olduğu izinlerini daha büyük emisyon sağlayan kullanıcılara satmalarını sağlar ve arz – talep içerisinde sera gazı emisyonları için piyasa fiyatı belirler.[9]

Karbon vergisi ülkelerin sera gazı salınımının azaltılması hedeflerinin gerçekleştirilmesinde önemli bir araç olmakla beraber aynı zamanda teknolojik gelişmeleri hızlandırabilir ve küresel ısınmanın da önüne geçebilir. Ayrıca fosil yakıtlarının kullanımı sonucu üreticilerin karbon vergisi ödeyecek olması, daha maliyetli üretilmesine sebep olacağı için ürünlerdeki fiyatın artmasına sebep olacaktır. Bu durum aynı zamanda tüketicileri de etkileyebilmektedir. Ekonomik kalkınmışlığını korumak ve ekonomik kalkınma hedefi içerisindeki ülkeler sürdürülebilir kalkınmanın sağlanabilmesi için üretime devam etmeleri gerekmektedir. Böyle bir durumda daha temiz enerji kaynaklarına yönelerek bunu gerçekleştirmek zorundadırlar. Karbon vergisi dolayısıyla ülkelerin elde ettikleri gelirlerin daha temiz enerji yatırımlarına harcanması, enerji verimliliği konusuna önem verilmesi ve fosil yakıt tüketicilerine emisyonların azaltılması için teşvikler verilmelidir.

 

Şekil 2: Uygulama İçin Planlanan ve İncelenen Bölgesel, Ulusal ve Ulus Altı Karbon Fiyatlandırma Girişimlerinin Özet Haritası (ETS ve Karbon Vergisi):

                                                   Kaynak: World Bank Group, State and Trends of Carbon Pricing 2021, Washington DC, 2021

Şekil 2’de işaret edilen bölgeler; AB içerisinde ETS ve karbon vergisi uygulanmakta olan ve uygulanması planlanan ülkelerin bulunduğu, yeşil alan içerisindeki bölgelerde ETS uygulandı veya planlandığı, turuncu bölgelerde ETS veya karbon vergisi konusu inceleme altında olduğu, mor bölgelerde ise uygulanan veya planlanan bölgeleri içermektedir.

Şekil 3: Karbon Fiyatlandırma Girişimlerindeki Uygulanan Fiyatlar:

                                                               Kaynak: World Bank Group, State and Trends of Carbon Pricing 2021, Washington DC, 2021

Şekil 3’de, karbon fiyatlarında, ülkelerin belirledikleri 1 ton karbondioksitten alınan vergi miktarları gösterilmiştir ve en yüksek ücret 137 dolar ile İsveç (karbon vergisi), 101 dolar ile İsviçre ve Lihtenştayn (karbon vergisi) fiyatı dikkat çekmektedir.

 

Dünya’nın Karbon Vergisine İhtiyacı Var Mı?    

Dünya üzerinde artan sera gazı salınımlarının atmosferi kirletmesi, doğal yaşam döngüsüne olumsuz etkileri, küresel ısınma gibi birçok kişinin hemfikir olduğu, dünyanın var olan güncel sorunları arasında belki de en önde geleni olarak kabul edebiliriz. Çünkü dünya toplumlarını, geleceklerinin sürdürebilir olması ve bunu gelecek nesillere şu anki kaliteden ödün vermeden aktarılmasında ortak paydada buluşturmaktadır. Böylesine ciddi bir küresel problem, birçok olumsuz sonuç doğurabilecek olması toplumları birlikte hareket ederek çalışmaya ve sorunu çözmeye itmektedir.

 

Şekil 4: Karbondioksit Emisyonları İlk 5 Ülke, Türkiye ve Dünya Toplamı (Milyon Ton Karbondioksit):

                                                       Kaynak: BP Statistical Review of World Energy 2021[10]

Dünya üzerinde tüketilen enerji kaynaklarının büyük çoğunluğunu fosil yakıtlar oluşturduğu ve fosil yakıt tüketiminin giderek artmasından dolayı sera gazı salınımı da doğru orantılı bir şekilde artış göstermektedir. Yukarıdaki tabloda verilmiş olan karbondioksit emisyonları oranlarındaki en büyük paya sahip Çin, son yıllarda giderek artış göstermektedir. Dünya üzerindeki ülkelerin kimi emisyonları azaltırken kimilerinin arttırmaya devam etmektedir.

Sera gazı salınımının önemine değinecek olursak, dünyamıza gelen güneş ışınlarının yarısı kadarı tekrar yeryüzünden yansımaktadır ve sera gazı olarak bilenen gazlar sayesinde tekrar yeryüzünden yansıyan güneş ışınlarını geriye göndermektedir. Böylelikle ortalama sıcaklık artmaktadır.[11] Bugün karbondioksit oranı 413,73 ppm’e ulaşmıştır. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’ne (IPCC) göre sera gazındaki artış ilk olarak karbon bazlı yakıtların kullanılmasından ve daha sonra gelen diğer etmen ise arazilerdeki ağaçsızlaşmadan kaynaklandığını belirtmektedir.[12]

Şekil 5: Dünya Üzerindeki Yıllık PPM Değişimi:

                                                       Kaynak: Earth System Research Laboratory Global Monitoring Division[13]

Veriler ışığında görülmektedir ki dünya üzerindeki sıcaklık gittikçe artmakta ve emisyon azaltma hedeflerine ulaşılamadığı takdirde artmaya devam edecektir. İklim krizi sadece sıcaklığın artmasından değil buna bağlı olarak kuraklık, kuvvetli yağışlar, fırtınalar, buzullardaki erime ve böylelikle deniz suyu seviyesinin yükselmesi veya ekosistemin bozulması gibi birçok nedenin birleşmesi sonucudur.

Paris Anlaşması, 2015 yılında Paris’te düzenlenen BMİDÇS 21. Taraflar Konferansı’nda kabul edilmiştir. Anlaşma, 5 Ekim 2016 itibariyle, dünya çapında sera gazı salınımlarının %55’ini oluşturan en az 55 tarafın anlaşmayı onaylaması sonucunda 4 Kasım 2016’da yürürlüğe girmiştir.[14]

Anlaşmanın içerisinde dünya çapında sera gazı salınımlarının azaltılması için fosil yakıtların kullanımının azaltılması ve yenilenebilir enerji yatırımlara yönelme, küresel sıcaklık artışının yüzyıl sonuna kadar 2 C° ile sınırlandırılması gibi maddeleri içermektedir.[15]

Fakat dünya üzerindeki emisyonlardaki artış dolayısı ile Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC)’nin yayınladığı rapora göre (Politikacılar Özeti) ısınmanın 1,5 C° derecede sınırlandırılması gerekliliğine ve toplumun her alanında hızlı bir değişimin gerekliliğine değinilmiştir.[16]

Hedeflerin karşılanamadığı ve böylelikle sürdürülebilir bir kalkınmanın gerçekleşemeyeceği fikirlerinden dolayı artık 2 C° yerine bu sıcaklığı hükümetlere aciliyeti ve önemi büyük bir öneri olarak 1,5 C°’ye indirilmesi tavsiye edilmiştir. Raporda, hedefler arasındaki farkı ortaya koymak amacıyla karşılaştırma yapılmaktadır. 2100 itibarıyla 1,5 C° bir ısınmada deniz seviyesindeki yükselme, 2 C° dereceye göre kıyaslandığında 10 cm daha az olması beklenmektedir. Kuzey Buz Denizi’nin yaz mevsiminde buz tutma olasılığı 100 senede 1 iken, 2 C°’lik hedefte bu durum 10 senede en az bir kere yaşanabilecek. Mercan kayalıklarının kaybedilmesi %70 ila 90 arasında iken 2 C°’de tamamının yok olacağı belirtiliyor.[17]

 

Şekil 6: Küresel Ortalama Yüzey Sıcaklığındaki Farkın Dünya Üzerinden Görünümü:

                                                        Kaynak: The Intergovernmental Panel on Climate Change[18]

İklim krizinin dünyaya vereceği zarar sadece çevre konuları ile sınırlandırılmayıp aynı zamanda dikkat çeken ve önemli bir sorun haline gelecek olan ‘’İklim Mültecileri’’ konusu da yer almaktadır. İklim krizinin çevreyi olumsuz etkilemesinden dolayı deniz suyu seviyesinin yükselmesi, kuraklık, fırtınalar veya yüksek yağış miktarları gibi sonuçlar doğacak olması ve bunun takibinde ise olumsuz çevresel faktörlerden etkilenen coğrafyalarda yaşayan topluluklar, evlerini terk etmek zorunda kalıp yeni bir hayat kurmak zorunda kalarak iklim mültecisi olabilme tehlikesi bulunmaktadır.

Şekil 7: Antarktika ve Grönland bölgesindeki buz kütlelerindeki değişim:

                                                                   Kaynak: Global Climate Change NASA[19]

Grafik de görüldüğü gibi 2002 yılından bu yana Grönland ve Antarktika bölgelerindeki var olan buz kütleleri küresel ısınmanın da etkisi ile yok olmaktadır ve bu durum deniz suyu seviyesinde de artışa sebep olmaktadır. Erimenin boyutunu daha iyi anlamak için bir örnek verilecek olursa, her saniyede bir 1 olimpik havuz, her iki günde bir ise 400 bin olimpik havuz büyüklüğünde buzullar erimektedir.[20]

 

Şekil 8: Küresel deniz seviyesindeki değişim:

                                                               Kaynak: Global Climate Change NASA[21]

Küresel deniz seviyesindeki son ölçümler 15 Ocak 1993’ten günümüze kadar olan zaman içerisinde yaklaşık olarak 93 mm yükseldiği görülmektedir. Çevresel olumsuzluklardan etkilenecek yerler arasında ilk olarak Bangladeş, Maldivler, Latin Amerika ve Haiti gibi etrafı denizler ile çevrili olan bölgeler üzerinde beklenmektedir. Güncel durumda bu tip ülkelerin bazılarının etrafındaki deniz sularının veya nehirlerdeki yükselmenin sebebiyle sürekli yer değiştirmek zorunda kalan insanlar bulunmaktadır.[22] Bilim adamları, sadece Bangladeş’in iklim değişikliği dolayısıyla yaşanacak sel felaketlerinin 2050 yılına kadar topraklarının yüzde 17’sini kaybetmesine sebep olacağı ve bu durum 20 milyon kadar iklim mültecisinin oluşmasına yol açabileceğini tahmin etmektedirler.[23]

İklim göçmenleri, uluslararası mülteci yasalarına göre mülteci statüsünde yer almamakta ve gelecekte çevresel faktörler dolayısı ile belirli coğrafyalarda yaşayan toplumların iklim göçmeni olabileceği tam olarak bilinememekte ve sadece tahminler yürütülmektedir. Bu durum hem etkilenen ülke için hem de o ülkenin doğuracağı krizlerden dolayı bir başka ülkede de krizlere sebep olabilecektir.[24]

Küresel ısınmanın en büyük nedenlerinden biri olan fosil yakıt tüketimi dolayısıyla görüldüğü üzere dünyayı olumsuz bir biçimde etkilemektedir. Bunun doğuracağı sonuçlar, tek bir bölgeyi veya ülkeyi ilgilendirmediğinden toplumlar küresel bir yönetişim sistemi meydana getirmek zorundadır. Dünyanın belirli bir noktasında çevreye olan olumsuz etki aslında bütün dünyayı ilgilendirmektedir. Bundan dolayı ülkeler en azından her toplumu ilgilendiren bu krizin çözümünde ortak hareket edebilmeli ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerini devam ettirmelidirler.

İklim ve çevre konularının önemin anlaşılması ve dünya gündemine taşınmasının tarihsel sürecinden günümüze değin ilerlemeler kaydedilmiştir. Fakat bu ilerleme süreci aslına bakılırsa yavaşlatmaktan ibarettir. Çalışmanın özünden de anlaşılacağı gibi, ilerlemeler arasında fosil yakıtların kullanımının azaltılması sayesinde sera gazı salınımlarının düşürülmesi ve yenilenebilir enerjiye doğru ülkelerin yönelimlerinin sağlanması hedeflenmektedir. Karbon vergisi ile fosil yakıt tüketiminin azaltılması, vergiyi ve emisyon ticaret sistemlerini kullanan ülkeler için sağlanabildiği görülmektedir. Gün geçtikçe daha fazla ülke bu krizin ciddiyetine varıp hızlı bir biçimde karbon vergisi gibi emisyon düşürme hedefleri içerisindedir.

Hedeflerin daha büyük boyutlarda gerçekleşebilmesi adına fosil yakıt tüketiminden alınacak olan verginin sektör alanı genişletilmelidir. Küresel iklim krizi tüm dünyayı ilgilendirdiği için fosil yakıt tüketimini düşürmeyen ülkelerin varlığı bu konuda bir tehdit oluşturmakta ve bu durumda uluslararası bir baskının varlığı, emisyonları azaltma konusunda karbon vergisini bu ülkelere getirebilir potansiyeldedir.

Karbon vergisi fosil yakıtların kullanımının azaltılması hedeflerini içermektedir fakat bu konu üzerinde toplanılacak olan verginin nereye ve nasıl harcanacağı sorununu da barındırmaktadır. Genel fikir verginin ortak bir yönetişimde toplanılacak olması değil ülkelerin toplayacağı vergilerin tekrar ülke içerisinde harcanması yönündedir.  Böyle bir durumda ülkeler topladıkları vergiyi enerji verimliliğinin sağlanmasındaki yatırımlara aktarılması hedeflenebilir.

Karbon emisyonlarının çeşitli kaynaktan geliyor olması ve bu kaynaklar üzerindeki emisyon sınırlarını belirlemek, her biri için teknolojiler belirlemek ve her birine ayrı ayrı düzenlemeler yapmak oldukça zor olacağından genel olarak emisyon salınımlarının miktarına göre vergi alınacak olması sera gazı emisyonlarını düşürebilir durumdadır.[25] Karbon vergisi aynı zamanda emisyon salınımının azaltıcı teknolojilerin gelişmesinde de itici bir güç olmuştur. Genel bir değerlendirme ile dünyanın iklim krizi ile karşı karşıya olması ve bunun önüne geçilmesi amacıyla fosil yakıt tüketiminin azaltılmasın hedefiyle oluşturulan bir vergi türü olan karbon vergisine, dünyanın ihtiyacının olduğu ve bu vergi türünü kullanan ülkeler kümesine yeni ülkelerin katılması gerektiği anlaşılmaktadır.

 

İklim Krizi İle Mücadelede Karbon Vergisinin Türkiye’deki Durumu

Gelişmekte olan bir ülke olarak Türkiye’de artan enerji tüketimi dolayısı ile atmosfere salınan sera gazı miktarı gün geçtikçe artmakta olan ve karbon bazlı kaynaklar konusunda enerji fakiri olan Türkiye, ithalata bağımlı bir haldedir. Günümüz dünyasındaki iklim krizinin önemini anlamış olan Türkiye, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşabilmesi açısından çevre politikalarına da önem vermektedir. Fakat henüz karbon vergisi Türkiye’de uygulanmamaktadır. Karbon vergisini uygulamaya geçirmiş bazı ülkelerde sera gazı salınımlarında düşüş yerine yükselmenin olması, karbon vergisi uygulayıp gelişmiş olan ülkelerin üretim faaliyetlerini ucuz iş gücüne sahip olan ülkelerde gerçekleştirdikleri için bir artış görülmektedir. Türkiye de gelecekte bu tip ülke kümesi içerisinde yer almamalıdır.

Türkiye, Kyoto Protokolü’nün emisyon ticaretine konu olan esneklik mekanizmalarından yararlanamıyorsa da bu mekanizmalardan ayrı bir şekilde işlem gören, çevresel ve sosyal sorumluluk ilkesi çerçevesinde kurulmuş Gönüllü Karbon Piyasası’na yönelik projeler uzun süredir geliştirilmekte ve uygulanmaktadır.[26]

Türkiye, 2005 yılından beri Gönüllü Karbon Piyasası’nı geliştiren projelere sahiptir. Sahip olduğu bu durum ile dünyadaki karbon piyasası içerisinde küçük bir paya sahip olmasına rağmen, kazandığı tecrübe ile gelecek dönemler için global karbon piyasalarına katılım için önemli bir fırsat oluşturmaktadır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının paylaştığı 2014 verilerine göre toplam 308 proje bulundurmakta ve bu projelerden yıllık 20 Milyon tCO2 değerinde sera gazı emisyon azaltılması hedeflenmektedir.[27]

 

Şekil 11: Projelerin sektörlere göre dağılımları aşağıdaki şekildedir. (18.04.2014 tarihi itibariyle):

Proje Türü Sayısı Yıllık Emisyon Azaltımı (tCO2/yıl)
Hidroelektrik Santrali 159 8.747.634
Rüzgâr Santrali 106 7.951.391
Atıktan Enerji Tüketimi 27 3.069.273
Enerji Verimliliği 10 432.081
Jeotermal 6 405.309
TOPLAM 308 20.605.688

Kaynak: T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı[28]

Türkiye’de geliştirilen gönüllü karbon piyasası projelerinde yıllık emisyon azaltma değerlerine göre, grafikten anlaşılacağı gibi hidroelektrik santrallerinin ve rüzgâr santralleri payları büyüktür. Enerji kalemi içerisinde sadece yenilenebilir enerji kaynaklarından değil aynı zamanda fosil yakıt tüketiminin olduğu sektörlerde de genişlemeler sağlanmalıdır.

Gönüllü karbon piyasasındaki projelerin net bir sayısı bunun üzerindeki karbonun değeri konusundaki bilinmezlik durumuna göre var olan göstergeler, faaliyette veya hazırlık aşamasındaki projeler güçlü bir potansiyele işaret etmekte ve çoğunlukla Gold standartlarına göre geliştirilmektedir. VER+ ve VCS standartlarına göre geliştirilen projeler de mevcuttur.[29]

Türkiye’de, 17.05.2014’de ve 29003 sayılı Resmi Gazete ’de yayımlanan Sera Gazı Emisyonlarının Takip edilmesi konusundaki yönetmelikle 2016 yılı sonrasında emisyonların tesisler çerçevesinde hesaplanması sağlanmış, aynı zamanda Karbon Piyasalarına Hazırlık Ortaklığı (PMR) projesi içerisinde ise emisyon ticaretinin de dahil olduğu karbon piyasa mekanizma araçlarının ulusal ölçekte incelenerek karar vericilere dönük bulguların paylaşılması hedeflenmektedir.[30] Karbon Piyasalarına Hazırlık Ortaklığı (PMR) Türkiye Projesi kapsamında, Mart 2017 tarihinden itibaren karbon fiyatlandırma politikalarının sonuçlarının öngörülmesi amacı ile modelleme çalışmaları başlamıştır.[31]

Türkiye de karbon vergisinin uygulanabilirliği, iklim değişikliğine uyum ve ozon tabakasının korunması için tamamlanmış ve geliştirilen projelere sahiptir. İklim değişikliğine uyum ve farkındalık projesi, iklim değişikliğine uyum alanında kapasitenin arttırılması BM ortak programı ve özellikle bu çerçevede Seyhan havzası iklim değişikliğine uyum hibe programı tamamlanmıştır.[32]

Devam eden projelerine bakıldığında; iklim değişikliği ulusal bildirimlerinin hazırlanması projesi, iklim değişikliği iki yıllık raporlarının hazırlanması projesi, Türkiye’de iklim değişikliği alanında kapasite geliştirme projesi, sera gazı emisyonlarının izlenmesi mekanizmasına destek projesi, karbon piyasasına hazırlık için ortaklık programı (PMR) bulunmaktadır.[33]

T.C Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın Ozon tabakasının korunmasına yönelik tamamlanan projeleri şu şekildedir; ‘’Ozon tabakasının korunmasına yönelik tamamlanan projeler; XPS (extrüde polistren)  köpük panel üretim sektöründe pilot projesi, hidrokloroflorokarbonların (HCFC’lerin) PU sandviç yalıtım panelleri imalatında kullanılan PU sert köpük üretiminde HCFC-141b ve XPS köpük üretiminde HCFC 142b ile HCFC sonlandırılması şemsiye yatırım projesi, kurumsal kapasitenin güçlendirmesi projesi (5.aşama), Türkiye’de kullanılan florlu gaz kullanımına ilişkin teknik yardım ve ilgili yönetmeliğin uyumlaştırılması projesi (SEİ) yer almakta[34] ve devam eden projeler olarak ozon tabakasını incelten maddelerin bertarafına yönelik pilot proje, hidrokloroflorokarbon (HCFC) gazlarının sonlandırılması yönetim planı projesi (HPMP), kurumsal kapasitenin güçlendirmesi projesi (6.aşama) bulunmaktadır.’’[35]

 

Sonuç ve Değerlendirme

Kullanılan karbon bazlı yakıtların dünya üzerindeki tüketimi hızlı bir artış göstermiş ve buna bağlı olarak karbon salınımlarının da artışını beraberinde getirmiştir. Sera gazı salınımının artışı sonucunda atmosferdeki ve çevredeki kirlilik bir iklim krizini tetiklemiştir. Artık dünyanın gündeminde yer alan en önemli sorunlardan birisi durumdaki iklim krizi, ülkeler için sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin gerçekleştirilmesine büyük bir engel ve tehdit oluşturmaktadır. Sorunun büyüklüğü ve küresel bir etkisi dolayısıyla ülkelerin bu konuda ortak bir politika geliştirmesinin önünü açmış ve böylelikle sera gazı salınımlarının azaltılmasını amaçlayan bir dizi önlem alınmıştır. Bu önlemler arasında, vergi türleri içerisinde yeni sayılabilecek bir vergi türü olan ‘’karbon vergisi’’ eklenmiştir. Gün geçtikçe karbon vergisi ve emisyon ticaret sistemleri kümesine katılan ülke sayısı artmaktadır. Böylelikle fosil yakıt tüketiminin azaltılması amaçlı ortaya çıkan karbon vergisi, çevrenin kirletilmesi sonucu tekrar temizlenmesi için alınan iktisadi bir pay olarak karşımıza çıkmaktadır. Emisyonları azaltma konusunda önemli bir paya sahip olan karbon vergisinin yayılması için ortak bir küresel yönetişim sağlanıp, tüm dünyaya yayılması için teşvik edilmelidir. Çünkü karbon emisyonlarının artması bir iklim krizini tetiklediği için, sorun tüm dünyanın ortak sorunu halini almıştır.

Sorunun farkında olan ve çözümü için çabalayan toplumların çalışmaları karbon vergisi ve emisyon ticaret sistemlerini kullanan ülkeler için sera gazı salınımını azaltmaktadır fakat küresel olarak sonuçsuz kalmıştır. Emisyonlarında sürekli bir artış görünen ülkelerin varlığı nedeniyle sıfır toplamlı oyuna dönmüş ve/veya çevresel amaçlar yerine adeta ekonomik hedeflere hizmet eder hale gelmektedir.

Çevresel amaçlar hedeflenerek sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak ve iklim krizini önleme amacıyla kullanılması; fosil yakıtlar ve fosil yakıtlı sektörler vergilendirilip sera gazı salınım miktarına göre vergilendirme yapılır ve bu vergilendirme ülkelerin ekonomisine göre belirlenir ise daha başarılı olacaktır.

Küreselleşme ve sanayileşme ile gelişen Türkiye için öneriler olarak; vergilendirme kısmında fosil yakıtların her birinin karbon salınımı farklı olduğu için her birine ayrı düzenlemeler yapılmalı, Türkiye’nin küresel karbon piyasası ile rekabet edilebilir hale gelmesinde destek vermek amaçlı çeşitli teşvikler veya muafiyetler getirilmeli ve böylelikle teknolojik gelişme ile sera gazı salınımının azaltılmasının itici gücünün desteklenmesi, karbon emisyonunun azaltılması hedeflerinde sektörel yelpazenin geniş tutulması, küresel karbon vergisi ve emisyon ticaret sistemlerine katılmak, ve tüm dünya ile ortak hedeflerin bilincinden şaşmamak için projelere devam etmesi, elde edilecek olan vergi gelirlerinin toplanılması ve kullanılması konusunda denetleme mekanizmalarının güçlendirilmesi, vergilerin enerji verimliliği ve temiz enerji kaynaklarına ayrılması, bakanlıkların güncel durumun takip edilmesi adına bir veri havuzu oluşturması ve erişime açması gerekmektedir.

 

[1] İbrahim Organ, Taha Emre Çiftçi, Karbon Vergisi, içinde: Borchiellini, Romano/Massardo, Aristide, F./Santarelli, Massimo (2002);“Energy Conversion and Management”, Niğde Üniversitesi İİBF Dergisi, 2013, Cilt: 6, Sayı: 1, s.82

[2] Sibel Balı, Gizem Yaylı, ‘’Karbon Vergisinin Türkiye’de Uygulanabilirliği’’, Üçüncü Sektör Sosyal Ekonomi Dergisi, Cilt:54, Sayı:1, (2019), s.306

[3]İbrahim Organ, Taha Emre Çiftçi, Karbon Vergisi, içinde: Borchiellini, Romano/Massardo, Aristide, F./Santarelli, Massimo (2002);“Energy Conversion and Management”, Niğde Üniversitesi İİBF Dergisi, 2013, Cilt: 6, Sayı: 1, s.86

[4] Sarah Dowdey, ‘’How Carbon Tax Works’’, www.science.howstuffworks.com, https://science.howstuffworks.com/environmental/green-science/carbon-tax.htm, (Erişim Tarihi: 15.10.2021)

[5] https://www.eia.gov/tools/faqs/faq.php?id=73&t=11

[6] ‘’İklimi Korumanın Bedeli’’, T.C Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, https://www.csb.gov.tr/iklimi-korumanin-bedeli-makale, (Erişim Tarihi: 15.10.2021)

[7] ‘’İklimi Korumanın Bedeli’’, T.C Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, https://www.csb.gov.tr/iklimi-korumanin-bedeli-makale, (Erişim Tarihi: 15.10.2021)

[8] ‘’İklimi Korumanın Bedeli’’, T.C Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, https://www.csb.gov.tr/iklimi-korumanin-bedeli-makale, (Erişim Tarihi: 15.10.2021)

[9] ‘’ Pricing Carbon’’, The World Bank, https://www.worldbank.org/en/programs/pricing-carbon, (Erişim Tarihi: 15.10.2021)

[10] https://www.bp.com/content/dam/bp/business-sites/en/global/corporate/pdfs/energy-economics/statistical-review/bp-stats-review-2019-CO2-emissions.pdf

[11] ‘’ İklim Değişikliği’’, World Wide Fund For Nature, https://www.wwf.org.tr/ne_yapiyoruz/iklim_degisikligi_ve_enerji/iklim_degisikligi/, (Erişim Tarihi: 17.10.2021)

[12] ‘’ İklim Değişikliği’’, World Wide Fund For Nature, (Erişim Tarihi: 18.10.2021)

[13] https://www.esrl.noaa.gov/gmd/ccgg/trends/global.html

[14] ‘’Paris Anlaşması’’, T.C Dış İşleri Bakanlığı, http://www.mfa.gov.tr/paris-anlasmasi.tr.mfa, (Erişim Tarihi: 18.10.2021)

[15] ‘’Paris Anlaşması’’, T.C Dış İşleri Bakanlığı, (Erişim Tarihi: 18.10.2021)

[16] ‘’Summary for Policymakers’’, The Intergovernmental Panel on Climate Change, https://www.ipcc.ch/sr15/chapter/spm/, (Erişim Tarihi: 19.10.2021)

[17] ‘’1.5ºC Özel Raporu Yayımlandı: Küresel Isınmayı 1,5ºC’de Tutmak İçin Her Alanda Hızlı ve Geniş Değişiklikler Gerekiyor’’, İklim Haber, https://www.iklimhaber.org/1-5oc-ozel-raporu-yayimlandi-kuresel-isinmayi-1-5ocde-tutmak-icin-her-alanda-hizli-ve-genis-degisiklikler-gerekiyor/, (Erişim Tarihi: 19.10.2021)

[18] ‘’Impacts of 1,5ºC Global Warming on Natural and Human Systems’’, The Intergovernmental Panel on Climate Change, https://www.ipcc.ch/sr15/chapter/chapter-3/, (Erişim Tarihi: 19.10.2021)

[19] ‘’Ice Sheets’’, https://climate.nasa.gov/vital-signs/ice-sheets/, (Erişim Tarihi: 20.10.2021)

[20] ‘’ Deniz Seviyesi Yükseliyor, Küresel Isınma Antarktika Buzullarını Eritiyor’’, Türk Deniz Araştırmaları Vakfı, http://tudav.org/deniz-seviyesi-yukseliyor-kuresel-isinma-antarktika-buzullarini-eritiyor/, (Erişim Tarihi: 21.10.2021)

[21] ‘’Sea Level’’, https://climate.nasa.gov/vital-signs/sea-level/, (Erişim Tarihi: 21.10.2021)

[22] Emrin Çebi, ‘’İklim Mülteciliği’’, İHH İnsani ve Sosyal Araştırmalar Merkezi – İNSAMER, 04.03.2016, https://insamer.com/tr/iklim-multeciligi_264.html, (Erişim Tarihi: 21.10.2021)

[23] ‘’Environmental refugee’’, National Geographic Encyclopedıc, https://www.nationalgeographic.org/encyclopedia/environmental-refugee/, (Erişim Tarihi: 21.10.2021)

[24] ‘’5 facts on climate migrants’’, United Nations University Institute for Environment and Human Security, https://ehs.unu.edu/news/news/5-facts-on-climate-migrants.html, (Erişim Tarihi: 21.10.2021)

[25] Seyfi Yıldız, ‘’Sürdürülebilir Kalkınma İçin Karbon Vergisi’’, Muhasebe ve Vergi Uygulamaları Dergisi, Cilt: 10, Sayı: 3, (2017), s. 341

[26] ‘’Gönüllü Karbon Piyasaları’’, T.C Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, https://iklim.csb.gov.tr/gonullu-karbon-piyasalari-i-4391, (Erişim Tarihi: 22.10.2021)

[27] ‘’Gönüllü Karbon Piyasaları’’, T.C Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, (Erişim Tarihi: 22.10.2021)

[28] https://iklim.csb.gov.tr/gonullu-karbon-piyasalari-i-4391

[29] Gülüzar Binboğa, ‘’Uluslararası Karbon Ticareti Ve Türkiye’’,  Journal of Yasar University, Cilt:9, Sayı:34, (2014), s.5751-5752

[30] ‘’İklimi Koruma Bedeli’’, T.C Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, https://www.csb.gov.tr/iklimi-korumanin-bedeli-makale, (Erişim Tarihi: 22.10.2021)

[31] ‘’İklimi Koruma Bedeli’’, T.C Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, https://www.csb.gov.tr/iklimi-korumanin-bedeli-makale, (Erişim Tarihi: 22.10.2021)

[32] ‘’Tamamlanan Projeler’’, T.C Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, https://iklim.csb.gov.tr/tamamlanan-projeler-i-4371, (Erişim tarihi: 22.10.2021)

[33] ‘’Devam Eden Projeler’’, T.C Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, https://iklim.csb.gov.tr/devam-eden-projeler-i-4372, (Erişim Tarihi: 22.10.2021)

[34] ‘’Ozon Tabakasının Korunmasına Yönelik Tamamlanan Projeler’’, T.C Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, https://iklim.csb.gov.tr/ozon-tabakasinin-korunmasina-yonelik-tamamlanan-projeler-i-4401, (Erişim Tarihi: 22.10.2021)

[35] ‘’Ozon Tabakasının Korunmasına Yönelik Devam Eden Projeler’’, T.C Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, (Erişim Tarihi: 22.10.2021)

Bir cevap yazın